İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 104. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Şanlıurfa ilinin sulama sorunlarıyla ilgili

Sami Güçlü

Konya Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 104. Birleşim · 1. yasama yılı · 9 Temmuz 2003 · 1.318 kelime · yaklaşık 7 dakikalık okuma

Kaynak göster

Sami Güçlü (AK Parti), 9 Temmuz 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 104. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ŞANLIURFA İLİNİN SULAMA SORUNLARIYLA İLGİLİ); konuşma 1.318 kelime.

Sami Güçlü (AK Parti, Konya). “Şanlıurfa ilinin sulama sorunlarıyla ilgili”. TBMM Genel Kurulu, 104. Birleşim tutanağı, 9 Temmuz 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/sami-guclu-22-2003-07-09-sanliurfa-ilinin-sulama-sorunlariyla-ilgili (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI SAMİ GÜÇLÜ (Konya)Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Şanlıurfa Milletvekilimiz Sayın Vedat Melik'in, Şanlıurfa İlinde tarımsal sulama çalışmaları ve sorunlarıyla ilgili konuşmasına cevap vermek için söz aldım; bu vesileyle, hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Sayın milletvekilimiz bu konuşmasında daha çok Suruç İlçemizle ilgili sorunları dile getirdi ve bu ilçemizin, yaklaşık yirmi yıl kadar önce, yeraltı sularıyla arazilerini sulayıp üretim yaparken, yeraltı sularında meydana gelen çekilmeden dolayı bugün içine düştüğü durumu, burada yaşayan insanlarımızın başka bölgelere, üretim faaliyetlerine katkı yapmak için, gitmek zorunda kalmalarını ve bunun beraberinde getirdiği sosyal sorunlarını dile getirdi. Âdeta, ülkemizin kırsal kesimiyle ilgili sorunlarına bir yöreden baktı ve bizi, tekrar, bu tarım sektörüyle ilgili sorunlar yumağının içerisinde bıraktı.

Evet, gerçekten, her olayın birçok yansımaları söz konusu. Burada da, Suruç'ta meydana gelen bu yeraltı sularının çekilmesiyle ilgili olarak ortaya çıkan durum, hem gelir seviyesinde bir düşme hem eğitime yansıması hem sağlık sorunları ve devamında birçok olayda kabul edilemez gelişmelere sahne olmaktadır; ama, ülkemizdeki durum da, evet, bu tarif edilene yakındır ve birçok bölgemizdeki durum da bundan farklı değildir.

Tabiî, bu olayın genel çözümü, ülkemizin iktisaden kalkınması, gelişmesi ve bu gelişme içerisinde tarım sektörünün benzer bir gelişme göstermesi ve kırsal kesimde yaşayan insanlarımızın gelir seviyesinin yükselerek, bu bahse konu olan olumsuzlukların bu gelişme içerisinde giderek azalması ve bu insanlarımızın da mutlu bir şekilde yaşamasıdır; ama, hepimizin bildiği gibi, bu, zaman alacak bir süreçtir. Dolayısıyla, daha özelleştirerek ifade edecek olursak, hadise, genel gelişme yanında, bölgedeki, yani GAP bölgesinde ve güneydoğuda -Urfa içinde olmak üzere, Suruç içinde olmak üzere- sulama yatırımlarının geliştirilmesi, hızlandırılması ve bölgenin ekonomik potansiyelinin tarımsal yönden harekete geçirilmesiyle alakalıdır.

Ben, bununla ilgili olarak, Sayın Vedat Melik'in bu konuşmasından hareketle, bölgedeki, güneydoğu ve GAP bölgesindeki durumu kısaca özetlemek ve buradan bir neticeye varmak ve bir kanaatimi ifade etmek istiyorum.

Sulama, bilindiği gibi, tarımsal verimliliği artıran en önemli faktör. Bununla ilgili çeşitli kriterler, çeşitli değerlendirme ölçüsü, katmadeğerde meydana getirdiği artışlarla ilgili bilgi hepimizde mevcut. Güneydoğu Anadolu Projesi ise, sahip olduğu su ve toprak kaynakları potansiyeli itibariyle, ülkemiz coğrafyasında yer aldığı sınır boyu konumu ve ülke ekonomisini etkileyen yapısıyla, bilindiği gibi, entegre bir proje. GAP Projesinin, master plan çerçevesinde, 2005 yılında tamamlanması planlanmıştır; ancak, her yıl, yaklaşık 30 000 hektar alan sulamaya açılabilmiştir ve bu hızla, sulama yatırımlarının tamamlanması 2040 yılına kadar devam edecektir; sorun da buradadır.

Genel olarak GAP yatırımları incelendiğinde, nakdî gerçekleşmede yüzde 50'nin üzerinde bir seviye söz konusudur; ancak, sektörler bazında baktığımızda, enerjide yüzde 80'in üzerinde, kamu hizmetlerinde yüzde 76, ulaştırmada yüzde 36, tarım sektöründe ise yüzde 20'nin altında bir gelişme söz konusudur. Dolayısıyla, GAP'la ilgili bu entegre projede arzu edilen planlı bir gelişme sağlanamamıştır, özellikle tarımsal yatırımlarda büyük bir gecikme söz konusudur. Halbuki, bölgede 7 500 000 hektar alanın 3 200 000 hektarlık kısmı tarımsal faaliyete elverişlidir. Türkiye'nin ekonomik olarak sulanabilir arazisinin yüzde 20'si bu bölgede bulunmaktadır. Bugün, sulamaya açılan alan ise, bu alanın sadece yüzde 6'sıdır. Toplam olarak sulanabilecek arazi miktarı bölgede 2 100 000 hektar olup, bugün 225 000 hektar alan sulanmaktadır. Bu durum, bölgemizin büyük üretim potansiyelinin ancak onda 1'inin harekete geçirilebildiğinin ifadesidir.

Bölgede tarımsal üretim artışına paralel olarak, bu gelişmelerle birlikte, sulama alanındaki gelişmeyle birlikte, yatırımlardaki gelişmeyle birlikte, aynı zamanda, bu ürünlerle ilgili tarımsal girdilerin kullanımı artış gösterecek ve tarımsal ürünleri hammadde olarak kullanan sanayiler de gerekli hammaddeleri yurt içerisinden temin edebilecekler, dolayısıyla ithalata olan bağımlılığımız da azalacaktır.

GAP'ın entegre bir proje olduğu dikkate alındığında, elbette çeşitli kurumlara görev düşmekte; bu arada, Tarım ve Köyişleri Bakanlığımıza da, özellikle arazi toplulaştırılması, tarlaiçi geliştirme hizmetleri gibi altyapı çalışmaları ile toprak hazırlığı, ekim, dikim ve sulama, yetiştirme teknikleri, hasat ve pazarlama gibi konularla, bölge çiftçisine yoğun bir hizmet verilmesi görevi düşmektedir.

Şanlıurfa İlimize gelince; ülkemiz içerisinde sulama imkânları bakımından elbette en şanslı ilimizdir. Toplam sulanabilir arazisi 820 000 hektardır -bu, alanın yaklaşık yüzde 50'sini ve tarım arazilerinin de yüzde 70'ini teşkil etmektedir- halen bu ilde 148 000 hektar alan sulanmaktadır; yani, yüzde 38'e tekabül etmektedir ve Türkiye ortalamasının neredeyse 2 mislidir.

Sulamadan beklenen faydaların tam anlamıyla sağlanabilmesi için tesviye, drenaj ve toplulaştırma gibi tamamlayıcı yatırımların da gerçekleşmesi gerekmektedir; aksi takdirde, bildiğimiz gibi, bölgede birçok sorun beraberinde gelmektedir.

Sulamadan beklenen faydaların tam olarak sağlanabilmesi için altyapı yatırımlarına ilaveten sulama metotları, ürün deseni, makineli tarım ve en önemlisi de çiftçi eğitimi konusunda gerekli çalışmalar birlikte yapılmak durumundadır.

Suruç'la ilgili bilgileri sayın milletvekilimiz verdi; ben, o konuda mevcut olan, daha çok tekrar mahiyetinde olacak bilgileri, burada, size aktarmaktan imtina ediyorum ve şöyle bir genel değerlendirme yaparak konuşmamı tamamlamak istiyorum:

Güneydoğuyu ilgilendiren ve özellikle GAP bölgemiz olarak ifade edilen bölgede, genel yatırımlar içerisinde Türkiye'nin kendi bütçesiyle gerçekleştirdiği bu büyük projenin, maalesef, özellikle tarımsal yatırımlar kısmındaki gecikme, bu projenin ülkemizin ekonomisine olan katkısının yeteri kadar hızlı bir şekilde gelişmediğini ifade ediyor. Elbette, enerji yönüyle üretime olan katkısı ortadadır; ancak, tarımsal üretimde arzu ettiğimiz gelişmeyi sağlayabilmemiz için sulama yatırımlarının hızlı bir şekilde artması gerekir ve yüzde 20'nin altında bir gerçekleşme hadisesi, bugün için neredeyse telafisi çok zor bir kaynak ihtiyacını doğurmuştur. Yine hepimizin bildiği gibi, sulamayla bölgedeki üretim değerindeki artış, 3-4 kat olarak ifade edilmektedir.

Bu bölgedeki sulama faaliyetlerinin gelişmesiyle, yaygınlaşmasıyla ortaya çıkacak durumlardan bir tanesi de, bölgede bir üretim planlamasının yapılması zaruretidir. Bölge, hızla, âdeta tek ürün üretimine doğru gitmektedir. Pamuk, hâkim bir ürün çeşidi haline gelmiştir. Elbette, doğrudur; ancak, oransal olarak belli bir seviyenin altında tutulmalıdır ve alternatif ürünler bölgeye gelmelidir. Bu, hem üreticilerimizin gelirindeki bir düzenlilik bakımından hem de toprakların verimliliği açısından gerekli bir husustur.

GAP'la ilgili konu, ülkemizde, uzun yıllar ekonomik kalkınmanın, gelişmenin sembol kavramı olarak kullanılmıştır; ama, son yıllarda, âdeta, bu simge, kavram, önemini ve heyecanını kaybetmiştir. Ben sanıyorum bu konuda dünyanın birçok gelişmiş ülkesi, bizim bu projemizin önemini çok daha iyi kavramış ve bugün bu bölgeye dönük olarak oldukça ilginç projeler üretmekte ve bizlere şu veya bu vesileyle iletmektedir.

Bugün, GAP bölgesiyle ilgili olarak sulama yatırımlarının yanında yapmamız gereken, üzerinde düşünmemiz gereken bir ek proje vardır; ben, kısaca biraz bundan bahsetmek istiyorum. O da, sanayi ürünleri olarak üretilmeye başlanan ve üretilecek olan ürünler için gerekli sanayi tesisleri mevcuttur; ancak, özellikle, sebze, meyve benzeri ürünlerde meydana gelecek artışlar için, su ürünlerinde meydana gelecek artışlar için bölgede, üretim tesisleri söz konusu değildir. Halbuki, bölgenin, gerek Türk piyasasına gerekse komşu ülkelerin pazarlarına yönelik olarak, büyük bir gelişme potansiyeli vardır; ancak, bu gelişme potansiyelinin hayata geçirilebilmesi için, bu ürünleri işleyecek, değerlendirecek, paketleyecek ve bu bölgelere sevk edecek üretim tesislerinin kurulması ve bunların, bozulmadan, bu bölgelere, gerek yurtiçine gerekse yurtdışı piyasalara, pazarlara ulaştırılabileceği bir sistemin kurulması gerekmektedir. Bu da, bölgede, adına, GAP bölgesi içerisinde gıdaya dayalı bir serbest bölge diyebileceğimiz bir bölgenin kurulması ve bu bölge içerisine, sadece gıda ürünlerini temin edecek, işleyecek ve bunları yurt içinde ve yurt dışında pazarlayacak, gerekli altyapısı kurulmuş, soğutma sistemi gerçekleştirilmiş bir birimin oluşturulması gerekmektedir. Bu konuda bir çalışmanın bölge içerisinde başlatılması, düşüncenin hayata geçirilmesi konusunda adımların atılması gerekmektedir.

Ben, bu GAP bölgesiyle ilgili olarak, bir başka hususa dikkatinizi çekmek istiyorum. Gerek bölge gerekse ülkemiz bakımından, bölgenin, tarım sektörü açısından yüksek bir potansiyel ifade ettiğini, uzun süre buraya büyük ölçüde yatırımlar yapıldığını; ancak, bunların daha çok enerji ve diğer kamusal faaliyetler için yapıldığını gördüğümüzü, tarımsal yönden meydana gelen eksikliğin telafisi için de çok büyük kaynaklara ihtiyaç olduğunu ifade etmiştim.

Cumhuriyetimizin 80 inci kuruluş yıldönümünün hazırlıkları için uğraşıyoruz; yeni bir heyecan içerisine giriyoruz ve diyoruz ki, egemenlik kayıtsız şartsız milletimizindir; ancak, cumhuriyetin başka anlamları, ifade ettiği başka manaları var; kalkınma, çağdaş uygarlık seviyesine ulaşma, bölgesel dengesizliği giderme ve ülkenin geri kalmış bölgelerinde hamle yapma da bu kavramın içerisinde yer alacaktır, almalıdır. Dolayısıyla, ben, cumhuriyetimizin 80 inci yılı kutlamaları içerisinde, tekrar, kalkınmayı ve bu kalkınma içerisinde de, tarımsal kalkınmayı ve bu kalkınmada büyük potansiyel olan GAP Projesinin tarımsal sulama yatırımlarında meydana gelen gecikmeyi telafi edecek bir hamlenin başlatılmasını; muhalefetimiz ve İktidar Partimizle birlikte, bütün kamuoyunun da desteğini alarak bu konuda bir hamlenin başlatılmasını; böylece, bölge içerisinde yer alan Suruçumuzun ve onun gibi, benzer bölgelerimizin sorunlarına da, bu hamle içerisinde, çok kısa sürede temelde çözümler bulunabileceğini ümit ediyorum. Bu konuda, milletvekillerimizin dikkatini çekiyorum ve desteğini, ilgisini bekliyorum.

Hepinize saygılar sunuyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

23 konuşma daha · 9 Temmuz 2003

23 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook