Çevre kanununda değişiklik yapılması kanunu (s.s 871)
Denizli Milletvekili ·
Genel Kurul, 93. Birleşim · 4. yasama yılı · 25 Nisan 2006 · 1.345 kelime · yaklaşık 7 dakikalık okuma
Kaynak göster
Ümmet Kandoğan, 25 Nisan 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 93. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ÇEVRE KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI KANUNU (S.S 871)); konuşma 1.345 kelime.
Ümmet Kandoğan (Denizli). “Çevre kanununda değişiklik yapılması kanunu (s.s 871)”. TBMM Genel Kurulu, 93. Birleşim tutanağı, 25 Nisan 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ummet-kandogan-22-2006-04-25-cevre-kanununda-degisiklik-yapilmasi-kanunu-s-s-871 (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
ÜMMET KANDOĞAN (Denizli)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sizleri saygıyla selamlıyorum.
Çevre Kanunuyla ilgili görüşlerimi açıklamaya çalışacağım; yalnız, -görüşlerimi açıklamadan önce- biraz önce Sayın Çevre Bakanımızın konuşmalarını büyük bir üzüntüyle izledim. Böyle bir konuşma yapmak istemiyordum; ama, Sayın Çevre Bakanını dinledikten sonra, konuşmamın sistematiğini değiştirmek mecburiyetinde kaldım.
Şimdi, öncelikle, Sayın Çevre Bakanı "sivil toplum örgütleri nerededir" şeklinde bir ifadede, beyanda bulundu. Ben de, Sayın Bakanıma buradan sormak istiyorum: Bu kadar önemli bir kanun, temel kanun olarak getirilmiş bir kanun, devrim niteliğinde olduğu ifade ediliyor; ben de Sayın Bakanıma buradan sormak istiyorum: Nerede iktidar milletvekilleri?
SALİH KAPUSUZ (Ankara)Bırak bunları, böyle konuşmayı bırak!
ÜMMET KANDOĞAN (Devamla)"Bırakın" olur mu Sayın Kapusuz?! Şurada, bu kadar önemli kanunsa, temel kanunsa, bu kanun devrim niteliğinde bir kanunsa, burada 20 kişiyle mi bunu görüşmemiz lazım?! Niye, o zaman, temel kanun esprisi içerisinde, bu kanunu getiriyorsunuz? Bunu söylemek en tabiî hakkımız.
Sayın Bakan da, geçen hafta perşembe günü, bir gazetede yer alan fotoğrafıyla ilgili, aynı düşünceleri, benim söylediklerimi, aynı düşüncelerini Sayın Bakan da paylaştı.
Şimdi, değerli milletvekilleri, Sayın Bakan diyor ki: "Efendim, komisyonlarda uzun süre konuşuldu, Türkiye Büyük Millet Meclisinden de konuşulmadan geçse de olur." Siz, bu tür bir yaklaşımı nereden elde ediyorsunuz Sayın Bakanım? Yani, Türkiye Büyük Millet Meclisinde kanunlar konuşulmayacaksa, görüşülmeyecekse, tartışılmayacaksa, o zaman, bir İçtüzük değişikliği yapalım, komisyonlarda görüşülsün, Türkiye Büyük Millet Meclisinde görüşülmeden bu kanunlar bitsin. Böyle bir anlayışı kabul etmek mümkün mü?
Şimdi, Sayın Bakan dediler ki: "181'in birinci fıkrası ile 182'nin birinci fıkrası…" Tamam, iki yıl sonra yürürlüğe giriyor; ama, diğer fıkralar orta yerde duruyor. Şimdi, Sayın Bakanım; yani, sizi yanıltıyorlar. Buraya gelip yanlış şeyler söylüyorsunuz. Şimdi, 181'in birinci fıkrası, kasten -bu ibare var- çevreyi kirleten kişilerle ilgili olarak bir hapis cezası uygulaması iki yıl ertelendi, iki yıl sonra yürürlüğe girecek. Siz diyorsunuz ki, sonraki fıkralar orta yerde duruyor. Sonraki fıkrayı okuyalım, ne diyor Sayın Bakanım. Dördüncü fıkrası ne diyor: "Birinci ve ikinci fıkralarda tanımlanan fiillerin insan veya hayvanlar açısından tedavisi zor hastalıkların ortaya çıkmasına..."
Şimdi "tedavisi zor hastalık"tan ne anlarsınız Sayın Bakanım? Bunun nihayeti ölümdür Sayın Bakanım, ölüm! Tedavisi zor hastalık nedir; ölümdür. Siz diyorsunuz ki: "Tedavisi zor hastalıklarla ilgili olan bölüm, fıkra yürürlükte." Yani, siz, adamı öldüreceksiniz; bu fıkra yürürlükte diyeceksiniz!.. Böyle bir mantık olabilir mi, böyle bir anlayış olabilir mi?!
Ben, o gün, bakınız, bu Türkiye Büyük Millet Meclisi kürsüsünden, bu fıkraların iki yıl sonra yürürlüğe girmesiyle ilgili olarak bu kanunla ilgili hüküm buraya geldiğinde, bakınız, konuşma yapmışım; tutanağım burada; tutanağı okuyorum, 26 Eylül 2004: "181 inci maddenin birinci fıkrası, 182 nci maddenin birinci fıkrasının kanun yürürlüğe girdikten iki yıl sonra yürürlüğe girmesinin makul ve mantıklı bir açıklamasını… Eğer, o Bakanlıkta Bakan olarak oturuyorsanız, bu madde bu şekilde geçerse, derhal, o Bakanlıktan istifa etmeniz lazım." Bunu, ben, o kanun burada görüşülürken yapmış olduğum bir konuşmadan, tutanaktan okuyorum Sayın Bakanım. Bunu, o gün söylemişim; o gün…
ÜNAL KACIR (İstanbul)Yanlış söylemişsin.
ÜMMET KANDOĞAN (Devamla)Yanlış söylemişim Sayın Kacır! İsmini de vereyim de, bütün millet bizi izliyor...
ÜNAL KACIR (İstanbul)Ee…
ÜMMET KANDOĞAN (Devamla)Nasıl yanlış olduğu hususunu, gel burada anlat.
Şimdi devam ediyorum: "Evet, biraz önce de bahsettiler, Anayasanın 56 ncı maddesi çok açık arkadaşlar. Çevreyi kasten kirletenlere, iki yıl boyunca çevreyi kasten kirletmeye devam edin, yetmiş milyon insana, çok kötü sağlık şartları içerisinde, çok kötü bir çevre içerisinde yaşamaya devam edin diyorsanız; ancak, hemen şunu da ifade etmek istiyorum -Sayın İpek burada ifade ettiler- belediyeler bu işi iki yıl içerisinde ancak yapabilirlermiş. Ben iddia ediyorum ve huzurlarınızda ifade ediyorum -burası çok önemli- arıtma tesislerinin maliyetini, birçok arkadaşımız çok yakından bilirler; iki yıl sonra geleceksiniz, yine bu maddenin yürürlüğünü, belediyeler bu konuda gerekli hazırlıkları yapamadılar, maddî imkânları yok, belediyeler borç batağı içerisinde, gelin, bunu iki yıl sonra, dört yıl sonra yürürlüğe koyalım diye, bir değişiklik maddesini, yine bu Meclisten geçireceksiniz."
Şimdi, yeni Çevre Kanununda aynı şeyler var arkadaşlar, aynı hükümler. "Üç yıl sonra, dört yıl sonra, beş yıl sonra, altı yıl sonra yürürlüğe girecek" şeklinde, belediyelerinin nüfuslarına göre bir düzenleme getirmişsiniz.
Şimdi, ben birbuçuk yıl önce bunu Meclis kürsüsünden söylemişim. Keşke ben yanılsaydım, keşke ben haksız çıksaydım; ama, bugün geldiğimiz noktada, maalesef, bu gerçekle karşı karşıyayız.
Bakınız, o gün, ben, 5 milletvekili arkadaşımla -Sayın Dursun Akdemir de burada- bir önerge vermişiz. Önergemizde diyoruz ki… "181 ve 182'nin 1 inci maddeleriyle ilgili yürürlüğün yayımı tarihinde yürürlüğe girsin" diye bir önerge vermişiz burada; ama, maalesef o önergemiz ciddîye alınmamış.
Bakınız, 30 Martta ben bir konuşma daha yapmışım, burada, tutanaktan okuyorum: Yine aynı şekilde… Sayın Çevre ve Orman Bakanına hitap etmek istiyorum. Eğer, o Bakanlıkta Bakan olarak oturuyorsanız, bu madde bu şekilde geçerse derhal o Bakanlıktan istifa etmeniz lazım; çünkü, Anayasanın 56 ncı maddesi çok açık. Siz, çevreyi kasten kirletenlerle ilgili, taksirli olarak kirletenlerle ilgili hükmü iki yıl sonra yürürlüğe girer diye kanunun içerisine yerleştiriyorsunuz; çevreyi kirletenleri ödüllendiriyorsunuz demektir. Şimdi, bu iki madde iki yıl sonra yürürlüğe girecek. 184'ün üçüncü fıkrasını kaldırıyorsunuz diye devam ediyorum ve haklı ve mantıklı, makul bir açıklamayı sizden talep ediyorum. Bunu burada söylemişim.
Şimdi, Sayın Bakanımızın, bu kanun bu şekilde geçtikten sonra ertesi gün gazetelerde beyanatları var. Hepsini getirdim, beyanatlar burada. Sayın Bakan diyor ki: "Önümüzdeki birkaç ay içerisinde Çevre Yasasını çıkaracağız." Tarih 28 Eylül 2004, yani birbuçuk yılı aşkın bir süre önce "önümüzdeki birkaç ay içerisinde Çevre Yasasını çıkaracağız" diyor Sayın Bakanım.
Şimdi, bu Çevre Kanunu komisyondan ne zaman geçmiş arkadaşlar biliyor musunuz; komisyondan geçiş tarihi 13.4.2005, yani Türkiye Büyük Millet Meclisinde Çevre Komisyonu bu kanun tasarısını 13.4.2005 tarihinde kabul etmiş. Ne kadar süre önce; bir yılı aşkın bir süre önce bu kanun Çevre Komisyonunca kabul edilmiş. Peki, ne zaman gündeme geldi; bir yılı aşkın süre sonra gündeme geldi. Peki, bu kadar önemli bir kanun, Çevre Komisyonundan da geçmiş olmasına rağmen, niçin, bir yıl sonra Türkiye Büyük Millet Meclisinin gündemine geliyor arkadaşlar? Ben, bunu merak ediyorum ve Sayın Bakanımın da, bu konuyla ilgili bir açıklamasını, özellikle Sayın Bakanımdan bekliyorum.
Şimdi, Sayın Bakan diyor ki, işte, bu kanunun yürürlüğünün, 181 ve 182'nin birinci fıkralarının yürürlüğe giriş tarihinin iki yıl sonraya ertelenmesiyle ilgili: "3 200 tane belediye var -ee- 3 200 belediye, bu kanun yürürlüğe girdikten sonra arıtma tesislerini yapamayacakları için, belediye başkanlarımıza hapis yolu göründü." Sayın Bakanın ifadesi...
Şimdi, ben, buradan soruyorum Sayın Bakanıma: Bu geçen birbuçuk yıllık süre içerisinde, Türkiye'de, kaç tane belediye, arıtma tesisi yapmıştır? Kendisini hapis cezasından -sizin ifadenizle- kurtaracak olan arıtma tesislerini yapmıştır? Ben, merak ediyorum; Sayın Bakanım da, buradan, lütfen cevaplandırsın.
YAHYA BAŞ (İstanbul)Soru önergesi verin.
ÜMMET KANDOĞAN (Devamla)Sordum, soru önergesi de verdim; ama, bu sorunun cevabı burada verilmeli. Niye; çünkü, Sayın Bakan diyordu ki: "Biz iki yıl süre veriyoruz belediyelerimize. Bu iki yıl içerisinde, bunlar arıtma tesislerini yaparlar, bitirirler ve böylelikle de, ceza, hapis cezası almaktan kurtulurlar."
Şimdi, soruyorum: Kaç belediye -sizin ifadenizle- hapis cezası almaktan kurtulmuştur? Yok arkadaşlar, yok; ben, söylemişim o gün. Yani, bu belediyelerin, bu birbuçuk yıllık süre içerisinde…
ALİM TUNÇ (Uşak)Var, var; Uşak Belediyesi var.
ÜMMET KANDOĞAN (Devamla)İstiyorsa, cevabını versin Sayın Bakanım; 3 200 belediyeden kaç tanesi.. Ben istiyorum; halk adına istiyorum, millet adına istiyorum. Cevabını, Sayın Bakanımdan bekliyorum.
Şimdi, mesele, belediye başkanları meselesi değil arkadaşlar. Niye belediye başkanları meselesi değil; çünkü, 181 inci maddede diyor ki: "Suya ve havaya…"
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
HALİL AYDOĞAN (Afyonkarahisar)Suya, havaya konuşma.
BAŞKANBuyurun.
ÜMMET KANDOĞAN (Devamla)"… kasten veren kişi..."
Şimdi, hiçbir belediye başkanı, halkın oylarıyla seçilmiş olan belediye başkanı, bu zararlı maddeleri, suya ve havaya kasten verir mi arkadaşlar, verir mi?!
ŞÜKRÜ ÜNAL (Osmaniye)Vermez.
ÜMMET KANDOĞAN (Devamla)Vermez. Vermezse, bu kanunun yürürlük tarihini iki yıl sonraya bırakmanın sebebi, demek ki, belediyeler değil. Ben, bunu öğrenmek istiyordum zaten; demek ki, belediyeler değil. Bir yıldan beri bu kanunun Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kuruluna gelmemesinin altında yatan sebep de, işte bununla bağlantılı değerli milletvekilleri.
Şimdi, ben, eğer vaktim elverirse, bu kanunla ilgili olarak tespit ettiğim bazı hususları sizlerle paylaşmak istiyorum.
Yüksek Çevre Kurulu kuruluyor, yılda en az bir kere toplanacak. Bu kadar çok önemli bir görev ifa edecek, icra edecek olan Yüksek Çevre Kurulunun yılda en az bir kere toplanma meselesinin, ben, son derece yetersiz olduğu inancındayım.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
31 konuşma daha · 25 Nisan 2006