Sosyal yardımlaşma ve dayanışma kurumu başkanlığı teşk.ve gör.hak.kan.tas.(ss.649)
İzmir Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 24. Birleşim · 3. yasama yılı · 1 Aralık 2004 · 808 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma
Kaynak göster
Enver Öktem (CHP), 1 Aralık 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 24. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: SOSYAL YARDIMLAŞMA VE DAYANIŞMA KURUMU BAŞKANLIĞI TEŞK.VE GÖR.HAK.KAN.TAS.(SS.649)); konuşma 808 kelime.
Enver Öktem (CHP, İzmir). “Sosyal yardımlaşma ve dayanışma kurumu başkanlığı teşk.ve gör.hak.kan.tas.(ss.649)”. TBMM Genel Kurulu, 24. Birleşim tutanağı, 1 Aralık 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/enver-oktem-22-2004-12-01-sosyal-yardimlasma-ve-dayanisma-kurumu-baskanligi-tesk-ve-gor-hak-kan (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA ENVER ÖKTEM (İzmir)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; tasarının 1 inci maddesiyle ilgili olarak şahsım ve Parti Grubumuzun görüşlerini açıklamak üzere söz almış bulunuyorum; hepinizi saygıyla selamlarım.
Değerli milletvekilleri, görüşmekte olduğumuz Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Kurumu Başkanlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Tasarısının içeriğine ve maddelerine geçmeden önce belirtmeliyim ki, bu tasarı tek başına değerlendirilecek bir tasarı değildir. Hükümet, Türkiye Cumhuriyetinin ve halkımızın ilkelerinin, istemlerinin ve beklentilerinin tam aksi bir doğrultuda, ısmarlama bir paket programı uygulamaya geçirmeye çalışmaktadır. Bu yüzden, burada, konuştuğumuz, tartıştığımız her yasa tasarısının diğer tasarılarla bağlantılı olduğunu ve bu tasarıların, Türkiye Cumhuriyetinin büyük dönüşümü; yani, hedeflerinden saptırılması projesinin bir parçası olduklarını bilerek değerlendirmemiz gerektiğini düşünmekteyim.
Tabiî, bu projenin hangi küresel sermaye odakları tarafından desteklendiğini ve yönlendirildiğini söylememe bile gerek yoktur; çünkü, kendileri de, büyük bir sorumsuzlukla, hemen, bütün yasa gerekçelerinde, IMF, Dünya Bankası, uluslararası sermaye bağlantısını açıklıyorlar. Bize, sadece, bu projenin, ülkemizde hangi tür sermaye, tarikat veya rantiyecinin işine yaradığını bulmak kalıyor. O da, zaten, hükümetin, halkı yeni bir felakete sürükleyecek son iki yıllık politikalarını izlediğimizde de kolayca tespit edilebilir.
Değerli milletvekilleri, hükümetin çıkardığı yasaları, gündeme getirdiği yasa tasarılarını incelediğimizde, çok vahim bir anlayışla karşı karşıya kalıyoruz. Hükümet, sorun çözmüyor; sorunları ya üzerinden atıyor, başkalarına devrediyor ve kendini sorumluluktan kurtarıyor ya da sorunları kurumsallaştırıyor ve sürekli hale getiriyor. Örneğin, ülkemizin en büyük sorunu işsizliktir. Hükümet, işsizliği önleyecek yatırım ve istihdam politikaları üreteceğine, istihdamda kölelik rejimini getiren İş Kanununu çıkarabilmektedir. Bu kanunla, hem işsizliğin daha da artmasına neden oluyor hem de bu sorunu, getirdiği kölelik döneminden kalma özel istihdam büroları düzenlemesiyle, âdeta, özelleştiriyor. Üstelik, çalışma yaşamındaki çarpıklığı, örgütsüzlüğü, kayıtdışılığı daha da artıracak esnek çalışma ilişkilerini düzene sokacağına, yasal hale getiriyor, meşrulaştırıyor. Yine, ülke ekonomisini güçlendirecek, kalkınma hızımızı artıracak, cumhuriyetimizin ekonomik belkemiği konumundaki kamu işletmelerimizin kapasitesini ve verimliliğini yükseltmek için çaba sarf edeceğine, işsizliği, yoksulluğu, üretimsizliği artıracağını bile bile, yok pahasına özelleştirmek istiyor.
Aynı şekilde, hükümet, gerçek anlamda bir idarî reform yaparak, kamu yönetimini etkinleştireceğine, kamu reformu adı altında, kamu yönetimini parçalamayı, ülkeyi küçük, özerk rantiye bölgelerine dönüştürmeyi hedeflemektedir.
Madenleri işler hale getirip, üretimi artıracağına, çokuluslu tekellerin istemleri doğrultusunda madenlerle ilgili yasal düzenlemeler yaparak, madenlerimizi yabancı sermayeye peşkeş çekmektedirler.
Petrol Yasası Tasarısıyla, tam anlamıyla enerji bağımlısı bir ülke olmamıza yol açacak bir düzenleme getirmek istiyor. Millî servetimiz ve hayat damarımız olan ormanlarımızı koruma görevini bırakıp, Orman Yasasıyla da ormanları yok etmeye çalışıyor.
Sosyal Sigortalar hastanelerini etkinleştirmek, kapsamlı hizmet verir hale getirmek yerine, işçinin malını gasbederek elden çıkarmayı hedefliyor.
Köylünün en büyük yardımcısı Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğünü ıslah edeceğine, daha fazla hizmet verir hale getirmek için çalışacağına, tamamen ortadan kaldırmak üzere yasa tasarısı hazırlıyor; böylece, binlerce işçinin ekmeğiyle oynayarak büyük bir vebal atına girmekten korkmuyor.
Daha nice örnekler verebiliriz. Yani, hükümet, mevcut sorunları, çarpıklıkları, olumsuzlukları daha da geliştirmek ve sürekli hale getirmek için âdeta bilinçli bir çaba sarf ediyor. Bu yönde epey ilerleme katettiğini söyleyebiliriz.
Değerli milletvekilleri, şimdi görüşmekte olduğumuz tasarı da aynı çarpık anlayışın bir tehlikeli yansımasıdır. Bu tasarıyla hükümet, ortaya devasa bir sadaka kurumu çıkararak, işsizlik ve yoksullukla mücadele etmeyeceğini, sosyal güvenlik sisteminin iflas ettiğini ve artık, sosyal devletin anlamsız olduğunu, bu sorumluluğu da üzerinden atarak, yoksul halkımızı, çaresizliğiyle birlikte, Dünya Bankasının, sivil toplum kuruluşlarının ve yerel cemaatlerin acıma duygusuna havale edeceğini ilan etmiş bulunmaktadır.
Hükümet, yoksulluğu da kurumsallaştırmış ve sürekli hale getirmiştir. AKP'liler kendilerini iktidara getiren işsizliğe, yoksulluğa ve çaresizliğe olan sadakatlerini, 1 başkan, 3 başkan yardımcısı, 5 daire başkanı, 1 hukuk müşaviri, 3 yardımcı birim, her il ve ilçede bağlı vakıflar ve bu birimlerde çalışan binlerce kişiden oluşan dev bir anıt dikerek göstermek istiyor. AKP'liler, iktidarlarının devamlılığı için, yoksulluğun, çaresizliğin, muhtaçlığın devam etmesi gerektiğini çok iyi biliyorlar. Kazanla, kepçeyle aldıkları halkın rızkını kaşıkla dağıtarak, sadakaya dönüştürerek kendi vicdanlarını rahatlatacaklarını, çaresiz halkın duasını ve tabiî ki, oyunu alacaklarını sanmaktadırlar. Katrilyonluk fona sahip olan bu sadaka örgütüyle, çaresiz yoksullara bir iki lokma ekmek dağıtarak, oya endekslenmiş vicdanlarını rahatlatırken, hangi yandaşlarının cüzdanlarını dolduracakları da pek iyi anlaşılamamaktadır.
Değerli milletvekilleri, bu tasarının gerekçesinde, halen yürürlükte olan Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Fonunun tüzelkişiliğinin olmadığı, geçtiğimiz yıllarda bu fona 250 000 000 dolarlık kredi desteği veren Dünya Bankasının, yardım yaparken karşılarında muhatap olarak bir tüzelkişilik görmek istediği belirtilmekte, bu yüzden bu fonun tüzelkişiliğe kavuşturulması gerekliliği vurgulanmaktadır. Ülkemizin içine düşürüldüğü duruma bakınız; yoksulluğu önlemek için çalışacağımıza, kalkınma politikaları üreteceğimize, istihdam yaratıcı yatırımlar planlayacağımıza, Dünya Bankasından sadaka niyetine devede sinek bir yardım alabilmek için böyle bir yasa çıkarıyoruz, bir sadaka kurumu oluşturuyoruz. Üstelik, hiç çekinmeden, sıkılmadan bu teslimiyeti, ulusal egemenliğimizin sembolü Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulan yasa tasarısının gerekçesine yazıyor ve belgeliyoruz. İleride, onurlu bir iktidar kurulduğunda, bu belgeler utanç vesikaları olarak, ibretlik belgeler olarak sergilenecek ve gelecek nesillere bir şekilde ders olarak okutulacaktır.
ASIM AYKAN (Trabzon)- Onursuz mudur hükümet!..
SADULLAH ERGİN (Hatay)- Hakaret etme!..
ENVER ÖKTEM (Devamla)- Değerli milletvekilleri, tasarının gerekçesi, hükümetin zihniyetini tam olarak ortaya koymaktadır.
ASIM AYKAN (Trabzon)- Bu nasıl konuşma; utanmıyor musun?!..
ENVER ÖKTEM (Devamla)- Ne oldu, rahatsız mı oldunuz?..
Gerekçede şu ibretlik ifadeler vardır...
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
26 konuşma daha · 1 Aralık 2004