İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 60. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Hataydaki sel feleketi hk

Sami Güçlü

Konya Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 60. Birleşim · 1. yasama yılı · 2 Nisan 2003 · 923 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

Sami Güçlü (AK Parti), 2 Nisan 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 60. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: HATAYDAKİ SEL FELEKETİ HK); konuşma 923 kelime.

Sami Güçlü (AK Parti, Konya). “Hataydaki sel feleketi hk”. TBMM Genel Kurulu, 60. Birleşim tutanağı, 2 Nisan 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/sami-guclu-22-2003-04-02-hataydaki-sel-feleketi-hk (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI SAMİ GÜÇLÜ (Konya)Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; Hatay Milletvekilimiz Sayın Mehmet Eraslan'ın, Hatay'da meydana gelen afet, sel ve benzeri konularla ilgili olarak o bölgede yaşayan insanlarımızın içinde bulunduğu durumu dile getiren konuşmasına, kısaca, hükümetimiz adına, ben de katkılarda bulunmak istiyorum; bu vesileyle, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Tarım sektörünün diğer sektörlere nispetle en temel özelliğinden birisi, işte bu tabiat şartlarına açık olmasıdır. Asi Nehri, hâlâ zapt edilememiştir; ismini de, herhalde, geçen zaman diliminde o bölgelere verdiği zarardan almış olsa gerek. Ancak, bunun bu şekilde isimlendirilmesi ve bölgede, gerek Suriye sınırları içerisindeki barajın zaman zaman sularının hızla boşaltılmasıyla ortaya çıkan gerekse Asi Nehrinin taşmasıyla oluşan zarar, elbette, burada, şu veya bu şekilde izah etsek bile, bölgedeki insanlarımız bakımından çok önemli sonuçlar doğurmaktadır.

Yine, hepimiz biliyoruz ki, tarımsal faaliyetler, belli zaman dilimlerinde yerine getirilen emeğin karşılığında uzun süre beklenilerek hâsılaya dönüşen faaliyetlerdir ve belli dönemler geçtikten sonra da telafi edilmesi zordur; müteakip ekim dönemini beklemek gerekir. Dolayısıyla, diğer sektörlerden ayrılan bu yönüyle, dünyanın bütün ülkelerinde olduğu gibi bizde de, daha çok dikkat, özen gösterilmesi gerekir ve bu tip durumlara karşı koruyucu tedbirler alınması lazımdır.

Geçmişte, iki önemli yasa, tarım faaliyetlerimizde meydana gelen olağanüstülükleri telafi edici olarak kullanılmıştır. Bunlardan bir tanesi, 1948 yılında çıkarılan Muhtaç Çiftçilere Ödünç Tohumluk Verilmesi Hakkında Kanundur ve bu kanun, kuraklık, soğuktan etkilenme, sel, haşere, yangın ve benzeri afetlerden, mahsulü en az yüzde 40 nispetinde zarara uğrayıp, tohumluğu kalmamış ve kredi kuruluşlarından tohum kredisi alamayacak halde bulunan üreticilere gerekli yardımı yapmak için düzenlenmiştir.

Diğer bir kanun ise, daha yakın bir tarihte, 1977 yılında yürürlüğe giren 2090 sayılı Tabiî Afetlerden Zarar Gören Çiftçilere Yapılacak Yardımlar Hakkında Kanundur. Bu kanun da, yangın, yer sarsıntısı, yer kayması, fırtına, taşkın, sel, don, dolu, kuraklık, haşere ve hastalıklar gibi nedenlerle tarımsal ürünleri, canlı-cansız üretim araçları ve tesisleri değeri itibariyle en az yüzde 40 oranında zarar gören veya yok olan ve bu yüzden çalışma ve üretme imkânları önemli ölçülerde bozulan çiftçiler ile köylünün kurmuş olduğu tarımsal amaçlı kooperatiflere, devletçe gerekli yardımların yapılmasını sağlamak ve yapılacak yardımlara ilişkin usul ve esasları belirlemeye yönelik olarak çıkarılmış, düzenlenmiştir.

Ne yazık ki, ülkemizde, uzun zaman, tarım kesiminde meydana gelen afetlere yönelik olarak çiftçilerimizi himaye eden, koruyan bu iki kanun, 3 Mart 2001 tarihinde alınan bir kararla, Meclisten geçen 4629 sayılı Kanunun Resmî Gazetede yayımlanmasıyla -yani, birincisi 1948 yılında çıkarılan, ikincisi 1977 yılında çıkarılan bu iki kanun- yürürlükten kaldırılmış, bu kanunlarda belirtilen görevleri yerine getirecek fonlar tasfiye edilmiş, böylece, 2001 yılı martından itibaren çiftçilerimize yönelik olarak uygulanan kamu desteği, âdeta budanmış, ortadan kalkmıştır. Geriye, hepimizin bildiği, böyle durumlarda, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Fonundan sembolik anlamda yapılan yardımlar kalmaktadır. Elbette, bunun, saygıdeğer arkadaşımızın biraz önce ifade ettiği gibi, Hataylı çiftçilerimizin uğradıkları zararı telafi etmesine de imkân yoktur.

Dolayısıyla, hepimize düşen görevlerden birisi, bu tarım sektörünün, tabiat şartlarının getirdiği belirsizliğe karşı, onların gelirlerindeki kaybı telafi edici, onların hayat seviyesini belli bir noktada tutmaya yönelik düzenlemelerin yapılmasıdır, desteklerin verilmesidir. Bu, mutlaka yerine getirilmesi gereken bir sorumluluktur.

Bu hususta, şu anda, hükümetin de gündeminde olan konu, diğer sektörlerin benzer durumlarda nasıl korunduğuyla alakalı bir düzenlemedir. Bildiğiniz gibi, diğer sektörler de benzer durumlarda bir risk altındadır ve bu sektörler, sigortacılık müessesesiyle, bu zararları telafi etmektedir, riskleri karşılamaktadırlar.

Tarım sektörüyle ilgili bizim gündemimizde olan konu, tarım ürünleri sigorta yasasıdır. Halen, sorumlu kuruluş olarak Hazineden sorumlu Devlet Bakanlığımızın yürüttüğü, bizim de ilgili kuruluş olarak içinde bulunduğumuz bu yasanın hazırlığı sürmektedir. Tabiî, bu, bugün için zarara uğrayan çiftçilerimiz için bir çözüm değildir; ama, tarımın tabiat şartlarına bağlılıktan ve tarımın afetlere karşı gelecekte de karşılaşabileceği durumlara yönelik olarak alınabilecek tedbirler içerisinde en etkili olanıdır. Bu hususta daha fazla zaman kaybetmeden, bunun bir an önce gelmesi ve kanunlaşması konusunda, hükümetimiz, elinden gelen gayreti gösterecektir.

Biraz önce konuşan ve Sağlık Bakanımızın kısmen cevap verdiği; ancak, tarımla ilgili konulara da değinen Ardahan Milletvekilimiz Sayın Ensar Öğüt'ün, yetişebildiğim kadar, konuşmasının son kısımlarında bahsettiği ve Cumhuriyet Halk Partisine mensup milletvekili arkadaşlarımızın da her söz alışta dile getirdikleri konulara, ben de, kısaca değinmek istiyorum.

Evvela teşekkür ediyorum. Tarım sektörüyle ilgili sorunlar dile getirilmelidir, eleştiri olarak dile getirilmesinden de fayda umuyorum ve böylece, konu, hem güncelliğini sürdürüyor hem de çözüm arayışlarımızı hızlandırıyor. Bununla ilgili olarak, benim sıralayabildiğim kadarıyla, iki nokta üst üste ifade edildi; çiftçi borçları ve doğrudan gelir desteği.

Kısa bir süre önce ifade etmiştim; şu anda, tarım kesimiyle ilgili sorunlar gündemimizi çok yoğun şekilde meşgul etmektedir. Bu konuyu, geçen hafta sonu, Kayseri'de, bir çiftçimiz şöyle ifade etti: "Biz, bu hükümetten, 'içinde bulunduğumuz malî şartlar şudur; dolayısıyla, çiftçi borçları konusunda bir şey yapamıyoruz' demesini veya yakın bir zamana kadar, ne zaman çözeceğini, çözümünün ne olduğunu açıklamasını bekliyoruz. Yoksa, biz de, sorunumuzu, evimizi barkımızı, arabamızı, traktörümüzü satarak çözelim." Verdiğim cevap aynen şu oldu: "Evet, buna, aynen katılıyorum."

Dolayısıyla, muhalefet partisi milletvekillerimize bu konuda söyleyeceğim, dikkatlerine sunacağım söz şudur: AK Parti hükümeti, bu konuyla ilgili bir çözümü çiftçilerimize yakında sunmak durumundadır, gündemindedir; dolayısıyla, kendilerine, konunun en azından gündemde olduğunu çiftçilerimize duyurma fırsatı verdikleri için teşekkür ediyorum.

Doğrudan gelir desteği konusunda, 2002 yılı borcumuzu haziran sonuna kadar ödeyeceğimizi, bütçe görüşmelerinde ayrılan pay itibariyle, ilgili arkadaşlar zaman zaman ifade ettiler; ben de tekrar ediyorum; 2002 yılına ait, birkısım illerimizde yüzde 60, birkısım illerimizde yüzde 50 oranındaki ödemelerimizi en geç haziran sonuna kadar yapacağız. Tabiî bunun, Hazinenin bir bakıma gelir gider durumuyla ilgili olarak daha erken olmaması için bir özel sebep yok; sadece, kaynak teminiyle ilgilidir.

Ben, son söz olarak şunu söylüyorum: Bu içinde bulunduğumuz zaman dilimi içerisindeki bir dönemde, sürekli olarak gündemimizi işgal eden tarımla ilgili konular için çözüm noktaları ve öneriler kamuoyuna duyurulacaktır; bununla ilgili ilk duyurulacak açıklama da şekerpancarı konusunda olacaktır.

Bilgilerinize sunuyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (Alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

18 konuşma daha · 2 Nisan 2003

18 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook