İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 109. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

Genel Kurul konuşması

Ahmet Münir Erkal

Malatya Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 109. Birleşim · 2. yasama yılı · 1 Temmuz 2004 · 816 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma

Kaynak göster

Ahmet Münir Erkal (AK Parti), 1 Temmuz 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 109. Birleşim oturumunda konuştu; konuşma 816 kelime.

Ahmet Münir Erkal (AK Parti, Malatya). “Genel Kurul konuşması”. TBMM Genel Kurulu, 109. Birleşim tutanağı, 1 Temmuz 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ahmet-munir-erkal-22-2004-07-01 (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

AHMET MÜNİR ERKAL (Malatya)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Belediyeler Kanunu Tasarısının genel bir değerlendirmesini yapmakta fayda var. Bu kanun tasarısı, bütün hükümetler döneminde, önemli bir yaklaşım olarak düşünülmüş, çeşitli spekülasyonları yapılmış; ama, bir türlü Meclisin önüne getirilememiştir. Her şeyi yapacağım mantığı, hiçbir şey yapmamayı netice olarak vermiştir. Bunun için, tabiî, biz arzu ediyoruz ki, her şeyin en mükemmeli, en ilerisi yapılsın. Önünüze gelen bu kanun tasarısında, biz, değerli Cumhuriyet Halk Partisinin de bu husustaki hassasiyetini biliyoruz. İktidar ve muhalefetiyle beraber, burada, önemli bir adım atılmaktadır ve bu adım atılmalıdır. Bu bir başlangıç noktası olmalıdır; önemli bir başlangıç noktası olmalıdır. Belki, arzu edilen bütün eksiklikler, arzu edilen tüm imkânlar sistemin içinde olmayabilir; ama, oluşturulan yapısı itibariyle, bu önemli bir başlangıçtır ve bu başlangıç, bundan sonra, güçlenerek, iktidarla muhalefetle beraber, çok daha güzel bir noktaya gitmelidir.

Türkiye'de merkezî yönetimden hep şikâyet ediyoruz; hantallığından, bürokrasinin katılığından, yerel yönetimlerde en küçük bir işin bile Ankara'ya taşındığından şikâyet ediyoruz. On yıl belediye başkanlığı yapmış biri olarak, bunu yaşayan biriyim de ayrıca; böyle de bir özelliğim var, birikimim var. Ayrıca, mimar kimliğimle de, kentlerin dokularının sağlıklı oluşmasındaki sıkıntıları da çok iyi biliyorum; en küçük bir tadilat, geçmişte, Ankara'ya taşınıyordu. 1985 yılında yasalaşan İmar Kanunu çıkarılırken, çok spekülasyonlar oldu, böyle bir yetki yerel yönetimlere verilebilir mi diye. Önemli bir yetkidir gerçekten, güçlü bir yetkidir, gerçekten, potansiyeli çok fazla olan bir yetkidir; ama, bakın, artık, şunu kabullenmemiz lazım; bütün siyasî partilerin, siyasî iradelerin de şunu gündeme getirmesi lazım: Yönetişim kavramını, yani, vatandaşın sistemi denetleme şuurunu, bilincini, iradesini maksimuma çıkarmak lazım. Yönetişim böyle olur. Yönetişimi vatandaşa yayabilirseniz, gerçek anlamda bir otokontrol sistemi oluşur. O zaman da, yerel yönetimlere verilen yetkilerle vatandaş arasındaki karşılıklı etkileşim, birtakım büyük yanlışlıkların ortadan kalkmasına -ne yapar- engel olur, vesile olur.

Bizim, aslında, öncelikle, sivil toplumdaki bu sistemi, hatta, sivil toplumun yeni yaklaşımıyla, gönüllü sektörün gücünü artıracak sistemi de gündeme getirmemiz lazım. Hükümet olarak, Bilgi Edinme Hakkı Kanununu çıkardık. Bu, otokontrol sisteminin güçlenmesinde, sivil toplumun güçlenmesinde çok önemli bir adım. Tabiî, bunun gerisinin de gelmesi lazım. Dolayısıyla, onun için, yerel yönetimlere yetki devrinde ve bu sistemin bu şekilde başlangıcında çok önemli bir şey görüyorum; adım olarak ve başlangıç olarak görüyorum.

Bakın, çok önemli bir şey söyleyeceğim. Siyasî krizlerin çok yoğun olduğu dönemlerde, hükümetlerin bir nevi devredışı kaldığı dönemlerde -bunları yaşadık- eğer, belediyeler, yerel yönetimler güçlü bir yapıya sahip olmasaydı, şehirler zarurî hizmetlerin hiçbirini alamazdı. İçmesuyu bulamazdınız, yollarda seyahat edemezdiniz, seyrüsefer yapamazdınız; zarurî hizmetleri alamazdınız. Geçmiş dönemde, hükümetlerdeki kriz dönemlerindeki sıkıntılarda, yerel yönetimler çok önemli fonksiyon ifa etmiştir. Bu anlamda, elimizden geldiği kadar, şu anda, hükümet olarak bunu gündeme getirmemiz, bu sistemin daha da güçlenmesi, Türkiye'nin geleceği açısından umut vericidir.

Değerli milletvekilleri, değerli arkadaşlar; bakın, biliyorsunuz, yerel yönetimlerde parlamenter sistem yoktur, yerel yönetimlerdeki sistem başkanlık sistemidir. Dolayısıyla, başkanlık sistemi daha esnek, inisiyatif kullanan, çabuk karar verebilen, yirmidört saat hizmet üretebilen bir yapıyı beraberinde getirmiştir, bürokrasiden uzak bir yapıyı beraberinde getirmiştir. Aslında, yerel yönetimlerin bu hızlı, hizmet üreten, esnek, fleksibl, çabuk karar verebilen, anında müdahale edebilen yapısı, Türkiye'de fevkalade önemli bir yapıdır. Değerli arkadaşlar, onun için, belediyelere getirilen bu yetki, bu anlamda çok önemli kazanımları da ülkeye taşıyacaktır.

Tabiî, yönetişim kavramının arka planında, vatandaşı memnun etmek esprisi var. Burada, Fatih Sultan Mehmet Hanın bir tespiti var...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKANBuyurun Sayın Erkal.

AHMET MÜNİR ERKAL (Devamla)... yönetişimle bütünleşen bir tespit. Fatih Sultan Mehmet Han "hüner, bir şehir bünyad eylemektir; reaya kalbin âbâd eylemektir" demiştir; yani, ustalık, marifet, bir şehri imar etmek, iskân etmek, güzel hizmetler yapmaktır; ama, bunu yaparken bir şeyi asla unutmayınız, milletin de gönlünü, kalbini hoş tutunuz; yani, ikisi arasındaki dengeyi sağlayarak bunu yapınız. İşte, yönetişim kavramının başka bir tarifi bu.

Değerli arkadaşlar, bu anlamda, küreselleşme gerçeklerini de gözönüne alarak yerel yönetimlerde atılan bu adımın, değerli muhalefetimiz Cumhuriyet Halk Partisi tarafından da destekleneceğini umuyoruz.

Ayrıca, bazı arkadaşların 2 000 ve 5 000 nüfusları konusunda tenkitleri oldu. Tabiî, 11 inci maddeyi ciddî okuduğunuz zaman, burada, Danıştayın görüşü alınarak ve İçişleri Bakanlığının teklifiyle bu yapılır deniliyor. Eğer o 2 000 nüfuslu yerde, nüfusun dışında, fonksiyonel açıdan, çevre düzeni açısından veya başka bir açıdan yüksek potansiyel varsa ve bu ifade edilirse, zaten bunun gereği yapılacaktır. Bu da, önemli bir yaklaşım olarak gündemdedir. Bunu Ali Cumhur Bey söylemişti.

Ayrıca, Ali Dinçer Beyin söylediği şirketler meselesi var; şirketler konusuna da kısaca temas etmek istiyorum. Değerli arkadaşlar, belediye şirketleri, birçok belediye hizmetlerinin yerine getirilmesinde önemli görevler ifa etmektedirler. Özellikle, herhangi bir kentte tekelleşme varsa, herhangi bir konuda serbest piyasada arzu edilen rekabet şartları oluşmamışsa, tanzim anlamında birtakım destekleri belediyeye bu esnekliği vermektedir. Bu da, kent hizmetinin çok daha sağlıklı yürütülmesi açısından önemli bir kazanım sağlayacaktır.

Değerli arkadaşlar, sözü fazla uzatmadan, son olarak şunları söylemek istiyorum: Bu adım, önemli bir adımdır. Burada yapacağımız gayret ve çalışmalar, iktidarıyla ve muhalefetiyle beraber hepimize ait olacaktır. Yerel yönetimlerin güçlenmesi, Türkiye'nin sivilleşmesi açısından, demokratikleşmesi açısından ve diğer kazanımlar açısından, bana göre, çok önemli bir adımdır. Bunu hep beraber paylaşalım diyorum, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (Alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

28 konuşma daha · 1 Temmuz 2004

28 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook