İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 39. BİRLEŞİM · CUMA

2005 mali yılı bütçe kan tas.(8 inci tur görüşmelerinde) içişleri bak.,emniyet gen.müd.,jandarma gen.kom.,sahil güvenlik kom.,dışişleri bak.

Ümmet Kandoğan

Denizli Milletvekili ·

Genel Kurul, 39. Birleşim · 3. yasama yılı · 24 Aralık 2004 · 1.104 kelime · yaklaşık 6 dakikalık okuma

Kaynak göster

Ümmet Kandoğan, 24 Aralık 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 39. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2005 MALİ YILI BÜTÇE KAN TAS.(8 İNCİ TUR GÖRÜŞMELERİNDE) İÇİŞLERİ BAK.,EMNİYET GEN.MÜD.,JANDARMA GEN.KOM.,SAHİL GÜVENLİK KOM.,DIŞİŞLERİ BAK.); konuşma 1.104 kelime.

Ümmet Kandoğan (Denizli). “2005 mali yılı bütçe kan tas.(8 inci tur görüşmelerinde) içişleri bak.,emniyet gen.müd.,jandarma gen.kom.,sahil güvenlik kom.,dışişleri bak”. TBMM Genel Kurulu, 39. Birleşim tutanağı, 24 Aralık 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ummet-kandogan-22-2004-12-24-2005-mali-yili-butce-kan-tas-8-inci-tur-gorusmelerinde-icisleri-bak (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

ÜMMET KANDOĞAN (Denizli)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; İçişleri Bakanlığı bütçesi üzerinde, şahsım adına söz almış bulunuyorum; Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Sözlerime başlamadan önce, bugün, Türkiyemizin son derece önemli iki bakanlığının bütçesi görüşülürken, Meclis Genel Kurulunda 25 milletvekilinin hazır bulunması...

MEHMET ÇERÇİ (Manisa)Kuliste...

ÜMMET KANDOĞAN (Devamla)O daha ayıp; eğer kulisteyse milletvekili, gelip Parlamentonun içerisine girmiyorsa, o daha büyük ayıp Sayın Milletvekili.

Türkiye'nin en önemli iki bakanlığının bütçesi görüşülüyor. Avrupa Birliği, daha bir hafta önce imzalanan bir anlaşma ve İçişleri Bakanlığı bütçesi görüşülüyor ve milletvekillerinin bu iki bakanlık bütçesine ne kadar ilgi gösterdikleri de hepinizin takdirinde. Böyle mi olması lazım?! İçişleri Bakanlığı ve Dışişleri Bakanlığı bütçelerinin görüşülmesi sırasında Mecliste toplam 40 milletvekili mi olması lazım?! Bu kadar önemli bir bütçede görüşmelerin bu şekilde mi yapılması lazım?! Bu, bu iki bütçeye milletvekillerinin ne kadar değer ve önem verdiğinin bir göstergesidir.

Değerli milletvekilleri, uzun zamandan beri, ben, bu kürsüden, mülkî idareyle ilgili son derece yanlış uygulamalar yapıldığını, gelen ve kanunlaşan her kanun tasarısında, tekliflerde, mülkî idarenin yetkisini ve otoritesini alıp götüren kanunlar olduğundan bahsediyordum. Bugün, üzülerek, AK Parti Grubu adına konuşan bir değerli milletvekilimizi dinledim. Ben, Türkiye'de mülkî idare amirliğinin her geçen gün nasıl erozyona uğradığını ifade ederken, birçok delil ileri sürüyordum; ama, bugün bambaşka bir şey söylendi. AK Parti Grubu adına konuştuğuna göre, Grubu da bağlayan bir konuşmaydı. Orada sayın milletvekili diyor ki: "Vali atamalarında bundan sonra mülkî idare dışında başka mesleklerden de atama yapılsın." Aynen bu teklifi, bu Meclis Genel Kurulunda İçişleri Bakanlığı bütçesi üzerinde söz alan ve AK Parti Grubu adına konuşan milletvekilimiz söyledi. Valiliğin, mülkî idare amirliğinin bu kadar kolay ve bu kadar ucuz olduğunu düşünüyorsa sayın milletvekilimiz, yanılıyor. Vali olmak o kadar ucuz, o kadar kolay değil. Bir vali olabilmek için, en az yirmibeş yıl bu memlekette kaymakam olarak, mülkiye müfettişi olarak hizmet etmek gerekmektedir. Mesleğin çilelerini ve sıkıntılarını çekerek gelen arkadaşlarımızın önünü kesecek böyle bir teklifin, bu Mecliste makes bulmayacağına da gönülden inanıyorum.

Sevgili milletvekilleri, görüşülen her kanunda mülkî idareden bir şeyler alınıp götürülüyor. Bunu, Belediye Kanunda gördük, İl Özel İdaresi Kanununda gördük, Kamu Yönetiminin Temel İlkeleri Kanununda gördük, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfıyla ilgili çıkan en son kanunda gördük. Bütün bu yapılan değişiklikler, mülkî idarenin otoritesini zaafa uğratan ve dolayısıyla devlet otoritesini zaafa uğratan uygulamalardır; ama, önümüzdeki yıllarda göreceksiniz, bu uygulamanın ne kadar yanlış olduğunu, bu uygulamanın ne kadar hatalı olduğunu ve sonra da dönüp, yeniden mülkî idareyi güçlendirmemiz gerektiği inancını gelip, bu kürsüden, belki önce sizler söyleyeceksiniz.

Bakınız, Belediye Kanunu yayımlandı; ama, ben, 14 üncü maddede burada bir hayli mücadele ettim, bunun bu şekilde geçmemesi lazım geldiğini ifade ettim. Sayın Cumhurbaşkanı, ikinci kez Meclise göndermemek için kanunu yayımladı; ancak, Anayasa Mahkemesine gideceğini söyledi.

Kamu Yönetiminin Temel İlkeleri Kanunu, aşağı yukarı 50 madde -arkadaşlar, bunun altını çiziyorum, dünyada hiçbir Mecliste görülmeyen bir uygulama- 50 maddenin 22 tanesi Sayın Cumhurbaşkanından geri döndürülüyor ve yine, İl Özel İdaresi Kanununun 14 maddesi geri geliyor.

Biz, bunları buralarda söyledik. O zaman diyordunuz ki "nereden biliyorsun, bunları nereden biliyorsun da söylüyorsun" ve geri gelen o kanunlar da, hep, buralarda bizlerin söylediği cümlelerle aynen geri gönderiliyor.

Değerli milletvekilleri, o bakımdan, mülkî idareyi -ne olur- zaafa uğratacak, onları sıkıntıya sokacak uygulamalardan kaçınmamız lazım. Bakınız, mülkî idareden büyük bir kaçış başladı, tarihte hiç görülmemiş ölçüde bir kaçış var. 60 mülkî idare amiri, kaymakam arkadaşımız, müfettiş arkadaşımız, bu mesleğin çilesini çeken, bu mesleğe, ülkemize, milletimize ve memleketimize hizmet eden arkadaşlarımızdan 60'ı bugün Bakanlığı terk edip gitti. O meslek mensuplarının büyük çoğunluğu, eğer imkânını bulsalar, İçişleri Bakanlığını terk edip başka bakanlıklarda çalışmaya başlayacaklar.

Biz kaymakamlık kursundayken, daha kursta "çok onurlu, çok şerefli, manevî yönden çok kuvvetli bir mesleği seçtiniz; sizleri kutluyoruz" derlerdi; ama, şimdi, aynı kaymakamlık kursunda -geçen gün arkadaşlarla görüştüm- kursa gelenler "niye bu mesleğe geldiniz, bu meslek artık erozyona uğruyor, bu mesleğin neticesi çok parlak değil" şeklindeki ifadeler, cümleler kullanıldığını söylüyor.

Sayın Bakanım, siz, bu mesleğin her kademesinde görev yapmış birisiniz. Döneminizde eğer mülkî idare böyle zaafa uğratılıyorsa, mülkî idare mensuplarının maddî imkânları -ben onu söylemek istemiyordum ama- bu şekle dönüştürülüyorsa, bu mesleğe en büyük zararı veriyor oluruz.

Bakınız, birinci sınıf mülkî idare amirliğiyle ilgili düzenleme hâlâ Meclis Genel Kuruluna gelemedi. Bütün meslek mensuplarımız bekliyor; ama, ne yazık ki, bugüne kadar birinci sınıf mülkî idare amirliğiyle ilgili düzenleme, komisyondan geçti ama, Genel Kurula hâlâ gelebilmiş değil.

Bu arada, geçen hafta, Irak'ta beş emniyet mensubumuzun şehit edilmesi karşısında, yetmiş milyon insanın vicdanı sızladı, yüreği sızladı. Irak'ta kırmızı çizgilerimiz var diyorduk. Evet, şimdi, Irak'ta bir kırmızı çizgimiz oldu; ama, mübarek şehitlerin kanıyla çizilen bir kırmızı çizgi. Hani, o kırmızı çizgilerin gereğini, devlet olarak, hükümet olarak yapacağımızı söylüyorduk?! Ama, Ankara'nın göbeğinde herhangi bir başkanı zırhlı araçlarla korurken, Irak'ta bir savaş ortamı içerisinde bulunulan bir ortamda güvenlik kuvvetlerimizi o şekilde oradan alıp götürmenin hesabını, vebalini, sorumluluğunu kim verecek?!

Evet, onlar, ne ilk ne de son şehitler; ama, bu şekild hunharca, kalleşçe katledilmeleri ruhumuza dokunuyor, vicdanımıza dokunuyor, fikrimize dokunuyor. Onun için, bunlar, bu şehitlerimiz, emniyet mensuplarımız, milletimizin birlik ve beraberliği için mücadele ederken, yüzlerce, binlerce şehit verirken, bugün çok zor durumlarda, maddî bakımdan büyük sıkıntı içerisindelerse ve bir polis memuru yılda yaklaşık 1 500 saat fazladan mesai yapıyorsa ve emniyette çalışanlarla ilgili çıkarılmış bir tüzük onların üzerinde Demokles'in kılıcı gibi duruyorsa...

Daha dün, bir ilden bir emniyet mensubumuz aradı; nöbetteyken, kapının önünde sadece sandalyenin üzerinde oturduğu için, hakkında disiplin cezası uygulandığını ifade etti; ama, bakın, o, sadece görevinde, görevi sırasında bir sandalyede oturduğu için disiplin cezasına uğrarken, bugün Meclisin koltuklarının hepsi boş sevgili milletvekilleri.

FATMA ŞAHİN (Gaziantep)Ne alakası var?!

ÜMMET KANDOĞAN (Devamla)Evet, alakası var.

1 500 saat fazladan çalıştırıyoruz ve sadece, görevi sırasında kapının önünde, belki yorgundu, belki hastaydı, belki halsizdi... Tasvip etmiyoruz; ama, insanlık halidir bu. Orada ona disiplin cezası uygulayacağız, burada bu koltuklar boş olarak kalacak; bunu telif etmek mümkün değil sevgili milletvekilleri.

Evet, emniyet mensuplarımız, 16 saat süreyle çalışıyor ve aldıkları maaş meydanda. Aldıkları maaş emekliliklerinde, çorba içecek şekilde değil. Böyle insanlardan görev bekliyoruz, hizmet bekliyoruz, yeri geldiğinde canlarını feda etmesini istiyoruz. Onlar, seve seve canlarını feda ederler; ama, Sayın İçişleri Bakanının Plan ve Bütçe Komisyonundaki konuşmasını okudum, diyor ki: "Emniyet mensuplarının maddî ve özlük haklarının düzeltilmesiyle ilgili çalışmalarımız devam ediyor; Maliye Bakanlığıyla görüşüyoruz."

FATMA ŞAHİN (Gaziantep)Görüşmesinler mi?!

ÜMMET KANDOĞAN (Devamla)Bu çok zor bir şey midir Sayın Bakanım?! Yani, geçen seneki bütçe konuşmasındaki aynı ifadeler. Ben iddia ediyorum, gelecek seneki bütçe konuşmasında da yine aynı ifadeler olacak sevgili arkadaşlarımız.

Onun için, değerli milletvekilleri, ne olur, lütfen, bu konularda son derece duyarlı olalım, Emniyet Teşkilatımızın bu değerli mensuplarının bu durumlarının düzeltilmesiyle ilgili elimizden gelen gayret ve fedakârlığı gösterelim. Bunlar, canlarını, mallarını, ruhlarını, her zaman bu memleket ve millet için feda etmeye hazır olan insanlardır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

49 konuşma daha · 24 Aralık 2004

49 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook