Milli eğitim temel kanunu ve devlet memurları kanunu (s.s.614)
Kahramanmaraş Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 107. Birleşim · 2. yasama yılı · 29 Haziran 2004 · 977 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma
Kaynak göster
Avni Doğan (AK Parti), 29 Haziran 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 107. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: MİLLİ EĞİTİM TEMEL KANUNU VE DEVLET MEMURLARI KANUNU (S.S.614)); konuşma 977 kelime.
Avni Doğan (AK Parti, Kahramanmaraş). “Milli eğitim temel kanunu ve devlet memurları kanunu (s.s.614)”. TBMM Genel Kurulu, 107. Birleşim tutanağı, 29 Haziran 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/avni-dogan-22-2004-06-29-milli-egitim-temel-kanunu-ve-devlet-memurlari-kanunu-s-s-614 (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
AK PARTİ GRUBU ADINA AVNİ DOĞAN (Kahramanmaraş)- Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 614 sıra sayılı Millî Eğitim Temel Kanunu ve Devlet Memurları Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısı hakkında AK Parti Grubu adına konuşmak üzere söz almış bulunuyorum; hepinize saygılar sunuyorum.
Değerli arkadaşlar, eğitim konusu, üzerinde siyaset yapılmayacak kadar ciddî bir konudur. Eğitim konusu, üzerinde polemik yapılmayacak kadar önemli bir konudur. Eğitim konusu, mutlaka, bilimsel bakılması gereken, ideolojik bir perspektiften bakmaktan ciddî şekilde kaçınılacak kadar da sorumluluk isteyen önemli bir konudur. Biz, AK Parti Grubu olarak, eğitim konusuna, öğretmen konusuna bu açıdan bakıyoruz; yani, eğitim denildiği zaman, biz, ideolojik anlayışımızı bir tarafa bırakıyoruz, siyaset anlayışımızı bir tarafa bırakıyoruz, bilimsel bir anlayış içerisinde, pedagojik bir anlayış içerisinde bakıyoruz. Bu konu, yıllardır, bu ülkede bir polemik konusu haline getirildi; öğretmenler kutuplaştırıldı; kamplaştırıldı, yeterince öğretmen yetiştirilmedi. Mesela, Sayın Gazalcı, Millî Eğitim Temel Kanunundan bahsederek "kanuna göre, zaten, öğretmenler uzmandır" dedi; doğrudur, kanuna göre öyledir; ama, kanuna, bu uzmandır diye yazınca uzman oluyorsa, iş kolay; çıkarırız bir kanun, herkesi uzman yaparız, biter, gider.
Bakın, Sayın Gazalcı, sayın arkadaşlar; Türkiye'de bir gerçek var, bu gerçek...
ZEKERİYA AKINCI (Ankara)Öğretmenlere haksızlık yapıyorsunuz.
AVNİ DOĞAN (Devamla)Ben yirmidört yıl öğretmenlik yaptım, bu işi iyi bilirim. Öğretmen olarak çocuk yetiştirmenin ne olduğunu, öğretmen olarak geçim sağlamanın ne olduğunu, çocukları üniversiteye göndermenin ne olduğunu kimse benden iyi bilemez; çünkü, ben, yirmidört yılımı ona verdim...
ZEKERİYA AKINCI (Ankara)Kendinize de haksızlık ediyorsunuz.
AVNİ DOĞAN (Devamla)...ama, bir şey var, Türkiye'de çeşit çeşit öğretmen var; öğretmen okulunu bitirmiş öğretmenler var, liseyi bitirmiş öğretmenler var, eğitim enstitüsünü bitirmiş öğretmenler var, fakülteleri bitirmiş öğretmenler var; eğitim fakültesini bitirmiş var, fen fakültesini bitirmiş var; öğretmen yetiştirmeyen okullardan öğretmen yapılmış öğretmen var; 1970'li yıllarda, lise mezunlarına üç ay kurs verilip, liselere felsefe öğretmeni, matematik öğretmeni yapılmış öğretmenler var; üstüne üstlük, ziraat mühendisi olup da matematik öğretmeni, sınıf öğretmeni yapılanlar var; sizin uzmanlık dediğiniz şey bu mu?!
Bizim yapmak istediğimiz şey şudur: Öğretmenler, sürekli kendini yenilemelidir, çağdaş eğitim nereye gidiyor, bunu takip etmelidir; çağdaş dünya nereye gidiyor, bunu takip etmelidir. Bunun bir yolu, kuşkusuz, hizmetiçi eğitimdir; ama, dünyanın hiçbir yerinde, hiçbir ülkesinde bu performansı yakalaması için hizmetiçi eğitim yetmemektedir.
Millî Eğitim Bakanlığının getirdiği bu tasarı, bir açıdan, kendilerini yenilemeleri, kendilerine yeni kariyer basamakları elde etmeleri için öğretmenlere bir imkân sağlamaktadır.
Efendim, öğretmenler dershaneye koşarmış; ne biliyorsunuz yani? Sonra, koşarsa ne olur?! Dershaneye niye koşacak, dalga geçmeye mi koşacak; dershaneye bir şey öğrenmeye koşacak. Öğrenmenin sonu mu var, öğrenmenin sınırı mı var, öğretmenin öğrenmesinde bizi rahatsız edecek bir şey mi var?
HÜSEYİN ÖZCAN (Mersin)Öğretmene o kadar maaş veriyor musunuz ki?!
AVNİ DOĞAN (Devamla)Bak, ben, seni nasıl dinledimse, öyle dinle. Vekil oradan laf atmaz, vekil buradan konuşur, buradan doğruları konuşur, polemik yapmadan konuşur. Burası, millî iradeyi temsil ediyor.
Bütün meseleyi bir sınav üzerine kurdu Sayın Vekil. Kanun Tasarısını kendisi iyi biliyor, altkomisyonda da çalıştı; bütün mesele bir sınavdan ibaret değil. Öğretmenin eğitim durumu var tasarıda; hangi eğitimden geçmişse, hatta doktora yapmışsa ya da yüksek lisans yapmışsa, bu değerlendirmeye alınıyor. Öğretmenin performansı var... Dedi ki Sayın Vekil: "Öğretmen sınav kazanır da, iyi öğretmenlik yapamaz." İşte, bu, performans. İyi öğretmenlik yapıyor olmasını esas alıyor. Yani, burada o var, öğretmenin kıdemi var.
Kaldı ki, bu işi AK Parti Hükümeti kendiliğinden bir günde oturup karar vererek de yapmamış. Bakın, 1991 yılında öğretmenlerin sorunlarıyla ilgili bir araştırma komisyonu kuruluyor Türkiye Büyük Millet Meclisinde; alınan kararlar var; öğretmenlerin statülerinin iyileştirilmesi deniliyor, öğretmen yetiştirilme sistemi üzerinde çalışmalar yapılması deniliyor, öğretmenin sosyal faaliyetlerinin iyileştirilmesi deniliyor, birsürü, hizmetiçi eğitimle ilgili var. Bu konu da, 1991 yılında, Türkiye Büyük Millet Meclisinin kurduğu bir araştırma komisyonunun da bize verdiği verilerle başlatılıyor. Kaldı ki, bizden önceki hükümetler de bu tür çalışmaları yapma gayreti içerisinde olmuş; ancak, koalisyon şartları, o günkü hükümetlerin istikrarsız durumları bunu engellemiştir. Yani, bu, 1991'den bu yana yapılan bilimsel bir çalışmanın, içerisinde Türkiye Büyük Millet Meclisinin de olduğu bilimsel bir çalışmanın sonucu olarak karşımıza çıkmaktadır; öyle, bir günde karar verilmiş falan değil.
Arkadaşlar, öğretmen, sınav yapan kişidir. Öğretmen, ömrü öğretmekle, sınav yapmakla geçen kişidir; şimdi, öğretmeni sınavdan korkutmanın da bir manası yok.
1979 yılındaki öğretmenin durumu ile bugünkü durumunu kıyasladı. 1979'dan bu yana, Cumhuriyet Halk Partisi zaman zaman hükümet oldu. Verilere bakın, Cumhuriyet Halk Partisi ne zaman hükümet olduysa, öğretmenin durumu, memurun durumu çok daha kötü olmuştur.
K. KEMAL ANADOL (İzmir)Yok canım.. Ne alakası var!
ENGİN ALTAY (Sinop)Atma, atma!..
AVNİ DOĞAN (Devamla)Yani, eğer, bugün, öğretmenin durumu kötüyse, bunda bizim bir sorumluluğumuz yoktur.
Bakın, öğretmenlerin yüzde 10'unu başöğretmen yaparak durumunu iyileştiriyoruz, yüzde 20'sini uzman öğretmen yaparak durumunu iyileştiriyoruz.
Bir de, yeni verilmiş bir tasarı var, hükümet tarafından Başkanlığa yeni sunuldu. Bu tasarı, bazı hizmet bölgelerinde görev yapan öğretmenlere eködeme yapılmasıyla ilgili bir tasarı. Bazı bölgelerde, dördüncü, beşinci bölgelerde görev yapan öğretmenlerimize 450 000 000 aylık net maaş artışı sağlayacak bir tasarı da Türkiye Büyük Millet Meclisinde. AK Parti dönemi, istikrar dönemidir. AK Parti dönemi, eğitime yeni bir bakış dönemidir. Yapılan şey de çok önemlidir. Şimdi, statükoyu koruyarak bir yere varamayız. Eğitimin sorunlarını herkes biliyor, hepimiz biliyoruz, bilmeyen kimse yok; ama, Bunlar, eleştirmekle olmuyor; bunlar, konuşmakla olmuyor.
ZEKERİYA AKINCI (Ankara)Böyle de olmuyor.
AVNİ DOĞAN (Devamla)Yani, okul açılınca her öğrencinin önüne ders kitaplarını koyuyoruz, eleştiriliyoruz; öğretmenleri uzmanlaştırıyoruz, öğretmenleri başöğretmen yapıyoruz, maaşını artırıyoruz, karşı çıkılıyor. Efendim, kimi, çocuğunu başöğretmende okutmak istermiş de, kimi uzman öğretmende, kimi... Böyle bir şey olmaz.
ZEKERİYA AKINCI (Ankara)Olur, olur, bal gibi olur.
AVNİ DOĞAN (Devamla)Ben sınıftan çıktım, buraya geliyorum. Şimdi, hangi velinin "ben, ziraat mühendisi olan öğretmende çocuğumu okutmam" dediğini duydunuz! Zaten, Türkiye'de tek tip öğretmen yok.
Şimdi, değerli arkadaşlar, ben, konuşmamın başında şunu söyledim: Öğretmenlik meselesi, eğitim meselesi, üzerinde polemik yapılmayacak kadar önemli, üzerinde siyaset yapılmayacak kadar ciddî, ideolojik bakamayacağımız kadar ciddî bir meseledir.
Şimdi, değerli arkadaşım Sayın Gazalcı'nın bir huyu var. "Efendim, öğretmenler buna karşı..." Nereden çıkarıyorsun; 8 öğretmen Meclisin önüne gelmiş. Bir iki sendika temsilcisini de kendisi komisyona getirdi.
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
35 konuşma daha · 29 Haziran 2004