V. tur (adalet bak.,yargitay başk.,danıştay başk.,enerji ve tabii kaynaklar bak.)
Uşak Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 32. Birleşim · 2. yasama yılı · 20 Aralık 2003 · 741 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma
Kaynak göster
Ahmet Çağlayan (AK Parti), 20 Aralık 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 32. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: V. TUR (ADALET BAK.,YARGİTAY BAŞK.,DANIŞTAY BAŞK.,ENERJİ VE TABİİ KAYNAKLAR BAK.)); konuşma 741 kelime.
Ahmet Çağlayan (AK Parti, Uşak). “V. tur (adalet bak.,yargitay başk.,danıştay başk.,enerji ve tabii kaynaklar bak.)”. TBMM Genel Kurulu, 32. Birleşim tutanağı, 20 Aralık 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ahmet-caglayan-22-2003-12-20-v-tur-adalet-bak-yargitay-bask-danistay-bask-enerji-ve-tabii-kayn (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
AK PARTİ GRUBU ADINA AHMET ÇAĞLAYAN (Uşak)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bir yüksek yargı organı olan Danıştay bütçesi üzerinde, AK Parti Grubu adına söz almış bulunuyorum; Grubum ve şahsım adına, hepinizi saygıyla selamlarım.
Değerli milletvekilleri, bilindiği gibi Danıştay, 1868 yılında, Fransa idarî yargı sistemi ölçü alınarak ülkemizde ihdas edilmiş, "Şurayı Devlet" adı altında göreve başlamış, cumhuriyet öncesi dönemlerde de epey değişikliklere uğramış, savaş nedeniyle 1922-1927 yılları arasında bir ara verdikten sonra, yeniden, 1927 yılında faaliyete geçirilmiş, bu arada da değişiklikler görmüş, 1961 Anayasası ile 521 sayılı Danıştay Kanunu kabul edilip, yargı sistemimizde köklü değişiklik geçirmiş, yine, bu arada, birkısım değişikliklerden sonra da, 1982 Anayasasıyla, bölge idare, idare ve vergi mahkemeleri de kurularak, İdarî Yargılama Usulü Kanununun da yürürlüğe konulmasıyla yargı sistemimizdeki yerini almıştır.
12 adet dava dairesi ve birisi İdarî Dava Daireleri Genel Kurulu, birisi de Vergi Dava Daireleri Genel Kurulu olmak üzere, 2 genel kurulu bulunmaktadır. İş yükü itibariyle de, aldığımız cetvellere göre, onbinlere varan iş yükü bulunmakta ve devreden, çıkan işlere baktığımızda, gerçekten, iş yükünün ağır olduğu ve çıkan işlerin az olduğu görülmektedir.
Değerli milletvekilleri, Danıştayın iki önemli görevi vardır. Bunlardan birisi, yüksek yargı mahkemesi olarak, idare ve yargı mahkemelerinden gönderilen kararların temyizen incelemesini yapmak ve ayrıca incelenmesi kendisine ilk derece mahkemesi olarak açılan davalara bakmak; ikinci görevi ise, resmî mercilerin tereddüt ettiği konularda idare edenlere görüş bildirmektir.
Her yargı dalının bugün ülkemizde gerçekten büyük problemleri vardır. Danıştay da bu problemlerden nasibini almış durumdadır. İş yükü yoğunluğu vardır, bina eksikliği vardır, personel eksikliği vardır; sıkıntıları çoktur. Bunlardan önemlisi, dava adedinin çokluğudur. Her şeyden önce kamu kesiminde çalışanların nüfus artışına göre çoğalması, ihtiyaçtan fazla memur alınması, memurların görevleriyle gereksiz yere oynanıp, gereksiz tayinler, atamalar ve yer değiştirmeler yapılması; ayrıca, bugüne kadar enflasyonun azalmayıp artması, çıkan ihtilaflarda vergi afları sebebiyle vatandaşların vergilerini ödememeye yönelmeleri; Anayasanın ayrıntılı hazırlanması nedeniyle Anayasaya aykırılık iddialarının çoğalması; şehirleşmenin getirdiği dava adedinin artması; kişisel çıkar ve siyasî nedenlerle imar mevzuatlarında değişiklikler ve sair diye sayabiliriz. Danıştaydaki dava adedini çoğaltan ve bunun yanında idareye cevap verme hakkı ve idarenin bunu geciktirmeyle ilgili durumları da gözönüne alındığında, davaların çokluğu yanında, geciken adalet dediğimiz olayla da karşı karşıya bulunmaktayız.
Değerli milletvekilleri, müesseseler insanlar içindir, devlet, insan içindir, yargı sistemi de insanlar için kurulmuştur. Hukuk devletinde, hukuk, insanların hak ve özgürlüklerini güvence altına alması bakımından kurulan en önemli müesseselerdendir. Hukuk devletinde, hukuk, adaleti getiren özellikler taşımalıdır, kamu vicdanında benimsenen ve yaşanan değerler sisteminin ifadesi olan yazılı belgeler olmak durumundadır. Ancak böylece bir hukuk devletinden söz edilebilir ve bu yazılı belgeler, gerçekten hak ve hürriyetlerin garantisi olan kararları çıkarmada yargı uygulayıcılarına yardımcı olan yazılı belgelerdir.
Avrupa Birliğinin kapısına dayandığımız şu günlerde uyum yasaları çıkarıyoruz. Anayasalarda ve bizim Anayasamızda sayılan hak ve özgürlükler vardır. Dünya, bugün, hak ve özgürlükleri öne çıkaran bir dünya görünümündedir. Böyle bir dünyada, yargıya önemli görevler düşmektedir. Uyum yasaları dediğimiz yasalar da bu nedenle çıkarılmıştır.
Birçok yargı kararının şahıslara göre verildiği, kanun önünde eşitlik ilkesinin çiğnendiği, kararların siyasî kararlar olduğu gibi tartışmaları zaman zaman yaşamaktayız. Bir şahıs için kısa sürede, hatta, birkaç saat içinde yürütmenin durdurulmasına karar verildiği, iptal taleplerinin çabuk sonuçlandırıldığı, ama, bazı davalarda aynı duyarlılığın gösterilmediği hep söylenegelmiştir. Yargı mensuplarının da bu konuda tenkitlerini dinliyoruz, geciken adaletten bahsedilmektedir.
Yakın günlerde, bir Demirbank olayı hatırlayacaksınız. Danıştay İdarî Dava Daireleri Genel Kurulu, BDDK'nın, yani Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulunun, Demirbankın Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devir kararını iptal etmiştir. Bu karar için, el konulma olayından itibaren geçen zamanı şöyle düşündüğünüzde, Demirbank zarar etmiştir, devlet zarar etmiştir, şahıslar zarar etmiştir, kurumlar zarar etmiştir. Bu uygulama hatası, Meclis Yolsuzlukları Araştırma Komisyonunda da ele alınmıştır.
Bu nedenlerle, yargıya ve uygulayıcılarına, hâkim ve savcılara önemli görevler düşmektedir. Yargıya duyulan güven çok önemlidir. Geciken adalet, şahıslara göre adalet, bilgisizlik nedeniyle verilen yanlış kararlar, yargıya duyulan güveni zedeler. İnsanlardaki adil yargılamayla ilgili inanç, yargı uygulayıcısının adil davranacağıyla ilgili hususlarda adaletten kuşku duyulmaması önemlidir; çünkü, yargı kararları, kişilerin ve toplumların huzurunu sağlar.
Adaletsizliğe maruz kalma onur kırıcıdır; adaletli bir karar, kişilerin onurunu yüceltir; ülkenin itibarını artırır. Verilen yanlış bir karar ise, kişilerin güven ve huzurunu etkilediği gibi, Türkiye'yi de hak ve hürriyetlerin kullanılması yönüyle tartışmalı hale getirebilir. Yargının ve yargı yetkisini kullananların bu tarihî sorumluluğun farkında olması gerekir.
Toplum vicdanını rahatlatacak adalet hususunda kuşku duyulmayan uygulama ve kararların verilebilmesi için ciddî bir hukuk eğitimine ihtiyaç vardır. Bugün, mesleğe başladığında, kâtibinden öğrenen, kendinden önceki arkadaşlarının yaptıklarına bakarak uygulama yapan hâkimlerimizin hak kaybına sebep olduğu, bu işi bilenlerce söylenmektedir. Hatta, bu eğitim kalitesindeki düşüklük, yıllara yayılan ferdî ve toplumsal zararlara da sebep olmaktadır.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
88 konuşma daha · 20 Aralık 2003