İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 114. BİRLEŞİM · SALI

Sağlık hizmetleri temel kan.,sağlık personelinin tazminat ve çalışma esaslarına dair kan.tas.( s.sayısı : 934 ) (doktorlara mecburi hizmet hk.)

Recep Akdağ

Erzurum Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 114. Birleşim · 3. yasama yılı · 21 Haziran 2005 · 528 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma

Kaynak göster

Recep Akdağ (AK Parti), 21 Haziran 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 114. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: SAĞLIK HİZMETLERİ TEMEL KAN.,SAĞLIK PERSONELİNİN TAZMİNAT VE ÇALIŞMA ESASLARINA DAİR KAN.TAS.( S.SAYISI : 934 ) (DOKTORLARA MECBURİ HİZMET HK.)); konuşma 528 kelime.

Recep Akdağ (AK Parti, Erzurum). “Sağlık hizmetleri temel kan.,sağlık personelinin tazminat ve çalışma esaslarına dair kan.tas.( s.sayısı : 934 ) (doktorlara mecburi hizmet hk.)”. TBMM Genel Kurulu, 114. Birleşim tutanağı, 21 Haziran 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/recep-akdag-22-2005-06-21-saglik-hizmetleri-temel-kan-saglik-personelinin-tazminat-ve-calisma-e (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

SAĞLIK BAKANI RECEP AKDAĞ (Erzurum)Sayın Başkanım teşekkür ediyorum.

Saygıdeğer Başkanım, değerli milletvekili arkadaşlarım; benden önce konuşmalar yapan Sayın Özyurt, konuşmalarında zulümden, bizim hekimlerin içine giremeyeceğimizden, hekim toplumunun birbirini çok tuttuğundan, kolay kolay affetmeyeceğinden, ayağımızı denk almamız gerektiğinden bahsetti. Şimdi, bir defa, bu, apaçık bir tahrik. Bu tahrikle, bir defa, kendisini, kendi tahrikiyle baş başa bırakıyorum; ancak, Sayın Özyurt, Türk hekimlerini tanımamış, hem de hiç tanımamış. Ona, Türk hekimlerini tanımasını, biraz daha tanımaya çalışmasını öneriyorum.

Şimdi, bir defa, biz, hekimler olarak, hiçbir zaman böyle ayağı denk aldıracak davranışlar içine girmeyiz; çünkü, bunlar öyle enteresan ifadeler ki, işte "yarın hekimin karşısına çıkacaksınız, dikkat edin" falan ne anlama geliyor bunlar yani. Elbette hekimin karşısına hepimiz ihtiyacımız olduğunda çıkacağız ve şerefli Türk hekimleri de, bize, bütün tarihleri boyunca olduğu gibi, büyük bir şefkatle bakacaklar, bize hizmet edecekler. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Şimdi, resmin bütününü görmemiz lazım. Biz, iki sene önce, devlet hizmeti yükümlülüğüyle ilgili yasayı kaldırırken de bunu konuştuk; daha sonra da kamuoyuna defeatle konuştuk. Biz, gönüllü bir biçimde, teşvik edilmiş bir biçimde, hekimlerimizin de ihtiyaç bölgelerinde elbette çalışmalarını arzuluyoruz. Bunun için de gerekenleri yaptık. Şimdi hep deniliyor ki "Siz 657'yle gönderseydiniz giderlerdi, sözleşmeli gönderiyorsunuz da, onun için gitmediler."

Değerli milletvekili arkadaşlarım, ihtiyaç bölgelerimize, biz, çok değerli hekim arkadaşlarımızı, hem sözleşmeli statüyle hem de 657'yle göndermeye, bunun için sürekli olarak bu bölgelere kadrolar açmaya devam ettik ve hakikaten, hekimlerimize ve diğer sağlık çalışanlarımıza çok ciddî katkı payları ödemeye de başladık. Özellikle bu bölgeler için katkı paylarının üst limitlerden verilmesini sağlamak üzere bir merkezî dönersermaye oluşturduk ve bu merkezî dönersermayeyle de bu bölgelerin hastanelerini güçlendirdik, güçlendirmeye de devam edeceğiz; ama, bakınız, biz, mutlaka, vatandaşımızın ihtiyacı olduğu hekim arkadaşlarımızı, onların ihtiyaçları olduğu bölgelerde istihdam etmek zorundayız.

Bugüne kadar, AK Parti Hükümetleri, hiçbir zaman popülist politika yapmadılar, bundan sonra da yapmayacağız. Aslında, popülizm, burada, hekimlere selam göndermeye çalışırken, halkın ihtiyaçlarını gözardı etmenin adıdır. Biz, bunu yapmıyoruz, elbette yapmayacağız ve şunu özellikle ifade etmek istiyorum: Hekimlik, elbette, zor bir meslektir, fedakârlık isteyen bir meslektir. Öğrenciliğinin ilk gününden itibaren, bütün öğrencilik hayatı boyunca, eğer uzman olmuşsa bir hekim arkadaşım, bu uzmanlık eğitimi boyunca çok ciddî bir çalışma dönemi geçirmiştir ve fedakârca, o dönemde de fedakârca çalışmıştır, hekimliğinde de fedakârca çalışacaktır.

Bir defa, şunu açık ve net olarak ifade ediyorum ki, şu anda, birlikte Mecliste yaptığımız yasa, görüştüğümüz yasa, daha önceki mecburî hizmet yasasından çok büyük farklılıklar arz etmektedir. Bir kademelendirme sistemi getirmiş durumdayız. Hep, 500 günden bahsediliyor; oysa, bildiğiniz gibi, 300 günle başlıyor devlet hizmeti yükümlülüğü. Yani, ihtiyaç bölgesi ne kadar mahrumiyet bölgesi ise, o kadar kısa süreyle devlet hizmeti yükümlülüğü yapmak ve bu süre içerisinde bunu bitirmek mümkün olacak. Ayrıca, bu bölgelerde çalışacak hekim arkadaşlarımıza, sözleşmeli pozisyonunda çalışmak kaydıyla, çok daha yüksek ücretler ödemeye de devam edeceğiz.

Ben, bir defa, şuna kesinlikle inanıyorum: Bu ülkenin hekimleri, geçmişte olduğu gibi bundan böyle de hiçbir hoşgörüsüzlük tavrı göstermeden, ülkemizin insanlarına hizmete devam edeceklerdir. Biz, belli zaruretler sonucunda, kolaylaştırılmış ve teşvik edilmiş bir devlet hizmeti yükümlülüğü getiriyoruz. Bu ülkenin, nasıl ki Silahlı Kuvvetler mensupları, nasıl ki savcıları, hâkimleri, polisleri mahrumiyet bölgelerinde çalışmışlar ise, şerefli Türk hekimleri de bu bölgelerde, bu millete, bu halka elbette hizmet edeceklerdir ve bundan da yüksünmeyeceklerdir.

Hepinize saygılarımı sunuyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

30 konuşma daha · 21 Haziran 2005

30 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook