Türkiye, son yıllarda ekonomik, sosyal ve siyasal çalkantıların etkisiyle birçok yapısal sorunla yüz yüze gelmiştir. Bu sorunların en başında gelen alanlardan biri de yükseköğretimdir. Ülkemizin geleceğini şekillendirecek genç kuşakların eğitim hakkına erişimde karşılaştığı zorluklar, sadece bireysel bir sorun değil, aynı zamanda toplumsal bir kayıptır. Yükseköğretim, bireylere sadece bir meslek kazandırmakla kalmaz; aynı zamanda onların düşünme biçimlerini şekillendirir, vatandaşlık bilinci kazandırır ve ülkenin kalkınmasına katkı sunacak nitelikli insan kaynağını oluşturur.
Ancak bugün gelinen noktada, çeşitli nedenlerle yükseköğretim kurumlarından ilişiği kesilmiş on binlerce öğrenci, eğitim haklarını kullanamamanın ağır yükünü taşımaktadır. Bu kişiler; ekonomik yetersizlik, geçim sıkıntısı, sağlık sorunları, ailevi yükümlülükler, travmatik toplumsal olaylar, pandemi koşulları, afetler, siyasi atmosfer, bürokratik aksaklıklar, kurum içi keyfi uygulamalar ve bazen de yalnızca bir yönetmelik maddesinden dolayı eğitim hayatlarının dışına itilmişlerdir. Her biri, öğrenim hakkının yanında, hayallerinden ve potansiyellerinden de mahrum kalmıştır.
Özellikle son yıllarda derinleşen ekonomik kriz, gençlerin üniversite eğitimi sırasında barınma, beslenme, ulaşım gibi temel ihtiyaçlarını bile karşılayamamasına yol açmıştır. Ailesine katkı sağlamak zorunda kalan, birden fazla işte çalışarak eğitimini sürdürmeye çalışan öğrenciler, eğitim ile hayat mücadelesi arasında sıkışıp kalmaktadır. Bu süreçte okulu bırakmak zorunda kalan binlerce öğrenci, yeni bir düzenleme umuduyla beklemektedir.
Öte yandan, Türkiye'deki üniversiteler arasında uygulama birliğinin sağlanamaması, aynı durumdaki öğrencilerin farklı muameleye tabi tutulmasına yol açmaktadır. Disiplin yönetmeliklerinin keyfi uygulanması, kayıt yenileme sürecinde yapılan hatalar, akademik danışmanlık sistemindeki yetersizlikler ya da sadece idari gecikmeler sebebiyle eğitim hakkı sona erdirilen öğrenciler mevcuttur. Ayrıca, farklı üniversitelerde aynı gerekçeyle ilişiği kesilen öğrenciler arasında haklara erişimde büyük adaletsizlikler doğmakta, bu da yargıya taşınan davaların sayısını artırmaktadır.
Yükseköğretim kurumlarının bu öğrencileri sisteme tekrar kazandırması, sadece bireysel yarar değil, kamusal yarar da doğuracaktır. Türkiye'nin genç nüfusu azalmaktadır ve nitelikli insan kaynağına duyulan ihtiyaç artmaktadır. Eğitimine devam edemeyen her bir öğrenci, aynı zamanda ülke ekonomisinin, bilim dünyasının ve sosyal yaşamın kaybettiği bir değerdir.
TBMM Halkla İlişkiler Binasi, C Blok Kat: 3 Oda: C304, Bakanlıkla/ANKARA Şerafettin KILIÇ Antalya Milletvekili
Daha önce çeşitli tarihlerde çıkarılan af düzenlemeleri, geçmişte yaşanmış benzer mağduriyetleri gidermeye yönelik olumlu adımlar olmuş; ancak bu düzenlemeler kimi zaman kısıtlı kapsamda bırakılmış, belirli tarih aralıkları veya sebeplerle sınırlandırılmıştır. Bu da adalet duygusunu zedelemiş, toplumun bazı kesimlerinde hayal kırıklığı oluşturmuştur.
Bu Kanun teklifi ile; Yükseköğretim kurumlarından herhangi bir nedenle ilişiği kesilen öğrencilerin tamamına, belirli bir tarih ya da gerekçe sınırlaması olmaksızın, eğitimlerine geri dönme imkânı sunulmaktadır. Başvuruların, ilgili üniversitenin akademik ve idari koşulları çerçevesinde değerlendirilmesi öngörülmekte; öğrencilerin mevcut programlara entegre edilmesi için bir geçiş süreci düzenlenmektedir.
Bu düzenleme ile eğitimde fırsat eşitliğine yönelik anayasal ilke güçlendirilecek, geçmişte yaşanmış eşitsizlikler telafi edilecek ve yükseköğretim sistemine tekrar dâhil edilen bireyler üzerinden hem toplumsal hem ekonomik bir kazanım sağlanacaktır.
TBMM Halkla İlişkiler Binası, C Blok Kat: 3 Oda : C304, Bakanlıktlar/ANKARA Tel 0312 4202616-17 o e-posta: seratetin.kilicDtomm.gov.ir