İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 14. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

Güneydoğu anadolu projesi bölge kalkınma idaresi teşkilatının kuruluş ve görevleri hk. (s.s. 677)

Turan Tüysüz

Şanlıurfa Milletvekili ·

Genel Kurul, 14. Birleşim · 3. yasama yılı · 4 Kasım 2004 · 863 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma

Kaynak göster

Turan Tüysüz, 4 Kasım 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 14. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: GÜNEYDOĞU ANADOLU PROJESİ BÖLGE KALKINMA İDARESİ TEŞKİLATININ KURULUŞ VE GÖREVLERİ HK. (S.S. 677)); konuşma 863 kelime.

Turan Tüysüz (Şanlıurfa). “Güneydoğu anadolu projesi bölge kalkınma idaresi teşkilatının kuruluş ve görevleri hk. (s.s. 677)”. TBMM Genel Kurulu, 14. Birleşim tutanağı, 4 Kasım 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/turan-tuysuz-22-2004-11-04-guneydogu-anadolu-projesi-bolge-kalkinma-idaresi-teskilatinin-kurulus (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA TURAN TÜYSÜZ (Şanlıurfa)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 6 Kasım 1989 tarih ve 388 sayılı Güneydoğu Anadolu Projesi Bölge Kalkınma İdaresi Teşkilâtının Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifinin 1 inci maddesi üzerinde CHP Grubu adına söz almış bulunmaktayım; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; dünyanın sayılı, Türkiye'nin en büyük kalkınma projelerinden birisi olan GAP'ın toplam maliyeti, bitirildiği zaman yaklaşık olarak 32 milyar dolar civarında olacaktır.

Aslında, Sayın Bakanımız, biraz önce çok tozpembe bir projeden bahsetti. Ben, biraz daha farklı bir şekilde yaklaşmaya çalışacağım. Güneydoğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolunun başkenti sayılan Urfa'nın milletvekili olarak da bu projeyi savunmak, gerçekten, bana büyük bir gurur ve onur veriyor. Arkadaşlarımızın bu teklifi verirken, Cumhuriyet Halk Partili milletvekillerinin de görüşlerini almasını beklerdik; ama, maalesef, böyle bir şey olmadı. Biz de aynı bölgenin insanlarıyız, milletvekilleriyiz; bunda, keşke, bizim de imzamız olsaydı diye düşünüyorum.

2003 yılı sonuna kadar 16 600 000 000 dolar harcama yapılan projede gelinen nokta son derece vahimdir Sayın Bakanım. Geriye dönüp baktığımızda, bölgeden uzak bir GAP İdaresi Başkanlığı ve bölgede yarım kalmış yatırımlardan başka bir şey göz önünde bulunmuyor.

GAP İdaresinin süresinin uzatılması ve akabinde, Bölge Kalkınma İdaresinin bölge kalkınma ajanslarına dönüşmesi, artık, bu projenin, devlet tarafından unutulduğu anlamına gelmektedir.

Bu proje, aslında, bir şekilde ortadan kaldırırken, siyasî manevralara bırakılacak bir proje değildir Sayın Bakanım.

Sayın Bakanımızın burada ifade ettiği gibi, bu projenin, sivil kitle örgütleriyle birlikte özel idarelere ve bölgedeki sanayi kuruluşlarına, sanayi temsilcilerine bırakılmış olması gerçekten sevindirici bir haber; ama, GAP İdaresinin bir müsteşarlık tarafından yürütülüyor olması, bana göre, daha uygun olurdu; bölge insanının da bu şekilde düşündüğünden eminim.

Bu proje için cumhuriyet hükümetlerinin kavgalar verdiğini biz biliyoruz. Cumhuriyet hükümetlerinin, özellikle Sayın Özal ve Sayın Demirel'in bu proje hakkındaki kavgalarına bu Meclis şahit olmuştur.

A.MÜFİT YETKİN (Şanlıurfa)GAP'ı gaptırmam...

TURAN TÜYSÜZ (Devamla)Sayın Yetkin'in dediği "GAP'ı gaptırmam" gibi, Özal ile Demirel arasındaki kavgalara hepimiz şahit olmuşuzdur.

GAP projesinin bölgedeki altyapı ayakları birçok yatırımı da gündeme getirmiştir. Bu yatırımın gerçekleşme oranları, gelinen noktada, bölge insanını tatmin etmemektedir. Özelikle enerji ve tarımsal sulamada istenilen düzeyde olunmaması, bölge insanını devletine karşı küskünlük derecesine getirmiştir. Özelikle Şanlıurfa İlindeki enerji ve sulama sorunları ilimizde insanları isyan etme noktasına getirmiştir.

Biz daha önce de birkaç defa bu kürsüden dile getirdik ve dedik ki, Sayın Bakanımız, sayın hükümetimiz, gerçekten, Şanlıurfa'da ve ilçelerinde özellikle enerji alanında yapılan yatırımlara büyük önem verilmesi gerekiyor; çünkü, gerçekten, Urfa'nın bir bölgesi devletin getirmiş olduğu kanalet yoluyla sulamaya açılırken, diğer taraftan artezyen yoluyla sulamanın yapılmış olması çiftçimize büyük maliyete mal olmaktadır.

Bir kuyunun bir çiftçiye maliyeti yaklaşık olarak 50 milyar lira civarındadır. Özellikle Harran bölgesinde sulamaya açılan tarlalarda devletin hektar başına almış olduğu miktar 9 000 000 liradır; ama, yeraltı sulamasıyla pamuğunu ve buğdayını sulamaya yönelen bir çiftçinin yaklaşık olarak bir hektar başına vermiş olduğu para 160 000 000 liradır. Özellikle, biz burada sayın hükümetimizden rica ettik, dedik ki, bu yeraltı sulamalarından faydalanan çiftçilerimize enerji alanında bir indirime gidilsin. Bu büyük bir haksızlık. Bunun için özellikle bazı çalışmaların yapılması gerektiğini söyledik. Nihayetinde, yeraltı sularıyla sulama yapan çiftçilerimizin, sulama döneminde Urfa TEDAŞ bölgesine saldırılarına da şahit olduk. Bunların hepsini biz burada dile getirmiştik; ama, maalesef, dinleyenimiz olmadı. En son, Sayın Bakanımız gitti, orada bazı çalışmalar yaptı, bazı çiftçi arkadaşlarımızı sakinleştirdi; ama, yine de, bölgedeki elektrik kesintilerinin sonu gelmedi değerli arkadaşlar.

Sayın arkadaşlar, bakın, başka bir şeyden bahsetmek istiyorum. Biliyorsunuz, bu dönem, pamuk hasadı zamanı. Büyük bir umutla pamuklarını eken ve bunun sonucunda pamuklarını kaldırıp, kredilerini ödemeye çalışan, büyük bir emek sarf edip, masraf yapan bu çiftçilerimizin haklarını alabildiğine, ben kesinlikle inanmıyorum, ki, çiftçilerimiz de aynen bu şekilde düşünüyorlar.

Şu anda pamuk fiyatları 2003 yılının borsa fiyatlarının bile altında. Kütlü pamukta fiyat, Adana'da 700 000-750 000, İzmir'de 750 000-850 000 civarında. Egede kara gün dostu olarak tabir edilen Tarişin verdiği 9 000 liralık avans fiyatı dahi, maliyetlerini kurtaramıyor. Avans devam edecek mi etmeyecek mi onu da gerçekten bilmiyoruz, belli değil. Dünyada pamuk fiyatları artarsa devam edecek; ama, artmazsa, bunun devam etmesi mümkün görünmüyor. Yani, her şey piyasa koşullarına bağlı; ama, kimde bekleme gücü var ki?! İşçi parasını almak ister, bankalar kredilerinin dönmesini ister, insanlar gidip mazot almak, gübre almak ister; ama, bunların, bu pamuk fiyatıyla karşılanması pek mümkün görünmüyor.

Hükümete gelince, seçimlerde verdiği 30 sentlik bir söz vardı; ama, maalesef, bunu hatırlamıyor diye düşünüyorum. Geçen yıl ürüne gecikme faizi olarak 90 000 lira, 6 sent civarında bir para verildi; ama, yeni yıl için bir prim veriliyor mu verilmiyor mu, o da belli değil.

Komşumuz Yunanistan'da pamuk üreticisine kiloda verilen destekleme fiyatı 0,52 euro; bu, 64 sent, yani, 960 000 lira civarında. Verilen bu destekleme fiyatı, bizdeki pamuk fiyatından, kütlü fiyatından bile daha yüksek. Amerika Birleşik Devletlerinde, kilogram başına 35 sent veriliyor; yani, 525 000 lira. Ayrıca, Yunanistan ve Amerika'da, pamuk ihracatı krediyle destekleniyor. Üstelik, mazot, gübre, ilaç alanlarında da bizden çok daha ucuz.

Sözün kısası, Türkiye, kendi üreticisini desteklemek yerine, Amerikalı, Yunan pamukçuları destekleyecek şekilde ithalata yöneliyor ve son yıllarda, lifli pamuk ithalatı yılda ortalama 450 000 tonu aşmış durumda. Bu yıl, şimdiden, döviz açığımız 10 milyar dolar civarındadır. Bütün bunların mantığı var mı; buna hükümet adına cevap verecek Sayın Tarım ve Köyişleri Bakanımız burada yok; inşallah, Abdüllatif Bey cevap verir.

Hepinize saygılar sunuyorum, teşekkür ediyorum. (Alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

23 konuşma daha · 4 Kasım 2004

23 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook