İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 103. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

Türkiye tarımının temel sorunları ve çözüm önerileriyle ilgili

Sami Güçlü

Konya Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 103. Birleşim · 3. yasama yılı · 26 Mayıs 2005 · 1.604 kelime · yaklaşık 8 dakikalık okuma

Kaynak göster

Sami Güçlü (AK Parti), 26 Mayıs 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 103. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRKİYE TARIMININ TEMEL SORUNLARI VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİYLE İLGİLİ); konuşma 1.604 kelime.

Sami Güçlü (AK Parti, Konya). “Türkiye tarımının temel sorunları ve çözüm önerileriyle ilgili”. TBMM Genel Kurulu, 103. Birleşim tutanağı, 26 Mayıs 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/sami-guclu-22-2005-05-26-turkiye-tariminin-temel-sorunlari-ve-cozum-onerileriyle-ilgili (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

TARIM VE KÖYİŞLERİ BAKANI SAMİ GÜÇLÜ (Konya)Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; Urfa Milletvekilimiz Sayın Vedat Melik'in buğday politikamız ağırlıklı gündemdışı konuşmasına ben de hükümetimizin bu konuda uygulayacağı politikaları açıklayarak cevap vermek istiyorum; bu fırsatı verdiği için teşekkür ediyorum.

Evvela, konunun girişinde söylediği ifadelere ben de katılıyorum. Bunun iki sebebi var; bir, tarım sektörüne önem veriyoruz, onların sorunlarını çözme konusunda bir gayretin içerisindeyiz; aynı zamanda, dünyadaki gelişmeler de tarımı gündeme taşımaktadır bu iki sebeple birlikte ve dolayısıyla, Meclisimizde de, tarımı büyük ölçüde düzenleyecek, tanzim edecek, geleceğe taşıyacak yasal çalışmalar devam ediyor. Bunların içerisinde, birkaç gün önce grup başkanvekilleriyle görüşerek mutabık kaldığımız bir husus da, tarım ürünleri sigorta yasasının, inşallah, Meclis temmuzda tatile girmeden önce çıkarılarak, Türk çiftçisine, 2005 yılında, bu önemli kanunla Meclisimizin bir hizmet sunmuş olmasıdır. Bunu gerçekleştirirsek, diğer temel sorunlar yanında, bu da, inşallah, çok önemli bir hizmet olacak. AK Parti Grup Başkanvekilinin ifadesi, önümüzdeki hafta gündeme geleceğidir. Ben, grup başkanvekillerine, buradan, tekrar, saygılarımı sunuyorum.

Efendim, gündemimiz tahıl. Dolayısıyla, tahılla ilgili konuda bir durum tespiti yapmak istiyorum. Bu konudaki çalışmalarımıza her zaman davet ettiğimiz, Tarım Komisyonumuzun üyesi, onun dışında, Bakanlığımızda yaptığımız çalışmalara da genellikle katılan ve çalışmalarımızı takip eden, eleştirilerini aldığımız ve kıymet verdiğimiz saygıdeğer milletvekilimiz, buğdayla ilgili, tahılla ilgili konularda değerlendirmelerini yaptı. İlkönce genel bir değerlendirme yapmak istiyorum.

Arkadaşlarım, son iki yılda, yani, 2003-2004 yıllarında, tahılla ilgili uyguladığımız fiyat politikası, diğer ürünlerin aleyhine, buğday ve tahıl lehine paritede bir değişme ortaya koymuştur ve bunun sonucu olarak, gerek Trakya'da gerekse Ege Bölgesinde- o bölgemizin milletvekilleri de defalarca bunu dile getirmişlerdir- ayçiçeği ve pamuk ekim alanlarında bir azalmanın olduğunu ve bunun yerini de buğdayın aldığını söylemektedirler.

Yalnız, bu gelişmenin yanında diğeri de şudur: Biz, 2003 yılında yüzde 41,5 oranında bir fiyat artışı verdik; enflasyonu çıkardığımızda, reel olarak, tahıla yüzde 15 artış demektir bu. Bu, çok önemli bir artıştır; ancak, 2003 yılında, hatırlayın, Türkiye'deki arz-talep dengesi buğday fiyatlarını çok daha yukarıda teşekkül ettirdi ve bize üreticimiz buğdayını getirmedi ve biz almadık, 1 000 000 ton ancak tahıl geldi. 2004 yılını hatırlayın, yüzde 15 oranında bir fiyat artışı verdik, başfiyat 370 000 lira oldu. Bu defa da 2 000 000'a kadar buğday aldığımız halde ortalama fiyatlar aşağı düştü. Şunu demek istiyorum: Piyasa mekanizması içerisinde eğer biz, bir tabanfiyat politikası uygulayıp, bu fiyatın altına düşmeyeceğini kesin olarak açıklarsak, o zaman gelecek olan buğday miktarının 6-7 milyon ton olabileceğini düşünmeliyiz. Piyasa mekanizması içerisinde kamunun böyle bir rolü giderek azalmaktadır; dolayısıyla, piyasayı düzenleyici bir rol oynamalıyız. Böyle yapınca da, piyasa mekanizmasına uygun olarak politikalar geliştirmeliyiz; fakat, şunu hiç ihmal etmeden yapmalıyız, bütün bunları geliştirirken: Birincisi, evvela, Türkiye'de kırsal ve şehir gelir dağılımı bakımından üçte 1 oranından daha düşük gelire sahip olan kırsal kesimin durumunu göz önünde tutmalıyız; yani, tarımsal üretimin sürdürülebilirliğini kastediyorum. İkincisi, Türkiye'de 25 000 000'a kadar yaklaştığını söylediğimiz çok yüksek bir dargelirli kesimi vardır; bu kesimin en temel gıdası olan ekmek fiyatlarını da dikkate almalıyız. Üçüncüsü, tarım ürünlerinin fiyat paritesini bozmamalıyız, çok aleyhe geliştirmemeliyiz; çünkü, biz buğday üretimini daha çok artırma konusunda bir şey taşımıyoruz, yani, ihracat imkânımız çok sınırlı olduğu için maliyetlerimiz açısından. Yani, buğday üretiminin yerine, biz, ihtiyaç duyduğumuz yağlı tohumların üretimini artırmalıyız. Dördüncüsü de, kamuoyunu tatmin etmeliyiz biz bu konuda.

Şimdi, dört tane ahenkleştirilmesi gereken unsur var. Buna göre yaptığımızda, 2005 yılında yapmamız gereken; geçmişteki gibi enflasyonun üzerinde bir fiyat vererek yaptığımız takdirde, biz, piyasa fiyatının yine 320'lerde, 330'larda teşekkül edeceğini ve dolayısıyla çiftçimizin bundan mağdur olacağını düşündük.

Şimdi, burada, sizlere çok net olarak açıklayacağım husus şudur: Efendim, biz, bu yıl, Türkiye'de tarım kesiminin yüzde 50'sini oluşturan tahıl üreticilerinin içerisinde yine 60'ını oluşturan 61 dekar ve aşağısındaki bir araziye sahip olan, küçük çiftçi diye nitelediğimiz insanların durumlarını asgarî olarak bir seviyede korumayı hedefliyoruz. Politikamızın esası küçük çiftçiyi korumaya yöneliktir ve dolayısıyla burada verdiğimiz, piyasada oluşacak fiyatın üzerinde 30 000 lira primi, bütün ülkede, ister kamuya, yani Toprak Mahsulleri Ofisine, isterse özel sektöre, yani fabrikaya, tüccara veya başka bir birime ürününü satsın, 30 000 lira prim vereceğimizi açıkladık.

Bunun 10 tonunu Toprak Mahsulleri Ofisine getirene peşin olarak ödeyeceğiz. Ancak, bir sınırlama getirdik, Toprak Mahsulleri Ofisi çiftçi başına maksimum 30 ton buğday alacak. Geri kalan 20 ton için ise bir ay vadeli bir ödeme yapacağız. Dolayısıyla, biz ilkönce 10-15 tonluk bir üretime sahip olan, toplam tahıl üreticisinin yüzde 50'sinin ihtiyacını istediği gün ve istediği saatte karşılayacağız. Bu, şimdi genel olarak baktığımızda, Türkiye'de küçük çiftçinin, yani, mahsulünü hasat ettiği anda satmak durumunda kalan, mecbur olan, insanların bir sıkıntı çekmeyeceğini gösteriyor. Bu çok önemli bir gelişme.

Bunun ötesinde, 30 tondan fazla ürün sahibi olandan Toprak Mahsulleri Ofisi ürün almayacak; ama, bu insanlar piyasada ürünlerini sattıklarında prim alabilecekler. Dolayısıyla, orada da amacımız şudur: Büyük çiftçimiz de depolama imkânını düşünsün, dikkate alsın, zamanlamasını planlasın, fiyat düşükse satmasın. Yani, arzı çok dar bir zamanda çok yükseltirsek, büyütürsek, fiyatların aşağıya düşeceği kaçınılmazdır. İktisadî hayatın bir kuralıdır bu. Dolayısıyla, büyük çiftçimize de şunu söylüyoruz: Menfaatını dikkate al, koru, bu alıcılar karşısında gerekirse örgütlen ve iktisadî faydanı artır. Biz de size şu konuda yardımcı olabiliriz: Toprak Mahsulleri Ofisinin depolarını ücretsiz olarak ve piyasadaki cari fiyat seviyesinde alım garantisi veriyoruz; ancak, bunu bize yatırdığınız zaman bir ürün senedi vereceğiz, bununla da götürüp bankalardan kredi alabileceksiniz.

Şimdi, burada kastettiğimiz iki nokta var: Bir, büyük üretici malını bugün satmıyor, depolama imkânı yok; gelsin bizim depolarımızdan faydalansın. İki, bu işin ticaretini yapan insanın krediye ihtiyacı var, bir limiti var. Bu dolduktan sonra, tekrar, mal alım için piyasaya giremiyor; ama, Toprak Mahsulleri Ofisine ürününü getirdi, ürün senedi aldı ve bunu yüzde 18-20 oranında bankada bir faizle kırdırdığı zaman, tekrar piyasaya alıcı olarak girebilecek; depolama sorunu yok, yine bize getirebilecek. Hatta, vadeli ve yüksek fiyatla aldığı zaman, düşünün, bize getirmesi ve bunu muhafaza etmesi çok kolay ve dolayısıyla, ekkredi imkânlarına kavuşacak. Kastettiğimiz şu, arzu ettiğimiz şu: Piyasa mekanizmasına işlerlik kazandırıp talebi artırmak.

Onun dışında, bizim, Toprak Mahsulleri Ofisine gelecek miktarın kontrolü bakımından da çiftçi kayıt sistemimiz var. Zaten, biz, çiftçilerin ne kadar bir arazi büyüklüğüne sahip olduğunu ve her bir bölgenin ortalama veriminin ne olduğunu biliyoruz. Dolayısıyla, buna uygun olarak da hareket edeceğiz.

Şimdi, burada, amacımız şudur: 2004 yılında, ortalama olarak 325 000 lira civarında oluşan -ortalama fiyattan bahsediyorum, buğdaydan bahsediyorum- fiyatı, 370 000 lira civarında bir ortalama fiyata yükselttiğimiz anda, aldığımız bütün sinyal, çiftçilerimizin bundan memnun olacağı şeklindedir.

Maliyetlere gelince; maliyetler konusunda, elbette, baktığımız yerden çok farklılık vardır. Buğday maliyetleriyle ilgili olarak bizim yaptığımız hesap, normal kâr dahil, çiftçinin emeği dahil, makinenin amortismanı dahil, tarlanın makul bir kira bedeli dahil olmak üzere yaptığımız hesapta, 300 000 liradır maliyeti, bütün bunlar dahil; yani, iktisadî anlamda söylersek, normal kâr dahil, çiftçinin kendi emeğini, hesabını da katmak üzere bulduğumuz fiyat budur; ama, arkadaşlarım, hepimiz biliyoruz ki, bugün, kırsal kesimde, emeğin, amortismanın, tarlanın kirasının dahil edilerek yapıldığı bir hesap çok da gerçekçi değildir. Dolayısıyla, fiilî harcama miktarı bunun çok altındadır; ama, iktisadî olarak da doğru olanın ötekisi olduğunu düşünüyorum, biliyorum. Dolayısıyla, 370 000 lira ortalama bir fiyata ulaştığımız takdirde, bu konuda, çiftçimizin 2005 yılında bu sonuçtan memnun olacağını düşünüyorum.

Burada, bütün kritik nokta şudur: Uygulama nasıl olacak? Çok net söylüyorum, küçük çiftçimizin, 2005 yılında, tahılını değerlendirme konusunda bir sorunla karşılaşmaması için elimizden gelen her gayreti göstereceğiz. Küçük çiftçinin, yani 10 ton buğdayı olan tüm çiftçilerin buğdayını alacağız ve bedelini peşin ödeyeceğiz; geri kalan kısmı için, 20 ton için de bir aylık bir vade yapacağız. Bu, bu kesimin büyük ölçüde himaye edildiğini gösteriyor. Dolayısıyla, bir müddet sonra, bir prim ödemesini de gerçekleştireceğiz.

Alımlara gelince; Toprak Mahsulleri Ofisi, geçen yıllarda, üçte 1 oranında küçüldü, daha uzak yerlere ürünlerini satmak zorunda kaldılar; ama, biz 2,5 milyon ton tahıl aldık 2004'te. Bu yıl, bu politikamızın daha etkili olabilmesi için, alımla ilgili çalışmalarımız şu anda sürüyor. Üretimin yoğun olduğu yerlerde, bu yıl, Toprak Mahsulleri Ofisine gelebilecek olan bölgelerde, alım yelpazesini genişleteceğiz, vaktinde gireceğiz. Çukurova ve Güneydoğu Anadoluda hasadın devam ettiğini, özellikle, bu bölgelerde şu anda meydana gelen gelişmeyi takip ettiğimizi, üreticimizin çok aleyhine bir durumun olmadığını ifade ediyorum. Geçen sene, Toprak Mahsulleri Ofisinin 22-25 Haziranda alıcı olarak girmesi konusunda, genellikle olumsuz bir sonuç ortaya çıktığını ve bunun mahzurlu olduğunu söylüyor birkısım arkadaşlarımız, zaman zaman da çiftçilerimiz.

Arkadaşlar, çok net söylüyorum: 2004 yılı 25 Haziranında piyasaya girdiğimiz gün, ikinci sınıf ekmeklik buğdaya vereceğimiz fiyat ile piyasa fiyatı çakışmıştı. 25 Haziranda, Çukurova'ya bakın, güneydoğuya bakın, 352 000 liraya düştü. 352 000 liraya düştüğü gün, biz girdik. Bunun anlamı şu: Bir hafta önce, piyasa fiyatları 360 000 lira idi, onbeş gün önce, 370 000 lira idi. Biz, 370 000 lira olduğu gün, 352 000 lirayla piyasaya girdiğimiz anda, ani bir düşme olacak diye düşündük ve girmedik piyasaya ve girmediğimiz için de, o dönemde isabetli oldu; ama, bir kanaat hâsıl oldu, geç girdi ve fiyatlar düştü; ama, fiyatlar, biz girdikten sonra da düşmeye devam etti; yani, biz alıma girdiğimiz halde düştü. Dolayısıyla, aslında burada yanlış olan bir şey yoktu; ama, toplam arz artınca, İç Anadoludaki hasat başlayınca piyasaya gelen ürün miktarı arttı, kalitenin iyi olduğu ortaya çıkınca ve toplam üretim miktarının da yüzde 11 oranında fazla olacağı anlaşılınca, bu defa, sanayici ve tüccar kesimi istediği an, istediği nitelikte buğdayı bulma ümidi karşısında alımını yavaşlattı ve bu hale geldi.

2005 sezonuna, Toprak Mahsulleri Ofisi minimum stokla giriyor, bütün stoklarımız boş, sadece güvenlik stoklarımız var. Dolayısıyla, küçük çiftçi dediğimiz kesimin getireceği ürünleri almak zorundayız ve daha yaygın bir alım yapacağız. Sayın Milletvekilimizin, Vedat Melik'in dikkat çektiği kaygılar, bizim de kaygılarımızdır ve onları giderme konusunda çalışacağız. Çukurova ve Güneydoğu Anadolu için söylüyorum, çok kısa bir süre içerisinde, orada, gerekirse emanet usulü alıma birkaç gün içinde geçeceğiz. Dolayısıyla, çiftçilerimizin 2005 sezonunda daha rahat, daha sakin ve kendi lehlerine bir gelişmeyi ortaya koyma konusundaki gayretlerimizin inşallah olumlu sonuçlar vereceğini düşünüyorum.

Bu vesileyle, başta çiftçilerimize saygılarımı sunuyorum ve sizlere aktarmaya çalıştığım bu bilgiler hususunda gösterdiğiniz anlayış ve ilgiden dolayı teşekkür ediyorum.

Saygılarımla efendim. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

26 konuşma daha · 26 Mayıs 2005

26 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook