Akşemseddin hazretlerini anma günü
Bolu Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 84. Birleşim · 1. yasama yılı · 23 Mayıs 2003 · 647 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma
Kaynak göster
Yüksel Coşkunyürek (AK Parti), 23 Mayıs 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 84. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: AKŞEMSEDDİN HAZRETLERİNİ ANMA GÜNÜ); konuşma 647 kelime.
Yüksel Coşkunyürek (AK Parti, Bolu). “Akşemseddin hazretlerini anma günü”. TBMM Genel Kurulu, 84. Birleşim tutanağı, 23 Mayıs 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/yuksel-coskunyurek-22-2003-05-23-aksemseddin-hazretlerini-anma-gunu (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
YÜKSEL COŞKUNYÜREK (Bolu)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; her yıl mayıs ayının son pazar günü, geleneksel olarak Bolumuzun Göynük İlçesinde yapılan Fatih'in hocası ve İstanbul'un manevî fatihlerinden, büyük âlim, üstat hekim ve tasavvuf şairi, Anadolu Türklüğünün abidevî şahsiyeti Akşemseddin Hazretlerini Anma Günü, onbinlerce insanımızın katılımıyla, kadirşinas Göynüklülerce, ona layık bir şekilde yapılmaktadır. Bu vesileyle, gündemdışı söz almış bulunmaktayım; Yüce Heyetinizi saygıyla selamlarım.
Anadolu, bin yıldan beri Türk vatanıdır. Sultan Alparslan'dan Ulu Önder Atatürk'e uzanan büyük askerler, büyük kahramanlar, büyük devlet adamları, bu mübarek toprakları, ebedî Türk yurdu yapmışlardır. Fetih ordularından önce birçok yüce insan, İlayi kelimetullah uğruna Anadolu'ya gelmişler, güzel Anadolu coğrafyasının manevî iklimini oluşturarak, Türkün ruhunda kutsal vatan sevgisinin yerleşmesini sağlamışlardır. Anadolu'nun her yerinde bu ulu kişilerin menkıbeleri söylenmekte ve milletimize kazandırdıkları güzel hasletler devam ettirilmektedir.
Yurdumuzun manevî mimarları olan bu gönül erlerini anmak ve gelecek nesillere tanıtmak, hepimizin görevidir. İşte, yaşadığı 15 inci Asrın en büyük din bilgini, şairi ve tabibi olan, bu bağlamda, değerli eserler veren, orta çağı kapayıp yeni çağı açan Fatih Sultan Mehmed'in hocası, bütün ömrünü insanların hizmetine ve aydınlanmasına vakfeden gönül sultanı Akşemseddin Hazretlerini, halkımıza ve gelecek nesillerimize aktararak, kültürel değerlerimize sahip çıkmak zorundayız.
5 dakika gibi kısa bir sürede anlatamayacağım bu büyük şahsiyeti, sizlerin huzurunda, gelecek nesillerimize tanıtmak istiyorum. 1389-1459 yılları arasında yaşayan Akşemseddin Hazretleri, onun hocası Hacı Bayram Veli Hazretleri, o dönemin padişahı Sultan Fatih ve babası II. Murad arasındaki ilişkiler, Türk-İslam tarihinin en şerefli örneklerini oluşturmaktadır. 7 yaşında tahsiline başlayan Akşemseddin, dinî ilimlerin birçoğunu okuyarak, tıp dahil birçok ilimleri tamamlayıp, Fatih Sultan Mehmed'i yetiştirmek, yönlendirmek, fethi hazırlamak ve bizzat katılmak açısından "İstanbul'un Manevî Fatihi" unvanını almaya hak kazanmıştır; ruhu şad olsun.
Üstün zekâsı ve yeteneğiyle dinî ve pozitif ilimlerde yüksek bir düzeye ulaşan, yüksek ahlak sahibi Akşemseddin, tasavvuf konusunda gönlünü dolduracak birini arar ve zor imtihanlardan geçerek, Hacı Bayram Veli'nin talebesi olur. Akşemseddin, tıp ilminde de kendini yetiştirmiş, teşhisini koyduğu hastaların ilaçlarını bizzat kendisi hazırlamıştır. Mikrobun tarifini de ilk o yapmıştır. Hacı Bayram Veli'nin tüm tasavvuf felsefesini, bir yaşam biçimi olarak Akşemseddin'in hayatında görmekteyiz. Bunu özetlemek gerekirse, insan sevgisi, hayatın bir parçası olan çalışmak, çalışmanın sonucu elde edilenle yine insana hizmet... Bu hayat felsefesinin temeli "yaratılanı sev, Yaradan'dan ötürü" düsturudur; halk içinde birlik, beraberlik ve halka hizmet gayesini gütmektir. Halka hizmet de insan sevgisine dayanmaktadır. Bu sevgiyi gönlünde yaşatabilen kişi, akıl ve ruh dengesini kuran er kişidir.
Her yönüyle mükemmel bir insan olan Akşemseddin Hazretleri, asıl rolünü İstanbul'un fethinde yerine getirdi. Fatih, henüz 21 yaşındadır. Fatih'in gayesi bellidir; Peygamberimiz Hazreti Muhammed'in müjdesine mazhar olmaktır. Fatih, gençliğinin, cesaretinin, azminin buna yeteceğine inanır ve hocası Akşemseddin'in verdiği işaretle hazırlıklara başlar. Neticede, İstanbul, Hacı Bayram Veli'nin işareti, Akşemseddin'in manevî kılavuzluğu, Fatih Sultan Mehmed'in kararlılığı ve azmi, Müslüman Türk ordusunun çabası, Peygamberimizin mucizesi ve Allah'ın yardımıyla fetholundu.
Değerli milletvekilleri, Akşemseddin, ezel-ebet boyutlu mesajın yansımalarını bir büyük vizyonla insanımıza taşımıştır. Hedefinde, insanımızı bir şahsiyet modeli, bir kimlik abidesi yapma gayreti vardır. ""İki günü eşit olan ziyandadır" düsturunu hayatının bütün safhalarına taşımış, böylece, sürekli gelişme, büyüme, sürdürülebilir olma kavramlarının temelini yüzyıllar önce atmıştır. Fatih'in İstanbul'u fethetmesindeki büyük enerjinin kaynağı bu değerlerdi.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKANBuyurun Sayın Coşkunyürek.
YÜKSEL COŞKUNYÜREK (Devamla)Böylece, Fatih, imkânsızı mümkün yapma çizgisini yakalamış, bir çağı kapayıp yeni bir çağı açma iradesini dünyanın önüne koymuştur. Günümüzde, her kurumun bu değerlerden ibret alması gereken çizgiler vardır; ticaretten sosyal hayata, ekonomiden siyasete, insanımızı odak noktasına koyarak onlara en yüksek ve en güzel hizmeti taşımak, boş laflarla, kısır çekişmelerle değil, çözüm üreten, proje ortaya koyan, zamanını dolu dolu geçiren, yani, kısaca, "iki günü eşit olan ziyandadır" prensibini anlamak ve yaşamak vardır. Deha, imkânsız zannedilende mümkünü görebilmektir. Gemilerin karadan yürüyebileceğini sezmek, Mehmetlerden birisini Fatih yapar. İşte, Akşemseddin, Fatih'e bu yüksek sezme gücünü veren nadir şahsiyettir, onun hocasıdır.
Fatih, İstanbul'un fethi sırasında, sevinç halinin açıklanması lüzumunu duyarak "bende gördüğünüz bu sevinç hali, İstanbul kalesinin fethinden değildir, Akşemseddin gibi bir azizin, benim zamanımda, benimle beraber olduğu içindir..."
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
6 konuşma daha · 23 Mayıs 2003