İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 59. BİRLEŞİM · CUMA

Suriye arap cumhuriyeti cumhurbaşkanı sayın beşar el-esad'ın türk parlamenterlerinin vizesiz geçiş yapma talimatı hakkında

Yüksel Çavuşoğlu

Karaman Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 59. Birleşim · 2. yasama yılı · 27 Şubat 2004 · 482 kelime · yaklaşık 2 dakikalık okuma

Kaynak göster

Yüksel Çavuşoğlu (AK Parti), 27 Şubat 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 59. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: SURİYE ARAP CUMHURİYETİ CUMHURBAŞKANI SAYIN BEŞAR EL-ESAD'IN TÜRK PARLAMENTERLERİNİN VİZESİZ GEÇİŞ YAPMA TALİMATI HAKKINDA); konuşma 482 kelime.

Yüksel Çavuşoğlu (AK Parti, Karaman). “Suriye arap cumhuriyeti cumhurbaşkanı sayın beşar el-esad'ın türk parlamenterlerinin vizesiz geçiş yapma talimatı hakkında”. TBMM Genel Kurulu, 59. Birleşim tutanağı, 27 Şubat 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/yuksel-cavusoglu-22-2004-02-27-suriye-arap-cumhuriyeti-cumhurbaskani-sayin-besar-el-esad-in-turk-parl (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

YÜKSEL ÇAVUŞOĞLU (Karaman)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Kamu Yönetiminin Temel İlkeleri ve Yeniden Yapılandırılması Hakkında Kanun Tasarısının 31 inci maddesi üzerindeki görüşlerimi belirtmek üzere söz almış bulunuyorum; bu vesileyle, hepinize saygılarımı sunarım.

Değerli arkadaşlarım, ben, konuyla ilgili görüşlerimi ifade etmeye başlamadan önce, özellikle beni çok rahatsız eden bir husus üzerinde birkaç cümle söylemek istiyorum.

Ülkemizdeki prosedür çerçevesinde, bir bilim adamı olarak, gerçekten çok rahatsızlık duydum ve incindim. Dolayısıyla, bir hafta on günden beri ve bugün yaptığımız bu tartışmalarda, sanki, önemli bir nokta yakalamış gibi bir halimiz var diye düşünüyorum. Bilim adamının şahsına değil, onun ilmî araştırma prensiplerine ve analizler sonucunda ortaya konulmuş sonuçlara saldırılıyor kanaati hâsıl oluyor bende. Özellikle değerli milletvekili arkadaşımız Sayın Bayram Meral Bey başta olmak üzere, birçok milletvekili arkadaşım, sanki, tasarı ile birilerinin bilimsel bir makalesini özdeşleştirmektedirler gibi geldi bana. Doğrusu, böyle düşünenler için bir açıklama yapma mecburiyeti hâsıl olmuştur; hatta, bu konuda hazırlık yapma görevi, bazı milletvekili arkadaşlarım tarafından bana tevdi edilmiştir.

Değerli milletvekili arkadaşlarım, hepimizin bildiği gibi, bilim ve bilim adamı olmak, her şeyden önce, nesnel olmayı gerektirir. Bilinen veya bilinmeyen bir konuya tarafsız yaklaşır, problemi şartsız anlamaya çalışır ve çözüm yollarını, tarafsız kişiliğiyle, bu prensip içerisinde, özgürce düşünüp, anladığı şekilde ortaya koyar. Bilimin evrensel olabilmesi için dini, milleti, rengi ve vatanına bakmaksızın, bir yandan hür düşünceyle ele aldığı konuyu özgür araştırma prensipleriyle, bilim adamı, bir yenilik getirme, yeryüzündeki insanlık âlemine bir şeyler verebilme lezzet ve izzetini taşır. Bilim adamı, bu arada, kim alınacak, kime dokunacak, kim rahatsız olacak, ona göre konuşayım diye, ikiyüzlü davranış içerisine, siyasî polemiklere girmez, giremez.

Diğer yandan, her türlü toplumlarda, her türlü yeni veya kendilerinin beğenmediği fikirlere karşı çıkan çevreler her zaman olmuştur. Bilim ve bilim adamı bütün bu karşı çıkışlara ve tepkilere, özgürlük ve geniş müsamaha içerisinde değerlendirme yaparak cevap verir. Bilimin gelecekte kendi doğru ve gerçekleriyle aydınlanmasını ümit eder.

Eğer, böyle olmasaydı, acaba o günün şartlarına göre çok aykırı telakki edilen bilimler protesto edilir, nice bilim adamları öldürülür müydü? Eğer, bilim adamları, bilim adına her doğruyu, her yerde, her karşı fikre rağmen, özgür ve tarafsız bir düşünceyle söyleyip, savunmasalardı ve bu tespitlerinin arkasında durmasalardı -şimdi soruyorum, özellikle, çok tenkit eden arkadaşlarıma- bugünkü bilimin ve dolayısıyla teknolojinin bu duruma gelmesi mümkün müydü? Özgürlük, demokrasi, inanç hürriyeti, sosyal davranışlar, insan hakları vesaire bu denli neşvü nema bulup da, daha da iyileşebilir miydi?

Teknik açıdan bakacak olursak, yer çekimi kanunu savunulmasaydı, uzay çalışmaları nasıl olabilirdi? Kütle kanunları, atış kanunları, ışık kanunları, dalga kanunları, etki-tepki kanunları vesaire yerine, dünyanın dönmesi yerine, öküzün boynuzu üzerinde durduğu safsatasına uyulmuş olsaydı; Macellan ve Kristof Kolomb, ölüm tehlikelerine rağmen, bilim adına, özgürlük adına, insanlık adına davranmasalardı -soruyorum- bugün için durum nasıl olurdu? Bu itibarla diyorum ki: Gelin, arkadaşlar, siyasetle ilgisi bulunmayan ilmin tartışıldığı, bilim adamlarının kendi özgür düşüncelerini hiçbir hesap yapmadan, ülkenin ilim ve bilim araştırma-geliştirme çalışma ve tartışmalarının yapıldığı panel, kongre, sempozyum ve benzeri yerlerde yapılan konuşmaları siyasî polemik haline getirmeyin.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

59 konuşma daha · 27 Şubat 2004

59 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook