İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 24. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Sosyal yardımlaşma ve dayanışma kurumu başkanlığı teşk.ve gör.hak.kan.tas.(ss.649)

Enis Tütüncü

Tekirdağ Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 24. Birleşim · 3. yasama yılı · 1 Aralık 2004 · 1.387 kelime · yaklaşık 7 dakikalık okuma

Kaynak göster

Enis Tütüncü (CHP), 1 Aralık 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 24. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: SOSYAL YARDIMLAŞMA VE DAYANIŞMA KURUMU BAŞKANLIĞI TEŞK.VE GÖR.HAK.KAN.TAS.(SS.649)); konuşma 1.387 kelime.

Enis Tütüncü (CHP, Tekirdağ). “Sosyal yardımlaşma ve dayanışma kurumu başkanlığı teşk.ve gör.hak.kan.tas.(ss.649)”. TBMM Genel Kurulu, 24. Birleşim tutanağı, 1 Aralık 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/enis-tutuncu-22-2004-12-01-sosyal-yardimlasma-ve-dayanisma-kurumu-baskanligi-tesk-ve-gor-hak-kan (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA ENİS TÜTÜNCÜ (Tekirdağ)Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, ben, görüşülmekte olan yasa tasarısının ikinci bölümüyle ilgili, teşkilat ve fon kuruluşunun oluşturulmasıyla ilgili maddede söz almış bulunuyorum; sözlerime başlarken, hepinizi en derin sevgilerimle, sayılarımla selamlıyorum.

Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; bu tasarı ve bu madde, sosyal yardım ve sosyal hizmet alanındaki mevcut boşluğun doldurulması açısından, sosyal yardım ve sosyal hizmetler alanındaki yetersizliklerin giderilmesi açısından, AKP'li arkadaşlarımın iddia ettiklerinin aksine, dostlar alışverişte görsün yasası kabilinden bir yasadır.

Bu maddeyle düzenlenen teşkilat ve fon kurulmasının, sosyal hizmet ve sosyal yardım alanındaki sıkıntıların giderilmesi ve bu arada, Fak Fuk Fon uygulaması diye bilinen bu sosyal yardım ve sosyal hizmet alanındaki sıkıntıların bir bölümünün aşılmasıyla ilgili bu uygulamaya katkı yapması açısından da bu maddenin ve bu yasanın, sanıldığının aksine, pek kıymeti harbiyesinin olmadığı ortaya çıkıyor.

Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; konunun daha iyi anlaşılması için, izin verirseniz, kısaca, Türkiye'nin sosyal güvenlik sistemine bütüncül bir yaklaşımla bakılması gerekmektedir. Türkiye'de, hepimizin bildiği gibi, sosyal güvenlik uygulamaları başlıca iki alanda götürülmeye, yürütülmeye çalışılıyor; birinci alan, sosyal sigorta programlarıdır; ikinci alan ise, sosyal hizmet ve sosyal yardım uygulamalarıdır.

Birinci alan olan sosyal sigorta programları, işgücü içinde yer alan, yani, istihdamda olan, çalışan ya da işsiz yurttaşlarımızın, yani, aktif nüfusta olan, çalışma durumunda olan, prim ödeme gücünde olan ya da çalışma isteğiyle yanıp tutuşmakla birlikte işsiz olan yurttaşlarımızın sosyal güvenliklerinin sağlanmasıyla ilgili alandır.

Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; sosyal sigorta programlarıyla ilgili 5 yasal düzenleme ile 3 tane kurum faaliyette bulunuyor. Yasal düzenlemeler, Sosyal Sigortalar Kurumu Yasası, Emekli Sandığı Yasası, Bağ-Kur Yasası, tarım kesiminde kendi başına, kendi hesabına çalışanların sosyal güvenlikleriyle ilgili yasa ve tarımda işçi statüsünde çalışanların sosyal güvenliğiyle ilgili yasa. Bu 5 yasal düzenleme, 3 kurum eliyle sosyal sigorta programlarını düzenliyor; Sosyal Sigortalar Kurumu, Bağ-Kur ve Emekli Sandığı. Ayrıca, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Yasasının geçici 20 nci maddesiyle bir düzenleme daha var; bu da, Sosyal Sigortalar Kurumu çatısı altında götürülüyor; banka sandıklarının, sigorta şirketlerinin, reasürans şirketlerinin çalışanlarıyla ilgili.

Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; -biraz sonra konuya geleceğim, niye bunları anlatıyorum- olaya, bir sosyal güvenlik sistemi, ulusal sosyal güvenlik sistemi açısında yaklaşılması gerekiyordu. Bu yasa tasarısı, hem altkomisyonda belirttik hem de Plan ve Bütçe Komisyonunda belirttik, ulusal sosyal güvenlik sisteminin primsiz ayağının; yani, sosyal hizmet ve sosyal yardımlar ayağının ulusal bir modele kavuşturulması açısından bir fırsattı; ama, ne yazık ki bu fırsat kullanılamadı.

2004 yılı başlangıç itibariyle, sosyal sigortalar programları alanında az önce söylemeye çalıştığım 5 yasal düzenleme ve 3 kurumsal uygulamayla, istihdam edilen nüfusun ancak yarısı, yüzde 54'ü kapsama alınabilmiş; yani, bunca yıllık sosyal sigorta uygulamalarında demek ki, çalışan nüfusun, istihdamda olan nüfusun yarısına yakın bölümü, hâlâ, sosyal sigorta kapsamları dışında.

Bu konuda, kapsamdaki yetersizliğin ötesinde, bir başka sıkıntı var; sosyal sigorta programları alanında sistemsizlikten kaynaklanan biryığın sorunumuz bulunuyor. Her bir sigorta programında farklı normlar; yani, SSK'da ayrı normlar, standartlar, haklar, sorumluluklar, Bağ-Kurda ayrı, Emekli Sandığında ayrı. Yıllardır süregelen bu sistemsizlikten kaynaklanan sorunlar karşısında, tabiî, düzeltme çabalarının da etkisiyle, bir bakıyorsunuz, mevcut sosyal sigorta programları yamalı bohça haline gelmiş. Sosyal sigorta programlarının içeriğini, oranın uzmanları dahi bilemiyorlar; kopmuş... Sistemsizlik, sistemsizlik, sistemsizlik...

Şimdi, geliyoruz konumuzla ilgili hususa. Peki, sosyal sigorta kurumlarında böyle bir sistemsizlik var, sosyal yardım ve sosyal hizmet alanı nasıl; tam anlamıyla yürekler acısı, tam anlamıyla yürekler acısı. Bakınız, 8 500 000 dolayında özürlü yurttaşımız, bakıma ve korunmaya muhtaç her yaştan çocuk, genç, kadın, yaşlılar ile açlık sınırı altında yaşam mücadelesi veren milyonlarca yurttaşımız, çağdaş sosyal devlet elinin kendilerine uzanmasını, sosyal güvenlik şemsiyesi altında kendilerine yaklaşılmasını bekliyor.

Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; işte, görüşmekte olduğumuz bu yasa tasarısı, bu alanla ilgili; ama, burada da sistemsizliğin tüm sıkıntılarını, sistemsizliğin tüm problemlerini yaşıyoruz. Sosyal yardım ve sosyal hizmet alanında şu anda görüşmekte olduğumuz yasa tasarısı ve bu yasa tasarısıyla ilgili teşkilat ve fon kurulu uygulamasının yanında, bakınız nasıl uygulamalar var; yani, sistemsizliğin hangi boyutta olduğunu söyleyelim ve biz, şu anda hangi yasayla ilgileniyoruz ve sosyal güvenlik sistemi, sosyal yardım ve sosyal hizmet alanı açısından bu yasanın kıymeti harbiyesi nedir?

Sosyal hizmet ve sosyal yardım alanında Fak Fuk Fon uygulaması yanında, Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumunun, Emekli Sandığının, belediyelerin, derneklerin, çeşitli vakıfların, azınlıkların, Vakıflar Genel Müdürlüğünün, yeşilkart ve altmışbeş yaş yasası uygulamalarının sonuçlarını şu ya da bu şekilde el altında tutabiliyoruz; ama, şöyle bir baktığımızda, bölük pörçük, ayrı ayrı kurumlar eliyle götürülen, çok büyük ölçüde kaynak savurganlığına yol açan bu uygulamalara bakıyorsunuz, olağanüstü yetersiz, son derece yetersiz.

Hemen bir iki rakam vermek istiyorum. 8 500 000 özürlü yurttaşımız var, saygıyla karşılıyorum; ama, ben, Cumhuriyet Halk Partisinin birikimini, Yüce Meclisin çatısı altına getirmeye çalışıyorum. Plan ve Bütçe Komisyonunda bunları anlatmaya çalıştık; ama, başaramadık. Bir fırsat kaçırıyorsunuz, onu söylemeye çalışıyorum. Onun için, burada, sosyal devlet edebiyatını, böyle, sözle, yapmacık bir şekilde götürmenin hiçbir anlamı yok. Bir fırsat kaçırıldığını söylüyorum. Hiç olmazsa, bundan sonraki aşamalarda, bundan sonraki, sosyal devlet anlayışına dönük birtakım uygulamalarda, Cumhuriyet Halk Partisinin, Plan ve Bütçe Komisyonundaki ya da Sağlık ve Sosyal İşler Komisyonundaki ya da diğer komisyonlardaki önerilerini, lütfen, dikkate alınız; onu söylemeye çalışıyorum. Çünkü, bu alan, hepimizin, ama hepimizin, aynı şekilde duyarlı olması gereken bir alan. Bu alanın siyaseti olamaz. Bilmem anlatabiliyor muyum.

Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; 8 500 000 özürlü yurttaşımız var. Ben söyleyeyim, nasıl ve hangi aşamada, hangi kaynakla, hangi modelle bu 8 500 000 özürlü vatandaşımıza, yurttaşımıza sahip çıkacaksınız; hep birlikte düşünelim ve elimizi vicdanımıza koyarak düşünelim. 8 500 000 özürlü yurttaşımız var; Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumuna bağlı 60 kuruluş var; yatılı ve gündüzlü, toplam 4 824 özürlü yurttaşımıza hizmet verilebiliyor; 4 824 kişiye. Bunlar, devletin resmî rakamlarıdır; Devlet Planlama Teşkilatının 2005 yılı programından aldığım rakamlardır. 8 500 000 özürlü; ama, hizmet götürebildiğimiz 4 824 kişi; Türkiye'nin sorunu. Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu, Emekli Sandığı, belediyeler ve diğer kurumlara bağlı huzurevi ve bakımevlerinde, 10 000 dolayında, ancak ve ancak 10 000 dolayında yaşlıya hizmet sunulabiliyor.

Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; yüzbinlerce, ama yüzbinlerce, bakıma ve korunmaya muhtaç yaşlımız var; yani, Türkiye'nin modernleşmesi, geleneksel aile tipinin çekirdek aile tipine dönüşmesi, ne yazık ki, yaşlıların, geçmiş yıllarla kıyaslanamayacak ölçüde daha sıkıntılı bir konuma getirilmekte olduğunu bize anlatıyor. Eskiden, geleneksel aile içerisinde, kırsal alanda, yaşlılar evlerde bakılıyordu; şimdi de bakılıyor; ama, çok daha az bakılıyor. Yani, toplumsal realiteyi, Türk toplumundaki bu değişimi hep birlikte görmek durumundayız. 10 000 dolayında yaşlıya hizmet götürebiliyoruz. Bakınız, bakıma ve korunmaya muhtaç yüzbinlerce çocuğumuza sahip çıkılması açısından da son derece başarısız kalındığını görüyoruz. Bakıma ve korunmaya muhtaç 30 000 dolayında çocuğumuza sahip çıkabilmişiz.

Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; şimdi bunlara neden değiniyorum; bu yasa tasarısının ve bu maddenin, sosyal yardım ve sosyal hizmet alanındaki sorunların çözümü için hangi noktada durduğunu, ağırlığının ne olduğunu, kıymeti harbiyesinin ne olduğunu hep birlikte görelim diye bunlara değiniyorum. Türkiye'nin sosyal yardım ve sosyal hizmet alanındaki en büyük sıkıntısı -sağlık gelecek, sağlıkta da konuşacağız- sistemsizliktir. Sistemsizlik, sistemsizlik... Ne yazık ki, Türkiye, bunca yıllık deneyime, bunca yıllık çabalarına karşın, hâlâ ulusal sosyal güvenlik sistemini oluşturamamıştır. Ulusal sosyal güvenlik sisteminin sosyal sigorta ayağı nasıl olacak? Sosyal sigortalar ayağındaki yaşlılık, maluliyet, ölüm, uzun vadeli sigorta dalları nasıl götürülecek? iş kazası, meslek hastalığı, hastalık, analık, sağlık gibi kısa vadeli sigorta dalları nasıl götürülecek? Bunun ötesinde, sosyal yardım ve sosyal hizmete gereksinim duyan yurttaşlarımızın sayısı hızla artıyor; bunlara, nasıl bir çağdaş sosyal devlet anlayışıyla sahip çıkılacak? Sistem konusunda, model konusunda ne yazık ki başarılı olunamamış; ama, Adalet ve Kalkınma Partisi, gerçekten, çok güçlü bir Parlamento aritmetiğiyle karşımızda. Yani, Adalet ve Kalkınma Partisinin bunu düşünmesi lazım, sistemi, ulusal modelleri düşünmesi lazım. İşte, benim, bizim üzüntümüz budur.

Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; bir fırsat kaçırılmıştır. Bizim düşüncemiz, bu yasa tasarısıyla, sosyal yardım ve sosyal hizmet alanındaki boşluğu, sistemsizlik boşluğunu dolduracak bir fırsat kaçırılmıştır.

Ben, şimdi, Sayın Bakandan, lütfen, benden sonra gelip burada açıklamasını rica ediyorum. Bu yasa tasarısı ne getiriyor? Yani, Fak Fuk Fon uygulamasının daha etkin bir şekilde götürülmesi, sosyal yardım ve sosyal hizmet alanında gerçekten çok ciddî bir boşluğun doldurulması açısından bu yasa tasarısı ne getiriyor? Bu madde ne getiriyor? Elimizi vicdanımıza koyalım; tabiî ki, oradan buradan getirilmiş birtakım kamu görevlilerinin geçici hizmet anlayışlarıyla götürülüyordu; onlara kadro veriliyor şimdi. Bunun dışında ne getiriliyor? Rica ediyorum; bu mu olacak? Bu mu olmalıydı sosyal devlet anlayışı?! Burada neler neler konuşuldu. AKP'nin seçim bildirgesi belli, AKP'nin programı belli, hem Sayın Gül'ün hükümetinin programı belli hem şimdiki hükümetin programı belli ve altını çize çize ezberledik, AKP'nin sosyal devlet anlayışıyla ilgili programı belli. Lütfen, değerli arkadaşlarım, değerli milletvekilleri; sosyal devlet edebiyatı yapmayalım burada; programınızın gereğini yapınız. İki yılı aşkındır iktidarsanız.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

26 konuşma daha · 1 Aralık 2004

26 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook