İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 113. BİRLEŞİM · CUMA

Büyükşehir belediyeleri kanunutasarısı (s.s.619)

Yaşar Tüzün

Bilecik Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 113. Birleşim · 2. yasama yılı · 9 Temmuz 2004 · 1.286 kelime · yaklaşık 6 dakikalık okuma

Kaynak göster

Yaşar Tüzün (CHP), 9 Temmuz 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 113. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: BÜYÜKŞEHİR BELEDİYELERİ KANUNUTASARISI (S.S.619)); konuşma 1.286 kelime.

Yaşar Tüzün (CHP, Bilecik). “Büyükşehir belediyeleri kanunutasarısı (s.s.619)”. TBMM Genel Kurulu, 113. Birleşim tutanağı, 9 Temmuz 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/yasar-tuzun-22-2004-07-09-buyuksehir-belediyeleri-kanunutasarisi-s-s-619-2 (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA YAŞAR TÜZÜN (Bilecik)Sayın Başkan, Yüce Meclisin değerli üyeleri; görüşmekte olduğumuz 619 sıra sayılı Büyükşehir Belediyeleri Kanunu Tasarısının 10 uncu maddesi üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu ve şahsım adına söz almış bulunuyorum; Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, ülkemizde son yıllarda artan tempoyla gelişme temayülü gösteren hızlı nüfus artışı ve sanayileşme, kentlerde, paralel olarak, plansız ve kontrolsüz fizikî gelişme, şehirlerin sosyal yapıları, ekonomileri ve yerleşme şekillerinde önemli değişikliğe yol açmıştır. Plansız ve kontrolsüz imar, konut, ulaşım çevre sorunlarını artırmış, altyapı yetersizliklerini bariz bir şekilde ortaya çıkarmıştır. Büyükşehirlerin sorunlarıyla baş edebilmek için buralarda farklı yönetim modellerinin uygulanmasını gerekli hale getirmiştir. Bütün dünyada yaygın bir şekilde uygulanan iki düzeyli yönetim sisteminin ülkemizdeki büyükşehirlerde de uygulanmasını zorunlu hale getirmiştir. Anayasamızın 127 nci maddesinde, kanunla, büyük yerleşim yerleri için özel yönetim biçimleri getirilebileceği öngörülmektedir.

Ülkemizde büyükşehir yönetimleriyle ilgili olarak ilk temel düzenleme, 1984 yılında kanun hükmünde kararname olarak çıkarıldıktan sonra, aynı yıl kanunlaşan 3030 sayılı Büyükşehir Belediyelerinin Yönetimi Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulü Hakkında Kanunla yapılmıştır.

Değerli arkadaşlarım, 3030 sayılı Kanun, büyükşehir belediyesi ve ilçe belediyesi olmak üzere iki düzeyli anakent yapısını öngörmüştür. 3030 sayılı Kanun, belediye sınırları içerisinde birden çok ilçesi olan il merkezi belediyelerinin büyükşehir belediyesi olmasını öngörmüştür. 3030 sayılı Kanunla büyükşehir belediyelerine ek malî kaynaklar sağlanmış olduğundan, gelişmekte olan birçok kentte büyükşehir statüsü olma arzusu da doğal olarak ortaya çıkmıştır. Oysa, bu kanunda, büyükşehir belediyelerinin yönetim yapısı, hukukî statüsü, görevleri de düzenlenmiştir. Bu kanuna göre "büyükşehir kurulabilmesi için belediye sınırları içerisinde 1'den fazla ilçenin bulunması, şayet yok ise, öncelikle merkezî idare tarafından en az 2 ilçenin kurulması gerekmektedir" denilmektedir.

Değerli arkadaşlarım, ancak, uygulamada durum böyle olmamıştır. Antalya, Diyarbakır, Erzurum, Eskişehir, İzmit, Mersin ve Samsun İllerinin merkez belediyeleri, 2.9.1993 tarihli ve 504 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnameyle, belediye sınırları içerisinde ilçe belediyesi bulunma koşulu olmaksızın, büyükşehir belediyesine dönüştürülmüştür. Büyükşehir belediyesine dönüştürüldükten sonra, alt belediye kurulması ve bu belediyelerin ilçe belediyeleri fonksiyonunu yerine getirmesi öngörülmüştür. Durum böyle olunca, gelişmekte olan birçok kent, büyükşehir olmayı ve ek kaynakları kullanmayı istemektedir.

Görüşmekte olduğumuz yine 619 sıra sayılı Büyükşehir Belediyeleri Kanunu Tasarısının 4 üncü maddesi, büyükşehir olabilmek için 750 000 nüfuslu ve 10 000 metre uzaklıkta yerleşim birimleri olma kriterlerini aramaktadır. Bu kriterler, bu rakamlar neye göre hazırlanmıştır? Bu kriterler, bu rakamlar hangi tespitlere göre hazırlanmıştır? Gerçekten, bu rakamlar doğru rakamlar mıdır? Bu konuda kanun tasarısında ve kanunun gerekçesinde herhangi bir açıklamaya, maalesef rastlayamadım.

59 uncu hükümet, son yapılan yerel seçimler neticesinde, üç büyük şehrin dışında, hemen hemen tüm büyükşehir belediyelerini kazanmıştır. Büyükşehir belediyelerini padişah yetkileriyle donatırken, alt kademe belediyelerini de, çöp toplama, temizlik işleri, park ve bahçeler ve defin işleriyle uğraşan birimler haline dönüştürmüştür.

Bugün görüştüğümüz kanun tasarısının "büyükşehir, ilçe ve ilk kademe belediyelerinin görev ve sorumlulukları" başlıklı 7 nci maddesi, mevcut başkanlara oldukça fazla yetkiler veriyor. Konuşmamın sonunda değineceğim; gerçi, 7 nci maddede verilen bir önergeyle, bu, kısmen de olsa düzeltildi; ama, yine de, büyükşehir belediye başkanlarımıza gerçekten çok fazla yetki verilmektedir.

Değerli arkadaşlarım, büyükşehir belediyesine ilçe ve ilk kademe belediyelerinin imar uygulamalarını denetleme yetkisinin verilmesi, yerinde bir karar olmasına rağmen, yasadışı uygulamaları da ortadan kaldırmayacaktır. Ülkemizde 1980'li yıllardan bu yana yaşanan imar uygulamaları... Belediyelerin imar uygulamalarını denetleyecek il veya bölge kurullarının oluşturulmasının gerekliliğine inanıyoruz. Bu madde, bu açıdan da eksik bir maddedir.

Değerli arkadaşlarım, ülkemizin en önemli sorunlarından birisi de, kaçak ve ruhsatsız yapılaşmalardır. Bu sorun, bir taraftan çarpık ve düzensiz yapılaşmaya yol açmakta, diğer taraftan ekonomik, sosyal ve kültürel alanda başka sorunların doğmasına neden olmaktadır. Bu durumun en önemli sebeplerinden birisi, ilgili mercilerin kanunlarla tanınmış yetki ve sorumluluklarını kararlılıkla uygulamamasıdır. 28 Mart yerel seçimleri öncesi de, bunu, büyükşehirlerde çok net olarak gördük ve yaşadık. Bu nedenle, büyükşehir belediyesinin denetlemesinden ziyade, kurulacak komisyonlarda denetlenmesinin daha yerinde olacağını düşünüyoruz.

Daha önce görüştüğümüz Belediye Kanunu, İl Özel İdareleri Kanununda olduğu gibi, bu kanun tasarısında da maddelerin yeterli görüş alınmadan, sivil toplum örgütleri ve üniversitelerle istişarelerde bulunulmadan ve gerekli hazırlıklar yapılmadan Genel Kurula getirildiğini hep beraber görüyoruz. Oysa demokrasilerin en önemli ayağı olan yerel yönetimlerin, özellikle belediye ve büyükşehir belediye kanunu tasarılarının hazırlanmasında geniş katılımın sağlanması daha akılcı, daha uzun süreli kanunların çıkarılmasına vesile olabilirdi. Bu kanun tasarıları, bu haliyle ihtiyaçlara cevap veremeyecek, yarın, ileriki günlerde ve aylarda yeni düzenlemeleri beraberinde getirecektir. Bu düşüncelerim ışığında, konunun yeniden değerlendirilmesinin yerinde olacağı kanaatindeyim.

Değerli arkadaşlarım, görüşmekte olduğumuz Büyükşehir Belediyeleri Kanunu Tasarısının 10 uncu maddesini, bir kez daha, size okuyorum: "Madde 10 - Büyükşehir, ilçe ve ilk kademe belediyeleri; görevli oldukları konularda bu Kanunla birlikte Belediye Kanunu ve diğer mevzuat hükümleri ile ilgisine göre belediyelere tanınan yetki, imtiyaz ve muafiyetlere sahiptir."

Arkadaşlarım, siz bu 10 uncu maddeden ne anladınız? Eğer bu madde, bu tasarıya konulmamış olsaydı, büyükşehir belediyeleri bu haklara sahip olmayacak mıydı?! İnanmanızı istiyorum, bu madde, bu tasarıya laf ola beri gele maddesi olarak konulmuştur; yani, hiçbir değerlendirme yapılmadan, incelenmeden konulan bir maddedir. Dolayısıyla, madde üzerinden daha çok, diğer maddeler hakkında görüşlerimi beyan ettim.

Değerli arkadaşlarım, yine, Büyükşehir Belediyeleri Kanunu Tasarısının, gerçekten, gerek İçişleri Komisyonunda gerekse Plan ve Bütçe Komisyonlarında çok iyi değerlendirme yapılmadan Genel Kurula geldiğini görüyoruz.

Düşünebiliyor musunuz değerli arkadaşlarım, bu metni getiren hükümet, bunu destekleyen parti belli; ama, az önce, bir maddede 4 adet ayrı önerge veriliyor ve bu 4 adet ayrı önerge de kabul ediliyor. Ben bilemiyorum, Meclis tutanaklarına bakmadım, zaman olarak fırsatım yoktu; ama, bir hükümet tarafından getirilen bir kanunda, 1 madde için 4 ayrı önerge verildiğine ve 4 ayrı önergenin de kabul edildiğine Meclis tarihinde şahit olacağımızı düşünmüyorum.

Bu Büyükşehir Belediyeleri Kanunu, gerçekten, iyi değerlendirilseydi, 20 000 000'a yakın vatandaşımızı birinci derecede ilgilendiren bu kanun çok farklı değerlendirilseydi ve ona göre çıkarılsaydı daha iyi olurdu diye düşünüyorum.

Değerli arkadaşlarım, özellikle Adalet ve Kalkınma Partisinin değerli milletvekilleri Genel Kurul çalışmalarına mümkün olduğu kadar katılmaya çalışıyorlar; biz Başkanlık Divanında olduğumuz için devamlı katılanları görüyoruz; ancak, Genel Kurula katılmayı âdet edinen bu arkadaşlar da, maalesef, çoğu zaman yanlış kararlar veriyor.

Yine, az önce, 7 nci maddede verilen bir önergede, gerçekten büyük bir yanlışlığa imza atmış bulunuyorsunuz. O da, bana göre şudur: Eğer, Büyükşehir Belediyeleri Kanunu çıkarıyorsak ve büyükşehir belediye başkanlarına bu anlamda yetki veriyorsak, biz, biraz önce verdiğiniz bir önergede, şöyle bir metinle karşı karşıya kaldık: "7 nci maddenin ikinci fıkrasının sonuna, aşağıdaki ibarenin eklenmesini arz ve teklif ederiz." Teklif edenler belli. Teklif şu: "Büyükşehir belediyeleri bu görevlerden uygun gördüklerini belediye meclisi kararı ile ilçe ve ilk kademe belediyelerine devredebilir, birlikte yapabilir."

Değerli arkadaşlarım, bu önergeyle, belediye başkanını, seçilmiş olan arkadaşı, bir noktada pasifize ettiniz; dolayısıyla, yetkiyi, belediye meclislerine bıraktınız ve büyükşehir belediye meclisleri, alt kademe üyelerinden seçildiğinden dolayı, bu noktada, bu önergeyle, 7 nci maddede, bundan böyle büyükşehir belediye meclislerinin vermiş olduğu kararlar uygulamaya geçecektir, büyükşehir belediye başkanının karşı çıkmasına veya düşünmemesine rağmen.

Daha önemli bir hata yaptınız, onu da söyleyeyim. Bu önergeye, Sayın Komisyonumuzun Sözcüsü ve Hükümet temsilcisi katılmadığı halde, Yüce Genel Kurul, bu önergeyi kabul etti. İşte, Genel Kurul ve siyasî etiğe yakışmayan bir durumla karşı karşıya kaldık. Zannediyorum, Sayın Bakanım ve Hükümetimiz -herhalde, bunu söylemek bana düşmüyor ama- gerekeni yapacaktır diye düşünüyorum; çünkü, hükümetin ve komisyonun kabul etmediği bir önergeyi Genel Kurul uygun görüyorsa, o hükümet ve o bakan, gerekeni yapmalıdır diye düşünüyorum. Ne demek istediğimi anlamışsınızdır.

ÜNAL KACIR (İstanbul)İşine bak sen!

YAŞAR TÜZÜN (Devamla)Değerli arkadaşlarım...

ÜNAL KACIR (İstanbul)Maddeye gel!

YAŞAR TÜZÜN (Devamla)Sayın Kacır, maddeyi konuşuyoruz. Madde, az önce söyledim, laf ola beri gele maddesi.

ÜNAL KACIR (İstanbul)Yok canım... Sen anlamamışsın!

YAŞAR TÜZÜN (Devamla)İnan öyle... Yani, bu madde, 10 uncu madde konulmamış olsa da, konulmuş olsa da hiçbir şey fark etmiyor. O nedenle, kanunun da laf ola beri gele kanunu olmasını istemiyoruz. Değerlendirmelerimizi yapıyoruz; takdir yetkisi sizlerin, Yüce Genel Kurulun. Kabul edip etmeme noktasında, Genel Kurulumuz kararını verecektir.

Değerli arkadaşlarım, gerek belediye başkanlarının, bundan önceki kanunda görüştüğümüz gibi, özlük haklarında ve diğer haklarda birtakım donanımlara kavuşmadığını...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

38 konuşma daha · 9 Temmuz 2004

38 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook