İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 93. BİRLEŞİM · SALI

Çevre kanununda değişiklik yapılması kanunu (s.s 871)

Mehmet Boztaş

Aydın Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 93. Birleşim · 4. yasama yılı · 25 Nisan 2006 · 798 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma

Kaynak göster

Mehmet Boztaş (CHP), 25 Nisan 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 93. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: ÇEVRE KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI KANUNU (S.S 871)); konuşma 798 kelime.

Mehmet Boztaş (CHP, Aydın). “Çevre kanununda değişiklik yapılması kanunu (s.s 871)”. TBMM Genel Kurulu, 93. Birleşim tutanağı, 25 Nisan 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mehmet-boztas-22-2006-04-25-cevre-kanununda-degisiklik-yapilmasi-kanunu-s-s-871 (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA MEHMET BOZTAŞ (Aydın)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 871 sıra sayılı Çevre Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı, bu konuda Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun görüşlerini dile getirmek adına söz almış bulunuyorum; sizleri ve ekranları başında bizleri izleyen vatandaşlarımızı, özellikle de çevre duyarlılığı taşıyan bütün vatandaşlarımızı en içten duygularla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlarım, bugüne kadar buradan birçok yasa geçti, her birisi toplumun değişik kesimlerini ilgilendiriyor olmakla beraber, Çevre Kanunu, bütün toplum kesimini, bütün insanlığı ve aynı zamanda, canlılar âlemini de ilgilendiriyor; sadece bugünü değil, geleceği de ilgilendiriyor; sadece bugün yaşayan insanları değil, gelecekte yaşayacak olan insanları, yeni doğan çocuklarımızı da, gelecekte doğacak çocuklarımızı da ilgilendiren bir kanun tasarısı. Hal böyleyken, bu kanunun görüşülmesi aşamasında, şu sıraların, AKP sıralarının dolu olması gerekirdi.

Geçtiğimiz perşembe günü, bizim tavır koymamız nedeniyle "bu, temel yasa hükmündedir" deyip, Parlamentoda tartışılmasını engelledikleri, yine, muhalefetin katkı sunmasının engellendiği, halkın doğruları bilme hakkının engellendiği bir süreçte, Cumhuriyet Halk Partisi, tavır koyarak, biz bu yanlış duruşun bir parçası olmayız noktasında bir tavır sergilemiş ve salonu terk etmiştik. Ertesi gün, gazeteleri açtık, baktık, Sayın Bakanın, Milliyet Gazetesinde, çaresizliğini gösteren bir fotoğrafı var. Sayın Bakan, bunun arkasına sığınırcasına, sanki, cidden çevre kanunu, çevreyi kapsayan, çevre felsefesini içeren bir kanun çıkarmak istiyormuş da, Parlamentodaki çoğunluğu sağlayamadığı için çıkaramıyormuş gibi bir görüntü vererek "ben kitap yazsaydım derdimi anlatamazdım" diyor.

Sayın Bakanım, az sonra, sizinle ilgili, çevreyle ilgili uygulamalarınızı, burada, tekrar tekrar paylaşacağız. Gerçekten çevre kanunu olması anlamında ciddî bir çalışma götürülmemiştir. Mevcut yasadan biraz daha iyi bir yasa olabilir; cezaların artırılması, tanımların, yeni tanımların getirilmiş olması, yasayı, mevcut yasayı kısmen güncelleştirmiş olabilir; ama, çevre mantığı içerisinde düzenlenen bir yasa değildir. Dolayısıyla, Sayın Bakanımızın o görüntüsü, sadece, burada salonların boş kalmasının getirdiği bir üzüntü olabilir; ama, gerçek anlamda çevre kanununu çıkaramadığı için bir üzüntü değildir. Bunu neye göre değerlendiriyorum?

Çok değerli arkadaşlarım, bu kanun tasarısı, yaklaşık üç yıl önce komisyonlara geldi, acilen çıkması gereken bir yasa olarak değerlendirildi, komisyon toplandı, belli bir aşamaya kadar gelindi. Nereden talimat geliyor, nereden telkin geliyor bilemiyorum, ama, belli bir müddet sonra görüşme askıya alındı.

Çok değerli arkadaşlar, komisyondaki çalışan arkadaşlarımız, gerek alt komisyonda gerek asıl komisyon başkanlığında bulunan arkadaşlarımız, iyi niyetle, bu komisyonun çalışmalarını sürdürdü; fakat, onların da üzerinde olan bir irade, bu yasanın, ne hikmetse, bir türlü, Parlamentoya gelmesini istemedi; engellendi.

Yine, komisyonun görevi Parlamentoyu temsilen sürdürülüyor idi. Parlamento adına, yasama adına görevini sürdüren komisyon, belli bir müddet çalışmasını sürdürdü. Bir maddenin görüşmesi sırasında -Sayın Bakan da vardı- Bakan ile Sayın Komisyon Başkanı, belli bir konuda ters düştüler. Komisyon Başkanımızın -daha çevreci bir yaklaşım sergileyerek- bir önerisi komisyonda görüşüldü. Sayın Bakanın karşı çıkmasına rağmen, bu görüş oylamaya sunuldu, öneri oylamaya sunuldu; komisyon, Komisyon Başkanının önerisini kabul etti. Rutin çalışmamız sona erdi. Bu rutin çalışmanın neticesinde, bir başka gün toplanmak üzere, toplantıya ara verildi.

Bizim, Yasama Meclisine olan saygımız, parlamenter sisteme olan saygımız gereğince içimize sindirmemiz mümkün olmayan bir görüntüyle, bir gün, Sayın Bakanın yurt dışında olduğunu fırsat bilerek, Meclis…

RASİM ÇAKIR (Edirne)Komisyon Başkanının…

MEHMET BOZTAŞ (Devamla)Pardon.

…Komisyon Başkanının yurt dışında olduğu bir zamanda -komisyonu toplantıya çağırmak Komisyon Başkanının görevi iken- Başkanvekili, Sayın Bakanın isteği üzerine, Komisyonu toplantıya çağırıyor.

Bu, alışılmış, görülmüş bir durum değildir. Bir bakıma, Komisyon Başkanı by-pass edilerek, Bakanın isteği doğrultusunda bir komisyon şekillenmesi gerçekleştiriliyor. O zaman da "bu yanlışın bir parçası olamayız" demiştik; hukuk devletine olan saygımız gereği, parlamenter sisteme olan saygımız gereği, yasamanın, yürütmenin emrine girmesini içimize sindiremeyeceğimizi söyleyerek tavır koymuş, komisyon çalışmalarına katılmamıştık. O komisyon çalışmalarına katılmadığımız süre içerisinde, Sayın Bakanın isteği doğrultusunda, bu yasa -komisyonun tasarıyı görüşmesi- bitirilmiştir.

Bunu bilgilerinize neden sunuyorum: Bu bir yönetme üslubudur. Bugün, buraya, temel kanun niteliğinde, böylesine önemli, hem bugünü hem yarını, bütün insanlığı, bütün canlıları ilgilendiren bir kanun tasarısı görüşülürken, madde madde tartışılması gereken, her arkadaşımızın bilgisinden, birikiminden, tecrübesinden istifade edilmesi gereken bir ortamda, bir kaptıkaçtı mantığıyla, bir yasa Parlamentodan çıkartılmaya çalışılıyor.

Değerli arkadaşlar, böyle bir olayı, hukuk devleti anlayışıyla bağdaştırmamız mümkün değil; demokrasi mantığıyla, parlamenter demokrasi mantığıyla bağdaştırmamız mümkün değil. AKP'li arkadaşlarımıza zaman zaman sorduğumuzda, bu kürsüye gelen her arkadaşımız diyor ki "biz, halktan yetki aldık, sayısal anlamda çoğunluğumuz var."

Demokrasi bu değildir değerli arkadaşlar. Demokrasinin içini boşaltır, sadece demokrasiyi bir rakama indirirseniz, sayılar düzeyine indirirseniz, bu, demokrasi anlayışımıza, parlamenter sistemimize verilebilecek en büyük zarardır diye düşünürüm. Bu, olsa olsa -demokrasiyi bu şekilde yorumlamak- çoğunluğun tahakkümünü doğurur. Bir bakıma, uzun…

MEHMET SARI (Osmaniye)Sizden başka…

MEHMET BOZTAŞ (Devamla)İzin verir misiniz...

Bir bakıma, bu, çoğunluk diktasına doğru Türkiye'yi götürür ki, parlamenter sistem de bundan zarar görür; hukuk devletinin değerlerini korumaya çalışan herkesi üzeceği gibi, bizi de üzecektir.

MEHMET SARI (Osmaniye)Bırak bunları!

MEHMET BOZTAŞ (Devamla)Değerli arkadaşlarım…

Sizler, ancak, zannediyorum -orada varlık sebebiniz- bir milletvekili sıfatınızla orada oturmayı, sadece buradaki insanların konsantrasyonunu bozmak olarak algılıyorsunuz. Yasaların çıkması konusunda katkı sunarsanız, müspet katkı sunarsanız, herkes gibi biz de size saygı duyarız… İzin verin. Lütfen…

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

31 konuşma daha · 25 Nisan 2006

31 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook