Genel Kurul konuşması
Balıkesir Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 110. Birleşim · 2. yasama yılı · 6 Temmuz 2004 · 1.209 kelime · yaklaşık 6 dakikalık okuma
Kaynak göster
Sedat Pekel (CHP), 6 Temmuz 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 110. Birleşim oturumunda konuştu; konuşma 1.209 kelime.
Sedat Pekel (CHP, Balıkesir). “Genel Kurul konuşması”. TBMM Genel Kurulu, 110. Birleşim tutanağı, 6 Temmuz 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/sedat-pekel-22-2004-07-06-3 (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA SEDAT PEKEL (Balıkesir)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Belediyeler Kanunu Tasarısının 33 üncü maddesi üzerine Cumhuriyet Halk Partisi Grubu ve şahsım adına söz aldım; konuşmama başlamadan önce hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Sayın milletvekilleri, Cumhuriyet Halk Partisi olarak, ülkemiz idarî yönetim yapımızın etkinlik ve çağdaşlığını yitirdiğini, eskidiğini, toplumumuzun beklenti ve ihtiyaçlarını karşılayamadığını, kamu yönetiminde gerçek bir reforma gidilmesinin zorunlu ihtiyaç halini aldığını düşünmekte ve bunun bir an önce hayata geçirilmesi gerektiğine inanmaktayız. Şaşırtıcı bir abartıyla merkezîleşmiş, hizmet üretemeyen, iş göremeyen hantal bir bürokratik yapı yerine, çağdaş, demokrasi anlayışını köklü ve kalıcı bir hale getiren, yurttaşların yaşamlarını kolaylaştırıcı, ulusal bütünlüğümüze sahip çıkabilen bir kamusal yönetimin yapılandırılarak hayata geçirilmesi zorunluluk halini almıştır.
Değerli milletvekilleri, görüşmekte olduğumuz bu tasarı, kısa bir zaman önce üzerinde çok tartıştığımız Kamu Yönetimi Temel Kanunu Tasarısı esas alınarak hazırlanmış bir tasarıdır. Bu tasarı da, tıpkı İl Özel İdareleri Yasası Tasarısı, Büyükşehir Belediyeleri Kanunu Tasarısı gibi, Kamu Yönetimi Temel Kanunu Tasarısı çerçevesinde hazırlanmıştır ve bu tasarının bütün özelliklerini, niteliklerini ve eksikliklerini de taşımaktadır. Tasarının birçok hükmü birbirleriyle ve diğer tasarılardaki hükümlerle de çelişkilidir ve büyük bir belirsizlik içermektedir. Bununla birlikte, toplumumuzun, işçisinden memuruna, öğrencisinden emeklisine geniş bir kesiminin benimsemediği ve tepki gösterdiği, sözde reform olarak adlandırılan ve Yüce Meclisimizde henüz tümünü oylayıp onaylamadığımız Kamu Yönetimi Temel Kanunu Tasarısının sakat bir uzvudur. Bu nedenledir ki, bazı hükümleriyle Anayasaya aykırı olduğunu defalarca dile getirdiğimiz Kamu Yönetimi Temel Kanunu Tasarısının mantığıyla hazırlanan bu tasarıda da, az sonra değineceğim gibi, Anayasaya aykırı düzenlemelere yer verilmiştir.
Kamu Yönetimi Temel Kanunu Tasarısı, birkaç bakanlık dışında, diğer bakanlıkların taşra teşkilatlarını kaldırmakta ve bu görevlerin yerel yönetimlere devredilmesini öngörmektedir. Yerel yönetimlere devredilen görevlerin ciddî bir tanımı yapılmamış; fakat, bu görevlerin belediye sınırları içerisinde olanlarının belediye, belediye sınırları dışında olanların da il özel idareleri tarafından yürütüleceği hükme bağlanmıştır. Görev tanımının belirsiz olduğu bu durumun yanı sıra, belediyeiçi-belediyedışı ayırımı da çok anlamlı yapılmamıştır. Bununla birlikte, görevlerin birçoğu da yapay olarak ayrılmıştır.
Kamu Yönetimi Temel Kanunu Tasarısında, ayrıca, bakanlıkların taşra teşkilatının kaldırılması ve bu yörelerdeki görevler ile kanunlarla başka kamu kurum ve kuruluşlarına verilmeyen mahallî müşterek ihtiyaçların yerel yönetimler tarafından karşılanacağının öngörülmesi benimsenmiştir; ancak, bu yapılırken, yerel yönetimlerin iş görme kapasiteleri ve birbirinden olan farklılıkları ne yazık ki dikkate alınmamıştır. Bu şekilde yapılan ayırım, açıkça Anayasaya aykırıdır ve büyük bir kargaşaya yol açacak niteliktedir. Bu belirsizlik ve Anayasaya aykırılıklar, Kamu Yönetimi Temel Kanunu Tasarısının bir uzvu olan yerel yönetimlerle ilgili diğer tasarılara da sirayet etmiştir.
Değerli milletvekilleri, belediyeler, yerel yönetim birimleri içerisinde özel bir öneme sahip olan kuruluşlardır. Günümüzde nüfusun önemli bir bölümü belediye sınırları içerisinde yaşamaktadır. Bu nedenle, yerel halkın beklentilerine yanıt verebilecek en yakın idarî birim, belediyelerdir. Halkın yerel kamusal çıkarlarının teminatı olan belediye organlarından en önemlilerinden biri de, hiç kuşkusuz, belediye encümenidir. Encümen, 1580 sayılı Kanunun verdiği görev ve yetkiler kapsamında kararlar almak suretiyle belediyenin görevlerini yerine getirmesini sağlamaktadır. Belediye encümeni, belediye başkanı, seçilmiş encümen üyeleri ve 88 inci maddede belirtilen daire müdürlerinden yazı işleri, hesap işleri, sağlık işleri, veteriner işleri, fen işleri, personel ve eğitim, hukuk işleri müdürlerinden oluşmaktadır. Görüşmekte olduğumuz tasarının 33 üncü maddesine göre ise, belediye encümeni seçilmiş ve atanmış üyelerden oluşmaktadır.
Anayasanın 127 nci maddesinde "Mahallî idareler; il, belediye veya köy halkının mahallî müşterek ihtiyaçlarını karşılamak üzere kuruluş esasları kanunla belirtilen ve karar organları, gene kanunda gösterilen, seçmenler tarafından seçilerek oluşturulan kamu tüzelkişileridir" hükmü bulunmaktadır. Buna göre, karar organlarının, seçmenler tarafından seçilerek oluşturulan kamu tüzelkişiliği olduğu açıkça belirtilmiştir.
Değerli milletvekilleri, tasarıda, belediye encümeninin karar organı mı, yoksa yürütme organı mı olduğu konusu üzerinde fikir birliği sağlanamadığı görülmektedir. Anayasa Mahkemesi, 22 Haziran 1988 gün ve esas 1987/18, karar 1988/23 sayılı kararında, il daimî encümenini, il kamu tüzelkişiliğinin karar organlarından biri olarak kabul etmiş ve il daimî encümeninde memurların da yer almasını sağlamaya yönelik yasal düzenlemeyi iptal etmiştir. Bununla birlikte, Anayasa Mahkemesi, 13 Haziran 1988 gün ve esas 1987/22, karar 1988/19 sayılı kararında, "Anayasa gereği kuruluşları ayrı yasalarla düzenlemiş üç ayrı yerel yönetim biriminden en özgün yapıyı taşıyan belediyeler, 14.4.1930 günlü 1580 sayılı Belediye Kanununa göre kurulmuşlardır. Bu yasaya göre, belediye tüzelkişiliğinin organları, belediye meclisi, belediye encümeni ve belediye başkanı olup, belediye meclisi ile belediye encümeni karar, belediye başkanı ise yürütme organıdır" denilmiştir. Anayasa Mahkemesinin anılan kararları karşısında, belediye encümeninde memur üyelere yer verilmesi, tasarının Anayasaya uygun olarak hazırlanmadığını göstermektedir. Dikkat edileceği üzere, Kamu Yönetimi Temel Kanunu Tasarısıyla birlikte, yerel yönetimleri düzenlemeye çalışan taslaklar, Kamu Yönetimi Temel Kanunu Tasarısıyla birlikte değerlendirildiğinde, Anayasaya aykırılıklar çok açık görülecektir.
Değerli milletvekilleri, tasarının bir sonraki; yani, 34 üncü maddesi encümenin görev ve yetkilerini hüküm altına almaktadır. Sekizinci fıkrada, encümenin görev ve yetkileri sıralanmış, ilk fıkrada da, stratejik plan ve yıllık çalışma programı ile bütçe ve kesinhesabı inceleyip, belediye meclisine görüş bildirmek hükmüne yer verilmiştir. Diğer hükümler dışında bir noktaya dikkat çekmek istiyorum. Birkaç ay önce yürürlüğe giren Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanununun beraberinde Kamu Yönetimi Temel Kanunu Tasarısı ile yerel yönetimlerle ilgili kanun tasarılarında çelişkiler bulunmaktadır. Yasa ve tasarılarda öngörüldüğü gibi, kamu yönetiminde hesap verme, sorumluluk ilişkilerini kurmak çok zordur. Kamu Yönetimi Temel Kanunu Tasarısında öngörülen modele göre, bakanlıklarda merkezî yönetim, politika, amaç ve hedefleri belirleyecek, yerel yönetimler ise, faaliyetlerini kendi stratejilerine, amaç ve hedeflerine, performans ölçütlerine uygun olarak yürüteceklerdir. Bu durumda, taşra teşkilatı olmayan bakanlıklar, yerel faaliyetler için amaç ve hedef belirlemeyecek, il özel idareleri de, ulusal ölçekte amaç ve hedeflere yönelik faaliyet yapmayacaktır. Bununla birlikte, Kamu Yönetimi Temel Kanunu Tasarısında hiyerarşik hesap verme sorumluluğu zinciri de yoktur. Tasarıda, taşra teşkilatı olmayan bakanlıkların taşradaki görevleri il özel idarelerine bırakılmıştır; ama, bu görevlerin bir bölümü merkezî idarenin transfer edeceği gelirlerle yerine getirilecektir. Tahsis edilen kaynaklarla ilgili hesap verme sorumluluğunun nasıl yerine getirileceği ve bunların denetiminin ne suretle yapılacağı da belli değildir.
Değerli milletvekilleri, aynı olumsuzluklar yerel yönetimlerle ilgili yasa tasarılarında da devam etmiştir. Yerel yönetimlerle ilgili yasa tasarıları, stratejik plan hazırlama, yürütme, izleme ve değerlendirme görevini valiye, belediye başkanına vermiştir. İl encümeni, belediye encümeni stratejik plan hakkında görüş bildirecek, il genel meclisi ya da belediye meclisi de stratejik planı kabul edecektir; yani, merkezî idarenin stratejik planlar üzerinde -ki, bu planları değiştirerek onaylayacak veya reddedecek- vesayet denetim yetkisi bile öngörülmemiştir. Merkezî yönetimin yerel yönetimlerin bütçeleri üzerindeki vesayet, denetimleri de söz konusu olmadığından, hesap verme, sorumluluk ilişkilerinin nasıl kurulacağı da net vaziyette değildir.
Değerli arkadaşlarım, Kamu Yönetimi Temel Kanunu Tasarısı, beraberinde hazırlanan yerel yönetimler tasarıları -ki, bunlardan İl Özel İdareleri Tasarısı kanunlaşmıştır- bir bütün olarak ele alındığında, AKP'nin reform adı altında getirdiği tasarılardır. Bu tasarılar, bütün olarak devlet yapılanmasına odaklanmaktadır ve bu yapıyı, federalist yerelleşmeci bir yaklaşımla değiştirmeye dönük sürdürmektedir. Bu yaklaşımsa, ulusal devlet sistemini küresele ve yerele doğru eritmeye gönül vermiş olan Dünya Bankasının yerelleşme anlayışına paraleldir. Zaten, ekonomimizi teslim ettiğimiz IMF ve Dünya Bankası, yerelleşmeden, yalnızca, merkezden yerel yönetimlere yetki devrini anlamamaktadır; Dünya Bankasına göre en iyi yerelleşme, merkezden ve yerel yönetimden özel sektöre yetki aktarımıdır, devletin, kamu iktidarı alanını özel sektöre terk etmesidir. Tasarılar, bu yaklaşımla uyum içinde, yerele aktardıkları yetkileri özel sektöre aktarma amaçlı hükümler getirmektedir. İller Bankasından vazgeçiş, hazine topraklarını özel mülkiyet havuzuna terk etme, ihalecilik usulüyle çalışma, hizmetleri kullanan ödeyecek mantığıyla görme gibi bu hükümler, mekân olarak halka yakın; ama, iktidar olarak halktan çok uzak bir yerel yönetim sistemi kurmayı hedefleyen AKP Hükümetinin eseri olarak karşımıza çıkmaktadır.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; sözlerime son verirken, bu tasarının da, diğerleri gibi, ülkemiz çıkarlarına ters düşeceğine ve zaten zor koşullar altında yaşayan yurttaşlarımızı daha da mağdur edeceğine dikkatinizi çekiyor, hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
43 konuşma daha · 6 Temmuz 2004