Kültür ve turizm bakanlıklarının birleştirilmesine ilişkin kanun ( s. sayısı : 112 )
Ankara Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 67. Birleşim · 1. yasama yılı · 16 Nisan 2003 · 1.076 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
Zekeriya Akıncı (CHP), 16 Nisan 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 67. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIKLARININ BİRLEŞTİRİLMESİNE İLİŞKİN KANUN ( S. SAYISI : 112 )); konuşma 1.076 kelime.
Zekeriya Akıncı (CHP, Ankara). “Kültür ve turizm bakanlıklarının birleştirilmesine ilişkin kanun ( s. sayısı : 112 )”. TBMM Genel Kurulu, 67. Birleşim tutanağı, 16 Nisan 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/zekeriya-akinci-22-2003-04-16-kultur-ve-turizm-bakanliklarinin-birlestirilmesine-iliskin-kanun-s (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA ZEKERİYA AKINCI (Ankara)Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; görüşmekte olduğumuz Kültür ve Turizm Bakanlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Tasarısıyla ilgili görüşlerimizi açıklamak üzere, Grubum adına söz aldım.
Konuşmama başlarken, burada yapılan değerlendirmelerle ilgili ilginç bir iki görüşümü de sizlerle paylaşmak istiyorum. Birincisi şudur: Sayın Bakanımız yaptığı değerlendirmelerde öylesine güzel davranışlar sergiliyor ki, sanki, benim gibi, ilk kez Meclise gelmiş, ilk kez Parlamentonun çatısı altında bulunuyor. Oysa, tartıştığımız bu tasarı, bana, Sayın Bakanımızın, geçmişteki, bir Turizm Bakanlığına bile gerek yok biçimindeki düşüncelerini hatırlattı; ama, ilginçtir, aynı bakanımız, şimdi, Kültür Bakanlığını da yutmuş, onu da bünyesine almış bir başka bakanlığın başında bulunacak. Yani, geçmişi, böyle kolayca öteleyebilmek mümkün.
Ayrıca, Cumhuriyet Halk Partili milletvekillerinin kadrolaşma konusundaki sıkıntılarını anlayışla karşılamalarını diliyoruz. Bizim hiçbir değerlendirme yapmamıza gerek yok. Sayın Bakan, AKP'nin iktidar olmasından sonra, beş ay boyunca, kamuoyunda, gazetelerde, kadrolaşmalara ilişkin yayımlanmış yazılara ve köşe yazılarına tekrar bir göz gezdirirse, sanıyorum, konuşmacı olarak bulunan Cumhuriyet Halk Partili milletvekillerinin kaygılarını çok daha kolay anlayacaktır.
Ayrıca, Kültür Bakanlığına ihtiyacının olmadığını, bir kez daha, bu Meclisin çatısı altında duyma şansızlığını yaşadık. Birleşmeler olabilir, herhangi başka bir bakanlıkla da birleşebilir; ama, sanıyorum, bu ülkenin, Kültür Bakanlığına ciddî olarak ihtiyacı var. Eğer, biz, hele bir de bunun ucunu açık bırakırsak sevgili arkadaşlarım, bir adım ötesi, heykellerin içine tüküren belediye başkanlığına, birkaç adım ötesi de -üzülerek söylüyorum ve Yüce Meclisin çatısı altındaki bütün arkadaşlarımı tenzih ediyorum- "kültüre bile gerek yok" diyerek, heykelleri topla, tüfekle yıkmaya kadar götürebilir. Bundan kaygı duyduğumu ifade etmek istiyorum.
Sevgili arkadaşlarım, bir gerçeği, belki birlikte tespit edebiliriz. Dünya ve ülke gerçekleri göz önünde tutulduğunda, ülkemizdeki bakanlık sayısının fazlaca olduğu ve sayılarının azaltılması gereği, birçoğumuzun ortak görüşü olabilir; ama, buradaki sorun, bu azaltma işine nereden başlayacağımız ve hangi yöntemle yapacağımızdır. Ülkemizin tarihî, kültürel zenginlikleri ve doğa güzellikleri göz önünde tutulduğunda, ne yazık ki, biz, son yapmamız gereken ve belki de hiç yapmamamız gereken işi en baştan yapmaya kalkışıyoruz. Korkarım ki, bu işi de, birçok konuda olduğu gibi, yine yeterince incelemeden, bilgili ve deneyimli çevrelerle tartışmadan, bazı uyarıları "vahiy midir" diye geçiştirerek ve sadece kendimize yakın gördüğümüz teknik bir heyete havale ederek alelacele yapacağız ve yine kaygı duyuyorum ki, daha vahim durumlarla karşılaşabiliriz ve kaygı duyuyorum ki, Dimyat'a pirince giderken evdeki bulgurdan olabiliriz.
Bakanlık sayısını azaltma işine nereden başlamış olduğumuz, bir bakıma, bizim, neyi, ne kadar önemsediğimizle, dikkate aldığımızla doğrudan ilgili; yani, biz, eğer, kültürümüzü, çevremizi korumayı, geliştirmeyi ve yarınlara en sağlıklı biçimde devretmeyi gerçekten istiyorsak, bu işi, herhalde, Kültür ve Turizm Bakanlıklarını kaldırarak ya da ikinci plana iterek başaramayız.
Değerli arkadaşlarım, görünüşte ve hükümetin gerekçelerinde, bakanlık sayısının azaltılması yoluyla bir tasarrufa gidilmesi gereğinden söz ediliyor. Bu, bir ihtiyaç olabilir; ama, eğer Türkiye gibi bir ülke, tasarrufa, doğal güzelliklerinden ve kültüründen neredeyse vazgeçerek başlarsa, korkarım ki, tasarruf edeceğinden çok daha fazla kayıplara da uğrayabilir ya da sanki, kültür ve turizm gibi konular birbiriyle çok yakından ilgiliymiş gibi değerlendirilip, aslında, bunların ilgi alanları ve çalışma yöntemleri göz önünde tutulduğunda, birbiriyle örtüşmekten çok, birbirleriyle çoğu zaman çatışan ve çelişen kurumlar olduğu gerçeği görülmeyebilir. Hele, bu bakanlıklara konumları itibariyle bakıldığında, turizmin önemli ölçüde geliri amaçladığı, kültürün ise maddî kazanım gözetmeksizin, korumacı ve kollayıcı bir yaklaşım içerisinde olduğu gerçeği göz önünde tutulduğunda sanıyorum ki, bu çelişkiler çok daha kolay kavranacaktır. Üstelik, söz konusu olan, Türkiye gibi, neredeyse dünya kültürünün üçte 1'inin geçtiği, 200'e yakın kültürün hayat bulduğu, tarihi 15 000 yıl öncesine kadar giden ve dünyada çok az ülkeye nasip olan kültürel bir tarihe sahip, kısacası, medeniyetler beşiği olmuş Anadolumuzsa, hani "olmasa da olur" anlayışıyla, Kültür Bakanlığının, güya, kendisine yakın bulunan bir bakanlıkla birleştirilmesi planı, turizm ve kültür adına neyi, ne kadar açıklar, anlamak mümkün değildir. Kaldı ki, binlerce yıllık tarihin arkasından dünyanın ilk bağımsızlık savaşını vermiş ve seksen yıl önce cumhuriyeti kurmuş Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk'ün -herkes tekrarladı, ben de bir kez daha tekrarlamakta yarar görüyorum- "Türkiye Cumhuriyetinin temeli kültürdür" sözünü yok sayarak hareket etmek, öncelikle, Yüce Önderimizin kurduğu bu Yüce Meclisimizin kendi kültürüne yapacağı bir haksızlıktır diye düşünüyorum.
Sevgili arkadaşlarım, gerçekten bakanlık sayısını azaltmak istiyorsak, buna neden önce medeniyetimize göz dikerek başladığımızı açıklamak, anlamak mümkün değildir. Bu konuyla ilgilenen herkesin, aydınlarımızın, kültür dünyamızın insanlarının, hatta, Kültür ve Turizm Bakanlıklarındaki emektarlarımızın, üniversite ve sanat çevrelerinin, son olarak da, otuz yıldan beri Kültür Bakanlığı yapmış bütün siyaset adamlarımızın karşı çıktığı bir birleşmenin haklılığını, kime, nasıl anlatabiliriz. Devletteki tasarrufa kültürümüzden başlayarak yol alamayız; devletimizin ancak kültürle büyüyebileceğini unutamayız. Küresel tek tip kültür dayatmasına karşı ve medeniyetlerarası yarışta bizi güçlü kılabilecek olan tarihsel ve doğal mirasımızı, böyle düşüncesizce riske edemeyiz. Geleceğimizi emanet edeceğimiz gençlerimizin bilgili, kültürlü, tarih bilincine sahip, ülkesini seven ve ülkesinin her türlü zenginliğini koruyan, geliştiren nesiller olarak yetişmesini de hiç mi hiç sağlayamayız. Hiç uzağa gitmeyelim; folkloru, sinemayı, tiyatroyu, müziği, tarihsel zenginliklerimizi, doğal güzelliklerimizi sevdirmeyi ve onların -deyim yerindeyse- kültürlü birer insan olarak yetişmesini arzuladığımız çocuklarımıza bile bunu anlatamayız.
"Boş ver bunları, asıl olan para, kültür ne kadar önemli olabilir ki; siz, Kültür Bakanlığından vazgeçip, daha çok gelir elde etmek adına, bu Bakanlığı turizmin hizmetine ve ipoteğine vermediniz mi" diyecek olan insanların karşısında boğazımız düğümlenmez mi? Tasarrufa ve olası gelir kaynaklarına kurban edeceğimiz kültürümüzün, aslında ulusumuzun ve devletimizin en temel var olma güvencesi olduğunu, Kültür Bakanlığı kaldırıldıktan sonra nasıl savunabiliriz? "Canım, kaldırmıyoruz, sadece birleştiriyoruz" diyerek, aslında nelerden vazgeçiyor olduğumuz gerçeğini gizleyebilir miyiz?
Bakın sevgili arkadaşlarım, yakın bir zamanda başlayan ve halen devam eden, nerede nasıl biteceği belli olmayan, hukuktan, insanlıktan, ahlaktan yoksun bir savaşı her an televizyonlardan ve basından izliyoruz. Savaş bittiğinde belleklerimizde, bombalanan kentler, suçsuz, günahsız yere ölen insanlar, anasız babasız kalan çocuklar, açlık ve sefalet görüntüleri kalacak; ama, bir şey daha kalacak; binlerce yıllık tarihin korunduğu, aslında, sadece Irak halkının değil, tüm uygarlıkların ve insanlığın ortak malı, ortak kültürü olan müzelerdeki eserlerin yağmalanması ve bu yağmalama görüntülerinin içinde olan, o müzedeki binlerce yıllık kültürün talanla yok edilmesi, inanıyorum ki, gözümüzün önünden hiç gitmeyecektir.
Kim bilir, belki de, müzelerin yağmalanmasını izlerken, tarihsel ve kültürel mirasın insanlık adına korunarak geleceğe devredilmesinin ne kadar önemli olduğunu bir kez daha hissetmişizdir. Peki, Türkiye gibi, neredeyse her karış toprağı bir açık hava müzesi olan ve büyük tarihsel, kültürel zenginliğe sahip olan bir ülkeye Kültür Bakanlığını çok görerek, bu konuda çok duyarlı davrandığımızı iddia edebilir miyiz?!. Bunun önemini anlayabilmemiz için, bizim ülkemizde de, farklı biçimlerde de olsa müze yağmalamalarının olması mı gerekiyor?!
Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; bazen de, girmeye çalıştığımız Avrupa Birliği ülkelerinden ve onların bakanlıklarından örnek vererek durumu açıklamaya çalışıyoruz; sanki, Avrupa Birliği ülkelerindeki bütün bakanlıkların bizde olması gerekiyormuş gibi. Bakınız, Hollanda gibi küçücük bir ülkede bile Kültür Bakanlığı var.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
36 konuşma daha · 16 Nisan 2003