İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 104. BİRLEŞİM · SALI

Optisyenlik hakkında kan.tekl.ile gözlükçülük hakkında kan.değ.yap.dair kan.tas.

Sabri Varan

Gümüşhane Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 104. Birleşim · 2. yasama yılı · 22 Haziran 2004 · 921 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

Sabri Varan (AK Parti), 22 Haziran 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 104. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: OPTİSYENLİK HAKKINDA KAN.TEKL.İLE GÖZLÜKÇÜLÜK HAKKINDA KAN.DEĞ.YAP.DAİR KAN.TAS.); konuşma 921 kelime.

Sabri Varan (AK Parti, Gümüşhane). “Optisyenlik hakkında kan.tekl.ile gözlükçülük hakkında kan.değ.yap.dair kan.tas”. TBMM Genel Kurulu, 104. Birleşim tutanağı, 22 Haziran 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/sabri-varan-22-2004-06-22-optisyenlik-hakkinda-kan-tekl-ile-gozlukculuk-hakkinda-kan-deg-yap-dai (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

SABRİ VARAN (Gümüşhane)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; gerçekten, şu anda görüşmekte olduğumuz 509 sıra sayılı gözlükçülükle ilgili yasa teklifini hepinizin merakla beklediğini biliyorum. Zira, üç haftadır, Genel Kurulun gündemine geliyor, sıra gelmediği için erteleniyor. Gözlükçülükle ilgili faaliyette bulunan arkadaşların, gerek komisyonumuza gerekse Meclisteki bütün milletvekili arkadaşlarımıza konuyu taşıdıkları için, hassasiyetle bu saati beklediğini biliyorum. Grup adına konuşma süresi daha uzun olduğu için konuşma metnimiz daha tafsilatlıydı; ama, Grup adına değil de şahsım adına söz alabildiğimden, konuşma sürem 10 dakikaya düştü ve konuyu özetleme durumu hâsıl oldu; bunun için, tafsilatı, özetin özeti yaparak zatıâlilerinize sunmak istiyorum.

Değerli milletvekilleri, yıllardır çözüm bekleyen, halkımızın da göz sağlığıyla yakından ilişkili olan Gözlükçülük Hakkında Kanun, 3958 sayıyla 1941 yılında yürürlüğe girmiştir. Kanun, 1940 yılında çıkarılmış; ancak, 1941 yılında yürürlüğe girmiştir; yani, 63 yaşında yaşlı bir kanun üzerinde görüşmeler yapıyoruz.

Gözlükçülük sektörü her ne kadar bir ticaret gibi algılansa da, ayrı bir yasanın bulunması ve tıp dünyasındaki yeri dikkate alındığında, halkın göz sağlığıyla bire bir ilişkili olduğu inkâr edilemez bir gerçektir. Göz hastalıklarıyla ilgili tedavi edici araçlardaki gelişmeler, teknolojik ilerlemeler ve sermaye gruplarının bu meslek kolunda çok yoğun olarak bulunmaları karşısında, mevcut yasayla bu mesleğin icra edilebilmesi ve göz sağlığının özenle, titizlikle korunmasına ilişkin düzenleme ve uygulama yapabilme imkânı bulunmamaktadır.

1941 yılından bu yana dört aylık kurslarla verilen optik diplomalarına 1983 yılında son verilmiştir. 1993 yılında ise, dört yıl öncesinden gözlükçülük yapanlara -yaklaşık 2 000 kişiye- tek bir imtihanla gözlükçülük belgesi verilmiştir. 1941-1993 yılları arasında 47 kez sınav açılmıştır. Bu sınav neticesinde, 4 596 kişiye gözlükçülük ruhsatnamesi verilmiştir. Sağlık Bakanlığı 1988'den beri gözlükçülük kursu açmamıştır. 1992 yılında 5 üniversitemizde, önlisans seviyesinde optisyenlik yüksekokulu açılmış ve bugüne kadar 600'e yakın gencimiz bu okullardan mezun olmuştur; ancak, bürokrasi de burada yapabileceğini yapmış, önlisans mezunu olan bu gençlerimize, gözlükçülük müessesesi açma yetkisi, maalesef, verilmemiştir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, çok karmaşık bir durumla karşı karşıyayız. Bir tarafta, dört aylık kurslarla mesleği icra etme yetkisi almış, gözlükçülük ruhsatnamesine sahip ve mesul müdürlük hakkını kazanmış bir kesim; diğer tarafta, Sağlık Bakanlığına müracaat etmiş, Sağlık Bakanlığının "siz, bir mesul müdür tutun, müesseseyi açın; biz, zaten kurslar düzenliyoruz, sizlere gözlükçülük ruhsatnamenizi vereceğiz" demesiyle bekleyen ve mesul müdürünün gözlerine bakan, onun mahkûmu olan 2 200 işyeri sahibi, milyarlarca lira yatırım yapmış, geleceğini bu mesleğe bağlamış işverenler; diğer tarafta da, iki yıllık önlisans seviyesinde okulunu bitirmiş; ancak, gözlükçülük müessesesi açma hakkını elde edememiş 600'ün üzerindeki gencimiz; yani, karmakarışık bir durum...

Değerli arkadaşlar, zaman sınırlı olduğu için konuyu özetlemek istiyorum. Burada komisyonumuzun yaptığı nedir; konuşmacı arkadaşlardan birisi "bu tasarı geldi, geri gitti, tekrar geri geldi" gibi bir açıklamada bulundu. Bu, tamamen teknik bir ayrıntıdır. Hükümetten gelen tasarının komisyonumuzda hazırlanan teklifle teknik olarak komisyonda birleştirilmesi gerekiyordu; aksi takdirde, yapılması gereken değişiklikler Genel Kurulda önergeyle yapılacaktı. Bu, teknik bir sebepten kaynaklanmıştır; yoksa, sonradan eklenen maddelerin tasarının geliş gidişiyle ilgisi, alakası yoktur.

Değerli milletvekilleri, takdir edersiniz ki, 2 200 işyeri sahibi, devletin, Bakanlığımızın, daha önce "bir mesul müdür bulun, çalışın, biz, kurslar düzenleyeceğiz, sizlere bu hakkı vereceğiz" demesi üzerine, mesul müdürlerini bulmuşlar ve müesseselerini açmışlardır; ama, devlet, 1993 yılından bugüne kadar 2 200 işyeri sahibine bu hakkı vermemiş, bu düzenlemeyi sağlamamıştır. Burada, işyeri sahiplerinin bir kusuru yoktur; varsa, devletin bu işyeri sahiplerine karşı bir ihmali, bir gecikmesi vardır. Komisyon olarak, bu arkadaşların da mağdur olmamasını istedik; zira, bundan önce, hatırlarsanız, muhasebeciler ve malî müşavirlerle ilgili yasa da çıkmıştı. Orada da, bir sebeple, belge sahibi, muhasebe bürosu açma durumunda olan kişilere, tahsiline bakılmaksızın bu hak verilmişti ve bunu Sayın Özyürek, gayet iyi bilir geçmişten. Bu vesileyle, biz de, bu işyeri sahiplerimize çok sıkı bir kurs yapalım; kurs neticesinde -altı ay olacak bu kurs; inşallah, önergeyle, bu üç aylık süreyi de altı aya çıkarıyoruz- sınav yapalım dedik. Sınavı kazanan bu belgeyi alacak, sınavı kazanamayan bu belgeyi alamayacak ve bu sınava girmek için de, 1993 yılından 2004 yılına kadar geçen süre içerisinde, dört yıldır bu işle iştigal eden, bu işle uğraştığını sigortayla, Bağ-Kur primiyle vesaireyle ispatlayan kişilere bu sınava katılma hakkını verelim istedik ve sınavın da çok ciddî olacağını, hem komisyon hem de Sağlık Bakanlığımız olarak deklare ettik. Sınava girilecek, sınav kazanılacak, sonra bu belgeler verilecek. Bu vesileyle "bedavadan gözlükçülük ruhsatı veriliyor" diye bir eleştiriyi kabul etmemiz mümkün değildir.

Değerli arkadaşlar, tüzelkişilerle ilgili eleştiri geldi. Bakın, bu tasarı hazırlanmadan Avrupa Birliğine yazı yazıldı ve mesul müdürlük müessesinin orada da olduğu cevabını aldık. Bu vesileyle, Avrupa Birliği eşiğindeki bir Türkiye'nin çıkardığı yasanın da, Avrupa Birliğiyle uyumlu olması kadar normal bir durum yoktur.

Niye 2 200 işyeri sahibine bu hakkı vermek istedik; değerli arkadaşlar, elimde iki dosya var; bunlar, gözlükçülerle ilgili iki ayrı derneğin üyelerinin oluşturduğu dosyalar. Şimdi, müessese sahibi olan, aynı zamanda da ruhsatname sahibi olan arkadaşlar, mesul müdürle çalışan diğer arkadaşlarını, gidiyor (A) kurumuna, (B) sosyal güvenlik kurumuna şikâyet ediyor, diyor ki: "Siz, mesul müdürle çalışan gözlükçünüzle sözleşme yapmayın" ve bunu başarmışlar. Geçmişte, Bağ-Kur Genel Müdürlüğü, mesul müdürle çalışan gözlükçü işverenlerini mağdur etmiş. Daha sonra, binbir zorlukla bu aşılmış, mesul müdürle çalışan gözlükçüler de Bağ-Kurla sözleşme imzalayabilmiş. Bunun gerisinden SSK ve Emekli Sandığıyla ilgili sözleşmeler gelecek. Yani, mesul müdürle çalışan işyerleri, kesinlikle, bu belgeyi alması durumunda rahat edecekti. Zira hem mesul müdür hem de işyeri sahibi olan kişilerin onlarla ilgili şikâyetleri devam ediyordu. Yani, istenen şuydu: Bu hak bizim, bizde kalsın, başka kimse bu hakka sahip olmasın. Biz de, takdir edersiniz ki, iktidar olarak, hükümet olarak, kimseyi mağdur etmemek, kimsenin yatırımını öldürmemek ve işsizler ordusuna yeni işsizler katmamak durumundayız. Bu vesileyle bu geçici 3 üncü madde düzenlenmiştir. En az lise mezunu olacaktır. Lise mezunu olmayanlar, bu şartları taşısalar da kursa giremeyecektir.

Geçmişte ne olmuştur?.. İşte, burada, dosyada var...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

28 konuşma daha · 22 Haziran 2004

28 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook