İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 110. BİRLEŞİM · SALI

Genel Kurul konuşması

Yaşar Tüzün

Bilecik Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 110. Birleşim · 2. yasama yılı · 6 Temmuz 2004 · 1.519 kelime · yaklaşık 8 dakikalık okuma

Kaynak göster

Yaşar Tüzün (CHP), 6 Temmuz 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 110. Birleşim oturumunda konuştu; konuşma 1.519 kelime.

Yaşar Tüzün (CHP, Bilecik). “Genel Kurul konuşması”. TBMM Genel Kurulu, 110. Birleşim tutanağı, 6 Temmuz 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/yasar-tuzun-22-2004-07-06-2 (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA YAŞAR TÜZÜN (Bilecik)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz Belediyeler Kanunu Tasarısının 32 nci maddesi üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu ve şahsım adına söz almış bulunuyorum.

Değerli milletvekilleri, 21 inci Asrın yükselen değeri olarak ifade ettiğimiz ve aynı zamanda yaratılmışların en mütekâmili olan insanın huzurunu, güvenliğini sağlamak, ortak nitelikli gereksinimlerini karşılamak devletin temel görevidir. Siyasal bir organizasyon olan devletin, merkezî idareyi kurmasının amacı, ülke toprakları içerisinde yaşayan insanların ortak nitelikteki iç ve dışgüvenlik, adalet, kalkınma, sosyal güvenlik ve toplumsal refah gibi değerlerini yükseltmektir.

Bu amaçlara ulaşmak için ülkemizde yönetim görevi ve sorumluluğu, merkezî yönetim ve yerel yönetim olmak üzere iki ayrı örgüte bırakılmıştır. Bu iki ayrı örgütü, karşılaştırdığımız zaman, yerel yönetimler, seçmenlere veya belde halkına yakınlık olarak, demokrasinin hayata geçmesi açısından daha fazla olanak sağlamaktadır.

Temsil açısından bakıldığında, temsilciler ile seçmenler arasında coğrafî ve toplumsal mesafe azdır.

Bu nedenle, yerel yönetimler, etkili bir demokrasi modelinin hayata geçmesi açısından elverişli bir yönetimdir. Gelişen dünyaya paralel olarak ülkemizde de halkımızın istek ve arzularının artması, gereksinimlerinin karşılanması konusunda yerel yönetimlerle ilgili kanunların yetersiz kaldığı, güncelleşmesi gerektiği açıkça ortadadır.

Bu düşüncelerin ışığında yola çıkan 59 uncu hükümet, yerel yönetimleri düzenleyen kanun tasarıları ile Kamu Yönetiminin Temel İlkeleri ve Yeniden Yapılandırılması Hakkında Kanun Tasarısı birlikte değerlendirildiğinde, yönetimlerarası hizmet bölüşümünde ve özlük haklarında, gerçekçi, eşit hak ve kriterlere yer vermediği görülmektedir.

Görüşmekte olduğumuz Belediyeler Kanunu Tasarısının 32 nci maddesinde "meclis üyelerine, meclis toplantılarına ve ihtisas komisyonları toplantılarına katıldıkları her gün için, 39 uncu madde uyarınca belediye başkanına ödenmekte olan aylık brüt ödemenin günlük tutarının üçte 1'ini geçmemek üzere meclis tarafından belirlenecek miktarda huzurhakkı ödenir" denilmektedir.

39 uncu maddede, belediye başkanlarına, nüfus oranlarına göre ödenecek, devlet memurları aylık katsayısıyla çarpımı sonucu ortaya çıkan rakamların günlük yevmiyesi üzerinden yola çıkılarak, belediye meclisi üyesine ödenecek huzurhakkının hesaplanacağı ortadadır.

Mevcut belediyelerin yüzde 64'ünü oluşturan 5 000'in altındaki belediyelerde belediye başkanına ödenecek ücret, 50 000x36 450 -devlet memurları maaş katsayısı- sonucu ortaya çıkan rakamdır. Bunun karşılığı olarak belediye başkanına ödenecek rakam, brüt 1 822 000 000 liradır. Bu hesaplamaya göre, belediye başkanının günlüğü 60 750 000 liraya tekabül etmektedir.

Belediye meclisi üyelerine oturumhakkı olarak, başkanın günlük yevmiyesinin üçte 1'ini geçmemek üzere meclisin takdir edeceği rakamın ödeneceği gözönüne alınırsa, bir meclis üyesine oturum başına 20 000 000 Türk Lirası brüt ücret ödenecektir.

Değerli arkadaşlarım, yine aynı maddenin devamında "20 nci maddenin ikinci fıkrasında ve 24 üncü maddenin üçüncü fıkrasında" denilerek, oturum günü sayıları sınırlandırılmıştır. Buna göre, meclis toplantılarının 5 gün, bütçe görüşmelerinin 20 gün olduğunu düşünürsek, bir belediye meclisi üyesi en üst rakamla 80 gün oturuma katılacak, ilçesi, beldesi için kararlar alacak ve karşılığında, en üst rakamla 1 600 000 000 Türk Lirası alacaktır. Bunun aylık ortalaması 130 000 000'u geçmeyecektir.

İhtisas komisyonlarında görev alan meclis üyelerine, komisyonun görevine göre -imar komisyonunda 10 gün, diğer komisyonlarda 5 gün- aylık 100 000 000 ekgelir sağlanmaktadır. Bu rakamlar, brüt rakamlardır.

5 000 ve altı nüfusa sahip belediye meclisi üyelerine ödenecek rakamlar bunlardır.

Nüfusu 50 000 ile 100 000 arasındaki belediyelerde durum farklı değildir. Belediye meclisi üyelerine günlük, en fazla ve brüt üzerinden 36 000 000, aylık 180 000 000 ücret ödenecektir.

Nüfusu 2 000 000'un üzerinde olan bir belediyedeki meclis üyemiz ise aylık 465 000 000 civarında bir ücret alacaktır. Bunlar, meclis toplantıları için ihtisas komisyonlarında da görev almaları durumunda, buna yakın huzurhakkı alacaklardır.

Sizlere sunmuş olduğum bu rakamlar, en üst ve brüt üzerinden hesaplanarak ortaya çıkan rakamlardır. Uygulamada, bu rakamların çok altında rakamlar ortaya çıkacaktır.

Bunun yanında, bir hafta evvel Meclisten geçirdiğimiz İl Özel İdaresi Kanunuyla, meclis üyelerine, 2 200x36 450 -devlet memurları maaş katsayısı- sonucu ortaya çıkan rakam ödenmektedir. Bu da 400 000 000 lira brüte tekabül etmektedir. Buna göre, nüfusu 100 000 ile 250 000 arasında olan bir belediyenin meclis üyeleri ile yine aynı nüfusa sahip, hatta, nüfusu daha az olan bir yerin il genel meclisi üyeleri arasında yüzde 100'e varan ücret adaletsizliği görülmektedir.

Değerli milletvekilleri, hükümet yetkililerimiz zaman zaman yazılı ve görsel basına çıkıp demeçler veriyor "kamu personel reformu hazırlıyoruz, eşit işe eşit ücret getiriyoruz" diyorlar. Oysa, yeni çıkarılan bu kanunlar ile söyledikleri çelişiyor. Hiç değilse, yeni çıkardığımız bu kanunlarla, eşit işe eşit ücret uygulamasını sağlamamız gerekiyor. Bir beldenin, bir ilçenin, bir ilin belediye meclisinde görev alacaksınız, o yerleşim biriminin sosyal, ekonomik, sağlık, eğitim, imar, altyapı, zabıta, itfaiye ve sivil savunma hizmetlerinin uygulanması kararlarında aktif rol oynayacaksınız, bu kararları alırken de her türlü olaya maruz kalacaksınız; işyerinizi kapatacaksınız, bunun karşılığında, çok komik, çok cüzi rakamlarda ücret alacaksınız. Bunun, adaletli, hakkaniyet içerisinde bir yaklaşım olduğunu düşünmüyorum.

Elbette, bu görevleri yerine getirirken birilerini kırıyorsunuz, belki de düşman kazanıyorsunuz; birçok insanı, firmaları, şirketleri karşınıza alıyorsunuz. Karşılığında, kendinizi koruyacak hiçbir ama hiçbir imkâna sahip değilsiniz. Belediye başkanı olarak görev yapıyorsunuz ve görevde kaldığınız süre içerisinde silah taşıma ruhsatınız var; belediye başkanlığı göreviniz bitince silah taşıma ruhsatınız iptal ediliyor, bulundurmaya çevriliyor. Görevdeyken çok fazla ihtiyaç duymuyorsunuz. Görevdeyken, yanınızda şoförünüz var, korumanız var, zabıtanız var; sizi, olabilecek her türlü tehlikeye karşı koruyacak güvenlik güçleriniz var. Oysa, belediye başkanlığı göreviniz bittiğinde, bunların hiçbiri yanınızda olmayacak. Esas, kendinizi koruyacağınız dönem, o dönemdir. Böyle bir dönemde, belediye başkanlığı yapmış bir arkadaşa veya belediye meclisi üyeliği yapmış bir arkadaşa silah taşıma ruhsatını vermeyeceğiz... Bu, gerçekten, belediye başkanlarımızın özlük hakları açısından en önemli konudur.

ZÜLFÜ DEMİRBAĞ (Elazığ)Ellerinden bir kaza çıkmasın diye...

YAŞAR TÜZÜN (Devamla)Bunu müteakiben, elbette, belediye başkanlarımız, bizler kadar değerli insanlardır; seçilmişlerdir, şehreminidirler. Eskiden, belediye başkanlarına "şehremini" denilirdi. Şehremini demek, şehrin emin olan insanı demektir; yani, şehir, kendini, bu kişiye veya bu kişilere teslim etmiş. Dolayısıyla, şehrin kendisini teslim ettiği insana bizim böyle bir güvensizliği duymamız, böyle bir yetkiyi vermememiz, bizim ayıbımızdır diye düşünüyorum.

Diğer konu, belediye başkanlarımıza yeşil pasaport verilmesiyle ilgili. Yani, 3 225 belediye başkanımıza yeşil pasaport versek ne olur vermesek ne olur; bunu niçin sakınıyoruz?! Şehrin emini olan ve şehri teslim ettiğimiz insana, maalesef, silah taşıma ruhsatını ve yeşil pasaport imkânını sunamıyoruz.

Değerli arkadaşlarım, bu nedenle, belediye başkanlarına ve belediye meclisi üyelerine görevde kaldıkları süre içerisinde ve sonrasında silah taşıma ruhsatı verilmesinin yerinde bir karar olacağını düşünüyorum. Belki, bu düzenlemeyle bu hak tanınmayabilir; ama -Sayın Bakanımız da burada- önümüzdeki günlerde, yeni bir düzenlemeyle, belediye başkanlarımızı bu haklara kavuşturmamız gerekir diye düşünüyorum.

Değerli arkadaşlarım, belediye meclisi üyelerinin görevde kaldıkları süre içerisinde herhangi bir sosyal güvenlik kapsamı içerisine alınmalarının, en azından, sağlık hizmetlerinden yararlandırılmalarının gerekliliğine inanıyorum. Belediye meclisi üyeliği yapıyorsunuz, bulunduğunuz yerleşim biriminde yaşayan insanların gereksinimlerinin karşılanması konusunda karar veren organın üyesisiniz; karşılığında, hak ettiğiniz değeri alamıyorsunuz. Bu bağlamda, görev yaparken, zaman zaman karamsar, bazen kırgın, bazen kızgın oluyorsunuz, bu arada da sağlıklı kararlar veremiyorsunuz.

Geçmişte belediye meclisi üyeliği ve belediye başkanlığı yapmış bir arkadaşınız olarak, görevlerim esnasında yaşadığım ve gözlemlediğim birkaç konuyu da burada, sizlerle paylaşmak istiyorum.

Değerli arkadaşlarım, özellikle, çıkaracağımız bu yasada, belediyelerin içine düşmüş olduğu ekonomik sıkıntıyı çözen bir madde göremiyorum. Belediye sınırları içerisinde, özellikle, organize sanayi bölgelerinde bulunan sanayicilerin, aynı bölgede, belediye imar planı içerisinde oldukları halde, o belediyenin tüm imkânlarını ve o kentin işçisini, suyunu, havasını, toprağını kullanıp, kirlettiği halde, maalesef, o organize sanayi bölgesindeki sanayici veya birinci derecede esnaf, vergisini, o belediye sınırları içerisinde bulunan vergi dairesine yatırmıyor. Gerçekten bu büyük bir kayıp ve haksızlıktır. Bunu sayacak olursak, birçok il var; bunlardan biri de Bilecik.

Bilecik İlimizde organize sanayi bölgelerinde bulunan tam 57 tane fabrika var ve yaklaşık 10 000 kişilik bir işçi istihdam ediyorlar. Bu 57 fabrikamızın içerisinde, geçtiğimiz yılın sonunda sadece 1 fabrika vergi kaydını Bilecik'e aldırdı ve dolayısıyla, 56 fabrikanın vergi mükellefiyeti başka illerde, özellikle, İstanbul İlinde; dolayısıyla, vergiden alması gereken payı belediyemiz ve belediyelerimiz alamamaktadır.

Bu konudaki yasal düzenlemeler -biraz önce Sayın Bakanımıza da arz ettim- inşallah, kısa bir zamanda, Meclis gündemine getirilir diye düşünüyorum.

Değerli milletvekilleri, bu kanun tasarılarını bu Meclisten çıkarırken, kanunun kısa ömürlü değil uzun ömürlü olmasına, uzun vadede ihtiyaçlara cevap vermesine özen gösterelim. Çıkardığımız kanun uygulamalarında yaşanan sorunlar nedeniyle, kısa sürede kanun maddeleri üzerinde değişiklik yapmaya gidiyoruz, birçok kanun maddesini değiştiriyoruz. Yapmış olduğumuz bu değişiklikler kanunun bütünlüğünü bozuyor ve bu nedenle, devletin çok önemli bir örgütü olan mahallî idareler yasalarının görüşüldüğü bu kanun tasarılarında ve mahallî idarelerin en önemli ayağı olan Belediyeler Kanunu Tasarısında karar verirken, daha hassas davranmamız gerektiğini düşünüyorum.

Değerli arkadaşlarım, bugün, burada, bu kanunun bir an evvel çıkması noktasında ısrarcılığınızı anlayamıyorum. Özellikle Adalet ve Kalkınma Partisinin grup başkanvekilleri ve bu parti içerisinde, geçmişte, bu yerel yönetimlerde görev almış arkadaşlarım da niye gelip konuşmuyorlar, niye seçim bölgesinde belediye başkanlığı yaptığı dönem içerisindeki sıkıntılarını bu kürsüde dile getirmiyorlar; onu da anlamış değilim. Gerçekten, bu grubun içerisinde, geçmişte belediye başkanlığı yapmış çok değerli arkadaşlarım var, onların da düşüncelerini burada dile getirmelerini isterdim, onlardan da faydalanmamız gerektiğine inanıyordum; ancak, her nedense konuşmuyorlar. Sayın Grup Başkanvekilimiz yasakladı mı acaba arkadaşlara bu konuşmaları?..

Değerli arkadaşlarım, mahallî idareler yasası tasarısı, 1980 sonrası Türkiye'nin gündeminde hep olmuştur ve bundan böyle de olmaya devam edecektir. Milletvekili olduğumda en umutlu olduğum bir kanun, mahallî idareler; yani, yerel yönetimler, belediyeler kanunuydu. Bunda da inancım şuydu: Geçmişte belediye başkanlığı yapmış, çok değerli 31 arkadaşım var. Özellikle, geçmişte Başbakanımızın da bu görevi üstlenmesinden dolayı, en az bizim kadar mahallî idarelerin ve özellikle belediyelerin sıkıntısını bildiğini tahmin ediyordum ve bunların çözümlenmesi noktasında yeni düzenlemelerin yapılacağına inanıyordum; ancak, bu inandığımız anlamda, yıllardır üzerinde konuştuğumuz, 90'dan fazla maddesi olan bu düzenlemenin yetersiz olduğunu görüyorum.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

43 konuşma daha · 6 Temmuz 2004

43 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook