İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 64. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

Tarihimizdeki sarıkamış olayı hakkında

Remzi Çetin

Konya Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 64. Birleşim · 4. yasama yılı · 16 Şubat 2006 · 593 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma

Kaynak göster

Remzi Çetin (AK Parti), 16 Şubat 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 64. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TARİHİMİZDEKİ SARIKAMIŞ OLAYI HAKKINDA); konuşma 593 kelime.

Remzi Çetin (AK Parti, Konya). “Tarihimizdeki sarıkamış olayı hakkında”. TBMM Genel Kurulu, 64. Birleşim tutanağı, 16 Şubat 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/remzi-cetin-22-2006-02-16-tarihimizdeki-sarikamis-olayi-hakkinda (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

REMZİ ÇETİN (Konya)Muhterem Başkan, muhterem milletvekilleri; büyük Türk edebiyatçısı rahmetli Ahmet Kabaklı, tarihin, bir milletin hafızası olduğunu söyler. Tarihi ışığı altında yapılacak sağlıklı değerlendirmelerle, yanlışların tekerrürünü önleyebiliriz. Tarihimizde öyle olaylar var ki, hem aktörlerinin ruh hali itibariyle hem de sonuçları açısından çok iyi tahlili gerekmektedir.

Yediden yetmişe, Sarıkamış Olayını hepimiz iyi biliriz: 90 000 kahraman Mehmetçik gözünü kırpmadan şehit olmuştur. Allah bütün şehitlerimize rahmet etsin. Bu olayın analizinde, ordu ve politika ilişkisi kendisini açık bir şekilde göstermektedir. Enver Paşa, hem Başkumandan Vekili -yani padişahın vekili- hem de Harbiye Nazırıdır; bir yönüyle asker, bir yönüyle politikanın içindedir; kararları hemen hemen tek başına vermektedir, ciddî bir planlama, hazırlık ve tetkik görülmemektedir. Nitekim, bu harekâta da, çok sayıda kurmay subayın karşı çıkmasına rağmen, tek başına karar vermiştir. Hiçbir şekilde satın alınamayacak büyük bir vatansever olduğunda yerli ve yabancı kaynaklar müttefiktir; ama, böyle bir neticeye yol açmaktan da kendini alamamıştır.

Sarıkamış Harekâtını ağır kış şartlarında ifa eden üçüncü Ordu, araziye ve mevsime uygun donanıma sahip değildir. 90 000 askerin ancak 20 000'in de parka vardır. Nitekim, Enver Paşa cepheleri teftiş ettikten sonra yayımladığı bildiride şöyle demektedir: "Askerler, hepinizi ziyaret ettim. Ayağınızda çarığınız, sırtınızda paltonuz olmadığını da gördüm. Fakat, karşınızdaki düşman sizden korkuyor. Yakın zamanda saldırarak Kafkasya'ya gireceğiz. Siz orada her türlü bolluğa kavuşacaksınız. İslam dünyasının tüm umudu sizin son bir yardımınıza bakıyor." Askerin büyük bir yoksulluk içinde bulunduğunu Başkomutan Vekili biliyordu ve ancak, bu yoksulluğa, Kafkasya'ya girerek çözüm getireceğini sanıyordu.

93 Harbiyle serhat şehirlerimiz Rusların elindeydi. Sarıkamış Harbinden sonra bütün Doğu Anadolu Rus ve Ermenilerin eline geçti. Şimdi burada bir gerçeğe işaret etmek istiyorum: Asırlardır Büyük Türk Milletinin koruyucu kanatları altında himaye görmüş, varlıklarını sürdürme imkânı bulmuş Ermeniler, Rusların desteğinde aziz milletimize karşı toplu katliama başlamışlardır. Ermeni silahlı sürülerinin Rus destekli bu katliamları sonucunda, o bölgedeki halkımızın can güvenliğini sağlamak için Ermenilere karşı tehcir (göç) kararı alınmıştır. Esasen Sarıkamış Harbinin altında yatan ana sebeplerden biri de, halkımızı Ermeni katliamından korumak içindir. Çünkü, o yıllarda sadece Sarıkamış'ta katliam tehlikesiyle karşı karşıya kalan 30 000 insanımız vardı. Ermeniler ağır kış şartlarına rağmen bizi Sarıkamış Harekâtına zorlamak suretiyle 90 000 kahraman Mehmetçiğin şehit olmasına yol açmanın yanında, o bölgedeki insanımıza da büyük bir katliamı reva görmüşlerdir. Şunların tıynetlerine bakınız ki, bu kadar cürümü işlemelerine rağmen bizi katliam yapmakla suçluyorlar.

Değerli milletvekilleri, işte tehcir bu şartlarda alınan bir karardır. Bunun müsebbibi de kendileridir. Daha o yıllarda Pierre Loti başta olmak üzere, Avrupa basınında yazdıkları yazılarla pek çok namuslu yazar ve araştırmacı esas katliamı Ermenilerin yaptığını savunmuşlardır. Hatta, bu yüzden, büyük Türk dostu Pierre Loti'nin Fransız vatandaşlığından çıkarılması bile tartışılmıştır.

Tarihimizin, eğitim sistemimizde, çocuklarımıza çok iyi bir analizle verilmesi gerekir. İttihat ve Terakki hareketinin de tahlilinin dikkatli yapılması gerekir. İttihat ve Terakki, Abdülhamid'e karşı girişilen ihtilal hareketiyle işbaşına geldiği zaman İmparatorluğun toprakları 10 000 000 kilometrekare idi. Ne yazık ki, bunların iktidarda bulunduğu on yıl zarfında dağılmış bir İmparatorluk ve işgal edilmiş bugünkü topraklarımız elimizde kaldı. Nihayet, tarih sahnesindeki varlığımızın tartışıldığı bir sırada, Mustafa Kemal'in komutasındaki bir başka kurmay heyet, başarıyla İstiklal Harbini gerçekleştirdi. Hepsini saygıyla ve rahmetle anıyoruz.

İstiklal Harbimizi gerçekleştiren kurmay heyet, ordu-siyaset ilişkisi konusunda son derece hassastır; çünkü, siyasete bulaşmış bir orduyla, Balkan Harbini, Sarıkamış Harbini ve nihayet İmparatorluğu kaybettiğimizi çok iyi bilmektedirler. Siyasete bulaşan bir ordu harp edemez, kendi içindeki iktidar mücadelesiyle ihtiraslarının esiri olurlar. Bu noktayı çok iyi değerlendiren Mustafa Kemal, İstiklal Harbimizden sonra devlet görevi alacak subaylarımızın ordudan istifasını şart koşmuştur.

Bugünkü demokratik medenî dünyada, devlet kurumlarının yeri ve görevi anayasa ve kanunlarla belirlenmiştir. Güçlü ve demokratik ülkelere baktığımız zaman, bu hukuk sayesinde, disiplinli ve başarılı toplumlar olduklarını görürüz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

41 konuşma daha · 16 Şubat 2006

41 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook