T.c. ziraat bankası a.ş.ve tarım kredi kooperatifleri hk. (s.s. 151)
Ankara Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 90. Birleşim · 1. yasama yılı · 5 Haziran 2003 · 1.048 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
Ali Babacan (AK Parti), 5 Haziran 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 90. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: T.C. ZİRAAT BANKASI A.Ş.VE TARIM KREDİ KOOPERATİFLERİ HK. (S.S. 151)); konuşma 1.048 kelime.
Ali Babacan (AK Parti, Ankara). “T.c. ziraat bankası a.ş.ve tarım kredi kooperatifleri hk. (s.s. 151)”. TBMM Genel Kurulu, 90. Birleşim tutanağı, 5 Haziran 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ali-babacan-22-2003-06-05-t-c-ziraat-bankasi-a-s-ve-tarim-kredi-kooperatifleri-hk-s-s-151 (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
DEVLET BAKANI ALİ BABACAN (Ankara)Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; biliyorsunuz, bu çiftçi borçları, yıllardır Türkiye'nin büyük bir problemi. Özellikle, 2001 yılında yaşanan krizden sonra faizlerin çok artması ve yine bu sürede yaşanan kuraklıklar, çiftçilerimizi, gerçekten, çok zor duruma düşürdü. Burada iki büyük grup var. Bir, tarım kredi kooperatiflerine borcu olan grup, bir de Ziraat Bankasına borcu olan grup. Sunmuş olduğumuz bu yasa tasarısı, her iki grubun da sorunlarına, gerçekten, iyi bir çözüm getirmiş oluyor. Aynı zamanda, tarım kredi kooperatiflerinin Ziraat Bankasına çok yüklü miktarda borcu var. Bu yasa tasarısıyla bu borç da yeniden yapılandırılmış oluyor.
Ziraat Bankası ile tarım kredi kooperatiflerini ele aldığımızda toplam rakam, birikmiş faiziyle beraber takipteki alacaklar, yaklaşık 3,2 katrilyon lira. Bunun anaparasına dönecek olursak, sadece 900 trilyon. Yani, bu aradaki 2,3 katrilyon liralık fark, birikmiş faizlerden oluşuyor ve bu faizler, özellikle kriz yıllarında, yani 2001 yılında faizlerin çok yükselmesiyle beraber ciddî bir şok etkisi yapmış ve rakamlar çok büyük boyutlara ulaşmış. Bu yasa tasarısı aylarca süren bir çalışma sonunda hazırlandı, hem Ziraat Bankası yönetimi hem tarım kredi kooperatifleri yönetimi, beraber, yoğun mesai harcadılar ve tek tek hesaplara inerek, çiftçilerimizin durumunu inceleyerek, bir çözüm bulunmuş oldu.
Şimdi, burada, fazla detaya inmeden, metodu kısaca anlatayım: Herhangi bir çiftçimizin hesabını ele aldığımızda, öncelikle, bu hesapta birikmiş olan faiz siliniyor, anaparaya gidiliyor ve bu anapara rakamı, borçlanıldığı günden bugüne kadar, tarımsal toptan eşya fiyat endeksi kullanılarak getiriliyor. Bu da şu demek: Devlet İstatistik Enstitüsünün, pek çok tarım ürününden oluşmuş bir sepeti var; yanılmıyorsam, aşağı yukarı kırk elli ürün. Bu sepetteki ürünlerin fiyatı her ay takip ediliyor.
Örnek vermek gerekirse, mesela, 1999 yılında, 300 kilogram buğday değeri kadar borçlanmış olan bir çiftçimizin borcu, bugüne kadar, o günden bugüne endeks ne kadar arttıysa, o endekse getiriliyor. Ancak, bu endeksle bugüne getirilirken, bir bileşik, bir de basit hesap var. Biz, burada, çiftçilerimizin lehine olmak üzere, basit hesabı kullandık. Bir de, geçmiş yıllarda, bazı yıllar, Ziraat Bankasının kredi kullandırırken uygulamış olduğu faiz haddi, o yılların toptan eşya fiyat endeksinin altında kalmış; yani, tarımsal TEFE'nin altında kalmış. Biz, geri giderken, o yıllar için de düşük olanını seçtik; yani, eğer, Ziraat Bankası, geçmişe doğru herhangi bir yıl için enflasyondan daha düşük bir kredi faizi uyguladıysa -tabiî, temerrüt faizini kastetmiyorum burada, gerçek, normal borçlanma faizini kastediyorum- o faiz ele alındı. Dolayısıyla, bu türlü kararlarda, hep çiftçimizin lehine hareket edildi. Toplamda bakacak olursak, geçmiş yıllara bakıp, mesela, diyelim ki, 1999 yılında 100 kilogram buğday borçlanmış olan bir çiftçimizin bugün kaç kilogram buğday parası ödeyeceğine bakacak olursak, 1999 yılı için rakam 47 kilogram çıkıyor; yani, uyguladığımız metottan, bu basit-bileşik metodundan ve ayrıca, her yıl için düşük olanını seçtiğimizden -eğer faiz enflasyondan düşükse, faizi seçtik- 1999 yılında 100 kilogram buğday borçlanan bir çiftçimiz, bugün sadece 47 kilogram buğday parası ödemiş oluyor.
Şekerpancarından, mesela, 1998 yılından örnek verelim. 1998'de 100 kilogram şekerpancarı parası borçlanmış olan bir çiftçimiz, bugün 54 kilogram şekerpancarı parası ödemiş oluyor. Burada geniş bir tablo var. Buğday, mısır, şekerpancarı, domates, zeytin içinden örnek ürünler seçip hesap ettik ve 1997'den 2002'ye kadarki muhtelif rakamlara baktık; hiçbir zaman, bu, yüzde 100 bile olmuyor. Yani, herhangi bir üründen 100 kilogram borçlanan çiftçimiz, yüzde 100 bile ödemiyor; hep farklı farklı rakamlar söz konusu.
Burada önemli olan, tabiî, zamanında borcunu ödemiş çiftçimiz ile ödeyememiş olan arasında da adaleti gözetmek. Deniliyor ki: "Neden, faizlerin hepsini silmediniz; niye hiç faiz eklemeden anaparayı almıyorsunuz?" Şimdi, burada önemli olan şu: 1997 yılındaki 100 000 000 lira anaparanın değeri ile 2000 yılındaki 100 000 000 lira anaparanın değeri aynı değil. Eğer, biz, bugün, hem 1997'de borçlanan çiftçimizden 100 000 000 lira alırsak hem de 2000'de borçlanan çiftçimizden 100 000 000 lira alırsak, bu, 2000'de borçlanan çiftçimize bir haksızlık aslında. Bu adaleti mutlaka gözetmek gerekiyor. Tabiî, bir de, hiç ödemeyen ile ödeyeni gözetmek gerekiyor; çünkü, çiftçilerimizle devamlı görüşüyoruz, tabiî, özellikle zamanında ödemiş olanlar da haklı bir tepki gösteriyorlar ve diyorlar ki: "Ben, tarlamı sattım, traktörümü sattım, borcumu ödedim; siz, şimdi, borcunu ödemeyenlerin borcunun hepsini af mı edeceksiniz? Benim komşumun da traktörü, tarlası vardı; o satmadı, ödemedi. Şimdi, siz, onu tamamen silecek misiniz, af mı edeceksiniz?" Dolayısıyla, burada, bunu, tarım fiyatlarına bağlamak, aslında, mümkün olduğunca adil bir çözüm.
Geri ödeme planı da şöyle olacak: Bu tasarı yasalaşıp, Resmî Gazetede yayımlandıktan itibaren, iki aylık bir başvuru süresi tanıyoruz. Bu iki ay içerisinde başvuran çiftçilerimiz, bu metoda göre hesap edilen rakamın yüzde 10'unu ödeyecekler; geriye kalanı da, Ekim 2003, Ekim 2004, Ekim 2005 tarihlerinde olmak üzere 3 taksitte ödeyecekler. Yalnız, şu önemli: Anaparayı -bugüne getiriyoruz ya- bugünden ileriye doğru taşırken, artık üzerine bir şey eklenmiyor. Yani, bugünkü Türk Lirası olarak, rakam artık sabitleniyor, donduruluyor, bundan sonra üzerine enflasyon da eklenmiyor ve 2003 Ekim, 2004 Ekim, 2005 Ekim olmak üzere, geri kalanı da 3 taksitte tahsil edilmiş oluyor.
Ayrıca, eğer bu iki aylık süre yeterli olmazsa, yine -hem tarım kredi kooperatiflerinin hem de Ziraat Bankasının yönetimine yetki veriliyor- bu başvuru sürelerini belli bir süre daha uzatmak da mümkün olabilecek.
Bu metodu uygulayarak, toplam 3,2 katrilyon lira kaç liraya iniyor; yani, bunun kamuya maliyeti nedir -gerçi, Hazineye bir maliyeti yok; bunu, Ziraat Bankası ve tarım kredi kooperatifleri yükleniyor. Aslında, tarım kredi kooperatifinin borcunu da Ziraat Bankası yeniden yapılandırdığı için, bu yükün tamamı Ziraat Bankasında kalmış oluyor- nedir bu yük dediğimiz zaman, peşin ödeyenler için, 3,2 katrilyon lira yaklaşık olarak 1,4 katrilyon liraya inmiş oluyor. Bu arada, şu da var: Eğer borcunu peşin ödemek isteyen çiftçimiz olursa "borcumun tamamını kapatmak istiyorum" diyen olursa, bu kişilere de yüzde 30 indirim yapılacak; yani, bu metoda göre hesap edilecek, bir de üstelik yüzde 30 da peşin ödeme indirimi yapılmış olacak.
Bu 3,2 katrilyon lirayı, biz, 1,4 katrilyon liraya indirmiş oluyoruz; yani, burada, Ziraat Bankasına ve belki kısmen de tarım kredi kooperatiflerine, aslında 1,8 katrilyon lira bir yük gelmiş oluyor. Bu, önemli bir yük; ancak, tabiî, bu, yıllardır birikmiş olan bir problemdi. Türkiye, kriz geçirdi, çok sayıda vatandaşımız mağdur oldu. Biz, bu yükü yükleniyoruz ve bu kolaylığı sağlamış oluyoruz.
Aynı zamanda, şu anda, bu sistem kilitlenmiş durumda. Çiftçiler kredi kullanamıyor. Borcunu ödemediği için, bankaya geliyor, banka "önce borcunu öde, ondan sonra kredi kullandırırım sana" diyor. Bu tahsilatı yaparken, bir bakıma, sistemi çalışır hale getiriyoruz, hem Ziraat Bankasına hem tarım kredi kooperatiflerine kaynak sağlamış oluyoruz ve çiftçilerimiz için gerçekten büyük bir psikolojik ve maddî yük olan bu problemi de aslında güzel bir şekilde çözmüş oluyoruz.
Bu yasa tasarısının, inşallah, memleketimize hayırlı olmasını diliyorum.
Teşekkür ederim. (Alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
53 konuşma daha · 5 Haziran 2003