Cevre ve orman bakanlıklarının birleştirilmesi hk. (s.sayı:127)
Adana Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 73. Birleşim · 1. yasama yılı · 30 Nisan 2003 · 1.157 kelime · yaklaşık 6 dakikalık okuma
Kaynak göster
Vahit Kirişci (AK Parti), 30 Nisan 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 73. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: CEVRE VE ORMAN BAKANLIKLARININ BİRLEŞTİRİLMESİ HK. (S.SAYI:127)); konuşma 1.157 kelime.
Vahit Kirişci (AK Parti, Adana). “Cevre ve orman bakanlıklarının birleştirilmesi hk. (s.sayı:127)”. TBMM Genel Kurulu, 73. Birleşim tutanağı, 30 Nisan 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/vahit-kirisci-22-2003-04-30-cevre-ve-orman-bakanliklarinin-birlestirilmesi-hk-s-sayi-127 (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
AK PARTİ GRUBU ADINA VAHİT KİRİŞÇİ (Adana)Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; görüşülmekte olan, 127 sıra sayılı Çevre ve Orman Bakanlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Tasarısının geneli üzerinde AK Parti Grubu adına görüşlerimizi açıklamak üzere söz almış bulunuyorum; Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bizler, AK Parti Grubu olarak, bu iki güzide bakanlığımızın birleştirilmesi hadisesini, biraz önceki konuşmacı arkadaşımın belirttiği gibi, bir bakanlığın bir diğer bakanlığa yamanması olarak kesinlikle düşünmüyoruz; çünkü, 58 inci ve 59 uncu hükümetlerimizin, programlarında olsun, acil eylem planımızda olsun ve biraz daha geriye gittiğimizde, seçim beyannamemizde ve biraz daha geriye gittiğimizde de parti programımızda belirttiğimiz gibi, biz, kamu yönetiminde dinamik, aktif ve bu dinamizm ve aktifliğini, bir anlamda bakanlık birimleri aracılığıyla yürütürken, burada denetimi yapan, standartları koyan ve makro düzeyde birtakım politikalar üreten birimler olarak gördük. Bu çerçevede de, bakanlıklarımızın gerek yapısal değişimini ve gerekse de bu ülkede eski bir alışkanlık olarak, geçmiş hükümetlerin yaptığı ve geri planında da o günkü şartlarda koalisyon mantığı içerisinde ne kadar çok fazla sayıda bakanlık olursa, biz, bu bakanlıklar üzerinden birtakım pazarlıkları daha rahat yaparız mantığıyla oluşturulmuş, sunî olarak oluşturulmuş bakanlıklarımız var.
Biz, bu bakanlıklarla şu ana kadar bir yere gelinemediğini gördük. 1984 yılında, genel müdürlük düzeyinde, Türkiye'de çevreyle ilgili konular gündeme gelirken, 1991 yılında bakanlığa dönüştürülmüştür. Peki, 1984 yılından bugüne, gerek genel müdürlük olarak gerekse müsteşarlık ve ardından da bakanlık olarak yapmış olduğumuz faaliyetleri, acaba, hiç kritik yaptık mı? Eğer, böyle bir kritik yapılmış olsa, bu samimî kritiğin neticesinde, bu ülkede, Çevre Bakanlığımızın, bütün iyi niyetlere rağmen -özellikle, "iyi niyetlere rağmen" ifadesinin altını çiziyorum- özellikle personel yönünden, araç-gereç yönünden ve mevzuattaki birtakım aksaklıklar yönünden yeterince etkili olamadığını ve vatandaşlarımızın gitmede mütereddit oldukları kurumlar haline dönüştüğünü biliyoruz. İşte, biz, böyle bir uygulamanın daha fazla devam etmesinin bu ülkeye yarar sağlamayacağını ve bu noktada, mutlaka, bakanlıklarımızın daha etkin ve dinamik bir yapıya kavuşturulması gerektiğini düşünüyoruz. Bu çerçevede de, hem bu şartı hem de bakanlıkların birleştirilmesi olayını geçmişteki taahhütlerimize dayanarak gerçekleştirmek istiyoruz. Şayet, bu zamana kadarki hükümetlerin -58 inci ve 59 uncu hükümetlerimizi hariç tutacak olur isek- başarısızlıklarını incelediğimizde, seçim çalışmaları sırasında milletine vaat ettiklerini iktidara geldiklerinde yapmamış olmalarından kaynaklanıyor. Biz, gerek hükümetimizin bakanlık sayısının azaltılması konusundaki gerekse de bakanlıkların -biraz önce belirtmiş olduğum- standart koyan, denetimi sağlayan, makro düzeyde politikalar üreten birimler haline dönüştürülmesi konusunda bir kararlılık sergiledik ve taahhütlerimizi yerine getirme noktasında böyle bir çalışmayı başlatmış olduk. Bizler, hakikaten, 22 nci Dönem milletvekilleri olarak bu konuda müteşekkir olduğumuz ifade etmeliyiz.
Oturduğum sıralarda, saat 15.00'ten bu yana, özellikle Cumhuriyet Halk Partili konuşmacıların bilhassa kadrolaşmayla ilgili, kadrolaşma konusunda kullanmış oldukları kelime sıklığını tespit etmeye çalıştım; fakat, bir noktaya geldikten sonra bıraktım. Eğer, sözü edildiği gibi, bize ithaf edildiği gibi bir kadrolaşma var ise, AK Parti iktidarlarında, AK Parti hükümetlerinde, bakanlıkların sayısının azaltılması yerine, artırılması yoluna gidilirdi. Pekâlâ -tırnak içerisinde söylenecek olursa- AK Parti hükümetlerinde, olabildiğince fazla sayıda milletvekiline, kırmızı plakalı araçlarda seyahat ve iyi tefriş edilmiş odalarda oturma imkânı sağlanabilirdi; ama, biz, böyle bir saltanat yerine, bu millete hizmeti kendimize ilke edindik ve bu çerçevede, bakanlık sayılarının azaltılması üzerinde ısrarla ve şiddetle durduk.
Diğer taraftan, 21 inci Yüzyılın, özellikle 20 nci Yüzyılın son yıllarında yükselen değer, çevre bilinci, bunu kabul ediyoruz. Çevreye son derece duyarlıyız. Çevre konusunda hassasiyetlerimizin artması gerektiği ve bu konuda, çevrenin bizlere geçmişten miras kalmadığının, gelecekten ödünç alındığının bilincindeyiz; ama, şunu da unutmamamız gerekir ki, mevcut hantal yapı, hiçbir şekilde, bizim sözünü etmiş olduğumuz düzeyde bir çevre bilincinin bu ülkede tesis edilebilmesine imkân sağlamamaktadır. Doğrudur, anayasal olarak bize verilmiş bir ödevdir; gerek hükümetlere gerekse de vatandaşlara, çevrenin korunması ve daha sağlıklı bir çevrede yaşanması mecburiyeti getirilmiştir; böyle bir ödevimiz vardır; ama, bu ödevi yerine getirirken, artık, uluslararası normlarda belirli bir hizmet kalitesini yakalayabilecek veya bu düzeyde bir hizmeti sunabilen birimler olmak mecburiyetindedir.
Bu kadrolaşma konusunda bir iki örnek daha vermek istiyorum. Biz, sadece bakanlıkların sayısını azaltmış olmadık veya bu tasarının kanunlaşmasıyla birlikte olmayacağız. Başka neyi yapacağız?.. Özellikle, Orman Bakanlığımıza bağlı bölge müdürlükleri var, bunların sayısı 9. Diğer taraftan, Orman Genel Müdürlüğümüze bağlı 27 tane de bölge müdürlüğü var. Bu bölge müdürlerini ve bölge müdürlerinin yardımcılarını da hesaba kattığımızda, merkezde tam 105 adet kadro boşalmaktadır. Peki, biz, mevcut kadroları, sizin sözünü etmiş olduğunuz şekilde doldurmak yerine, niye lağvedelim?! Böyle bir uygulamanın mantığı var mı?! Lütfen, artık, bu tür suçlamalardan vazgeçelim. Samimî olarak söylüyorum, çetele tutmaktan yoruldum; çünkü, o kadar çok kullanıldı ki bu kadrolaşma ifadesi veya kavramı, bu, çok büyük bir haksızlıktır.
Diğer taraftan, bu, Çevre ve Orman Bakanlığına bağlı olarak ihdas edilecek olan il müdürlüklerinin, bilinsin ki, il müdür yardımcılıkları da yoktur. Şimdi, bunları da yan yana koyduğumuzda, bir kadrolaşmadan söz etmek, açıkçası, insafsızlıktır. Kadrolaşma bunun neresindedir diye sormak gerekir.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; her şeyden önce, böyle bir birleşmenin sağlayabileceği birtakım yararlar var. Bu yararlardan bir tanesi şu: Özellikle Çevre Bakanlığımızın, bu zamana kadar, çok sınırlı bir personelle bu faaliyetlerini yürütmek zorunda kaldığını belirttik. Eğer, böyle bir birleşme gerçekleşirse, sinerji dediğimiz hadisenin bir sonucu olarak, Orman Bakanlığındaki birtakım atıl personel kapasitesi belki bu taraflara kaydırılacak. Örneğin, çevre konusunda en önemli hadise denetimdir. Belki, denetim işi çok daha etkin olarak yapılacaktır. ÇED raporu vermenin dışında başka faaliyetleri yapmakta zorlanan bir bakanlık yerine, bu birleştirilmiş bakanlık, çok daha aktif ve dinamik birtakım uygulamaları ortaya koyacaktır.
Diğer taraftan, sadece personel yönünden bir destekleşme veyahut da birbirine yardım söz konusu değil. Bugün, çevre konusunda, ciddî manada yapılan bir araştırma-geliştirme faaliyeti yok. Şimdi, bu araştırma-geliştirmeler de hız kazanacak. Niye; çünkü, sekiz ana birimden oluşan bu yeni teşkilat yapısı içerisinde bir tanesi vardır ki, özellikle, araştırma-geliştirme faaliyetlerinin yapılmasına imkân sağlamaktadır. Dolayısıyla, bir konunun araştırılması, geliştirilmesi, bu konuda maddî destek sağlanması, denetiminin genişletilmesi hadisesini üst üste koyduğunuzda çok sağlıklı bir çevre bilincinin ve çevreyle ilgili uygulamaların olduğunu, inşallah, önümüzdeki dönemlerde göreceğiz.
Diğer taraftan, Orman Bakanlığının mevcut haliyle ilgili olarak da bir iki değerlendirmede bulunmak istiyorum. Bugün, 10 000 000 hektar alanda bir ağaçlandırma çalışmasının gerekli olduğu, bu konudaki yetkili ve etkili uzman arkadaşlarımızın görüşüdür. Peki, böyle bir ağaçlandırmayı, acaba, biz, mevcut altyapıyı, mevcut fizikî imkânları dikkate aldığımızda ne kadar bir sürede yapabiliriz diye sorduğumuzda, bu, yüzyılları bulmaktadır. Bu ne demektir; böyle bir hadise imkânsızdır. Peki, bu nasıl yapılacak; işte, böyle bir birleşmenin ortaya çıkarmış olduğu sinerjiyle oluşacaktır; bu sinerjinin, bu birleşmenin sağlayacağı bir destekle, bir yardımlaşmayla olacaktır. Dolayısıyla, önceki konuşmacı arkadaşımızın belirttiği gibi, gerçekten, o da üzüntü verici bir ifadedir; ama, Cumhuriyet Halk Partili sözcülerden, artık, biz, bunları duymaya alıştık: "Çevre satılıyor, doğa satılıyor." Allahaşkına, bunun neresi satılıyor?! Bu doğayı, bu çevreyi korumak hepimizin ortak görevi. Biraz önce de söyledim, biz, bu çevre ve doğal varlıklarımızı geçmişten miras değil, geleceğimizden ödünç aldık diyoruz. Bu bilinçle, bu şuurla birtakım gelişmeleri birlikte yapacağız, birtakım desteklere birlikte imza atacağız diyoruz. Dolayısıyla, bu çalışmanın çok sağlıklı bir çalışma olduğu, yerinde bir çalışma olduğu, özellikle, 21 inci Yüzyılda kamu hizmetlerinden yararlanan vatandaşlarımızın, daha çağdaş, daha etkin, daha verimli bir hizmet alabilmesinin önkoşulu olduğunu açıkçası düşünüyoruz. Bu çerçevede de, hazırlanmış olan bu tasarının yasalaşması konusunda AK Parti Grubu olarak olumlu oy vereceğimizi ve destek olacağımızı belirtiyor; Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
22 konuşma daha · 30 Nisan 2003