İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 60. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Emniyet genel müdürlüğüne ait araç, gereç, mal ve malzemenin satış, hibe, hek ve hurda durum ve işlemleri hakkında kanun (s.s.848)

Berhan Şimşek

İstanbul Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 60. Birleşim · 4. yasama yılı · 8 Şubat 2006 · 1.153 kelime · yaklaşık 6 dakikalık okuma

Kaynak göster

Berhan Şimşek (CHP), 8 Şubat 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 60. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: EMNİYET GENEL MÜDÜRLÜĞÜNE AİT ARAÇ, GEREÇ, MAL VE MALZEMENİN SATIŞ, HİBE, HEK VE HURDA DURUM VE İŞLEMLERİ HAKKINDA KANUN (S.S.848)); konuşma 1.153 kelime.

Berhan Şimşek (CHP, İstanbul). “Emniyet genel müdürlüğüne ait araç, gereç, mal ve malzemenin satış, hibe, hek ve hurda durum ve işlemleri hakkında kanun (s.s.848)”. TBMM Genel Kurulu, 60. Birleşim tutanağı, 8 Şubat 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/berhan-simsek-22-2006-02-08-emniyet-genel-mudurlugune-ait-arac-gerec-mal-ve-malzemenin-satis-hi (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA BERHAN ŞİMŞEK (İstanbul)Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; görüşülmekte olan yasanın 2 nci maddesi üzerine Grubum adına söz almış bulunuyorum; Yüce Meclisi saygıyla selamlarım.

Değerli arkadaşlar, tümüyle ilgili arkadaşlarımız bilgiler aktardı ve tümü üzerinde konuşan Hakkı Ülkü arkadaşımız da gerekenleri söyledi; fakat, bu yasada da görüldüğü gibi bir eksiklik yapılıyor; bu yasada da bir eksiklik daha öncekiler gibi yapılıyor. Yani, arkadaşlarımız muhalefet şerhinde şunu söylemişler: "Görüşmekte olduğumuz Emniyet Genel Müdürlüğüne Ait Araç, Gereç, Mal ve Malzemenin Satış, Hibe, HEK ve Hurda Durum ve İşlemleri ile Hizmet Satışına Dair Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısına olumsuz oy kullanıyoruz.

Gerekçe:

Ülkemizin güvenliğini ve savunmasını ilgilendiren konularda diğer kurumların da görüşü ve onayı alınmalıdır diye düşünüyoruz. (MİT ve MSB gibi) Sanırım ki, bir eşgüdüm içerisinde, bu ülkenin kurumları, birbirleriyle bu tür çalışmaları yapması gerekir. Yani, birinci yanlışının burada olduğunu düşünüyorum.

Değerli arkadaşlarım, 160 yıllık Emniyet Teşkilatı, Türkiye'de, yasaların uygulayıcısı, cumhuriyetin kalkanı, kamu düzeninin bekçisi olarak görev yapmaktadır. Emniyet Teşkilatımızın, yeniliklere, tabiî ki, gelişmelere açık olmak, değişimlere uyum sağlamak amacıyla, altyapı, eğitim düzeyi ve teknoloji kullanımındaki atılımlarını önemsiyoruz. Emniyet Genel Müdürlüğüne, bütçe kanunlarında, güvenlik sektöründen, taşıt alımı için ödenek ayrılmadığını da biliyoruz. Bu taşıtların yenilenmesi ve modernizasyonu için, Emniyet Teşkilatı tarafından verilen güvenlik hizmetinin kalitesini artıracaktır.

Emniyet Teşkilatı içerisinde, kimi zaman, hukuka ve Emniyet Teşkilatının kuruluş, amaç ve görevlerine aykırı hadiseler yaşanmakta. Emniyet Teşkilatı içerisinde, bu acı olaylara, hep beraber tanık olduk. Malatya Emniyetinin elinden uyuşturucu kaçakçısını alan Van Emniyet mensupları olduğunu biliyoruz. Bu olayda, Van Emniyetinin yol geçen hanına döndüğünü de, Sayın Bakanım, biliyoruz.

Vatandaşın, can, mal ve güvenliğini sağlamakla görevli Bakanlık, kendi mensubu bir polisin, bir polis memurumuzun 110 gün terör örgütünün elinde kalmasına âdeta seyirci kalmıştır; maalesef, göreve, bir sivil toplum örgütünü çağırmıştır.

Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Emniyet Teşkilatı içinden, yapısından, hizmetlerinden, örgütlenmesinden, siyasî yapılanmaları uzak tutmalıyız. Yakın zamanda yaşadığımız bazı olaylar, bu teşkilatın politize edilmek istendiğini, siyasal baskı ve yönlendirmelere maruz kaldığını görüyoruz.

İstanbul'un orta yerinde, Sayın Bakanım, cuma namazı çıkışında, bütün televizyon kameraları oradayken "Hizbultahrir" isimli bir örgütün cumhuriyet düşmanlığını yaptığı bir açıklamaya polis seyirci kalmıştır. Ondan birkaç gün sonra -yasal, doğal hakları olan- öğretmenlerimizin Ankara'ya girişlerine izin verilmemiştir. Ankara'da olan öğretmenlerimiz de, yasal eylemlerini gerçekleştirememiştir. Bu iki olay karşısında, emniyet kuvvetlerinin farklı tutumu, bu teşkilatın içine nasıl siyasetin işlediğini de görüyoruz. Nasıl kadrolaştığını da bazı örneklerle vermek istiyorum.

Sayın Bakanım, Melih Aşık Beyin bir yazısından sonra siz bir açıklama göndermişsiniz. Melih Aşık Bey yazısında diyor ki: "16 Ekim 2004 kaymakamlık yazılı sınavları yapılıyor. Kazananlar 3-7 Ocak tarihleri arasında mülakata alınıyor. Yazılı sınavda birinci olan (Ünal Koç), ikinci (Ali Sakar), üçüncü (Baran Kuşoğlu) mülakatta eleniyor. Dördüncü, beşinci, altıncı alınıyor. Sıradakiler, sekizinci ve diğerleri, yani, ilk 20'nin 4'ü alınıyor, 16'sı eleniyor."

Siz, bununla ilgili bir açıklama göndermişsiniz ve ertesi gün Sayın Melih Aşık köşesinde yazmış: "İçişleri Bakanlığı, dün sütunumda yayımlanan açıklamada, mülakatta adayların hangi özelliklerinin ölçüldüğünü şöyle sıralamışsınız:

- Mesleği temsil özelliği,

- Konuları kavrama gücü ve intikal sürati,

- Kendine güven,

- Olayları yargılama yeteneği,

- Ses tonu ve konuşma yeteneği,

- Nezaket ve ölçülülük gibi davranışları,

- Açıklık, inandırıcılık, konuya hâkimiyet."

Buna bir akademisyen, bir toplumbilimci diyor ki, Akdeniz Üniversitesinde Öğretim Üyesi Dr. Hüseyin Kılıç, yukarıdaki ölçütlere bakarak şunu söylüyor:"Ben aylarca okuttuğum öğrencilerin bu yeteneklere sahip olup olmadığını ölçmekte zorlanıyorum. Acaba bu mucize jüri, üç dakikalık, beş dakikalık mülakatlarla bunları nasıl anlayabiliyor?"

Bu, maalesef, yıllardan beri mülakatta her zaman torpilin, iltimasın istendiğini biliyoruz; fakat, ciddî anlamda bu süreçte şiraze kaçırılmış vaziyette.

Biraz önce, bu konuyla ilgili konuşacağımızı bilen bir polis adayı arkadaşımız aradı ve, uzatmadan, diyor ki: "Ben, bütün şartları yerine getirdim ve yazılıda 70 puan aldım. Bana mülakatta sordukları soru şu: 'İnternet hakkında ne düşünüyorsunuz ve hangi futbol takımını destekliyorsunuz?' Diksiyon veya fizik ve profil, her şey tamam olmasına rağmen, bana, yolu gösterdiler".

Değerli arkadaşlar, bu, sadece İçişleri Bakanlığıyla ilgili değil. Artık, geldiğimizden beri, muhalefet milletvekilleri olarak biz söylemekten, siz de dinlemekten kanıksadınız bu kadrolaşma meselesiyle ilgili. Adalet Bakanlığıyla da ilgili aynı şeyler yapılıyor; 1 inci olan kişiler 27 nci yedeklere alınıyor. Yani, bu kadrolaşma öyle bir hale geldi ki, hepimiz bunları kanıksamış bir vaziyette görüyoruz.

Benden önceki konuşmacı arkadaşlarım, sayın hatipler dile getirdiler. Emniyet Genel Müdürlüğüyle ilgili… Efendim, daha sonra ben kendisini de dinledim bir televizyon konuşmasında. 2005 yılında suç işleme oranları artmış. "Artabilir efendim..." Yani, "artabilir efendim"in altında, Sayın Bakanım, burada kendinizi suçlu görüyorsanız, bunların üzerine gitmeniz lazım ve bunu açıkladı diye -daha sonra sizin açıklamalarınızla örtüşmüyor anlamında- ne yazık ki, Sayın İsmail Çalışkan'ın görevden alınacağını basında duyuyoruz; umarım ki, böyle bir şey gerçekten olmaz.

Değerli arkadaşlarım, yoksulluğun arttığı, işsizliğin arttığı, azalmadığı bir ekonomik yapı içerisinde, suç işleme oranları elbette yüksek olur; kapkaç, hırsızlık ve buna benzer, işsizliğin, yoksulluğun sonucu olduğunu da hepimiz biliyoruz; gelir dağılımındaki adaletsizliğin de sonucudur bu. O nedenle, bugün ekonomide sahte umutlarla konuşmak yerine gerçekleri konuşmak ve gerçekleri de her anlamda yerine getirmek gerekiyor. Bu ekonomik yoksulluğun, işsizliğin ve istihdamın az olduğu koşullar içerisinde bu ülkede, mutlaka ve mutlaka yapılacak olan, suç unsurlarının artacağıdır. Onun için, biz, büyük laflar etmek yerine, küçük küçük, ülkenin sorunlarını halletmekten yana olmalıyız; fakat, bunları yaparken polisten beklediğimiz neler? Polisi 12-24 saat çalıştırıyoruz, 24 saat çalışıyor… Polislerin arasında çok güzel bir deyim vardır, derler ki: "İş bitti, ikinci emir geldi." Sayın Bakanım, ikinci emre ikinci maaş… Eğer, ikinci emirle polisi çalıştıracaksak, ikinci maaşı da polislerimize vermek mecburiyetindeyiz ve gerçekten yürekler acısı. Şu an, sanıyorum ki sicil sayısı 290 000'lerde; ama, 190 000, 200 000'e yakın polis mevcudumuz var. Birçok polis arkadaşımız emekliliği istemiyorlar. Gerekçe?.. Çünkü, emekli olduktan sonra yarıdan az maaş alıyor. Yani, iki çocuğu falan olduğu zaman da ciddî anlamda büyük sıkıntılar yaşıyorlar.

Değerli arkadaşlarım, polislerimizi… Tabiî, biz, sürekli Millî Eğitim Komisyonunda olduğumuz için öğretmenlerimizin durumlarını anlatıyoruz; inanın polis arkadaşlarımız yollarda bizi çeviriyor "lütfen, bizim durumumuzu da dile getirin…" Hatta, şuradan buraya gelene kadar, bunları da yaşadığımızı ifade etmek istiyorum.

Ayrıca, değerli arkadaşlarım, maalesef, Sayın Maliye Bakanı her zaman büyük laflar eder ve dedi ki: Bütçe kanununda, memurlarımıza, ocak ayında 40 000 000, temmuz ayında 40 000 000 olmak üzere, 2006 yılında 80 000 000 zam yapılacağını öngörmüştü. Şu an, memurların hiçbiri bu ücreti almış değil ve Sayın Maliye Bakanı, ortalama olarak da, bu zammın, yıllık 15'lerde, 17'lerde bir zam olacağını söyledi. Ocak ayı maaşları verildi ve bu 40 000 000'lar verilmedi. Değerli arkadaşlarım, anlayacağınız, birçok konuda olduğu gibi, dağ fare doğurdu. Daha önce de, asgarî ücrette beklentileri yüksek tutup, asgarî ücretliyi hayal kırıklığına uğrattınız. Vergi iadesini dün konuştuk; emeklileri, maalesef, perişan ettiniz. 40 000 000'larını ödemediğiniz memurları hayal kırıklığına uğrattınız. Kredi kartı borçluları hayal kırıklığına uğradı ve anlayacağınız, gerçekten, size oy verenler de hayal kırıklığına uğradı.

Biraz önce, Sayın Terzibaşoğlu dedi ki -özür dilerim, ben de- Terzibaşıoğlu Vekilim, Muğla Milletvekilim dedi ki: "Bizi arayın." Sizi nereden arayacaklar Sayın Başoğlu; Muğla Milletvekili Terzibaşoğlu hattından mı arayacaklar?! Çünkü, size oy verenler, üç yıldır sizi arıyor, bulamıyor. Yani, sanıyorum ki, yeşilkartlıların da sizi bulabilmesi çok mümkün gözükmüyor.

Ben, saygı ve selamlarımı sunuyorum; ama, özellikle, polislerimizin ekonomik koşullarını, şartlarını iyileştirmemiz gerektiğini de biliyorum.

Saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

38 konuşma daha · 8 Şubat 2006

38 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook