İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 66. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

Deniz çevresinin petrol ve diğer zararlı maddelerle kirlenmesinde acil durumlarda müdahale ve zararların tazmini esaslarına dair kanun tasarısı (s.s.718)

Salih Gün

Kocaeli Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 66. Birleşim · 3. yasama yılı · 3 Mart 2005 · 1.308 kelime · yaklaşık 7 dakikalık okuma

Kaynak göster

Salih Gün (CHP), 3 Mart 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 66. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: DENİZ ÇEVRESİNİN PETROL VE DİĞER ZARARLI MADDELERLE KİRLENMESİNDE ACİL DURUMLARDA MÜDAHALE VE ZARARLARIN TAZMİNİ ESASLARINA DAİR KANUN TASARISI (S.S.718)); konuşma 1.308 kelime.

Salih Gün (CHP, Kocaeli). “Deniz çevresinin petrol ve diğer zararlı maddelerle kirlenmesinde acil durumlarda müdahale ve zararların tazmini esaslarına dair kanun tasarısı (s.s.718)”. TBMM Genel Kurulu, 66. Birleşim tutanağı, 3 Mart 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/salih-gun-22-2005-03-03-deniz-cevresinin-petrol-ve-diger-zararli-maddelerle-kirlenmesinde-acil (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA SALİH GÜN (Kocaeli)Başkanım, Grubum ve şahsım adına söz aldım, herhalde, birleştirirseniz 15 dakika.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmek üzere Yüce Meclise getirilen 718 sıra sayılı yasa tasarısının 1 inci maddesi üzerinde, CHP Grubu ve şahsım adına söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Saygıdeğer Çevre Komisyonu Başkanım genel olarak çevre bilgilendirmesi yaptı; teşekkür ediyorum ve genelde, AKP adına konuşan değerli arkadaşım, Boğazların kirlilik ve tehlikesinden bahsetti. 1 inci maddedeki amaç, eğer amacı doğru tespit edersek, diğer maddeleri uyum içerisinde mütalaa ederiz.

Türkiye'de, denizlerimiz, yalnız Boğazları kapsamaz; 8 333 kilometre sahilimiz vardır. İstanbul'da batan petrol yüklü gemiden, eğer İskenderun'da batan gemiden bahsedersek, Sinop'taki bidonlardan bahsedersek, bundan sonraki gelecek felaketleri gözardı etmiş oluruz. Onlar için de tedbir alınması gerektiğini ve bu çalışmayı yaptığını, Sayın Bakanım da, Yüce Meclise, buradan bilgi olarak verdi.

Değerli arkadaşlar, bu ülkede, bir zamanlar denizcilik bakanlığı vardı; on onbeş yıl önce denizcilik bakanlığı... Daha düne kadar Çevre Bakanlığı vardı. Türkiye büyüdükçe, uluslararası çevre konusu, gündemin birinci maddesi olduğu ortamda, millî turizmde, millî payda gözardı edilemeyecek, sanayileşmede, denizcilikte gözbebeğimiz olan denizlerimiz dururken, denizcilik bakanlığı ve en fazla kirlenmeden bahsettiğimiz Çevre Bakanlığı kaldırılıyor; kaldırılmadı, Orman Bakanlığında birleştirildi. Sağ olsun, Bakanım, iki görevi birden, elindeki imkân ve kadrolarla yerine getirmeye çalışıyor.

Ne oldu; Boğazlardan geçen gemiler mi azaldı Türkiye'de?! Deniz nakliyeciliğinde azalma mı oldu?! Denizlere ilgi mi azaldı?! Turizmimiz mi azaldı bizim Türkiye'de?! Denizlerimizde balık kapasitesi milyon tonları mı aştı?! Neden kaldırıyoruz çevreyle ilgili bakanlığı, denizcilik bakanlığını?!

Yine, bu iktidar, sahillerimizi yıllardır gözleyen, koruyan, sahip çıkan Sahil Güvenlik Komutanlığının görevini, yeni çıkan Büyükşehir Yasasıyla belediyelere devretmeyi hedefledi. Bunu, burada, şimdiye kadar konuşmacı arkadaşlardan bahseden olmadı; biraz sonra, zannediyorum, Bakanım ve diğer arkadaşlardan birisi bunu anlatırlar.

Yıllardır tecrübesiyle, erdemliliğiyle, görev anlayışından kuşku duymadığımız Türk Silahlı Kuvvetlerinin bir parçası olmuş, keşif uçaklarıyla, helikopterleriyle, hücumbotlarıyla, deneyimli kadrolarıyla en güzel şekilde sahillerimizi koruyan, kaçakçılık için kaçakçıların korkulu rüyası olan bunların görevlerini azaltmak, korumak anlamına gelmez.

Tabiî, bu yasanın 4 üncü maddesinde, yine, Sahil Güvenliğe büyük bir görev verilmekte olsa da yeterli olduğu kanaatinde değilim; benim görüşüm budur. Belki, imkânların yetersizliğinden, kadro, bütçe yetersizliğinden, bu deneyimli, uzmanlaşmış kadrolardan bile tam randıman alınamamaktadır.

Denizlerimiz, havadan, karadan ve denizden kirlenmektedir. Denizlerimizde her türlü kaçakçılık yapılırken, iskeleler özelleştiriliyor, yetkiler müsteşarlığa ve belediyelere verilmeye çalışılıyor.

Havadan sanayi bölgelerinde meydana gelen hava kirliliği, rüzgârın yardımıyla denizlere taşınması ve suya çökmesi olarak tarif edilmelidir.

Deniz kaynaklı kirlenme, denizlerimizi, seyretmekte olan her çeşit gemi tarafından insan artığı, akaryakıt artığı olarak, gemi kaynaklı petrol kirliliği olarak büyük boyutta tehdit etmektedir.

Kara kirliliği, çöp, pis sular ve kanalizasyon atıkları, sanayi tesisleri atıkları, nükleer atıklardır. Bunlar, emisyon ölçüm laboratuvarlarında tespit edilecek. Deniz kenarındaki yerleşim alanlarında plânsız sanayileşme, neredeyse kanser salgını hastalığı haline gelmiştir. Evet, sahillerimizde sanayileşme plânlı bir şekilde olmadığı için, şu anda kanser salgını haline gelmiştir sanayileşmenin kirliliğinden dolayı.

Deniz, iç sularımız, yanlış yapılaşma, endüstriyel, evsel, komşu ülke akarsularının taşıdıkları atıklarla ve yaşanan kazalarla müdahale edemediğimiz kimyasal çöp yüklü batırılan gemilerle, Karadeniz'e atılan ve hâlâ çıkarılamayan kimyasal varillerle; Tuna'dan, Meriç'ten gelen komşu ülke kirletmesiyle mücadele edeceğimize, denizcilik bakanlığını, Çevre Bakanlığını Orman Bakanlığıyla evlendiriyoruz. Sinop'taki variller çıktı mı, İskenderun'da batan gemi çıkarıldı mı?! Sayın Bakanım bu hususta bilgi verdi; girişimleri için teşekkür ediyorum. Bu birikimler, çevrede bu dönemde olmuş diye söylemek istemiyorum; yılların ihmali. Biraz önce, Komisyondaki arkadaşım da bundan bahsetti, ama, bunlar için bakanlıklar kurulmalı, köklü çözümler üretilmeli. Müsteşarlıkla, müsteşarın verdiği yetkiyle veya birilerine bu işi havale etmeyle, belediyelere havale etmeyle bu konu daha da berbat olacaktır. Sanki plânlı bir şehirleşme olmuştur Türkiye'de, sanki bütün belediyelerin kanalizasyonu yapılmıştır, sanki arıtma tesisleri vardır. Bakanım gayet iyi bilir, ülkemizde 2 300 civarında belediyemizin 900 tanesi sahil kentlerindedir. Bunların 140 civarında kanalizasyon işi halledilmiştir. 900 tane sahil kentimizin 140 tane belediyesinin kanalizasyon işi halledilmiştir ve 40 tanesinde de arıtma tesisi vardır. Arkadaşlar neyi bahsediyoruz?! Burada konuşmakla, bir şeyleri bahsetmekle değil, bu altyapıları yapmadığın sürece, çevre, bize çok büyük tokat vuracaktır. Bilhassa Marmara Denizi, yüksek boyutta yoğun nüfus ve sanayi yerleşimlerini kucaklamak zorundadır. Erdek, Avşa, Gemlik, İzmit Körfezleri, İstanbul'un kıyıları aşırı biçimde kirlenmiştir.

Kirlenmişse ne olmuş?.. Ne olduğunu sizlere arz etmeye çalışayım: İstanbul'da Haliç, İzmit, İzmir, Bandırma Körfezleri, cıva, kurşun, krom, çinko, bakır deposu olmuştur; evsel atıklar ve kanalizasyon atıklarıyla, biyolojik özelliğini kaybetmek üzeredir. Halbuki, Polonya kökenli araştırmacı "Black Sea" kitabında, Marmara'nın erdemliğinden bahseder; der ki: "Çok tuzlu Akdeniz ile az tuzlu Karadeniz'in arasındaki bu akvaryum her zaman korunmalı." Son kılıçbalığı, Marmara'da, 1960 yılında tutulmuştur. Son kılıçbalığı, 1960 yılında tutulmuştur. 1980 yılında Türkiye'nin balık üretimi 500 tondur arkadaşlar. Türkiye'nin 1980 yılındaki balık üretimi 500 tondur. Önümüzdeki... Geçen yıl 100 000 tona düşmüştür. 500 000 tondan, denizlerimizdeki balık üretimi 100 000 tona düşüyor. Karadenizde yaşayan 26 balık türü 5-6'ya düşmüştür.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

SALİH GÜN (Devamla)Marmara'daki 125 balık türü ise 10'un altına düşmüştür. Yılda 60 000'den fazla geminin geçtiği Boğazlardan ve 15 000 000'a hizmet için, İstanbul'da, yük ve insan taşımacılığının belirli oranı deniz ulaşımıyla sağlanmaktadır. İstanbul, İzmir, Mersin, Antalya gibi sahil kentlerimizin hemen yanında, sırf nakliye maliyeti düşünülerek kurulan sanayi kuruluşları yalnız denizlerimizi değil, hava ve kara kirliliğimizi de körüklemektedir.

Yalnız ve yalnız, geçen iktidarların aynı hatası devam etmektedir. Gebze'de 13 tane organize sanayi kabul görmüştür. Bir ilçede 13 tane organize sanayi kabul görmüşse, bunların atıkları, Gebze'nin atıkları, Dilovası'nın atıkları denize nasıl ulaşıyor; acaba -Çevre Bakanımız Kocaelilidir- hiç araştırma yapılmış mıdır?

Biz denizcilik bakanlığını kaldırıyoruz, parlamenterlerden tasarruf mu ediyoruz, yoksa ekonomiyi yükten mi kurtarmaya çalışıyoruz?! Eğer zarar ediyoruz derseniz, yarın, zararımız tasarrufumuzdan daha fazla olur.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; uygar toplumlara yaraşır kent plânları olmadığı sürece, sanayileşme gelişigüzel yapılırsa, hatta denetlenen bölgelerden kaçarsa, imardışı bölgelere kaçarsa; denetimden kötü niyetle kaçar, iskeleler, rıhtımlar, depolama alanları kuralları yok sayarsa; yapanın, yaptığı yanına kâr kalırsa, uluslararası anlaşmaları uygulayamazsak; kaçakçılığın, denizleri hoyratça kullanan kurum ve kuruluşların denetiminde görevini layıkıyla yapan, yapmaya gayret edenleri, biz, görevlerini alıp, daha altyapısı yapılmamış kurumlara devredersek, kaçakçılığın önlenmesi de -denizlerimizde- ve kirlenmesi de devam edecektir.

Gaye, süregelen kirliliği önlemek, insanlığa hizmetse, daha acil, yaptırımcı tedbirler almak ve yetkililerin yetki ve imkânlarını geliştirmek olmalıdır.

Denizlerimizin ticarî yönü kadar, tarihî, askerî, siyasî, coğrafî, kültürel ve doğal kıymetleri de vardır; yalnız kirlilik değil. Bizim denizlerimiz, bütün komşu ülkelerin, askerinin, herkesin gözlerinin içerisine bakarak gıptayla eline geçirmeye çalıştığı altın gibi sahillerdir. Bu kıymetleri, bireysel menfaatler için... Açıkça söylüyorum, ben, bir, Marmara Denizinde yaşayan arkadaş olarak; sahillerimiz şu anda rant kavgasına peşkeş çekilmektedir. Yıllardır böyledir, yine böyle olmaya devam edecek. Bu şekilde başlayan facia, toplumsal afete dönüşür. Halbuki, ülke menfaatleri düşünülürse, sağlıklı ve saygılı bir denetim, herkesin menfaatine olacaktır. Bu da, deneyimli, disiplinli, seçme, seçilme kaygısı olmayan kurum ve kuruluşlarla olur. Deniz sahillerini iyi tanıyanlar bilirler, eskiden denizlerimizde martılar avlanırdı, şimdi denizlerimizde martılar yok, belediye çöplüklerine gitti; bu kadar kirletmişiz. Arkadaşlar, bunları hepiniz biliyorsunuz; bunlar için, burada, daha, ülkemizi koruyacak, rant peşinde koşanlara set çekecek yasalar çıkarmak zorundayız.

İşte, amacımızı iyi belirlemeyi bilirsek... Evsel atıklar, çöpler, arıtılmadan denizlerimize boşaltılan kanalizasyon, pis su atıkları, endüstriyel atıklar, kimyasal tüm türler için, gemiler tarafından sintine, kirli balans sularının denizlerimize deşarj edilmesi, ruhsatsız ve yasal olmayan alanlardan kum çekilmesi, çarpık kentleşme, aşırı ve bilinçsiz balık avlanması, yanlış zemin üzerine yanlış dolgu yapılması, elektrik üretmek üzere kurulmuş termik, nükleer santrallar denizlerimizde ekolojik dengede de hasar meydana getirmektedir. Denizin içerisinde, canlıların nesillerinin devamı tehlikeye sokulmaktadır.

8 000 kilometrenin üzerinde sahili olan, turizm için, balıkçılık için, uluslararası ulaşım, yurtiçi, yurtdışı taşımacılık için bulunmaz olan bu coğrafyayı korumak, tüm bu olumsuzluklardan kurtulmak için bilim kurullarından, üniversitelerden, TÜBİTAK'tan, Seyir ve Hidrografi Komutanlığından, Sahil Komutanlığından, Koruma Komutanlığından, balıkçılarımızdan -ekmeğini, rızkını denizden çıkaran balıkçılarımızdan- balıkçı kooperatiflerinden, denizlerde her gün ekmek parası kazanan kaptanlarımızdan görüş alınmalı ve bunlara inanılmalı.

İster plânlı ister plânsız alanda sanayileşme, o bölge halkının katılımıyla, ÇED raporu alınarak gerçekleştirilmeli. Sahillerimizde yapılacak her türlü girişim, belediyenin, o yerleşim belediyesinin onayı alınmadan gerçekleştirilmemeli.

Büyükşehir Yasasıyla, şimdi, bütün konular Büyükşehir Yasasına devredildi. Büyükşehir Yasası gereği, büyükşehirdeki uzman arkadaşlar belki de bölgenin mahalline gitmeden rapor veriyorlar. Bir tanesini geçende Sayın Müsteşar Beye arz ettim; onu da pek yakında kendisine rapor olarak verip, bunu da görüşeceğiz.

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

21 konuşma daha · 3 Mart 2005

21 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook