Danışma kurulu önerisi
Denizli Milletvekili ·
Genel Kurul, 124. Birleşim · 2. yasama yılı · 26 Eylül 2004 · 535 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma
Kaynak göster
Ümmet Kandoğan, 26 Eylül 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 124. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: DANIŞMA KURULU ÖNERİSİ); konuşma 535 kelime.
Ümmet Kandoğan (Denizli). “Danışma kurulu önerisi”. TBMM Genel Kurulu, 124. Birleşim tutanağı, 26 Eylül 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ummet-kandogan-22-2004-09-26-danisma-kurulu-onerisi (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
ÜMMET KANDOĞAN (Denizli)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Bu yürürlük maddesiyle ilgili olarak bir değişiklik önergesi vermiştik; ancak, ben, bu önergeyle ilgili olarak sözlerime başlamadan önce, İçtüzüğümüzün 73 üncü maddesini okumak istiyorum.
"Hükümetçe hazırlanan kanun tasarıları bütün bakanlarca imzalanmış olarak ve gerekçesi ile birlikte Meclis Başkanlığına sunulur.
Gerekçede tasarının tümü ve maddeleri hakkında bilgiler, kaldırılması veya eklenmesi istenilen hükümlerin neler olduğu ve neden kaldırılması, değiştirilmesi veya eklenmesi gerekli görüldüğü açıkça gösterilmek lazımdır. "
Şimdi, Meclisin huzuruna gelen bu kanun tasarısında, ne hükümetçe gönderilen tasarıda ne de komisyonca kabul edilip Genel Kurula gönderilen tasarıda, yürürlük maddesi olan 344 üncü maddesiyle ilgili herhangi bir gerekçe var. Hemen şunu söyleyebilirsiniz: "Yürürlük maddesidir." Ancak "yayımı tarihinde yürürlüğe girer" derseniz, belki bir gerekçe ileri sürmeyebilirsiniz; ancak, bir yıl sonra yürürlüğe girecek olan bir kanun tasarısının, gerek hükümetçe gerekse komisyonca Meclise sevk edilirken mutlaka niye bir yıl sonra yürürlüğe girmesi gerektiği çok açık bir şekilde gerekçede belirtilmesi lazım.
Ben, bunu inceleme fırsatını buldum, bu gerekçeyle ilgili herhangi bir hüküm burada yok; ancak, bunun mutlaka gerekçe içerisinde yer alması lazım.
Şimdi, ben, burada değişik konuşmacıları dinledim. Bir konuşmacı gerekçe olarak diyor ki; hâkim ve savcılarımızın eğitilmesi lazım. Bir diğer gerekçe, daha sonra bundan da vazgeçildi, Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu ve İnfaz Kanununun birlikte çıkması lazım. Tamam, hangisine itibar edeceğiz; Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu ve İnfaz Kanunu bugün gelmedi, gerekçe buydu. O bakımdan, kamuoyunun ve Meclisin bilgilendirilmesi açısından bunun niye bir yıl sonra yürürlüğe gireceğinin açıklanması lazım. Şimdi, yeni bir önerge geldi, daha önce bir yıldı, ne oldu da altı aya indirdiniz, hangi gerekçeyle bunu altı aya indiriyorsunuz? Ama, bakın, bunun kamuoyunda çok kötü yansımaları olabilir.
Bakınız, daha bundan üç gün önce basında ve televizyonda izlediniz, bir ilimizde bir töre cinayeti işlendi. Şimdi, eğer, bu kanun bir yıl sonra veya altı ay sonra yürürlüğe giriyorsa, bu kanun yürürlüğe girdikten sonra aleyhe gelecek hükümleri düşünerek insanlar bunu istismar edebilir, kötüye kullanabilir. Kötüye kullandığının bir işareti, üç gün önce bir ilde işlenen töre cinayetidir. Dikkatinizi çekmek istiyorum, altı aya kadar, altı ay içerisinde Türkiye'nin çok değişik yerlerinde, bu kanun yürürlüğe girdiğinde aleyhe taşıyacak hükümleri düşünerek birçok insan suç işleyebilir ve bunun da vebali, sorumluluğu bu Meclisin olur. Niye acele ettik o zaman? Ceza Kanunu, Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu ve İnfaz Kanununu birlikte yapacaktık, yapamadık. Niye aceleyle Ceza Kanununu geçiriyoruz, yürürlüğünü de altı ay sonraya bırakıyoruz? Bugün, çok enteresandır, biraz önce konuşmacılar da ifade ettiler, yepyeni bir madde halinde önümüze geldi. Hadi 184 üncü maddeyi getirenleri tebrik ediyorum, kutluyorum. Bu imar kirliliğine neden olma meselesinin altı ay sonra değil de hemen yürürlüğe girmesi, ülkemiz açısından son derece önem arz etmektedir; bunun bir an önce yürürlüğe girmesinde fayda vardır. Bu değişikliği yapanları gönülden kutlamak istiyorum; ancak, 181 inci maddenin birinci fıkrasının, 182 nci maddenin birinci fıkrasının kanun yürürlüğe girdikten iki yıl sonra yürürlüğe girmesinin makul ve mantıklı bir açıklamasını yapamayız.
Ben, buradan, Sayın Çevre ve Orman Bakanına hitap etmek istiyorum. Eğer, o bakanlıkta bakan olarak oturuyorsanız, bu madde bu şekilde geçerse, derhal o bakanlıktan istifa etmeniz lazım. Evet, evet; çünkü, biraz önce de bahsettiler, Anayasanın 56 ncı maddesi çok açık arkadaşlar. 56 ncı madde şunu söylüyor: "Herkes, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir." Siz, bu değişiklikle...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
28 konuşma daha · 26 Eylül 2004