Dostluk grubu olarak küba'ya ve ''yeryüzü doktorları'' yardım kuruluşu olarak sudan'a yaptıkları ziyaretle ilgili
Sakarya Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 103. Birleşim · 3. yasama yılı · 26 Mayıs 2005 · 883 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma
Kaynak göster
Süleyman Gündüz (AK Parti), 26 Mayıs 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 103. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: DOSTLUK GRUBU OLARAK KÜBA'YA VE ''YERYÜZÜ DOKTORLARI'' YARDIM KURULUŞU OLARAK SUDAN'A YAPTIKLARI ZİYARETLE İLGİLİ); konuşma 883 kelime.
Süleyman Gündüz (AK Parti, Sakarya). “Dostluk grubu olarak küba'ya ve ''yeryüzü doktorları'' yardım kuruluşu olarak sudan'a yaptıkları ziyaretle ilgili”. TBMM Genel Kurulu, 103. Birleşim tutanağı, 26 Mayıs 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/suleyman-gunduz-22-2005-05-26-dostluk-grubu-olarak-kuba-ya-ve-yeryuzu-doktorlari-yardim-kurulusu (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
SÜLEYMAN GÜNDÜZ (Sakarya)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; nisan ve mayıs aylarında Afrika'da Sudan ve Ortaamerika'da Küba'ya yaptığımız ziyaretlerde elde ettiğimiz bilgi ve tecrübeleri sizlerle paylaşmak üzere gündemdışı söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
18-27 Nisanda bir grup doktor arkadaşımla, Sudan'da iç sorunun yaşandığı Batı Darfur'un Başkenti El Geniena'ya giderek orada sağlık hizmeti sunduk. Burada bir parantez açarak; Hartum Büyükelçimiz Sayın Ali Yakıtal ve Sudan'ın Ankara Büyükelçiliğine teşekkür ediyorum. Onlar, ziyaretimizin başarıyla sonuçlanması için büyük emek verdiler.
Ayrıca, bir hatırşinaslık yaparak "Yüryüzü Doktorları" ekibimiz, Prof. Dr. Harun Cansız, Op. Dr. Erhan Sarışın, Uz. Dr. Ali Murat Yılmaz ve Op. Dr. Mehmet Sait Özsoy'a, yaptıkları kutlu çalışmadan dolayı, adlarını anarak bir teşekkürle birlikte kayıt düşmek istedim. Nerede ve nasıl olursa olsun, ülkemizi başarıyla temsil edenlere bir teşekkür borcumuz var.
Öncelikle, Sudan'da Dış Yardım Bakanı ve Sağlık Bakanıyla görüştük, ardından El Geniena'ya gidip, El Geniena Hastanesinde sağlık hizmeti sunduk. Bölgede iç çatışmalar sonucu oluşmuş olan kampları ziyaret ederek aziz milletimizin gönderdiği yardımları dağıttık.
Bir anı anlatmalıyım. Hasta muayenemiz esnasında o kadar yoğun bir başvuru oldu ki, hastane önü miting meydanı gibi insanla doldu. Düzeni sağlamak için asker çağırmak zorunda kaldık. Bu durum karşısında hastane başhekimi Dr. Abdüllatif Bey "sizden önce burada birçok gönüllü kuruluş hizmet verdi. Fransızların Sınır Tanımayan Doktorları da dahil olmak üzere; izdiham oluşturacak bir kalabalık olmadı. Kalabalığın nedeni sizin Türkiye'den geliyor olmanızdır" dedi.
Sudan ziyaretimizin ardından Türk-Küba Parlamentolararası Dostluk Grubu olarak 29 Nisan-4 Mayıs tarihleri arasında Küba'ya bir ziyaret gerçekleştirdik. Ziyaretimizde, Küba Halkın Gücü Ulusal Meclisi Başkan Yardımcısı ve Türk-Küba Dostluk Grubu Başkanı, hükümetten Ticaret Bakanı ve Dışişleri Bakan Yardımcısı, Komünist Parti Başkan Yardımcısı ve üyeleri, Küba Halklarla Dostluk Enstitüsü Müdürüyle görüşmeler yaptık. En önemlisi, bir devlet organizasyonu olması dolayısıyla 1 Mayıs gösterilerini izledik.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Küba'da 1 Mayıs işin ruhuna uygun kutlanmakta. Belirli bir ideolojik çerçevede dahi olsa, dünyanın gündemindeki sorunların açık bir forum gibi konuşulması ve tartışılması anlamlıydı. Jose Marti meydanında, devlet organizasyonuyla toplanmış 1 300 000 insan tek bir sloganı öne çıkarmaktaydı. Bu slogan: "Esta Humanidad Teine ansias de Justicia." "Bu insanlık adalet istiyor."
Bu söz Küba Devlet Başkanı Fidel Castro Ruz'a ait ve onun ifadesiyle kitlelerde bir karşılık bulmaktaydı. Şüphesiz, bu söz, kuzey-güney ekseninde güney ülkelerinin talebinin de bir yankısıydı. Bunu anlamak için yeryüzündeki gelişmelere bakmak yeterlidir.
Ve adalet talebine hiçbir ülke ve birey bigâne kalamaz. Yeryüzünde kral sarayları üzerine "bir anlık adalet dağıtımı 70 yıllık ibadetten hayırlıdır" sözünü yazan ve bu sözü kendine rehber edinmiş bir milletin mensubu olarak ben bigâne kalamam.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Afrika ve Latin Amerika'da (Afro-Amerikan ekseninde) önemli siyasî ve entelektüel gelişmeler olmakta. Afrika Birliği, Arap Ligi ve Amerika Ülkeler Birliği toplantılar düzenlemekte. Biz siyasetçiler bu gelişmeleri yakın takip etmeliyiz ve bu bölgelerdeki siyasetçilerle ilişki kurmalıyız. Hükümetimiz 2005 yılını Afrika yılı ilan etti. Sayın Başbakanımız Etopya ve Güney Afrika'yı ziyaret etti. Muhalefet Partimizin Genel Başkanı Sayın Deniz Baykal iki gün önce İsrail'de toplanan Sosyalist Enternasyonal toplantısına katıldı. Son derece başarılı ziyaretlerdi; kendilerini tebrik ediyorum.
TİKA, Balkanlar, Kafkaslar ve Ortaasya'nın yanı sıra Afrika'da başarılı çalışmalarda bulunmaktadır.
Küba Halkının Gücü Ulusal Meclis Başkan Yardımcısı Jaime Crombet "Türkiye bizim için çok önemli. Avrupa Konseyi üyesi ve AB üyeliği için müzakere sürecindesiniz. Türk ve İslam dünyası üzerinde önemli etkinliğiniz var. İslam Konferansı Genel Sekreterliği sizde. Doğu-batı, kuzey-güneyin merkezinde yer alıyorsunuz. Avrupa Birliği içinde güneyin sesi olmalısınız ve bizim haklarımızı ve bizim gibi ülkelerin haklarını, üyesi olduğunuz ittifaklar içerisinde savunabilmelisiniz" diyor.
Dünyada araştırılan, tartışılan ve konuşulan konular Parlamentomuzda da araştırılmalı, tartışılmalı ve konuşulmalıdır, her şey özgürce ifade edilmelidir. Bu çatı aziz milletimizin bize vekâletini vererek kendini özgürce ifade edebildiği tek yerdir. Ayrıca, her yerde, her düşünce ve inanç kendini özgürce ifade edebilmelidir. Düşünce ve inancı ifade özgürlüğünün önünde hiçbir yasak olmamalıdır. Bu, anayasal bir teminattır; lakin, hiçbir düşünce ve inanç, bir başka düşünce ve inanç üzerinde baskı ve şiddet uygulamamalıdır. Devletin görevi hâkimlik değil hakemlik olmalıdır. Yasamanın da görevi, birey hak ve özgürlüklerini artırmak olmalıdır. Buna böyle inanıyorum.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Akbankın davetlisi olarak Türkiye'ye gelen "Medeniyetler Çatışması" teziyle 1990'dan beri dünyayı yönlendiren Amerikalı ünlü siyasetbilimcisi Samuel P. Huntington'un konferansında, Avrupa kapısında aşağılanan Türkiye artık bu hevesten vazgeçmeli ve dünyadaki yerini yeniden düşünmeli. Türkiye'nin AB üyeliğini unutmasını, zaten bunun bir hayal olduğunu, İslam dünyasının ihtiyacı olduğu liderliğe oynamasını öneriyor, "Atatürk sağ olsaydı iradesi bu doğrultuda olurdu" diyor. Bunu konuşabilmeliyiz, tartışabilmeliyiz. Uygulama ayrı, konuşmak ve tartışmak ayrı bir şeydir. Siyasetin usul ve esaslarını yeniden tartışabilmeliyiz. Merkez sağ ve sol kavramlarını, muhafazâkarlığı, liberalliği ve sosyal demokrasiyi tartışabilmeliyiz. Türkiye'de bir siyaset anomalisi var. Merkez sağda yer almış olan ve kendisini muhafazakâr demokrat olarak nitelendiren bir siyasî parti var, AK Parti var. AK Parti, Avrupa Birliği için Türkiye'de değişim talep etmekte ve reformları yapmakta, ülkemizin önünde çözülmez gibi görünen sorunları çözmek için bir irade ortaya koymaktadır. Ülkemizde siyasette sosyal demokrat konumsa, statükoyu muhafaza etmek üzere kurulu. Oysa, siyaset sosyolojisinde, muhafazakârlık böyle bir rolü üstlenmekte. Ama, burada, AK Partinin muhafazakârlığı, bu milleti millet yapan değerleri üstlenmektir.
Bu ülkede -Prof. Dr. Mete Tuncay'ın ifadesiyle söylemek gerekirse- herkes "sol, dine karşıdır, onu ortadan kaldırmayı amaçlar" diye düşünüyor. Sol parti denince akla CHP geliyor. Bunun, mutlaka giderilmesi gerekir. CHP'nin de bu milletin kutsallarını paylaştığını herkes bilmelidir.
Merkez sağın alternatifleri, genelde merkez sağda aranmıştır. Sağın alternatifi sol olmalıdır. Dünyada, bu böyledir. Türkiye'de siyaset anomalisinin düzeltilmesi için, AK Partiyi merkez sola, CHP'yi de merkez sağa çekmemiz gerekmektedir.
Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
26 konuşma daha · 26 Mayıs 2005