İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 110. BİRLEŞİM · SALI

Genel Kurul konuşması

Birgen Keleş

İstanbul Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 110. Birleşim · 2. yasama yılı · 6 Temmuz 2004 · 1.436 kelime · yaklaşık 7 dakikalık okuma

Kaynak göster

Birgen Keleş (CHP), 6 Temmuz 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 110. Birleşim oturumunda konuştu; konuşma 1.436 kelime.

Birgen Keleş (CHP, İstanbul). “Genel Kurul konuşması”. TBMM Genel Kurulu, 110. Birleşim tutanağı, 6 Temmuz 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/birgen-keles-22-2004-07-06 (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA BİRGEN KELEŞ (İstanbul)Sayın Başkan, Sayın milletvekilleri; Belediyeler Yasası Tasarısının 18 inci maddesi üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına ve kendi adıma söz almış bulunuyorum ve Yüce Meclise saygılar sunuyorum.

Kamu Yönetimi Temel Yasası Tasarısı, merkezî idare ile yerel yönetimler arasında yeni bir görev, yetki bölüşümü yapmaktadır ve hem mahallî idareleri hem de merkezî idareyi yetkilendirmektedir; kamu hizmetlerinin özel kişiler tarafından görülmesi açısından yetkilendirmektedir.

Belediyeler Yasası Tasarısı da, bu Kamu Yönetimi Temel Yasası Tasarısına uygun olarak hazırlanmıştır ve öngördüğü yapı, Anayasada öngörülen yapıya aykırıdır. Anayasaya göre, yerel yönetimler, il, belediye ve köy halkının mahallî müşterek ihtiyaçlarını karşılamak için kurdurulmaktadır. Oysa, tasarıda, yerel yönetimler genel yetkili, merkezî idare de özel yetkili konumuna getirilmiştir ve bu durum, Anayasanın 126 ncı ve 127 nci maddelerine aykırıdır. Ayrıca, tasarıyla, yerel yönetimlere verilen görevlerin yapacağı hizmetler, çoğu kez, mahallî müşterek ihtiyaç tanımından uzaktır.

Anayasa Mahkemesi kararları da, imar planı yapımı gibi yerelliği tartışılmayan alanlarda bile bu görevin yerellik niteliğinin, mahallî müşterek ihtiyaç olarak nitelendirilemeyeceğini kabul etmektedir; çünkü, yerel planların, ülke ve bölge planlamalarıyla, çevre düzeni planlarıyla uyumlu olmasını öngörmektedir. Dolayısıyla da, bu nedenle, yerel niteliği olsa da, mahallî müşterek ihtiyaç olarak değerlendirilemez demektedir aldığı kararlarda.

Şimdi, incelemekte olduğumuz tasarı, kamu hizmetlerinin piyasaya gördürülmesi açısından da Anayasaya aykırılıklar içermektedir.

Değerli arkadaşlarım, kamu hizmetlerinin görülmesi için piyasadan mal ve hizmet alınması başka bir şeydir, kamu hizmetlerinin görülmesi işini özel sektöre devretmek başka bir şeydir. Anayasanın 128 inci maddesi, kamu iktisadî teşebbüslerinin ve kamu tüzelkişilerinin genel idare esaslarına göre yapacakları hizmetlerde kamu personelinin kullanılmasını zorunlu görmektedir. Anayasa Mahkemesi kararlarına göre de bu böyledir. Oysa, incelemekte olduğumuz tasarıda, belediye meclisleri, belediyeler adına imtiyaz verilmesine, bazı yatırımların yap-işlet, yap-işlet-devret yöntemiyle yapılmasına, belediyeye ait şirket, işletme ve iştiraklerin özelleştirilmesine, hiçbir sınır gözetmeden karar verebilmektedir. İşte, bu yönden de Anayasanın 128 inci maddesine aykırıdır. Kaldı ki, Anayasa Mahkemesinin kararlarına göre, kamu hizmetlerinin özel girişimcilere devredilmesi konusunda eğer herhangi bir ilke koymuyorsanız, bunun yöntemini belirlemiyorsanız, o zaman, yapılan iş, yasama yetkisinin devredilmezliği ilkesine de aykırıdır. Yürütme organının yasayla yetkilendirilmesi, görevin yasayla tanımlanması anlamına gelmemektedir. O nedenledir ki, Anayasanın 8 inci maddesinde, yürütme, görevini Anayasaya ve yasalara göre yürütür denilmektedir ve belediyelerin uygun gördükleri hizmetleri, özel sektöre, herhangi bir tanımlama yapmadan, sınırlama yapmadan, olduğu gibi devretmesi de, Anayasanın, yasama yetkisinin devredilmezliği ilkesini belirleyen 7 nci maddesine ve idarenin yasallığı ilkesini belirleyen, içeren, 123 üncü maddesine aykırıdır.

Şimdi, aslında, bu belediyeler tasarısında karşılaştığımız hizmetlerden birçoğu, görevlerden birçoğu Anayasaya aykırıdır; ama, ayrıca, bir kısmı, verilen yetkilerin bir kısmı gerçekçi olmaktan uzaktır, geçersizdir ve birbirleriyle ve başka tasarılardaki hükümlerle de çelişkilidir.

Şimdi, izin verirseniz sayın milletvekilleri, buna biraz açıklık getirmek istiyorum. Örneğin, imar planlarının görüşülmesi ve onaylanması belediye meclislerinin görevi olarak belirlenmiştir; ama, bu, bunların tek başına alacağı bir karar değildir; çünkü, imar planları konusunda il özel idareleri de yetkilidir, büyükşehir belediyesi yetkilidir, Toplu Konut İdaresi yetkilidir, Özelleştirme İdaresi Başkanlığı bile yetkilidir. Nitekim, son zamanlarda, Toplu Konut İdaresi Başkanlığı, mesela, Bakırköy Belediyesinin yetkilerini gasbetmiş ve yeşilalanları, herhangi bir kural tanımadan, istediği kişilere satmaya başlamıştır. Aynı konuda farklı kurumların görevlendirilmesi ve bunların aralarında koordinasyon sağlayacak bir birim olmaması, verilen görevleri gerçekçi olmaktan uzaklaştırmaktadır.

Şimdi, tek tek kurumlar tarafından yapılacak olan stratejik planların bir bütün oluşturması savı da, yine aynı şekilde gerçekçi değildir; çünkü, bu mümkün değildir.

Yine, taşra teşkilatı dağıtılan bakanlıkların dağıtılan taşra teşkilatlarındaki görevlilerinin yerel yönetimlerde görevlendirilmesi, yerel yönetimlere verilen norm kadro düzenlemesi göreviyle de bağdaşmamaktadır; onun için de gerçekçi değildir.

Belediye meclisinin görevlerini belirleyen 18 inci maddede yer alan bazı görevler de, ulusal hedefler açısından geçerli değildir sayın milletvekilleri. Örneğin, yatırımları belediyelerin ayrı ayrı teşvik etmesi öngörülmüştür. Şimdi, belediyelerin, yatırımları ayrı ayrı teşvik etmesi ve bina ve arazi tahsis etmesi, teşvikten beklenen yararların elde edilmesini mümkün kılmayabilir; çünkü, belediyeler, eğer sadece kendi sınırları içerisinde bir değerlendirme yaparlarsa, o açıdan bir değerlendirme yaparlarsa, o zaman yaptıkları değerlendirme sonucunda kaynaklar verimsiz kullanılabilir, arz-talep dengesi olumsuz etkilenebilir, büyük ölçekli yatırımların sağlayacağı teknoloji avantajından ve ölçek avantajından yararlanılması mümkün olmayabilir ve genel teşvik sistemine aykırılıklar ortaya çıkabilir, ekonomik dengesizlikler artırılabilir.

Sayın milletvekilleri, ayrıca, ayrı ayrı yapılan teşvikleri izlemek, bunların, yatırımı, istihdamı artırmak, bölgeler arasında dengesizliği gidermek gibi genel teşvik hedefleriyle bağdaşıp bağdaşmadığını anlamak ve Dünya Ticaret Örgütü, Avrupa Birliği normları çerçevesinde bunları değerlendirmek de mümkün olmayacaktır.

Belediye meclisi görevleri arasında yer alan bazı maddeler de birbirleriyle ve tasarının diğer maddeleriyle çelişkilidir demiştim. Örneğin, Büyükşehir Belediyeleri Kanunu Tasarısındaki büyük şehirlerin görevleri ile ilçe belediyelerinin görevleri birbirleriyle çakışmaktadır. Ayrıca, ilçe belediyelerine Büyükşehir Belediyeleri Kanunu Tasarısında verilen görevler ile normal olarak Belediyeler Kanunu Tasarısında verilen görevler birbirlerinden çok farklıdır. Büyükşehir Belediyeleri Kanunu Tasarısında ilçe belediyelerinin hemen bütün görevleri büyükşehir belediyelerine alınmış ve ilçe belediyeleri, âdeta bir büro durumuna indirgenmiştir.

Ayrıca, biliyorsunuz, belediyeler ile il özel idareleri arasında, görevlerde, belediye sınırı içinde, dışında diye bir ayırım söz konusudur ve bunlar, kendi görevlerine bir öncelik verirken, malî durumlarına, görevin, ihtiyacın önemine ve de görev yapılacak olan yerin gelişmişlik durumuna göre değerlendirme yapacaklardır. Bunlar kendi kendilerine bu görev değerlendirmelerini yaparken arada boşluk kalması, bazı görevlere il özel idarelerinin de, belediyelerin de talip olmaması, onun sonucunda, o görevin yapılamaması pekâlâ mümkündür. Valilere verilen koordinasyon yetkisiyle, bunun aşılması da mümkün değildir; çünkü, yeni getirilen Malî Yönetim Kanunu Tasarısında yer alan hükümlere göre, eğer bir bütçede harcama yer almıyorsa, o zaman, o bütçe yılı içinde yer almayan harcamanın yapılması -yeni yasaya göre- mümkün olmayacaktır.

Sayın milletvekilleri, tabiî, taşra teşkilatı dağılan bakanlıkların kendilerinden alınan taşra görevlerine artık el atamayacakları konusunda kesin bir hüküm bulunması da, boşluk yaratılmasını daha mümkün hale getirmektedir.

Sayın milletvekilleri, şimdi, belediyelerin yarısı, nüfusu 2 000'den az olan belediyelerdir ve bunlar da diğer belediyeler gibi, sanki kapasiteleri aynıymış gibi, aynı görevlerle yükümlü kılınmışlardır. Bu, tasarının en önemli açmazlarından bir tanesidir.

Tasarının diğer büyük açmazı da, getirilen değişikliğin malî portesinin belli olmamasıdır. Neye mal olacağı belli olmadığı için, neler yapılması gerektiği de çok açık değildir. Yani, malî portesi belli olmayınca, kaynakları ne kadar artırmanız gerektiği de çok bilinmemektedir.

Tasarıda, ayrıca, kültür ve tabiat varlıklarının, tarihî eserlerin korunması, bakım ve onarımının yapılması, korunması mümkün olmayan yerlerde yeniden inşaı görevi de belediyelere verilmiştir. Bu da, birkaç nedenden, doğru bir yaklaşım değildir. Bir defa, Kültür Bakanlığına bağlı olan Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulunun görev yapamamasının bir nedeni, kaynak eksikliğidir. Belediyelerde de kaynaklar çok bol değildir, kaynak eksikliği vardır.

Değerli arkadaşlarım, kaldı ki, asıl önemli neden şudur: Bunların bakımı, tamiri veyahut da yeniden inşaı, son derece özel bilgi, birikim, deneyim isteyen şeylerdir ve bu bilgilerden, deneyimlerden yoksun olan kişilerin bu işleri görmesi veyahut da yönlendirmesi mümkün değildir.

Ayrıca, sadece tabiat varlıklarının korunması gibi bir görevi bile belediyelere vermek çok anlamlı olmayabilir; çünkü, belediyeler, bu konularda en büyük baskılara maruz kalacak olan birimlerdir. Tabiat varlıklarını korumaktan vazgeçilmesi ve o alanların inşaata açılması için büyük siyasî baskılarla ve yöreden gelen baskılarla karşılaşacakları açıktır.

Sayın milletvekilleri, aslında, incelemekte olduğumuz tasarıların zamanlamasının da çok doğru olduğunu söylemek mümkün değildir. Avrupa Birliği, gelişmiş ülkelerden oluşan, gelişmiş ülkelerin kaldırabileceği politikaları benimseyen, sanayileşmiş ülkelerin meydana getirdiği bir topluluktur ve hem Topluluktaki ülkelerin ulaştığı gelişmişlik düzeyi hem de sayılarının çok artması sonucunda, aday ülkelere yapılan destek de eskisinden çok daha farklı boyutlardadır, çok daha aza indirgenmiştir. Böyle bir durumda, ülkelerin kendi kapasiteleri ve kendi yaptıkları uygulamalar çok önem taşımaktadır.

Türkiye, Avrupa Birliğinden yardım almadan, tek başına ve üye olmadan gümrük birliğini gerçekleştirmiş tek ülkedir; ama, tabiî, bunun büyük maliyeti de olmuştur. Örneğin, tarım ürünleri dışalımının serbestleştirilmesi, tarım desteklerinin kaldırılması, tarım üreticisine büyük darbe vurmuştur; gümrük birliği uygulaması da, Türkiye'nin büyük dışticaret açıkları vermesine sebep olmuştur. Diğer politikalarla birlikte yatırımlar düşmüş, işsizlik ve borçlar artmıştır. Özelleştirmede ısrar edilmesi ve ne pahasına olursa olsun sürdürülmesi de, teknolojinin ilerlemesini engellemiş ve sanayileşme gündem dışına çıkarılmıştır. Şimdi, biz, böyle bir durumdayken, tam aday ülke olarak çok güçlü olmamız gerekirken, üniter devlet yapısını zayıflatabilecek ve kamu yönetimini en azından bir süre felce uğratabilecek değişiklikler yapmaktayız.

Sayın milletvekilleri, radikal kararlar almak, Parlamentoda çoğunluğa sahip olan partiler için çok önemli ve övünülecek bir iş değildir. Önemli olan, alınan kararların ne derece doğru olduğu ve ülke yararına sonuç verip vermeyeceğidir. Örneğin, tam üye olmadan tarım üreticisinin korunması, güçlendirilmesi, Avrupa'daki ziraatçılarla, tarım üreticileriyle rekabet edebilir düzeye getirilmesi fevkalade önemliyken, biraz önce değindiğim gibi, ters yönde adımlar atılmıştır; şimdi yine o adımları atmaya devam ediyoruz; iktidarınız zamanında da ediyoruz. Örneğin, 1980'li yıllarda TİGEM'e bağladığımız devlet üretme çiftliklerini özelleştiriyoruz ve bu tasarılarla Tarım Bakanlığının taşra teşkilatını kaldırarak, tarım üreticisini Avrupalı üreticiler karşısında iyice savunmasız hale getiriyoruz. Merkezî idarenin görevlerini sınırlamak, onu özel görevli konumuna getirmek ve birçok bakanlığın taşra teşkilatını, bölge teşkilatını kaldırmak, bakanlıklar tarafından görülen kamu hizmetlerini kapasitelerine bakmadan belediyelere vermek ve dolaylı olarak da özel girişimcilerin kâr etmek amacıyla alacakları kararlara terk etmek -çünkü "belediyeler yapamadıkları işleri veyahut da istedikleri işleri özel sektöre yaptırabilir" diyorsunuz - Türkiye'nin içinde bulunduğu koşullarda olumsuz sonuçlar verecek olan gelişmelerdir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

43 konuşma daha · 6 Temmuz 2004

43 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook