İçeriğe atla

28. DÖNEM · 592 VEKİL · SON GÜNCELLEME

YAZILI SORU ÖNERGESİ · 7/34498 GEÇ CEVAPLANDI · 83 GÜN

Kız çocuklarının eğitime erişimine ilişkin

ÖNERGENİN YOLCULUĞU

  1. TBMM'ye verildi
  2. 15. gün
  3. Bakanlık cevapladı

Verilişten cevaba 83 gün. Tarihler TBMM kaydından.

Önerge metni

PDF’ten yazıya döküldü · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)

Aşağıdaki sorularımın Milli Eğitim Bakanı Sayın Yusuf TEKİN tarafından yazılı olarak yanıtlanmasını arz ederim

Av. Dr. M. Bezgin TANRIKULU Diyarbakır Milletvekili

Nefes gazetesinde 6 Temmuz 2025 tarihinde yayımlanan habere göre, 2024 yılı itibarıyla 720 bin kız çocuğu ilkokul 4. sınıftan sonra eğitimine devam edememiştir. Kadın hukuku uzmanı Av. Nazan Moroğlu, bu gelişmenin planlı bir şekilde "geleceğin güçsüz kadın profilini" inşa etmeye yönelik olduğunu ifade etmiştir.

Bu bağlamda ;

SORULAR

  1. Yaklaşık 720 bin kız çocuğunun ilkokul sonrası eğitimden kopmasının temel nedenlerine dair bakanlığınızın elinde hangi veriler bulunmaktadır? Bu veriler kamuoyuyla paylaşılacak mıdır?

  2. Taşımalı eğitim sisteminden vazgeçilmesinin ardından yerel düzeyde kız çocuklarının eğitime erişimi için hangi alternatif modeller geliştirilmiştir?

  3. 2024 yılı itibarıyla taşımalı eğitim sisteminin sürdürülemeyeceği yönündeki kararın alınmasında hangi bakanlıklar veya kurumlar etkili olmuştur? Bu kararın alınması sırasında kız çocuklarının eğitimi bir kriter olarak değerlendirilmiş midir?

  4. Kadın hareketinin ve kadın haklarının bastırılması yönünde yürütülen politikaların, kız çocuklarının eğitime erişimini sınırlayan yapılarla nasıl bir paralellik içinde olduğu düşünülmektedir? Bakanlığınız bu yapısal eşitsizliklerle mücadeleye dair ne gibi adımlar atmaktadır? i

  5. Kız çocuklarının eğitime devam etmesinin sadece bireysel değil, toplumsal refah açısından da kritik olduğu gerçeği göz önüne alındığında, 2024-2028 Stratejik Planınızda bu konuyla ilgili hangi hedefler yer almaktadır? Varsa, bu hedeflerin gerçekleşme oranı nedir?

  6. Kadına yönelik politikaların belirlendiği alan olan TBMM'deki kadın temsil oranı 2022'de 2017 iken 2028 hedefi 2625 olarak belirlenmiştir. Bu oranlar, Türkiye'deki kadın nüfus oranıyla kıyaslandığında bakanlığınızca yeterli bulunmakta mıdır? Kadın politikalarının üretiminde bu temsil yetersizliğinin ne gibi etkileri gözlemlenmektedir?

  7. Kadınların toplumsal hayattaki rolünü yalnızca "aile" çerçevesiyle sınırlayan ve onları "korunmaya muhtaç bireyler" olarak tanımlayan bir anlayışın, kadınların kamusal alandaki varlığını ve katılımlarını ciddi şekilde kısıtladığı, hatta engellediği yönünde yaygın bir eleştiri bulunmaktadır. Bu eleştiri ışığında, Milli Eğitim Bakanlığı olarak, eğitim politikalarınız ve müfredatınız aracılığıyla bu "korunmaya muhtaç birey" algısını pekiştiren bir yaklaşım sergilediğiniz iddialarına karşı duruşunuz nedir? Bakanlığınız, kız çocuklarının ve genel olarak kadınların, toplumsal yaşamın her alanında eşit ve özgür bireyler olarak yer almasını teşvik etmek adına bu anlayıştan somut olarak nasıl ayrışmaktadır ve bu ayrışmayı gösteren hangi somut adımları atmaktadır? Bu konuda Bakanlığınızın vizyonu ve stratejileri nelerdir?

  8. Eğitim sistemimizdeki bu aksaklıkların, kız çocuklarının eğitime erişimini engelleyerek "güçsüz kadın" profili yaratma yönünde kasıtlı bir politika olduğuna dair iddialar hakkında Bakanlığınızın görüşü nedir? Bu iddialar ışığında, kız çocuklarının eğitim hayatına devamlılığını sağlamak adına somut ve acil eylem planlarınız var mıdır?

  9. Kız çocuklarının eğitime erişiminin engellenmesi, toplumsal cinsiyet eşitliği hedeflerimizle nasıl bağdaşmaktadır? Bakanlığınız, cinsiyet eşitliğini sağlamak ve kadına yönelik şiddetle mücadelede eğitimin kritik rolünün farkında mıdır? Bu konudaki politikalarınız ve uygulamalarınız nelerdir?

  10. 2002 yılında belediyelerdeki kadın belediye başkanı oranının "2 iken, Kalkınma Programı'nda 2028 için 95 hedeflenmesi ve TBMM'deki kadın oranının 2022'de "17 iken 2028'de W25 hedeflenmesi gibi düşük oranlar, kadınların karar alma mekanizmalarındaki temsil eksikliğini açıkça göstermektedir. Eğitimdeki bu vahim tablo ile kadınların siyasi ve toplumsal yaşamdaki temsil oranları arasında bir bağlantı görüyor musunuz? Bakanlığınız, bu 3U4Ugg bağlantıyı ele alarak, kız çocuklarının eğitimini teşvik edecek ve kadınların toplumsal hayatta daha etkin rol almasını sağlayacak entegre politikalar geliştirmeyi düşünmekte midir?

Bakanlığın cevabı

Taranmış belgeden okundu · Orijinal PDF ↗ (yeni sekmede açılır)

Yusuf Tekin, Milli Eğitim Bakanı ·

CL) MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI 100, EĞİTİMİN REZ Strateji Geliştirme Başkanlığı 4 ii 2 İyy98 NUMARALI YAZILI SORU ÖNERGESİNE İLİŞKİN BİLGİ

Türk eğitim sistemi 1973'te yürürlüğe giren 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu ile düzenlenmiştir. Bu Kanun; Türk milli eğitim sisteminin düzenlenmesinde esas olan amaç ve ilkeler, eğitim sisteminin genel yapısı, öğretmenlik mesleği, okul bina ve tesisleri, eğitim araç ve gereçleri ile devletin eğitim öğretim alanındaki görev ve sorumluluğuna ilişkin temel hükümleri kapsamaktadır.

Türkiye'de 222 sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu'na göre, 1997'den önce zorunlu eğitim 5 yıllık ilkokul dönemini kapsamakta iken, 4306 sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu, Milli Eğitim Temel Kanunu, Çıraklık ve Meslek Eğitimi Kanunu, Milli Eğitim Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun ile 24.3.1988 tarihli ve 3418 sayılı Kanunda Değişiklik Yapılması ve Bazı Kağıt ve İşlemlerden Eğitime Katkı Payı Alınması Hakkında Kanun ile 8 yıllık zorunlu kesintisiz ilköğretim uygulamasına geçilmiştir. Bu düzenleme ile ilkokul ve ortaokul kademeleri birleştirilerek kesintisiz sekiz yıllık ilköğretim modeli oluşturulmuş ve mezunlara ilköğretim diploması verilmesi sağlanmıştır. 2012'de İlköğretim ve Eğitim Kanunu'nda yapılan değişiklikle 8 yıllık zorunlu kesintisiz eğitimden 12 yıllık zorunlu kademeli eğitime geçilmiştir.

Eğitim sistemimizin temel amacı, tüm bireylerin yaşamı boyunca kapsayıcı ve nitelikli bir eğitime erişimini sağlamak; düşünme, algılama, problem çözme yeteneği gelişmiş, özgüven ve sorumluluk duygusuna, girişimcilik ve yenilikçilik özelliklerine sahip, demokratik değerleri ve milli kültürü özümsemiş, paylaşıma ve iletişime açık, sanat ve estetik duyguları güçlü, teknoloji kullanımına yatkın, çağın gerektirdiği bilgi farkındalığı yüksek, üretken ve mutlu bireyler yetiştirmektir. Öğretim programları toplumsal ihtiyaç ve bilimsel gelişmeler ışığında sadece belli bir aralıkta değil sürekli olarak güncellenmekte ve geliştirilmektedir. Bu durum program geliştirme süreçlerinin doğal seyridir. Program geliştirme çalışmaları süreçte edinilen tecrübe, uygulama dönütleri, yeni gelişmeler, ihtiyaç analizleri kapsamında birikimli bir biçimde ilerlemekte olup bir önceki çalışmalar üzerine inşa edilmektedir. Bunun yanı sıra tüm öğretim programlarımız 1739 sayılı Kanun'da belirtilen Türk Milli Eğitiminin temel ilkelerine uygun bir biçimde geliştirilmektedir.

Kadın ve erkeklerin toplumdaki hak ve fırsatlardan eşit şekilde yararlanmaları; eğitim, sağlık ve istihdam gibi temel alanlarda eşit fırsatlara sahip olmaları ve ayrımcılığa uğramamaları öğretim programları ve ders kitaplarında öncelikle esas alınmaktadır. Bunun yanı sıra toplumda üstlendikleri roller ve karşılaştıkları durumlar ise sorumluluk ve firsat eşitliği ilkeleri doğrultusunda ele alınmaktadır. Bu bağlamda uygulanmakta olan haftalık ders çizelgelerinde soru önergesinde ifade edilen başlıkta bir ders bulunmamaktadır. Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli kapsamında geliştirilen öğretim programlarında "toplumsal cinsiyet eşitliği" kavramından hareketle belirlenmiş bir içerik yer almamakla birlikte disiplinler özelinde hazırlanan öğretim programlarının çerçevesini oluşturan Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli Öğretim Programları Ortak Metni?nde; ötekileştirici veya ayrıştırıcı bir tutumu önleyen; hak ve özgürlükleri, eşitliği, etik davranmayı, hakkaniyeti, önyargısızlığı, ölçülülüğü ve liyakati kapsayan "adalet" değeri temel değerlerden biri olarak ele alınmaktadır. Ni MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI 00 EĞİTİMİN e Ş Strateji Geliştirme Başkanlığı YüzyıLı

Bununla birlikte iddia edildiği gibi öğretim programlarında kadın kimliğinin sadece "korunmaya muhtaç bireyler" ve "aile çerçevesi" kapsamında tanımlanması gibi bir durum söz konusu değildir.

Taşımalı eğitim uygulamasına yönelik iş ve işlemler, Milli Eğitim Bakanlığı Taşıma Yoluyla Eğitime Erişim Yönetmeliği'nin "Amaç" başlıklı 1. maddesinde yer alan "7739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu ile tanınan eğitim hakkından yoksun kalması muhtemel ilköğretim, ortaöğretim ve özel eğitim okul/kurum/sınıflarına devam eden öğrenciler ile yaygın eğitim hizmetinden yararlanan özel eğitim kursiyerlerinin resmi okul/kurumlara taşıma yoluyla eğitime erişimlerini sağlamak için gerekli usul ve esasları belirlemektir. " ile "Planlama komisyonunun görevleri" başlıklı 6. maddesinin (b) bendinde yer alan "Taşıma merkezi okula uzaklığı 30 kilometreden fazla olan, taşınması ekonomik olmayan, iklimi veya ulaşım şartları taşımaya elverişsiz olan yerleşim birimlerinde ikamet eden ilköğretim ve ortaöğretim öğrencilerini, zorunlu olarak yatılı bölge ortaokulları ve pansiyonlu okullara yerleştirdikten sonra taşıma hizmetinden faydalanacakları ve öğrencisi taşınacak yerleşim birimlerini gruplandırarak taşıma merkezi okul/kurumları belirlemek" hükümleri doğrultusunda taşıma merkezi okula uzaklığı 30 kilometreden fazla olan yerleşim birimlerindeki ilköğretim ve ortaöğretim öğrencileri, öncelikli olarak yatılı bölge okulları ve pansiyonlara yerleştirilmektedir. Bu kapsamda pansiyona yerleştirilemeyen öğrencilerin taşınmasına devam edilmektedir.

Milli Eğitim Bakanlığı Taşıma Yoluyla Eğitime Erişim Yönetmeliği gereği, Milli Eğitim Temel Kanunu ile tanınan eğitim hakkından yoksun kalması muhtemel ilköğretim, ortaöğretim ve özel eğitim okul/kurum/sınıflarına devam eden öğrenciler ile yaygın eğitim hizmetinden yararlanan özel eğitim kursiyerlerinin resmi okul/kurumlara taşıma yoluyla eğitime erişimleri sağlanmaktadır. Bununla beraber Öğrenci Taşıma Uygulaması kapsamında taşınan ilköğretim ve ortaöğretim öğrencileri ile ilköğretim ve ortaöğretim öğrencilerine taşıma yoluyla eğitim kapsamında öğle yemeği verilen okullarda açılan özel eğitim sınıflarına devam eden öğrencilere ücretsiz öğle yemeği hizmeti sunulmakta olup taşıma merkezi okul müdürlüklerince, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfi verileri de dikkate alınarak belirlenen öğrencilere de ücretsiz öğle yemeği hizmeti sunulmaktadır.

Bakanlığımızın Stratejik Plan'ı eğitim öğretimde politikalar geliştirmek ve faaliyetlerin plan ve program dâhilinde yürütülmesini sağlamak amacıyla; Cumhurbaşkanlığı Programı, Cumhurbaşkanlığı Yıllık Programı, Cumhurbaşkanlığı Eğitim ve Öğretim Politikaları Kurulu önerileri, Kalkınma Planları ve Orta Vadeli Programa bağlı olarak hazırlanmaktadır.

Bakanlığımızın 2024-2028 Stratejik Planı ile bireylerin bilgi, beceri ve yetkinliklerinin geliştirilmesi amaçlanmaktadır (Milli Eğitim Bakanlığı, 2024). Günümüz ihtiyaçlarına uygun olarak genel, mesleki ve teknik eğitim programları hazırlanmaktadır. Eğitime erişim ve hakkaniyet ilkesi gereğince farklı yetenek ve ihtiyaçlara sahip bireylerin yaygın eğitimden aktif olarak yararlanması amaçlanmaktadır. Gelişen ve değişen ihtiyaçlar doğrultusunda eğitim politikalarının da geliştirilmesi ve yenilenmesi son derece doğal kabul edilmelidir. Nitekim yukarıda da görüldüğü gibi gelişen ve değişen koşullar çerçevesinde yıllar içinde zorunlu eğitime ilişkin birtakım kararlar alınmış ve uygulamaya konmuştur.

2012-2013 eğitim öğretim yılında ortaöğretimde kız çocuklarının okullaşma oranları Y069,31 iken, 2024-2025 eğitim öğretim yılında ortaöğretimde kız çocuklarının düzeltilmiş net okullaşma oranı 9089,20*ye yükselmiştir.

Bakanlığımız, eğitime katılımı artırmak ve devamsızlık oranlarını azaltmak amacıyla çeşitli önleyici ve destekleyici politika ve faaliyetler yürütmektedir. Bu kapsamda, Avrupa Birliği IPA-TI programı çerçevesinde geliştirilen ve Genel Müdürlüğümüzün faydalanıcısı | A MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI | e yi Strateji Geliştirme Başkanlığı DO

EĞİTİMİN YUZYILI olduğu Ortaöğretimde Devam ve Okullaşma Oranlarının Artırılması Projesi (ODAP), öğrencilerin okullaşma oranlarının yükseltilmesi ve okuldan erken ayrılmaların önlenmesi amacıyla hayata geçirilmiştir. Aralık 2021-Haziran 2024 tarihleri arasında 14 ilde 50 pilot okulda uygulanan proje kapsamında; okul terkini önlemeye yönelik kapsamlı bir önleme, müdahale ve telafi modeli geliştirilmiş, bu modelin uygulanmasına ilişkin okul temelli eylem planları hazırlanmış ve öğretmenler ile yöneticilere yönelik eğitimler gerçekleştirilmiştir.

Ayrıca, risk altındaki öğrencilerin erken tespiti için çoklu veri noktalarını dikkate alan bir erken uyarı sistemi geliştirilmiş ve pilot okullarda uygulanmıştır. Öğrencilerin eğitime olan ilgisini artırmak amacıyla drama, sanat, müzik, mentörlük, atölye çalışmaları ve telafi eğitimi gibi çeşitli okul içi ve dışı etkinlikler planlanmıştır. Bu proje sayesinde öğrencilerin açık liseye geçişine neden olabilecek devamsızlık ve düşük aidiyet duygusu gibi risk faktörlerine karşı etkili, yapısal ve sürdürülebilir müdahale mekanizmaları oluşturulmuştur.

Ortaöğretim Genel Müdürlüğü tarafından, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı iş birliği ile öğrencilerin okul terklerini önlemeye ve devamsızlık oranlarını azaltmaya yönelik Eğitime Katılım ve Devamsızlığı İzleme Projesi hayata geçirilmiştir. Proje, erken okul terki ve devamsızlık oranlarının yüksek olduğu 15 il ve 75 okulda uygulanmakta olup bu okullarda öğrenim gören risk altındaki öğrencilerin erken dönemde tespit edilmesini, gerekli psikososyal ve akademik desteklerin zamanında sunulmasını ve öğrencilerin örgün eğitime devamlarının sağlanmasını hedeflemektedir. Özellikle devamsızlık, düşük akademik başarı, disiplin sorunları ve sosyal riskler gibi çeşitli göstergeler üzerinden öğrencilerin risk durumunu analiz ederek, okul yönetimlerinin ve rehberlik servislerinin müdahale planlarını oluşturmasına olanak sağlamaktadır. Bu sayede, açık liseye geçişe neden olabilecek risk faktörleri erkenden belirlenerek öğrencinin örgün eğitimde kalması desteklenmektedir. Proje aynı zamanda okul, ilçe ve il düzeyinde çok paydaşlı bir izleme ve yönlendirme süreci içerdiğinden, öğrencinin sadece akademik değil, sosyal ve duygusal gelişimi de dikkate alınarak bütüncül bir yaklaşımla desteklenmesini mümkün kılmaktadır.

Metin otomatik okundu. 2 yer belgede seçilemedi. Yanlış okunan bir yer görürseniz bildirin. Hata bildir