İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 90. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

T.c. ziraat bankası a.ş.ve tarım kredi kooperatifleri hk. (s.s. 151)

Tacidar Seyhan

Adana Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 90. Birleşim · 1. yasama yılı · 5 Haziran 2003 · 1.118 kelime · yaklaşık 6 dakikalık okuma

Kaynak göster

Tacidar Seyhan (CHP), 5 Haziran 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 90. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: T.C. ZİRAAT BANKASI A.Ş.VE TARIM KREDİ KOOPERATİFLERİ HK. (S.S. 151)); konuşma 1.118 kelime.

Tacidar Seyhan (CHP, Adana). “T.c. ziraat bankası a.ş.ve tarım kredi kooperatifleri hk. (s.s. 151)”. TBMM Genel Kurulu, 90. Birleşim tutanağı, 5 Haziran 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/tacidar-seyhan-22-2003-06-05-t-c-ziraat-bankasi-a-s-ve-tarim-kredi-kooperatifleri-hk-s-s-151 (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

TACİDAR SEYHAN (Adana)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Biraz gecikmeli de olsa, çiftçinin sorununu Meclis gündemine taşıyan ve emeği geçen tüm arkadaşlarıma, bütün çiftçiler adına çok teşekkür ediyorum. Gerçekten, çok ciddî bir sorunu masaya yatırıyoruz. Biz, Cumhuriyet Halk Partisi olarak, ne boyutta olursa olsun, bu sorunun çözülmesine varız.

Genelde -Sayın Coşkunoğlu da burada- planlamada ve gelişmede bir kaide vardır: Önce kötüye gidişi durdurursunuz, onu o seviyede tutarsınız, sonra, rehabilite eder, o seviyeyi kontrol edersiniz, sonra geliştirirsiniz. Yani, bizim buradaki amacımız, sadece bir şeyin geriye gidişini durdurmak değildir. Bizim buradaki amacımız, görüşmemizde temel olan şeyin bunu ileriye taşımak olması lazım. Bu nedenle, bu meseleyi ele alırken de, bu bütünlüğü kesinlikle elden bırakmamamız lazım.

Burada anlatmak istediğim şudur: Gerçekten, Türkiye'de çiftçi çok büyük sorunlar yaşıyor. Yani, biz, eğer, çiftçiye borcunu ödemek yolunda, kitlenin düşünsel ve faaliyet desteğini arkamıza alabilmek için bir şey yapacaksak, onun, bundan sonra ekebilmesini sağlamak zorundayız, ürününü satabilmesini sağlamak zorundayız ve ürününe değer vermeyi sağlamak zorundayız. Çiftçiye değer vermek, tüm dünyada, ürününe değer vermekten geçer, o ürününü pazarlayabilir kılmaktan geçer. Yapmamız gereken budur. Yani, biz, bunu, bu ödeme planını çıkardık mı, öyle tedbirler almalıyız ki, çiftçi bu borcu ödeyebilsin. Bakın, Bağ-Kurda ödeme planları geldi önlerine, af çıktı birçok defa; fakat, insanların yüzde 40'ı ödemek için başvuramadı bile; çünkü, kendini güvende görmedi. Ödemeye başlayan arkadaşlarımızın da yüzde 20'si, ödeme planı çıkmasına rağmen, birkaç taksiti ödemesine rağmen, gücü olmadığından ödemekten vazgeçti. Biz bunu nasıl yapacağız; çiftçinin ürününe değer vereceğiz. Yapılmadı mı; yapacağız beraber tabiî. Önemli olan, bütününü arkamıza almak. Getirin önümüze; emekçiye, işçiye, çiftçiye, onun menfaatına ne yapılması gerekiyorsa bunların hepsini beraber yapalım.

Değerli arkadaşlarım, sizler de seçim bildirgenizde, bizler de seçim bildirgemizde belirlediğimiz gibi, biz ürünü teşvik edeceğiz dedik, çiftçiye bakarken ürün planlamasıyla bakacağız, onu değerlendireceğiz dedik; ama, geldiğimiz günde bunu göremedik.

Bakın, mazotu başka bir şekilde arkadaşlar dile getirdi; ben, şuradan bakmak istiyorum: Azdır çoktur, ona değinmeyeceğim; ama, bu mazot teşvikini ürüne verebilseydik, çiftçinin elindeki ürünü hem kayıt altına alacaktık hem gerçekten ne kadar üretim yapmışsa, mazot teşvikini de ona vermiş olacaktık; ama, arsası parselli olan, tapusu elinde olmayan insana, dönüme 8 litre vererek desteklediğimizi sanırsak, bunları çok ciddî kayba uğratırız.

İkinci engel de, bakın, hep piyasalarda güven... Daha önce de yabancı sermayenin güveninden söz etti arkadaşlar. Nasıl güvenecek; kendini güvende hissedecek; ürününü, emeğini güvende hissedecek. Ürün sigortasını, sadece ve sadece, bazı özel sigorta şirketleri ile, kredi verdiği insanlara Ziraat Bankası yapıyor. Sayın Bakanım Adana'ya gitti. Gittiği günlerde, biz de köyleri geziyorduk. 3 000 dönüm arazi yandı, kül oldu. Osmaniye'nin bir kısmında, yağmur, ekinleri diz boyu yaptı; oraya kadar su, bütün biçilen ekinler ıslaktı. Doğal felaketlerin birçoğunu da beraberinde yaşıyoruz.

Şimdi, eğer, siz çiftçiyi "ben ürünümü toprağa attım, ben bu ürünün karşılığını alacağım "diye bir güvence altına taşımazsanız, o çiftçi, 1 metrekare daha fazla sürebilmek için yeterli çabayı göstermez. Bunun dışında da şeyler yapmak lazım. O çiftçiyi sübvanse etmek lazım; gübresini, mazotunu borçsuz alabilmesini sağlamamız lazım. Tarım kredi kooperatiflerini, borç yağmuru altında çiftçiyi boğan bir uygulamadan kurtarmak lazım. Onların vermiş olduğu ürünleri, çiftçiye, yarınını endişeyle bekleyen konumdan uzaklaştıracak şekilde vermesini sağlamak lazım. Genelde yapmamız gereken budur. Eğer, bunları yapmazsanız, bu kanunun çiftçi üzerindeki etkisi beklediğimiz ölçüde olmaz. Bu umutsuzlukla biz, ülkeyi geri götürmeye devam ederiz.

Değerli arkadaşlarım, bir de ürün planlamasına şu şekilde bakmamız lazım. Bakın, dün Anadolu Ajansında geçen bir haberi Sayın Haluk Koç bugün basına okudu; "domates ile tütünün fiyatı aynı" diyor. Yani, bu ne demektir biliyor musunuz; eğer, siz, üründe dengeyi kuramazsanız, yabancı kaynakları kendi ülkenizde ürettiğiniz tarımsal ürünlerdeki dengeyi bozacak halde ülkede hâkim kılarsanız, politikalarınızı yaparken ürünle birlikte tüketimi planlayamazsanız, domatesle de, kabakla da 1 kilogram tütünü aynı fiyata satmak zorunda kalırsınız. Hepimiz, elbirliğiyle, çiftçinin ürününe sahip çıkmak zorundayız.

Değerli arkadaşlarım, hakikaten, birçok konuda çiftçi perişan. Bu nedenle, çiftçiyi bunaltmayalım; çiftçinin borcunu katlayarak, bu kanun tasarısında, onları ödemek zorunda bırakmayalım. Çiftçinin elinde hiçbir şeyi kalmadı, tohumu bile yok. Topraksız tarımı destekleyeceğiz dedik, bir adım bile atamadık.

Bakın, yine, yaşadığım bölgede... Sayın Bakan da, buraya çıkan değerli milletvekili de dedi ki "çiftçi, bereketli toprakların fakir bekçisi olmayacak." Çok teşekkür ediyorum; hakikaten olmasın; ama, ben, Adana'nın göbeğinde, İmamoğlu'nda, Kozan'da baraj yapılmadı diye on yıl bekliyorum; oradaki en verimli topraklar kurak. Adana milletvekillerimiz de burada, şahittir; hafta sonu, bu sorunu nasıl aşarız diye hep beraber toplandık; hem Adalet ve Kalkınma Partili hem de Cumhuriyet Halk Partili milletvekilleri, bu sorunu masaya yatırdık. Önce, verimli arazilerimizi nasıl kullanacağımıza, ürün teşvikimizi ve ürün planlamamızı nasıl yapacağımıza hep birlikte karar vereceğiz. Toplumda, kitlede deşarj esastır. Bu deşarjı da, insanların güvenini temin ederek sağlamamız lazım. Muhalefetiyle iktidarıyla, elbirliğiyle, buradaki sorunları ele alarak, çiftçinin sorunlarını masaya yatırıp, onları önce ayakta durabilir, daha sonra yürüyebilir hale getirmemiz lazım.

Değerli arkadaşlarım, tabiî, burada, Sayın Bakandan da çok olumlu sözler duyduk; çok da teşekkür ediyorum. "Tarımda altın yıllar silsilesini başlatacağız" dedi iki gün önce; çok büyük memnuniyetle dinledim. Bu, çiftçi mutabakatıyla başlar. Önce gideceğiz, odamız mı var, muhalefetimiz mi var, mutabakata varacağız; ne istediklerini, hangi sorunları yaşadıklarını göreceğiz; ama, unutmayınız ki, hepimizi buraya taşıyan çiftçidir, işçidir, köylüdür, emeklidir. Bize, milletin vekili olma görevi verdi. Bizi, zaman zaman eleştirecekler, zaman zaman çok kırabilecek noktaya da gelecekler; hakaret etmedikleri sürece, biz onlara tahammül edeceğiz; saracağız, sarmalayacağız, aralarında sorunları varsa biz çözeceğiz; kamu ile çiftçiyi, kamu ile tabanı biz barıştıracağız. Devlet adamı olmanın genel önceliği burada yatar değerli arkadaşlar. (CHP sıralarından alkışlar)

Değerli arkadaşlarım, bir de, tarım çalışanlarıyla ilgili bir şeyler söylemek istiyorum. Çoğunun sağlık sigortasından yoksun olduğunu ve sabahları pamuğa ve diğer ürünleri toplamaya giden insanların, çoğu zaman, Adana'da, tüberküloz olarak evlerine döndüğünü gördüm. 30 000'e varan ziraat mühendisinin birçoğunun, işsizlikten, tarlaya çapaya gittiğini de gördüm. Eğitilmiş insana sahip çıkmazsak, kaynaklarımızda bunları kullanamazsak, biz, ülkede, çok büyük sıkıntılar çekeriz. Biz, Mustafa Kemal Türkiyesinde kalkınmayı tarımla başlattık değerli arkadaşlarım. Türkiye'nin sıkıntıda olduğu bu günlerde, yine, çiftçinin emeğiyle, orada çalışan insanların sağduyusuyla, tarıma dayalı sanayii de teşvik ederek, arasında denge kurarak, bu ülkenin kalkınmasını, en büyük atağını, yine tarımla başlatacağız. Bizim, bugünlerde, çok gelişmiş uzay teknolojisiyle rekabet edebilir gücümüz olmayabilir; ama, oraya taşınabilmemiz için dahi, çiftçinin, işçinin, emekçinin önümüze getireceği verimli ürünlere ve kaynaklara ihtiyacımız var.

Tabiî, biliyorum, bu iş kolay değil. Ekonomi, sosyal bir bilimdir, kesin değildir, planlarsınız, öyle gitmez, gitmeyebilir; ama, sizin göreviniz, ekonominin kötüye gittiğini gördüğünüz anda, çiftçi lehine, emekçi lehine ve devletinizin ekonomisi lehine tedbirler almaktır. Önemli olan, burada, dengeyi kaçırmadan, herkese hizmet edebilecek bir kaynağı, halkın ve bu ülkede üretime kendini adamış insanların emrine vermektir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

TACİDAR SEYHAN (Devamla)Toparlıyorum Sayın Başkan.

Değerli arkadaşlarım, bu düşünceler ışığı altında, ben, büyük çözümler, büyük krizler sonrası ortaya çıkar diyorum. Önümüzde çok ciddî sıkıntılar var. Gelin, tarımsal alanda, büyük çözümleri, hep beraber, bu yaşadığımız krizden ders alarak, ülke için yeni bir başlangıç noktası olarak, birlikte yapalım. Bunu yapacağınıza, burada getireceğimiz önergelere destek vereceğinize inanıyor; hepinizi saygıyla, sevgiyle selamlıyorum. (Alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

53 konuşma daha · 5 Haziran 2003

53 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook