İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 42. BİRLEŞİM · PAZARTESİ

2005 mali yılı bütçe kan.tas. (gider,gelir,denge ) maddeler

Algan Hacaloğlu

İstanbul Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 42. Birleşim · 3. yasama yılı · 27 Aralık 2004 · 1.121 kelime · yaklaşık 6 dakikalık okuma

Kaynak göster

Algan Hacaloğlu (CHP), 27 Aralık 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 42. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 2005 MALİ YILI BÜTÇE KAN.TAS. (GİDER,GELİR,DENGE ) MADDELER); konuşma 1.121 kelime.

Algan Hacaloğlu (CHP, İstanbul). “2005 mali yılı bütçe kan.tas. (gider,gelir,denge ) maddeler”. TBMM Genel Kurulu, 42. Birleşim tutanağı, 27 Aralık 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/algan-hacaloglu-22-2004-12-27-2005-mali-yili-butce-kan-tas-gider-gelir-denge-maddeler-2 (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA ALGAN HACALOĞLU (İstanbul)Sayın Başkan, Sayın Bakan, çok değerli milletvekili arkadaşlarım; tasarının 11 inci maddesi üzerinde, Grubum ve şahsım adına söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Bu madde, yatırım harcamalarıyla ilgilidir. Eski bir Planlamacıyım. Kamu yatırımlarının, hangi disiplin altında, hangi kurallar içerisinde ele alınması gerektiği konusunda uzun yıllar mesai vermiş olan arkadaşlarınızdan birisiyim. Kamu yatırım paketinin giderek daraldığı, giderek, Türkiye'nin gerek kırsal gelişme ve gerekse sanayileşme sürecine katkısı açısından anlamını ve önemini yitirmekte olduğu bir dönemde 2005 yılı bütçesini ve bu maddeyi görüşmekteyiz.

Değerli arkadaşlarım, öncelikle bir tespit yapmak istiyorum; benden evvel, Devlet Planlama Teşkilatımıza ilişkin görüşmelerde, değerli arkadaşım görüşlerini ifade etti; hangi dayanakla, biz, bu yıl, planla hangi ilişki içerisinde bu bütçeyi görüşmekteyiz? İçtenlikle bunu kendimize sorduğumuz zaman, 2005 yılı bütçesiyle gerçekten bir beş yıllık plan stratejisinin bütünlüğü içerisinde ele alınmış bir makro denge, ele alınmış bir onunla bütünleşik projeler ve yatırımlar bütünlüğü olmadığını görebiliyoruz.

Tabiatıyla bu bütçenin bir makro dengesi var, tabiatıyla o anlamda kendi yıllık çerçevesi içerisinde bir bütünlüğü var, bir tutarlılığı var, bir içsel tutarlığı; ama, bir başka şey daha var; 2005, 2006 ve 2007 yıllarını kapsayan, IMF'yle önümüzdeki günlerde imzalanacak olan niyet mektubu çerçevesi içerisinde fiilen uygulamaya girecek olan üç yıllık bir programın bağlantısı olarak sunulmakta.

Değerli arkadaşlarım, iki yıl evvel, seçimlerden önce "IMF'yi defterden sileceğiz" dediniz; bunu siz dediniz, Sayın Başbakan dedi; ama, gelin görün ki, o günden bugüne, giderek, IMF'yle son derece teslimiyetçi, son derece bağımlı bir siyasetin içerisine girdiniz.

Tabiatıyla IMF'yle ilişki kurulur. IMF bizim de aidat ödediğimiz bir uluslararası kuruluş; ama, elinizi vicdanınıza koyun; IMF'yle ilişki, giderek, Türkiye'nin yapılanması, Türkiye'nin kalkınması,Türkiye'nin sanayileşmesi,Türkiye'nin tarım politikalarının belirlenmesi, bölgesel kalkınma konularında kendi ulusal irademizle belirleyeceğimiz hedef ve stratejiler dışında bir çerçeveye oturtulmuş bir perspektifi Türkiye'ye dayayan bir ilişkiye dönüştürüldü.

Geçenlerde, IMF'nin Türkiye temsilcisi çok açık bir şekilde ifade etti -okumuşsunuzdur, biliyorsunuzdur- IMF'nin Türkiye'deki misyonunun ve IMF aracılığıyla geliştirilen üç yıllık programın temel hedefi, borçların daha hızlı bir şekilde geri ödenmesi ve bu borç ödemesinin bir şekilde garanti edilebilmesi.

Tabiatıyla, Türkiye borçlarını ödeyecek; ama, Türkiye'nin, borçlarını gerçekten, ödeyebilmesi için, bu maddede ifade edilen yatırımları -üretken yatırımları- gerçekleştirmesi; o, son birkaç yıldır giderek kendi içerisinde güdükleşen, üretkenliğini ve verimliliğini yitiren, üretim düzeyi düşen tarımını geliştirmesi; kamu kesimiyle ve özel kesimiyle, ülkede yaratılacak uygun yatırım atmosferi içerisinde, dışarıdan borç alarak, yatırımlarını ve gelişmesini borca bağlı kaynaklarla finanse ederek değil, doğrudan yabancı sermayeyi çekerek ve kendi girişimcisine yatırım alanları açıp, onu destekleyerek, bir birikim yaratması lazım.

Arkadaşlarım, Türkiye'nin eli kolu bağlandı. Türkiye, IMF istiyor diye, bir üç yılını daha borçlarını... Şu anda, yaklaşık 15 milyar dolar... 10 milyar dolar para gelecek, onunla borçlar bir kez ödenecek, geriye bir daha uzayacak, bunun faizi var. Bir taraftan da içborçların, her yıl bütçenin asgarî üçte 1'inden fazlasını götüren o içborç faizleri; eliniz kolunuz bağlanmış.

Değerli arkadaşlarım, emin olunuz ve biliniz, bunu söylemek belki de bir görev, bir borç; üç yıllık, IMF ile kurmaya çalıştığınız ve belki de, AB ile ilişkiler için zorunluydu diye kendinizi tatmin etmeye çalıştığınız ilişki, biliniz ki, sizi, ilk genel seçimlerde, sandığa gömecek, bunun altında kalacaksınız değerli arkadaşlarım; çünkü, bu ilişkide emek yok, bu ilişkide çiftçi yok, bu ilişkide memura, emekliye maaş yok, esnafa hayat yok, olması mümkün değil.

Değerli arkadaşlarım, Türkiye'nin önünü açabilmesi için oturup ciddî ciddî düşünmesi ve önümüze bir dayatma olarak getirilen bu üç yıllık program yerine, onu erteleyerek, onu gündemden çıkararak, onbeş yıllık bir atılım perspektifini, stratejisini tartışmaya alması, geliştirmesi ve o stratejiyi getirip, burada, sizlerin, bizlerin onayına sunması gerekir. Türkiye'nin, hele Avrupa Birliği ile girilmiş olan yeni ilişki içerisinde, gelişmesine bir kez daha uzun perspektifli bakması gerekiyor. IMF, üç yıla bakıyor; üç yılda bunlar bana paramı geri ödeyecek mi ödemeyecek mi diye bakıyor. Türkiye'nin ise, çok daha geniş, uzun perspektifli bir bakışa ihtiyacı var.

Bu stratejinin tartışılmasına sizler de bizler de, aydınlar da üniversiteler de, üreticiler de sendikalar da, işadamları da çalışanlar da, herkes... İyi bir organizasyon altında Devlet Planlama Teşkilatının, Maliye Bakanlığımızın katkılarıyla bir çalışma yapılır, bu geliştirilir. Geçmişte yaptık. Türkiye bunu tekrar yapar. Mesele irade, mesele paçayı IMF'ye kaptırmamak, mesele, gerçekten, günü kurtarmak düşüncesinden sıyrılmak.

Biraz evvel ifade ettim. Şöyle düşünmeyin değerli arkadaşlarım: On yılda kim öle kim kala! On yıl sonra en azından bizim çocuklarımız kalacak. Çoğunuz kalacaksınız. Ben kendimi bilemeyebilirim; ama, Türkiye Parlamentosu kalacak. Türkiye genç bir nüfus. Onları düşünerek, esasında, ekonomiye, bütçeye, programa, plana çok daha iyi bakmamız gerekiyor.

Değerli arkadaşlarım, Türkiye'nin böyle uzun perspektifli bir atılım stratejisine ihtiyacı var. Eğer böyle bir süreçle, böyle bir yeniden bakışla olayı ele alırsak, o zaman 2005 yılı bütçesini de, öyle bir perspektifin geçiş yılı, geçiş programı olarak alabiliriz. Bakınız, bu yıl -başta da ifade ettim- Sekizinci Beş Yıllık Planın son yılı. Ortada ne plan var ne pilav! Kalmamış, ilişki yok. Ortada, işte, şuradan gelecek bu borçla, buraya yapılacak faiz ödemeleriyle, zorunlu olan ödemelerle, personel giderlerimizle çatmaya çalıştığımız bir bütçe.

Kimse kendini kandırmasın bu yıl geçen yıldan daha fazla yatırım yapıyoruz diye. Ortada yatırım matırım yok. Bakınız, yabancı sermaye gelecek diyoruz. Yabancı sermaye, üç yıl sonra, Türkiye IMF'ye olan borçlarını ödedi diye gelmez.

Tabiî, IMF'yle ilişkilerin iyi olması, ülkede güven ortamının sağlanması açısından önemli. Ben, IMF'yle kavga edelim demiyorum; ama, değerli arkadaşlarım, lütfen, Türkiye Cumhuriyeti, seksenbeş yıllık cumhuriyetimiz, kimin borcunu ödememiş, hangi borcu takmış?! 1980 yılında toplam kamu borcu 13 600 000 000 dolardı; o da, dışborçtu. Bu çarkı durdurmamız lazım, bu çarkı tersyüz etmemiz lazım. Bu bir irade meselesidir ve ben, burada, bu kürsüden şöyle bir talepte bulunmaya hiç gocunmuyorum; hakkımız olduğunu düşünüyorum.

Bence, o dünya barışı için, dünya güvenliği için sınırsız sorumlulukları yıllar boyu üstlenmekte olan, bu uğurda sınırsız harcamalar yapmakta olan, jeopolitik konumu nedeniyle son derece boyutlu sorumlulukları üstlenmekte olan Türkiye'nin, IMF'den -şu andaki durumu itibariyle- 15 milyar veya 17 milyar dolarlık alacağını, en az beş yıllık bir rahatlama döneminin, bir bekleme döneminin ötesine ertelemesi konusunda, böyle bir talebi yapması konusunda, anasının ak sütü gibi helal hakkı vardır. Yeter ki, bunu istemeyi bilelim; yeter ki, bu talep için dik durarak, İsveç Başbakanının -bugün, Türk kökenli bayan İsveç milletvekilinin de ifade ettiği gibi- İsveç Dışişleri Komisyonunda ifade ettiği "Türkiye direnemedi" tespitinden ders alıp, eğer, orada direnemediysek, kalkıp IMF önünde direnelim. Çünkü, sonuçta IMF de, ardında olan güçler de, Türkiye'nin güçlü olmasını istiyor. Yoksa, 15-20 milyar dolar şimdi ödenmiş, sonra ödenmiş... Yeter ki, Türkiye, kaynaklarını çok belirgin bir strateji içinde gerçekten üretken bir ekonomi için, gerçekten üretken bir piyasa ekonomisi için -ki, biz ona "sosyal piyasa ekonomisi" diyoruz- bütün üretici güçlerini seferber edebilsin.

Değerli arkadaşlarım, özetle, neoliberal politikalara son verecek, üretim ekonomisine geçecek, IMF ile teslimiyetçi ilişkileri bitirecek ve bu bağlamda, tüm üretim sürecini ayağa kaldırabilecek, zor; ama, akılla, planla bunu yapabileceğimiz bir sürece ihtiyacımız var.

Ben, sözlerime son verirken, bu yeni yılda... Hayır, ben bir kez daha söz alacağım, iki gün sonra, o zaman söylemek istiyorum. Hepinizi en derin saygılarımla selamlıyorum.

Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

38 konuşma daha · 27 Aralık 2004

38 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook