İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 60. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Ekonomik istikrarı sağlamak için ek vergiler alınması hakkında kanun tasarısı ile plan ve bütçe komisyonu raporu (s. sayı 105)

Tacidar Seyhan

Adana Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 60. Birleşim · 1. yasama yılı · 2 Nisan 2003 · 1.013 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

Tacidar Seyhan (CHP), 2 Nisan 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 60. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: EKONOMİK İSTİKRARI SAĞLAMAK İÇİN EK VERGİLER ALINMASI HAKKINDA KANUN TASARISI İLE PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU RAPORU (S. SAYI 105)); konuşma 1.013 kelime.

Tacidar Seyhan (CHP, Adana). “Ekonomik istikrarı sağlamak için ek vergiler alınması hakkında kanun tasarısı ile plan ve bütçe komisyonu raporu (s. sayı 105)”. TBMM Genel Kurulu, 60. Birleşim tutanağı, 2 Nisan 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/tacidar-seyhan-22-2003-04-02-ekonomik-istikrari-saglamak-icin-ek-vergiler-alinmasi-hakkinda-kanun-t (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA TACİDAR SEYHAN (Adana)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Ekonomik İstikrarı Sağlamak İçin Ek Vergiler Alınması Hakkında Kanun Tasarısının 1 inci maddesi üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Tabiî, ben, kamuoyuna buradan bir şey daha duyurmak istiyorum: Herhalde, 2003 yılının en popüler kelimeleri "vergi" ve "ek vergi" olacak; bunu, sayenizde halkın gündemine sık sık taşımak zorunda kalacağız ve halkın en popüler kelimesi de "ya sabır" olacaktır; çünkü, bu kadar eziyetin altından sabırsız kalkmak mümkün değildir.

Bu kürsüden, beş aydır, kanun tasarı ve teklifleri hakkında söz almadım ve olumlu bir kanun tasarısını, birlikte, halka müjde olarak vermeyi arzu ederek, onun üzerinde söz almak istiyordum; ama, üzülerek gördüm ki, iktidar döneminizde böyle bir şeyi yapmamız mümkün olmayacak ve vicdanım elvermediği için, özellikle bu kanun tasarısı hakkında fikirlerimi söylemek için buraya geldim.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; bilindiği gibi, Türkiye'nin, yani, ülkemizin belirginleşmiş sanayi politikası yok, ticaret politikası yok; buna karşılık, sadece, belirgin bir vergi politikası var. Maalesef, yanlış da olsa, belirgin bir vergi politikası var.

Siz, halkın refahı için üretimi artıracaktınız; ama, vergilerle halktan yaygın bir şekilde para almayı ve vergileri artırmayı, refahı artırmaya tercih ettiniz. Bu refahı nasıl artıracaktık; sanayii geliştirecektik, ticareti geliştirecektik, üretimi artıracaktık, istihdamı artıracaktık.

Değerli arkadaşlarım, sizin ısrarla söylediğiniz bir şey var: "Biz, Adalet ve Kalkınma Partisiyiz" diyorsunuz; çok doğru, partinizin adı bu; ama, bakın, bir memurun çocuğu okula gidiyor, harçlara zam yaptık, vergilere de zam yaptık; şimdi, ev vergisini ve araca ödediği vergiyi de -aracı varsa, kıt kanaat almışsa bu aracını- 2 katına çıkarıyoruz. Yani, vatandaş, bundan bir yıl önce 100 000 000 lira vergi verdiyse -yüzde 59 oranında zam yaptık- bu yıl ne ödeyecek; 159 000 000 lira; şimdi de, bunu 1 katı daha ödemeyi taahhüt edin diyoruz insanlara. Ne kadar ödeyecek; 318 000 000 lira. Yani, geçen yıl 100 000 000 lira ödeyen bir vatandaş, aracının pulu için, bu yıl 318 000 000 lira ödeyecek. Ne kadar zam verdik memura; yüzde 5. Siz, bunun neresine adalet diyorsunuz?! Hangi hukuk sisteminde böyle adalet var?! "Adalet"i bir kenara koyun, adalet bitti. Üretim yok, istihdam yok, kalkınma yok, geleceğe bakan umut yok; siz, bunun neresine kalkınma diyorsunuz?! "Kalkınma"yı da koyun bir kenara, o da gitti. "Adalet"i kaldırdınız, "Kalkınma"yı kaldırdınız, geriye "Partisi" kaldı. Böyle giderseniz, ilk genel seçimde, halk da onu ortadan kaldıracak. (CHP sıralarından alkışlar)

Değerli arkadaşlarım, siyaset, bilgi, bilinç, toplumsal şuurun dengede tutulmasıyla mümkündür. Toplumsal şuuru yaratmak, halkın ekonomik ve sosyal gelişimini sağlamakla mümkündür. Devlet yönetiminde keyfiyet olmaz. Vergi politikanız ile halkın gelir düzeyi arasındaki dengeyi oturtmak zorundasınız. Finansal ekonomiden elde ettiği kazancı devlete veren insan ile sosyal yaşamından fedakârlık ederek, dişinden tırnağından artırabildiklerini devlete veren vatandaş aynı huzuru taşımak zorundadır; ancak, dargelirli insanların elinden, dişinden tırnağından artırdığı parayı alırsanız, ne aile huzurunu bırakırsınız ne iş huzurunu bırakırsınız ne yaşam huzurunu bırakırsınız. Bu vergi taslağı, bütünüyle dargelirliye eziyet eden bir taslak halini almıştır. Gelin, bir değişiklik yapalım. Bu yasa, ticarî taşımacılığı daha zor durumda bırakacak, taksiciyi daha zor durumda bırakacak, dolmuşçuyu daha zor durumda bırakacak. Okullara fakirin fukaranın çocuğunu taşıyan servisçiler dahi ek vergi sonucunda servis bedellerine zam yapmak zorunda kalacak ve yaşamda yeni bir yük... Hiç değilse, bu tasarıyı geri çekip, ticarî araçlar üzerine koymuş olduğumuz vergiyi geri alalım. Bunları vergi dışı bırakalım. Sadece vergilerimizi lüks araçlar üzerinde yoğunlaştıralım. Bu olmadan adalet olmaz, kalkınma olmaz, sosyal adalet olmaz değerli arkadaşlarım. Bakın, ben, sosyal yaşamdan bir örnek vermek istiyorum sizlere.

Ben, genç bir üniversite mezunuyken, iş bulamadığım için bir yıl ticarî taksi çalıştırdım. O insanlar, aylarca 100 000 000 lira -bugünün değeriyle söylüyorum, belki, o gün 100 000 liraydı- para biriktirmek için sabahın köründe kalkıp duraklarına giderlerdi, ben de giderdim. Müşteriden aldığımız parayı camın önüne koyuyoruz, biriksin diye. Ondan şu hesabı yapıyoruz; eve ekmek gidecek, vergimi vereceğim ve o paradan artanı durağa vereceğim; eğer, biraz daha artarsa amortisman giderine harcayacağım diyorduk. Bir işe gittiğimiz zaman, dönüşte bir müşteri bulduğumuzda gözümüz parlıyordu. O para için yeniden hesap yapıyorduk. Şimdi, böyle bir vatandaş evine hangi huzurla gidecek?! 150 000 000 lira daha ek vergiyi nasıl toplayacak?! Hadi, bir de kaza yaparsa... Ben yapıyordum acemi şoför olarak. Ben yapabilirim. Çiziğimi, çatlağımı bir yılda da olsa yaptırıyordum; ama, bu iş acemilikle olmuyor. Ben, çizilmiş arabayı yaptırabiliyordum; ama, siz, koskoca Türkiye'yi aldınız, koskoca bir gemiyi aldınız, kaptanlık yapacağız diyorsunuz, beş ayda karaya oturttunuz; beş ayda bu gemiyi karaya oturttunuz!

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye'de bir denge kurmak zorundasınız. Bakın, kanun tasarısının 1 inci maddesinde de bir aksaklık var. Motorlu taşıtlar için, deniliyor ki bu maddede: "Tahsil edilen vergiler üzerinden, 3030 sayılı Kanuna göre mahallî idarelere pay verilmez." Maddenin sonuna böyle bir cümle eklemişsiniz. Peki, Emlak Vergisinde veriyorsunuz, neden taşıttan aldığınız ek vergide vermiyorsunuz?! O emlak, o şehrin sınırları içerisinde yer alıyor da; o araç, o şehrin belediyesine ek bir yük getirmiyor mu?! Tasarıda, denge de yok.

Değerli arkadaşlarım, bunu, sadece eleştirmek için söylemiyorum. Türkiye'de kaynak ihtiyacınız var; gelin, bu kaynağı, hep beraber, el ele vererek yaratalım; yaratabileceğimiz bir sürü alan var. Borç mu ödeyeceksiniz; öderiz biz borcu, halk fedakârlığa hazır; çalışarak, üreterek, istihdam sonucu aldığı paradan vergi vererek bu fedakârlığı yapmaya hazır; ama, siz diyorsunuz ki, sürekli verin. Hükümetin politikası, sadece, satmak ve almak üzerine kurulmuş. Dün bir kanun teklifi getirildi ve ne denildi burada "satıyorum, satıyorum, sattım", şimdi de "alıyorum..." Müzayedecilik anlayışıyla tahsildarlık... Halk bunu kaldırmaz, kaldırmıyor artık.

Bugün bir taksi durağının önünde durdum ve "Genel Kurulda söz alacağım, ne kadar vergi veriyorsun" dedim. "İki taksitte 160 000 000" dedi. "Bir 160 000 000 daha istersek sizden ne yapacaksınız" dedim. "Ölürüz abi" dedi. Nasıl izah edeceğiz bunu insanlara?! Kamyoncu aynı durumda, servisçi aynı durumda. Memur, karı ve koca, parayı biriktirmiş, küçük, düşük model bir araba almış. Kredi kartı borcu da var; dediniz ki "biz bu borçları affettik, faiz almadık." Kafasından bir ödeme sistemi çıkardı ve bu paraları ödemeyi taahhüt etti, gitti. Esnafa dedik ki, vergi barışı var, halkla barışamadık; ama, nasılsa "vergi barışı" oldu bunun adı; "vergi barışı var" dediniz; vatandaş, vergisini de taksitlendirdi, ödemeyi de taahhüt etti; 12 taksit ona, 12 taksit diğerine; şimdi de diyoruz ki: "Aracına verdiğin verginin, bir katını daha ver; emlaka verdiğin verginin bir katını daha ver..."

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

18 konuşma daha · 2 Nisan 2003

18 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook