Emniyet genel müdürlüğüne ait araç, gereç, mal ve malzemenin satış, hibe, hek ve hurda durum ve işlemleri hakkında kanun (s.s.848)
Bayburt Milletvekili ·
Genel Kurul, 60. Birleşim · 4. yasama yılı · 8 Şubat 2006 · 781 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma
Kaynak göster
Ülkü Gökalp Güney, 8 Şubat 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 60. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: EMNİYET GENEL MÜDÜRLÜĞÜNE AİT ARAÇ, GEREÇ, MAL VE MALZEMENİN SATIŞ, HİBE, HEK VE HURDA DURUM VE İŞLEMLERİ HAKKINDA KANUN (S.S.848)); konuşma 781 kelime.
Ülkü Gökalp Güney (Bayburt). “Emniyet genel müdürlüğüne ait araç, gereç, mal ve malzemenin satış, hibe, hek ve hurda durum ve işlemleri hakkında kanun (s.s.848)”. TBMM Genel Kurulu, 60. Birleşim tutanağı, 8 Şubat 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ulku-gokalp-guney-22-2006-02-08-emniyet-genel-mudurlugune-ait-arac-gerec-mal-ve-malzemenin-satis-hi (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
ÜLKÜ GÖKALP GÜNEY (Bayburt)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Bugün burada görüştüğümüz kanun, takriben bundan beş yıl evvel çıkarılan 4645 sayılı Yasanın uygulamadaki eksikliklerini düzeltmek amacıyla getirilmiştir.
Nedir bu kanun, 4645; bu kanunda, Emniyet Genel Müdürlüğüne ait, satılabilir malların ve özellikle hurda ve HEK dediğimiz; yani, hizmette kullanılabilme vasfını kaybeden ve arızalı hale geldiği zaman onarılması daha pahalıya mal olacak malların satılmasına izin verilebiliyor idi. Bu kanunla, atıl durumda bulunan ve satışı mümkün olmayan önemli miktardaki makine, teçhizat ile mal ve malzemenin de satılması öngörülüyor; yani, bizim daha önce çıkarmış olduğumuz kanundaki eksikliği tamamlıyoruz. Bana göre, yapılan düzenleme doğrudur, gecikmiş olsa da doğrudur, yapılmalıdır; yani, ihtiyaç fazlası ve standart dışı olması şartıyla bütün malların satılmasına olanak getirmektedir. Yaptığımız işlem doğrudur arkadaşlar.
Tabiî, bunun bize getireceği iki avantaj da var. Bu malların depolardaki bakımı ve depo masrafları ve bir de bunlardan satmakla elde edeceğimiz gelirin de hazineye gideceğini düşündüğümüz zaman, yaptığımız şeyin doğru olduğunu hep birlikte görüyoruz.
Burada, ben, Sayın Bakanı iki konuda uyarmak istiyorum. Bunlardan bir tanesi, bu işlemler yapılırken; yani, kurulacak komisyonların çok titiz seçilmesi lazım ve bu komisyonlara, ilgili diğer bakanlıklardan da uzmanların mutlaka katılması lazım. Bu, son derece şaibeli bir iştir Sayın Bakanım. Bu satışlar ileride sıkıntı yaratabilir. Böyle çok ciddî ve kapsamlı bir komisyon kurulmadan satışa asla gitmeyiniz; bunu yaparsanız çok rahat edersiniz. Yani, ilgili kuruluşlardan uzman elemanlar, bu satış kurullarının içine mutlaka alınmalıdır.
Değerli arkadaşlarım, çok kısa bir sürem var. Bu süre içerisinde çok söyleyecek şeylerim var; ama, tabiî söz sürem çok kısıtlı, gecenin bu vaktinde fazla vaktinizi de almayacağım, satırbaşları halinde birkaç şeyi de söylemek ihtiyacını duydum. Bunlardan bir tanesi, burada, işte, suç oranlarında artma azalma konusunda iktidar ve muhalefet milletvekillerimiz arasında bazı tartışmalar oldu, konuşmalar oldu; bunların detayına girmek istemiyorum. Yalnız, bir şeye önemle girmek istiyorum; emniyetimizin ve İçişleri Bakanlığımızın bunu gözden kaçırmaması lazım; suçların niteliğinde, son yıllarda, Türkiye'de değişiklikler olmuştur. Bunun da en başında, kapkaç ve gasp olayları gelmektedir. Bu konuda, daha ciddî ve daha uzman elemanlarla ciddî bir mücadele yapılmalıdır. Bu konuya dikkatinizi çekiyorum.
İkinci teklifim şudur: Burada iktidar milletvekilleri konuştu, muhalefet milletvekili arkadaşlarımız, hepsi konuştular ve herkes, polislere biraz daha imkân verelim, bunların maddî imkânlarını, maaşlarını yükseltelim… Hiç itiraz eden yok. Hatta, Sayın Koç'un buradaki ifadelerinden de duyduk, ben de biliyordum zaten; Sayın Bakan da, bu Emniyet mensuplarının maaşlarının artırılması için burada müteaddit defa söz vermesine rağmen -ve çok da istediğini çok da iyi biliyorum, inanarak istediğini biliyorum; bu teşkilatın içinden gelen bir arkadaşımız- ama, bu, Maliye Bakanlığında ve bir yerlerde takılıyor, bir türlü çıkmıyor.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKANBuyurun Sayın Güney, konuşmanıza devam ediniz.
ÜLKÜ GÖKALP GÜNEY (Devamla)Bunun, bütün milletvekilleri olarak, hepimiz arkasında olalım, birlikte yardımcı olalım ve bu işi temizleyelim. Bıçak kemiğe dayanmıştır. Emniyet mensuplarımızın ekonomik koşullarını düzeltecek kanunun bir an evvel; ama, hiç gecikmeksizin süratle çıkarılması için hepimiz elimizi taşın altına koymalıyız ve bu kanunu mutlaka çıkarmalıyız. Bunun için söylenecek çok şey var; zamanım yok, onu söyleyemiyorum.
Değerli arkadaşlarım, burada, son olarak bir şey söylemek istiyorum. Biraz evvel burada iki hekim arkadaşım, işte, bazı kanserli hastalar için ilaçlar alınıyor, parası ödeniyor, ödenmiyor diye bir tartışmaya girdiler. Sayın Koç burada ifade etti. Ben de konunun uzmanı sayılırım ve konuyu yakından bilen bir arkadaşınızım. Bu ilaçların hepsinin parası yeşilkart tarafından ödenmiyor, ödenmesi de mümkün değildir; çünkü, bu ileri tetkiklerin yapılarak ortaya konulan bu hastalıklarda kullanılan ilaçların karşılığını ödeyemiyor yeşilkart. Bana, her gün seçim bölgemden 15-20 hasta gelir. Çok yakın, bunlarla iç içeyim, bunların ödemeleriyle iç içeyim. İnanın, bunlar ödenmiyor, ödenemiyor daha doğrusu. Bunu bilelim; bir.
İkincisi, daha önce, bundan üç dört hafta evvel, ben, Sayın Maliye Bakanını buradan uyarmıştım. Değerli milletvekili arkadaşlarım, sizlere de, ben, önemli bir konuyu anlatmıştım. Bugün, Türkiye'de başta üniversite hastaneleri olmak üzere büyük devlet hastanelerindeki hizmet, durma noktasına gelmiştir. Ankara Tıp Fakültesi, Hacettepe Tıp Fakültesi hizmeti durdurma noktasındadır. Bunun altını çiziyorum. Kırkbeş yıllık bir hekim olarak, bu işin içinden gelen bir arkadaşınız olarak, hepinize rica ediyorum; Ankara Tıp Fakültesinin 86 trilyon alacağı vardır devletten; Hacettepenin 51 trilyon alacağı vardır; Çapa Tıp Fakültesinin 60-62 trilyon alacağı vardır ve bunlar artık son noktada, kendi çalışanlarının da parasını, hizmetlilerin, ödeyemiyorlar. Müteaddit defalar Sayın Bakana gittim, ilgililerle konuştum, sizlerden rica ediyorum; sizler de bu hastanelere gidiyorsunuz, sizin de kendi hastalarınızı götürüyorsunuz, her gün bu hastanelerde sizin de işiniz oluyor; çok rica ediyorum, bu paranın bir an evvel ödenmesini, hem de bu hafta içerisinde. Artık bize gelen, bu rektörlerden ve dekanlardan gelen rakamları, bilgileri aldığım zaman ben hayret ediyorum; lütfen, bu konuya yardım edin diyorum.
Sonuç olarak, bu çıkarmakta olduğunuz kanunun hayırlı bir kanun olduğunu ifade ediyorum, hazırlayan, buraya getiren arkadaşlarıma teşekkür ediyorum, hayırlı bir iştir. Daha önce çıkardığımız bir kanunun eksiğini tamamlayan bir kanundur.
Hayırlı uğurlu olmasını diliyorum, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (Alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
38 konuşma daha · 8 Şubat 2006