2006 yılı merkezi yönetim, 2004 mali yılı genel bütçe kanunu (s.s.1028,1029,1030)
Siirt Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 31. Birleşim · 4. yasama yılı · 14 Aralık 2005 · 1.269 kelime · yaklaşık 6 dakikalık okuma
Kaynak göster
Recep Tayyip Erdoğan (AK Parti), 14 Aralık 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 31. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2006 YILI MERKEZİ YÖNETİM, 2004 MALİ YILI GENEL BÜTÇE KANUNU (S.S.1028,1029,1030)); konuşma 1.269 kelime.
Recep Tayyip Erdoğan (AK Parti, Siirt). “2006 yılı merkezi yönetim, 2004 mali yılı genel bütçe kanunu (s.s.1028,1029,1030)”. TBMM Genel Kurulu, 31. Birleşim tutanağı, 14 Aralık 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/recep-tayyip-erdogan-22-2005-12-14-2006-yili-merkezi-yonetim-2004-mali-yili-genel-butce-kanunu-s-s-1028 (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
BAŞBAKAN RECEP TAYYİP ERDOĞAN (Siirt)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2006 Yılı Merkezî Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı üzerinde, 59 uncu Cumhuriyet Hükümetimizin görüşlerini açıklamak için huzurlarınızdayım; Türkiye Büyük Millet Meclisinin siz değerli üyelerini ve sizlerin şahsında, milletimin bütün fertlerini sevgi ve saygıyla selamlıyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)
Sözlerimin başında, bu bütçe görüşmelerinin, ülkemiz için, yol gösterici, ufuk açıcı ve bereketli sonuçlar doğurmasını Allah'tan temenni ediyorum.
Aslında, ben, bugün, sizlere, burada, klasik, sıradan bir bütçe konuşması yapma niyetinde değilim; fakat, bazı beklentilerim vardı; doğrusu, bu beklentileri de bulamamanın hüznü içerisindeyim. İsterdim ki, benden önce konuşan siyasîler, bütçeyi tahlil etsinler, bütçe üzerinde eleştirilerini yaparken, ülkenin geleceğine de, ufuk katma bakımından, yardımcı olsunlar; fakat, gördüm ki, olay, pek böyle gelişmedi; çok daha farklı bir şekilde yaklaşımla, beklentilerin dışında bir zemine çekildi, kaydırıldı.
Ben şunu peşinen ifade etmek isterim: Özellikle bizden önceki hükümetin programını uygulama iddiasıyla ortaya çıkan anlayış, önce, şunu bir defa kendisi tahlil etmesi lazım. Eğer, bunu söylüyorsanız, bu doğruysa, daha sonra, artık, bu programda sorunlar vardır deme noktasına gelemezsiniz; bu bir yanlışınızdır, bu bir çelişkidir. Kaldı ki, biz, eğer o program zaten başarılı bir programsa, başarılı olan yanlarını alırız, ondan da gocunmayız, bu konuda da rahatız; ama, yanlışları varsa, o yanlışları da bir kenara koyarız, doğru olanını biz uygulamaya sunarız. Şu ana kadar da yaptığımız bizim zaten budur ve biz Türkiye'yi dört önemli ayak üzerinde inşa ediyoruz. Hani, ne yapıldı, ne yapıldı diye soruluyor da; demek ki, yapılanları ne yazık ki takip etmiyorsunuz. Bakınız, bu dört ayağın birincisi eğitimdir, bir diğeri sağlıktır, bir diğeri adalettir, bir diğeri emniyettir ve bunun dışında, gerek ulaşımda gerek bu ülkede tarımda, hayvancılıkta gerek toplu konutta Türkiye âdeta bir değişim yaşıyor, bir gelişim yaşıyor. Eğer bunları göremiyorsanız, gözünüz var, demek görmekte sıkıntınız var. Bunun ispatları ortada.
Eğitimde son aldığım rakamlar şudur: Bakınız, geldiğimizden bu yana üç yılı daha yeni doldurduk, 70 000 dersliği gerek hükümet olarak gerek sivil toplum kuruluşları veya hayırseverlerin katkılarıyla gerçekleştirmiş durumdayız; bunu öncelikle görmeniz lazım. Cumhuriyet tarihinde bu rakam yok; üç yılda 70 000 derslik! Bu, eğitimdir, eğitim alanında atılan adımdır (AK Parti sıralarından alkışlar) ve bu yükselen okulları Anadolu'nun dörtbir yanında acaba göremiyor musunuz?! Bunu nasıl görmezlikten gelebilirsiniz?! Bu okullar ne adına yapılıyor allahaşkına; insanımızın, yarınlarımızın teminatı adına yapılmıyor mu! Bunu görmezlikten gelmek, hakikaten, insaf dışı bir harekettir ve bakınız, biz, bu yılın sonuna kadar internet ağına girmeyen okul bırakmıyoruz; bunu da bilmenizi isterim. İşte bu da modernlik adınadır, çağdaşlık adınadır. Peki, soruyorum, sizin mensubu olduğunuz zihniyetler, bugüne kadar, acaba, Anadolu'nun Yüksekovasına, Şemdinlisine internet ağını götürebildi mi? Biz götürdük… (AK Parti sıralarından alkışlar) Biz götürdük… Biz götürdük…
HALUK KOÇ (Samsun)İnternet kaç yıllık?!.
ENİS TÜTÜNCÜ (Tekirdağ)İnternet ne zaman çıktı?!
BAŞBAKAN RECEP TAYYİP ERDOĞAN (Devamla)Bakınız, Şemdinli'ye gittiğimde, orada bilişim teknolojisi sınıfını dolaştım ve Şemdinli'de yavrularımızın orada bilgisayarların önünde zevkle, heyecanla onu kullandıklarını gördüğüm zaman, biz de heyecanlandık.
ERDAL KARADEMİR (İzmir)Mecliste bile iyi çalışmıyor internet!..
BAŞBAKAN RECEP TAYYİP ERDOĞAN (Devamla)Çalıştıramıyorsundur belki be…
…ve Yüksekova'ya geçtim, öyle. Bakın, o Şemdinli'de, Yüksekova'da da okullarımız yükseldi, orada da okullarımız var. Yine, bunlar bu dönemin orada attığı önemli adımlar ve bırakılmış değil. Gel Edirne'nin Süloğlu'nda onu görürsün. Çık Sinop'a, Türkeli'nde onu görürsün. İn Hatay'a, onu görürsün. Türkiye'nin dörtbir yanında ve ülkedeki dengesizlikler, şimdi, yeniden düzene sokuluyor ve bu okulların hepsi yapılıyor.
Bakınız, şu anda sadece bilişim teknolojisi sınıfları için, önümüzdeki yılın herhalde ilk çeyreğinde bitireceğiz, şu ana kadar 300 000'i bulduk, 320 000 bilgisayar, bu bilişim teknolojisi sınıflarına yerleştirilecek ve burada devlet-millet el ele bunu gerçekleştiriyoruz.
Yoktu bunlar; ama, bak, şimdi var…
ALİ ARSLAN (Muğla)Dünyada da yoktu!
BAŞBAKAN RECEP TAYYİP ERDOĞAN (Devamla)Dünyada vardı, vardı. Dünyada vardı da, maalesef, ülke bunları göremiyor ve bugüne kadar gelen yönetimler bu adımı atamıyordu. Çünkü, dert başkaydı; ama, bizim dert daha başka. Şimdi, söyleniyor, ne yapılıyor sosyal güvenlik noktasında veyahut da fakir, garip gureba, yoksullar noktasında; efendim, işte, çadırlardaki o fakir fukaralarla yemek noktasında… Biz, oralardan geldik; oralara inemeyenler bunu bilmez! (AK Parti sıralarından "Bravo" sesleri, alkışlar) Biz, oralardan geldik. Biz, oraların derdiyle dertlenerek geldik. Hayatında oraların derdini bilemeyenlerin bunu konuşmaya hakkı yok. Biz onun edebiyatını yapmadık, bizzat onu yaşayarak geldik. Onu da iyi bilmeniz lazım ve bakın burada da "haydi kızlar okula" kampanyasıyla bir adım attık ve bu adımda ilköğretimde -özellikle bunu da bilmenizi istiyorum- erkek öğrencilere 18 000 000, kız öğrencilere 22 000 000 Türk Lirası; ortaöğretimde erkek öğrencilere 28 000 000, kız öğrencilere 37 000 000 Türk Lirası destek veriyoruz. Niye?... Ve bunu da çocuklara değil, annelerine veriyoruz. Sebep; teşvik edilsin ve burada hakikaten pozitif bir ayırımcılık da yapıyoruz ki, çocuklar okula gönderilsin. 700 000'di bu sayı; ama, şu anda 170 000'ini okullara başlatabildik bu kampanya neticesinde ve biz bunun dertlisiyiz ve bunu hâlâ takip ediyoruz. Taa Şanlıurfasından tut Adıyamanına, Hakkârisine, Erzurumuna, buralara varıncaya kadar bunlar takip ediliyor. Bunlar Ankara'ya mahkûm olmuş bir hükümetin yaptığı iş değil. Ankara'ya mahkûm olarak bunu yapamazsınız, ancak dolaşırsanız yaparsınız. Ve biz, şunu dahi söyleyeyim; halkımızın vücut dilini iyi biliriz, kahvelerin dilini iyi biliriz, merak etmeyin. (AK Parti sıralarından "bravo" sesleri, alkışlar)
Ve bizim siyasette işe başlama tarihimiz, taa gençlik kollarında başlar ve oradan başlar. Biz oradan başladık geldik. Onun için oraların dilini gayet iyi biliriz. O dili bilemeyenlerin herhalde biraz bu konuda ders almaları gerekir; ama, artık yaş da çok geçti, bundan sonra bu işi başaramazlar. (AK Parti sıralarından alkışlar)
Ve tabiî burada bir gerçeği daha vurgulamam lazım, o da şu: Eğitimdeki bu performans, hakikaten imrendiriyor ve artık bakıyorsunuz rekabet başladı; ama, buna bile kulp takma gayreti içerisinde olanlar var. Örneğin, burada yine söylendi, zaman zaman böyle, olmaz yakıştırmalar filan yapılıyor; bakınız, şu anda biz ilköğretimde bütün kitapları ücretsiz veriyoruz. Niye bunu yaptık? Daha önce böyle bir şey yoktu. (CHP sıralarından "vardı vardı" sesleri)
ALİ ARSLAN (Muğla)Vakıfları kaldırarak mı?
BAŞBAKAN RECEP TAYYİP ERDOĞAN (Devamla)Daha önce yoktu. İlköğretimde kitapları verme işi bizimle başladı. Olmayan şeyi var demeyin, ömrünüz böyle geçti zaten, yoktu (AK Parti sıralarından alkışlar) bizimle başladı ve bundan dolayı bile, bunu bile hazmedemediniz, bunu bile eleştirmeye kalktınız. Dediniz ki: "Zengin, fakir var." Öğrencinin zengini, fakiri olmaz, hepsine gidersin kitabı dağıtırsın. Olay budur. (AK Parti sıralarından alkışlar)
Aynı şekilde, önümüzdeki yıl bu defa ortaöğretimde de vereceğiz; çünkü, kitabı alan var, alamayan var; orada da başlatacağız. (AK Parti sıralarından alkışlar)
Çünkü, biz öyle bir dönemden geliyoruz ki, öyle zannediyorum sizler de bunu hep yaşadınız, bir zamanlar, biz, biliyorsunuz üst sınıflarda olanların teksir notlarını alarak okulumuzu, eh, devam ettirmeye çalışırdık, bazen onu bile bulamazdık. Teksir notları, fotokopi filan değil. Buralardan geliyoruz. Bu acıyı tattığımız için bu adımları atıyoruz. Diyoruz ki, yeni nesiller bunu tatmasın, onlara bunu tattırmayalım, biz bunu yaşadık; ama, onlar yaşamasın ve eğitimdeki bu adım aynen Türkiye'nin dört bir yanına bu şekilde yayılarak devam edecektir, durma yok ve şimdi yeni yeni bu konuda alanlar meydana getirmeye çalışıyoruz, inşallah bunu da başaracağız; fakat, ben burada özellikle bir gerçeği daha ifade edeceğim.
Bakın, ilk defa, Türkiye Cumhuriyetinde, bütçede birinci sıraya Millî Eğitim Bakanlığı bütçesi giriyor. Bu çok önemli bir şey. (AK Parti sıralarından alkışlar) Bu, neye önem verdiğimizi gösteriyor ve bizler, kadro dağıtımında da, en büyük kadroyu Millî Eğitim Bakanlığına tahsis ediyoruz; ama, bunda da bir şeyler arıyorsunuz; hemen yakıştırmalar başlıyor. Ya, bunların hepsi, işte, bizden önceki yönetimlerin belirlediği sınavla geliyor ve bu sınavla gelen öğretmenler, biliyorsunuz, artık, tamamen bilgisayar sistemiyle dağıtımları yapılıyor, bu şekilde gidiyor. Hemen buna bir kulp takılmaya, bu kadrolaşma… Kusura bakmayın, ne derseniz deyin. Biz, bu öğretmenlerimizi, Anadolu'nun her yerine gönderiyoruz, göndermeye devam edeceğiz. (AK Parti sıralarından alkışlar) Ve bunu da, millî bir görev olarak telakki ediyoruz.
HALUK KOÇ (Samsun)Millî görev var yani.
BAŞBAKAN RECEP TAYYİP ERDOĞAN (Devamla)Evet. Biraz sonra onu da anlatacağım merak etme; hiç heyecanlanma, sakin ol.
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
10 konuşma daha · 14 Aralık 2005