İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 99. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Basın kanunu tasarısı ile avrupa birliği uyum ve adalet komisyonu raporu (s.s.456)

Yüksel Çorbacıoğlu

Artvin Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 99. Birleşim · 2. yasama yılı · 9 Haziran 2004 · 963 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

Yüksel Çorbacıoğlu (CHP), 9 Haziran 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 99. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: BASIN KANUNU TASARISI İLE AVRUPA BİRLİĞİ UYUM VE ADALET KOMİSYONU RAPORU (S.S.456)); konuşma 963 kelime.

Yüksel Çorbacıoğlu (CHP, Artvin). “Basın kanunu tasarısı ile avrupa birliği uyum ve adalet komisyonu raporu (s.s.456)”. TBMM Genel Kurulu, 99. Birleşim tutanağı, 9 Haziran 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/yuksel-corbacioglu-22-2004-06-09-basin-kanunu-tasarisi-ile-avrupa-birligi-uyum-ve-adalet-komisyonu-rapo (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

YÜKSEL ÇORBACIOĞLU (Artvin)Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Sözlerimin başında, Grup adına konuşan Sayın Eraslan gibi, bizim de, Cumhuriyet Halk Partisi olarak bu yasa tasarısını desteklediğimizi açıklamakta fayda görüyorum.

Değerli arkadaşlar, yaklaşık ellidört yıldır yürürlükte olan 5680 sayılı Yasa, 1950'den bugüne kadar 17 kez değişikliğe uğramış. Tabiî, Türkiye Cumhuriyetinin zor dönemlerinde yapılan değişikliklerle, Basın Yasası, basın özgürlüğünü kısıtlayan ve insanların haber alma özgürlüğünü de bu bağlamda kısıtlayan bir yasa haline dönmüş; o nedenle, ciddî bir değişiklik yapılması gereği ortaya çıkmış. Bu değişiklik, İktidar ve Anamuhalefet Partisinin ortak çalışmasıyla, desteğiyle Genel Kurula gelmiş bulunuyor.

Yasa tasarısının temelinde, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin ifade özgürlüğü bölümünü düzenleyen 10 uncu maddesi vardır. Yani, bu yasa tasarısının Meclise gelişinde, Mecliste Komisyondaki değerlendirmelerde, bu 10 uncu madde esas alınmıştır. Bu, bütün dünyada, basınla ilgili yapılan düzenlemelerde de esas alındığından, bu şekilde yapılan düzenlemenin daha özgürlükçü, daha demokratik ve çağdaş dünyayla daha entegre olacak bir düzenleme olduğunu da söylemekte fayda görüyorum.

Biraz önce konuşan Değerli Milletvekilimiz Sayın Resul Tosun'un söylediği ayrıntılara teker teker girmeyeceğim; bu tasarıyla yapılan düzenlemeleri çok güzel saydı.

Temelde, demokratikleşme yönündeki bu düzenlemelerin içerisinde, Sayın Tosun'un dediği gibi, ben, bir konuyu da çok önemli sayıyorum; 7 ve 8 inci maddeler, basın alanını idarenin muhatap veya denetiminden çıkarıp direkt yargının denetimine sokmaktadır. Böylelikle, herkesin muhatap olmasının, herkesin hak ve adaletinin korunmasının gerektiği... Bunu sağlayan yargıya böyle bir görevin verilmesiyle basın özgürlüğü de daha kolay sağlanmış olacaktır.

Ancak, bazı konularda, karşı olduğum demeyeyim de, değerlendirilmesi gereken, kısmen karşı olduğum konular var; bunlar para cezalarıyla ilgili. Tasarının 15 ve 21 inci maddeleri arasındaki toplam 7 maddede para cezaları öneriliyor. Bu cezalarla ilgili, kural olarak, yerel süreli yayın, bölgesel süreli yayın ve yaygın süreli yayın ayırımı yapılmış ve bütün maddelerde, bölgesel ve yaygın süreli yayınlarla ilgili alt sınırlar konulmuştur; ancak, bu yayınlara konulan alt sınır ile yerel süreli yayınlara konulan alt sınır arasındaki oran, bugün, Türkiye'deki gazetelerin gücü, malî olanakları, tirajları dikkate alındığında, çok da adaletli değildir. Neden değildir; örneğin, 18 inci maddeye göre, cevap ve düzeltme hakkının yasaların gösterdiği şekilde yerine getirilmemesi durumu karşısında 10 milyar liradan 150 milyar liraya kadar ceza veriyoruz; bölgesel süreli yayınlarda en az 20 milyar liradan, yaygın süreli yayınlarda da 50 milyar liradan aşağı olmamasını düzenliyoruz. Şimdi, sonuç olarak, yaygın süreli yayın 50 milyar lira, yerel yayın 10 milyar lira... Yani, düşünüyorum, işte, ulusal yayınlardan, yaygın süreli yayınlardan bir Milliyet Gazetesinin, 300 000 - 500 000 tiraj yapan bir gazetenin 50 milyar lira cezaya muhatap olduğu bir yerde, Artvin'in Livaneli Gazetesinin, yani 1 000 veya 2 000 tiraj yapan ve basacak parayı bile bulmakta zorlanan bir yerel gazetenin 10 milyar lira gibi bir rakamla cezalandırılmasının, hak ve nasfet ölçülerine uymadığı kanaatindeyim. Bu nedenle, bu 7 maddede -teker teker söyleyeyim; alt sınır 15 inci maddede 500 000 000 lira, 16 ncı maddede 1 milyar lira, 18 inci maddede 10 milyar lira, 19 uncu maddede 2 milyar lira, 20 ve 21 inci maddelerde 1'er milyar liradır- bu alt sınırın, bu koşullar dikkate alınarak, 500 000 000 lirayla sınırlandırılmasını öneriyorum.

Tasarı, tabiî, komisyona geldiği halinden farklı çıktı; ancak, sanıyorum 5 inci maddeyle ilgili bir hata yaptık. 5 inci maddenin (b) bendinde, gazetelerin, yayın organlarının sorumlu müdürüyle ilgili olan koşullardan biri "Türkiye'de ikametgâh sahibi olmak ve devamlı oturmak" şeklindeydi. Bu, Türk vatandaşları için konulan bir koşuldu. Biz, bu değişikliği yaparken, yabancılarla ilgili düzenleme yapalım derken, Türk vatandaşlarıyla ilgili bu koşulu kaldırmış olduk. Yani, bugün, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olup Türkiye'de oturmayan, ikametgâhı olmayan veya devamlı oturmayan bir kişi sorumlu müdür olur; ancak, bunun sakıncaları var. O nedenle, sanıyorum bir hata yaptık; (b) bendinin tekrar gündeme alınarak, Türk vatandaşları için aranan koşulların içerisinde, ikametgâh ve devamlı oturmak...

RESUL TOSUN (Tokat)O şekilde bir önerge verdik.

YÜKSEL ÇORBACIOĞLU (Devamla)- Yani, verildiyse ben de memnun olurum; bunun, bu şekilde düzeltilmesinde fayda var.

Diğer taraftan, bu, milletvekilliğiyle ilgili, sorumlu müdür olma konusunda da, komisyondaki değerlendirmede bazı problemler yaşandı. Komisyona gelen halinde, sorumlu müdür milletvekili ise, dokunulmazlığı söz konusu olduğu için, dokunmamızı gerektiren durumda birine dokunabilmek için, ona bir sorumlu müdür yardımcısı atanması önerilmişti. Bu paragraf tamamen çıkarıldı; yani, artık, milletvekili sorumlu müdür olabilir; ancak, dokunulmazlık nedeniyle, sorumlu müdüre uygulanacak cezaî müeyyidenin muhatabı da olmayacak. Efendim, bu, basın özgürlüğüne uygun değil... Tabiî, basın özgürlüğü deyince; bir, basın-yayın sahibi veya çalışanı veya eser sahibi olarak bir özgürlük var; bir de, kullanılan bu özgürlüğün zarar verdiği kişilerin haklarını koruyan özgürlük var; yani, bu ikisinin arasındaki denge... Bu anlamda, bir milletvekili, böyle bir sorumlu müdür olarak üçüncü kişilerin haklarına zarar verirse ona dokunmamak, üçüncü kişiler açısından basın özgürlüğünün kısıtlanması sonucunu doğurmaktadır; ama, benim görüşüm, bu paragrafın burada düzenlenmemesi yönünde; çünkü, bu kadarını göze almamız lazım. Eğer bir yabancıya, yani, Türk vatandaşı bile olmayan yabancı birine sorumlu müdür olma hak ve yetkisini veriyorsak, milletvekilinden bunu sakınmamamız lazım. Her ne kadar, yeni düzenlemede, aslında, milletvekiline sorumlu müdürlüğün önünü kapatmıyoruz deniliyorsa da, benim görüşüm kapatıldığı yönünde; ama, sanıyorum, bu konuda da bir önerge var; zaten, bu önerge de verilmek zorunda; çünkü, kanun tasarısının gerekçeleri ile maddeleri arasında çelişki var. Biz, bu paragrafın varlığına göre gerekçelerimizi yazmışız. Çünkü, gerekçelerimize bakarsanız, sorumlu müdürler var; oysaki, madde metinlerinde sorumlu müdür yok; zaten o çelişkinin de giderilmesi lazım.

Değerli arkadaşlar, son olarak -fazla da vaktim kalmadı- bu yasanın adı Basın Yasası. Eğer bu yasanın adı basın özgürlüğü yasası olsaydı, şimdi söyleyeceklerimi talep etmeyecektim; ama, eğer bu, Basın Yasası ise, sadece basının devletle olan ilişkisini ve basınla hakları zayi olan üçüncü kişilerin ilişkilerini düzenlemek yeterli olurdu. Bu yasanın adı Basın Yasası ise, bence bu yasanın içerisinde -bunları da tartıştık; her ne kadar özel yasalarda düzenlenmesi önerilmiş ise de- bana göre, editöryal bağımsızlığın sağlanmasının da, basında tekelleşmenin önlenmesinin de ve 5953 sayılı Yasada düzenlenen basın çalışanlarının haklarının da -basının anayasası içerisinde- düzenlenmesinin daha doğru olacağı kanaatindeyim.

Benim diyeceklerim bu kadar. Beni dinlediğiniz için hepinize teşekkür ediyorum. Bu yasayı destekliyoruz.

Saygılar, sevgiler sunuyorum. (Alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

33 konuşma daha · 9 Haziran 2004

33 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook