İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 25. BİRLEŞİM · SALI

Mustafa cumhur ersümer ile zeki çakan haklarında meclis soruşturması açılmasına ilişkin (9/4-7)

Enver Yılmaz

Ordu Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 25. Birleşim · 2. yasama yılı · 9 Aralık 2003 · 1.200 kelime · yaklaşık 6 dakikalık okuma

Kaynak göster

Enver Yılmaz (AK Parti), 9 Aralık 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 25. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: MUSTAFA CUMHUR ERSÜMER İLE ZEKİ ÇAKAN HAKLARINDA MECLİS SORUŞTURMASI AÇILMASINA İLİŞKİN (9/4-7)); konuşma 1.200 kelime.

Enver Yılmaz (AK Parti, Ordu). “Mustafa cumhur ersümer ile zeki çakan haklarında meclis soruşturması açılmasına ilişkin (9/4-7)”. TBMM Genel Kurulu, 25. Birleşim tutanağı, 9 Aralık 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/enver-yilmaz-22-2003-12-09-mustafa-cumhur-ersumer-ile-zeki-cakan-haklarinda-meclis-sorusturmasi-a (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

ENVER YILMAZ (Ordu)Yüce Meclisimizin Sayın Başkanı ve değerli üyeleri; 1997-2002 döneminde ülkemizin yönetiminde görev alan bazı sayın bakanlar hakkında verilmiş bulunan soruşturma önergesinde imzası bulunan milletvekillerinden biri olarak söz almış bulunuyorum; Yüce Heyetinizi, tekrar, saygıyla selamlıyorum.

Bilindiği üzere, yolsuzlukların sebeplerinin, sosyal ve ekonomik boyutlarının araştırılarak, alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla kurulan Meclis araştırması komisyonu tarafından düzenlenen raporlarda, belirtilen dönemlerde görev yapan sayın bakanların işlem ve icraatları ayrıntılı olarak açıklanmış ve sorumlulukları ortaya konulmuştur; ancak, aradan geçen zaman zarfında, söz konusu komisyon çalışmalarından bağımsız olarak, devlet örgüt yapısı içerisinde bulunan denetim birimlerinin de çalışma ve raporları, hepimizin malumudur.

Bu çalışmalar, kamuoyunda ve basında yer alan, Cumhurbaşkanlığı Devlet Denetleme Kurulu, Hazine Müsteşarlığı, KİT Komisyonunca düzenlenen “Enerji Fiyatlarının Dünya Seviyesine İndirilmesi ve Kamu Yükümlülüklerinin Asgarî Düzeye Düşürülmesi İçin Temel Strateji” isimli raporlardır.

Bilinen adı Yolsuzlukları Araştırma Komisyonu olan, Türkiye Büyük Millet Meclisi yolsuzlukların sebepleri, sosyal ve ekonomik boyutlarının araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla kurulun Meclis Araştırması Komisyonu raporunda soruşturma önergemize muhatap olan Enerji ve Tabiî Kaynaklar eski Bakanı Sayın Cumhur Ersümer'in, ülke menfaatlarını zarara uğratacak uygulamalarından, öncelikle, doğalgaz konusuna değinmek istiyorum.

Hazine Müsteşarlığı raporlarına göre, 2003-2019 yılları arasında, garantili elektrik alım sözleşmeleri sebebiyle toplam 70 milyar dolar, doğalgaz ithalatı sebebiyle de asgarî 90 milyar dolar olmak üzere, kamunun, toplam, asgarî 160 milyar dolar tutarında ödeme yapacağı tahmin edilmektedir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; doğalgaz alım anlaşmalarında, alım garantisi anlamına gelen "al ya da öde" yönteminin uygulanması, bu anlaşmalar kapsamında saptanan fiyat formülünün daha sonra usulsüz olarak Türkiye aleyhine değiştirilmesi, Mavi Akım hattının Samsun-Ankara bölümünün ihalesiz olarak OHS Konsorsiyumuna verilmesi ve bu işin benzer işlere göre yaklaşık 75 000 000 dolar daha pahalı yaptırılmasına neden olunması -ki, Ankara 6. Ağır Ceza Mahkemesince, bu miktar, 60 000 000 dolar olarak da kesinleşmiştir- doğalgaz çevrim santrallarına gaz verilememesi halinde yüksek ceza ödenmesi öngörülmesine karşılık, Rusya'nın doğalgaz sağlayamaması halinde, bu cezaların Rus tarafına yansıtılmaması sonucu kamu zararına yol açılması... Yine, 1999 yılı son ayı ile 2000 yılının ilk dört ayında, Rusya tarafının yeterli gazı sağlayamadığı gerekçesiyle, doğalgazda yap -işlet - devret modeline göre üretim yapan enerji santrallarına 117 000 000 dolar ödeme yapılmasına rağmen, bu nedenle Rusya'dan herhangi bir ceza talebinde de bulunulamamıştır.

Öte yandan, doğalgaz sözleşmeleri kapsamında, batı hattından alınan doğalgazla ilgili olarak yapılan ikinci fiyat revizyonu sonucu, Türkiye aleyhine, önce yüzde 25, daha sonra da 3 dolar/1 000 metreküp fiyat artışına neden olunmuştur. Ayrıca, Rusya tarafının yükümlülüklerini yerine getirmemesi sonucu doğan yaklaşık 13 500 000 dolar alacağımızdan vazgeçilerek, ülkemiz menfaatları korunmamıştır. Bu durumda, Rusya tarafının, bu revizyondan fevkalade avantajlı çıktığı, bu revizyonu imzalayan dönemin Genel Müdürünün ve Doğalgaz Daire Başkanının, sözleşmede öngörülmüş olan BOTAŞ Yönetim Kurulundan yetki alma şartına uymadan bu işlemleri yapmış olduklarının anlaşıldığı ve bu konuların Bakanlığın bilgisi dahilinde olduğu da tespit edilmiştir. Nitekim, geçtiğimiz günlerde, Ankara 6. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen ceza davası sonuçlanmış ve BOTAŞ'ın o zamanki yöneticileri, Mavi Akım hattının Samsun - Ankara bölümüyle ilgili olarak devleti yaklaşık 60 000 000 dolar zarara uğrattıkları gerekçesiyle, hapis cezasına çarptırılmışlardır.

Şimdi sormak gerekir: Daha henüz işin ihalesi yapılmadan, işi hangi firmanın alacağı önceden belirlenirken, bunda ilgili bakanın dahlinin, katılımının veya en azından haberinin olmaması mümkün müdür? Haberi yoksa, Bakanlık, BOTAŞ üzerindeki gözetimini nasıl yapmıştır ki, bu yolsuzluk meydana gelmiştir? Genel kanaat, Sayın Cumhur Ersümer'in de, en azından BOTAŞ yöneticileri kadar bu olaylarla ilgisinin ve talimat şeklinde tezahür eden dahlinin olduğu, dolayısıyla, görevini kötüye kullandığı yönündedir.

Yine, Hazine Müsteşarlığı raporlarına göre, elektrikte alım garantili sözleşmeler kamunun yükümlülüğünde olduğu sürece finansman açıklarının kaçınılmazlığı ortadadır. 2003 - 2019 döneminde, toplam 19 milyar dolar fazla ödeme yapılacağı aşikârdır. Ayrıca, doğalgaz arz fazlası nedeniyle de, al ya da öde kapsamında, söz konusu dönemde toplam 14 milyar dolar tutarında ilave yük getirecektir. Yani, elektrik ve doğalgaz için, onyedi yıllık dönemde, finansman açıklarının karşılanması nedeniyle, Hazinenin toplam 33 milyar dolar fazla ödeme yapması gerekeceği de ortadadır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ikinci olarak değinmek istediğim husus ise, bir yönüyle doğalgaz anlaşmalarıyla doğrudan ilgili olan, bir yönüyle de doğalgazdan bağımsız olan enerji santralları ve diğer enerji politikalarıdır. Doğalgaz anlaşmalarının ihtiyacın üzerinde miktarlarda bağıtlanması nedeniyle gaz fazlasının doğalgaz santrallarında tüketilmesi yaklaşımı, bugün gelinen noktada, ihtiyacımız olmayan elektrik enerjisinin yüksek fiyatlarla alınması sonucunu doğurmuştur. Doğalgaz santrallarının yaygınlığı, doğalgaz yönünden ağırlıklı olarak tek bir ülkeye, Rusya'ya bağımlılığın yanında, dövize dayalı ve pahalı olması nedeniyle de önemli sorunları beraberinde getirmiştir. Nitekim, 1993 yılından itibaren ve özellikle doğalgaz ve doğalgaza dayalı enerji santralları politikalarıyla ilgili olarak, 1999 yılında, Devlet Planlama Teşkilatı, Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanlığını ağır bir biçimde eleştirmiş ve gerekli uyarılarda bulunmuştur. Buna rağmen, Bakanlık bildiğini okumuş ve eleştirileri dikkate almadığı gibi, adı geçen kurulu muaheze etmiştir. Örneğin, Devlet Planlama Teşkilatı, 30 Haziran 1999 tarihinde, Bakanlıkça enerji planlaması çalışmalarının ciddiyetle yapılmadığı, Bakanlık listelerinde yer alan birçok projenin değerlendirmeye alınmasının mümkün olmadığı, kısacası, elektrik enerjisi tüketim tahminleri ile doğalgaz ihtiyaç tahminlerinin hayalî olarak yükseltildiğini belirtmiştir. Yine, benzer ikaz ve tenkitler, Devlet Planlama Teşkilatınca 20 Eylül 2000 tarihinde de yapılmıştır.

Dünya Enerji Ajansı, Dünya Bankası ve büyük enerji şirketleri, 2000 yılı itibariyle, 2010 yılı için Türkiye'nin doğalgaz ihtiyacını 35 milyar metreküp civarında tahmin etmişlerdir. “Mavi Akım” olarak isimlendirilen anlaşmaya göre, ülkemize, 2001 yılında 2 milyar metreküple başlamak üzere, yıllar içinde giderek artan bir biçimde, 2008'de 16 milyar metreküp gazın transferi amaçlanmıştır. Türkiye'nin enerji ve buna bağlı gaz talebinin yüksek hesaplanması, plansız olarak santral inşaat taahhüdüne girilmesi, buna bağlı olarak, kısıtlı kaynakların gereksiz ya da gereğinden fazla yatırımlara yönlendirilmesi, devlet adına gaz temin taahhüdünde bulunulması nedenleriyle, bu anlaşma yapılırken, Türkiye'nin temel stratejik çıkarlarının gözönüne alınmadığını söylemek mümkündür. Bu çerçevede, doğalgazla çalışan yap-işlet-devret modeli pahalı enerji santralları ortadayken, yap-işlet modeliyle, yine doğalgaza dayalı, dolayısıyla, dışa bağımlı santrallar kurulması, özellikle bunların enerji arz ve talep durumu dikkate alınmadan gerçekleştirilmesi, yanlış enerji politikalarına örneklerdir.

2003 yılı içinde faaliyete geçmesi beklenen söz konusu santrallar için Gebze'ye başvurunun yapılması, daha sonra bu santral için bir süre yer aranması ve nihayet Bulgaristan'dan enerji ithalatı gerçekleştirilmesinin yanı sıra, Bursa Doğalgaz Santralı ile Trakya bölgesindeki Ambarlı, Hamitabat ve özel sektöre ait Unimar Trakya şirketlerinin doğalgaz santralları nedeniyle enerji arzı sorunları bulunmasına rağmen, Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanlığının politikaları gözden geçirilmemiş ve defalarca uyarı da yapılmıştır. Diğer bir ifadeyle, Kırklareli Doğalgaz Santralının yapımı, Bakanlığın bir plan veya projesinin sonucu değil, yapımcı firma talebinin karşılanmasına yöneliktir. Buna rağmen, dönemin Sayın Bakanı tarafından 11.9.1998 tarihinde şirketle imtiyaz sözleşmesi imzalanmıştır.

Mevcut doğalgaz santrallarında gerçekleştirilen üretim sonucunda, Türkiye elektrik enerjisi üretiminde doğalgazın payı yüzde 50 seviyelerinin de üzerine çıkmış durumdadır. Buna paralel olarak, ülkemiz kaynaklarına dayalı olarak üretilen elektrik enerjisinde de yerli linyit kömürü ile su kaynaklarının paydası sürekli olarak düşüş göstermiştir.

Başta DPT olmak üzere, enerji konusunda uzman veya görevli kuruluşlar TEK, TEAŞ, TEDAŞ, DSİ, Elektrik İşleri Etüt İdaresi, Hazine Müsteşarlığı tarafından defalarca dile getirilen uyarı ve önerilere rağmen, Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanlığınca bu uyarı ve öneriler dikkate alınmamış, aksine, anılan kuruluşlar söz konusu uyarılarından ötürü de eleştirilmiştir. Ancak, ülkemizin enerji ve doğalgaz arz-talep dengesi açısından içinde bulunduğu nokta, başta DPT olmak üzere, söz konusu kurum ve kuruluşların öngördüğü tabloyla bire bir de örtüşmektedir. Örneğin, Mavi Akım Projesinden 2000 yılında gaz alınacağı belirtilmekte ve buna dayalı olarak santral projelerine yer verildiği görülmektedir. Halbuki, Mavi Akım Projesinin, bugün gelinen noktada, anılan tarihte bitirilmesi mümkün görülmemektedir. Bu nedenle, bu projenin yeni santral planlaması ve gaz projeksiyonları çerçevesinde yeniden planlanmasında yarar mütalaa edilmektedir denilmiştir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

17 konuşma daha · 9 Aralık 2003

17 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook