V. tur (adalet bak.,yargitay başk.,danıştay başk.,enerji ve tabii kaynaklar bak.)
Batman Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 32. Birleşim · 2. yasama yılı · 20 Aralık 2003 · 876 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma
Kaynak göster
Afif Demirkıran (AK Parti), 20 Aralık 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 32. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: V. TUR (ADALET BAK.,YARGİTAY BAŞK.,DANIŞTAY BAŞK.,ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAK.)); konuşma 876 kelime.
Afif Demirkıran (AK Parti, Batman). “V. tur (adalet bak.,yargitay başk.,danıştay başk.,enerji ve tabii kaynaklar bak.)”. TBMM Genel Kurulu, 32. Birleşim tutanağı, 20 Aralık 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/afif-demirkiran-22-2003-12-20-v-tur-adalet-bak-yargitay-bask-danistay-bask-enerji-ve-tabii-kayn (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
AK PARTİ GRUBU ADINA AFİF DEMİRKIRAN (Batman)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanlığı 2004 yılı bütçesi üzerine Grubum adına söz almış bulunuyorum; Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Hepinizin bildiği gibi, Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanlığı çok devasa bir bakanlık. 31 adet genel müdürlükten müteşekkil olan bu Bakanlıkta, 200 000'e yakın insan çalışmaktadır ve takdir edersiniz ki, bu Bakanlığın Türkiye'deki işlevi, Türk ekonomisine katkısı, oldukça yüksektir.
Esasen, ekonomilerin gelişiminde, enerji kaynaklarının çok önemli bir payı vardır, tabiî ki, tabiî kaynakların ve madenciliğin de çok önemli bir payı vardır. Türkiye, enerji açısından, maalesef, arzu edilen zenginlikte bir ülke değildir; ancak, mevcudu değerlendirmek için, hükümetimiz, oldukça önemli bir çaba içerisindedir.
Ülkeler, enerji kaynaklarını, hem ekonomik olarak daha fazla işletmek isterler hem de işin sosyal boyutunu da dikkate alarak bir planlama yaparlar. Önemli olan, enerjinin devamlı, kalıcı, kaliteli ve ucuza mal edilmesidir; tabiî ki, işin çevre boyutunun da hiçbir şekilde ihmal edilmemesi ve dikkate alınması lazım.
İşte, hükümetimiz de, 59 uncu hükümet programını hazırlarken, enerji politikalarıyla ilgili olarak şöyle bir ibare kullanıyor: "Enerji politikamızın temelinde, ulusal çıkarlarımızı koruyarak, enerji arzının güvenilirliğini ve devamlılığını sağlamak, serbest rekabete dayalı bir enerji piyasası oluşturmak ve duyarlı olduğumuz çevreyi ve insan sağlığını korumak bulunmaktadır." Böyle denilerek, enerji sektörüne gerekli özen gösterilmiştir.
Tabiî ki, biz, enerji kaynaklarımızı harekete geçirirken -elektrik üretiminde olsun, diğer enerji tüketiminde olsun- mutlaka, yerli kaynaklarımıza büyük ehemmiyet vermeliyiz. Yerli kaynaklarımızı, çok kısa olarak şöyle bir analiz edelim:
Mesela petrolde, sadece 39 000 000 tonluk bir rezervimiz var, tüketimimiz yılda 30 000 000 ton; demek ki, bir yıllık tüketimimizi çok az aşan bir petrol rezervimiz var. Ne yapmamız lazım; daha fazla petrol rezervi tespit etmek üzere, çok ciddî aramalar yapmamız lazım. Bakanlığımız bunu yapıyor. Şükranlarımı arz ediyorum. Ben, bir petrol yöresi olan Batman Milletvekili olarak bunu yakinen takip ediyorum. Bu sene, geçmiş yıla nazaran 2 misli arttı sondaj faaliyetleri ve gelecek sene, bunu, en az 2 misli daha artıracak Bakanlığımız ve Türkiye Petrolleri Genel Müdürlüğü. Tabiî ki, Türkiye Petrolleri Genel Müdürlüğünün yurt dışındaki çalışmalarını da takdirle izliyoruz.
Doğalgaza geldiğimiz zaman; doğalgazda da maalesef, şu ana kadar tespit edilmiş çok ciddî bir rezerv yok. 12 milyar metreküplük bir rezerv tespit edilmiş bulunuyor; ama, 2003 yılı sonu itibariyle yıllık tüketimimiz 21 milyar metrekübü aşıyor. Demek ki, orada da, sadece altı aylık tüketimimize denk gelen bir rezerv var. Doğalgaz aramalarını da, sismik çalışmalarla, sondajlarla, hem karada hem denizde artırmamız gerekiyor.
Kömüre geldiğimiz zaman; 8 500 000 000 tonu linyit, 1 milyar tonu taşkömürü olmak üzere 9 500 000 000 tonluk önemli bir kömür kaynağımız var. Kömürü elektriğe dönüştürdüğümüz zaman, 120 - 125 milyar kilovat/saat elektrik enerjisi üretebilme imkânı var yılda. Bu ne demektir; bu yılki tüketimimizle mukayese ettiğimiz zaman, aşağı yukarı aynı. Yani, 2003 yılında tükettiğimiz elektrik eşdeğeri bir kömür kaynağımız var, eğer elektriğe dönüştürülebilirse; ama, maalesef, şu ana kadar sadece yüzde 30-35'i değerlendirilebilmiş. Hem kömür rezervlerimizi artırmak üzere çalışma içinde olmamız gerekiyor -ki, Bakanlık bunu yapıyor MTA ve Türkiye Kömür İşletmeleri vasıtasıyla- hem de kömüre dayalı santrallar kurmamız gerekiyor.
Hidrolik kaynaklarımıza baktığımız zaman, yılda 125 milyar kilovat/ saatlik bir elektrik tüketim potansiyelimiz var; bunun da, maalesef, sadece yüzde 30'u şu ana kadar değerlendirilmiş. Devlet Su İşlerinin Değerli Genel Müdürü burada; bu konuyu Sayın Bakanımızla da devamlı görüşüyoruz; mutlaka, hidrolik santrallarımızı, behemehal değerlendirmemiz gerekir. Tabiî ki, arzu edildiği günde, istenildiği kadar santral da yapamazsınız, belli bir süreç gerektiriyor. Maalesef, Türkiye'nin gelmiş olduğu noktada, faize giden, personele giden bütçesiyle, yatırımlara da çok fazla para ayıramıyoruz. İşte, Devlet Su İşlerinin 2004 yılı bütçesine baktığımız zaman, sadece 1,7 katrilyon... Şimdi, 1,7 katrilyon, aşağı yukarı 1 milyar euro ile ne yapılabilir, ne kadar santral kapasitesi oluşturulabilir, ne kadar sulama kanalı yapılabilir. Onun için, mutlaka, enerji sektörüne, özel sektörü özendirmemiz gerekir; yerli, yabancı özel sektörü, mutlaka, enerji sektörüne özendirmemiz gerekiyor.
Öte yandan, Türkiye'de çok ciddî toryum ve uranyum yatakları var. Geçmişte de birkaç kez Türkiye'nin gündemine gelen nükleer santralların, nükleer teknolojinin tekrar Türkiye'nin gündemine gelmesinde büyük bir fayda vardır. Bakanlığımız, eminim, bu konuda da çeşitli çalışmalar yapmaktadır.
Yenilenebilir enerji kaynaklarının harekete geçirilmesi lazım. 200 000 000 dolarlık bir Dünya Bankası kredisi temin edilmiş bulunuyor ve yenilenebilir kaynakların teşviki yönünde, Bakanlığımızın çok ciddî çalışmaları var ve bir kanun hazırlığı söz konusu. Tabiî ki, enerji sektörünü bugüne kadar devlet eliyle getirdik; ama, bugünden itibaren, hepimizin bildiği gibi, liberalleşmesi yönünde çok ciddî adımlar atılmıştır. Elektrik Piyasası Kanunu, Doğalgaz Piyasası Kanunu, daha yakın geçmişte Meclisimizden geçirdiğimiz Petrol Piyasası Kanunu, tamamen, elektrik sektörünün liberalleşmesine yönelik, özel sektörün -yerli, yabancı- bu sektöre yatırım yapmasını sağlayıcı düzenlemelerdir. LPG kanunu gündemde, Petrol Kanunundaki değişiklikler gündemde.
Madenciliğin önünü de açmamız gerekiyor. 3213 sayılı Maden Kanunu halen Plan ve Bütçe Komisyonumuzdadır ve inşallah yakın bir zamanda Meclisimizden geçtiği takdirde madenciliğin önünü de açmış olacağız. Madenciliğe ben biraz sonra geleyim.
Tekrar elektrik enerjisine dönersek; çok büyük yatırımlar söz konusu. Senede 5 milyar dolar gibi bir rakam söz konusu. Onun için diyoruz ki, devlet bütçesinden bunun yapılabilme imkânı yok. Doğalgazda Sayın Bakanımızın son zamanlarda göstermiş olduğu başarıyı takdirle, şükranla burada anmak istiyorum. Rusya ile yapmış olduğu çetin mücadele ve pazarlık, İran ile yapmış olduğu pazarlık sonucu, gerek "al ya da öde"deki marjı lehimize çevirmiştir gerekse fiyat indirimi sağlamıştır. Benim bilebildiğim kadarıyla, biz, birçok tüketici ülkeyle mukayese edildiğinde iyi durumdayız. Daha fazla da değer vermek istemiyorum; çünkü, bu fiyatlar biraz uluslararası; fazla da açıklama yapılmıyor.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
88 konuşma daha · 20 Aralık 2003