İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 90. BİRLEŞİM · PERŞEMBE

T.c. ziraat bankası a.ş.ve tarım kredi kooperatifleri hk. (s.s. 151)

Erdoğan Özegen

Niğde Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 90. Birleşim · 1. yasama yılı · 5 Haziran 2003 · 1.451 kelime · yaklaşık 7 dakikalık okuma

Kaynak göster

Erdoğan Özegen (AK Parti), 5 Haziran 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 90. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: T.C. ZİRAAT BANKASI A.Ş.VE TARIM KREDİ KOOPERATİFLERİ HK. (S.S. 151)); konuşma 1.451 kelime.

Erdoğan Özegen (AK Parti, Niğde). “T.c. ziraat bankası a.ş.ve tarım kredi kooperatifleri hk. (s.s. 151)”. TBMM Genel Kurulu, 90. Birleşim tutanağı, 5 Haziran 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/erdogan-ozegen-22-2003-06-05-t-c-ziraat-bankasi-a-s-ve-tarim-kredi-kooperatifleri-hk-s-s-151 (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

AK PARTİ GRUBU ADINA ERDOĞAN ÖZEGEN (Niğde)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 151 sıra sayılı Türkiye Cumhuriyeti Ziraat Bankası Anonim Şirketi ve Tarım Kredi Kooperatifleri Tarafından Üreticilere Kullandırılan ve Sorunlu Hale Gelen Tarımsal Kredilerin Yeniden Yapılandırılmasına İlişkin Kanun Tasarısı üzerinde AK Parti Grubu adına söz almış bulunuyorum; bu vesileyle Yüce Heyetinizi saygıyla selamlıyorum.

Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; malum olduğu üzere ülkemizde, 2000 ve 2001 yılında yaşanan ekonomik krizlerin neticesinde, özellikle malî piyasalarda ciddî olumsuzluklar meydana gelmiş, döviz fiyatları artmış, gecelik faizler cumhuriyet tarihinde görülmemiş oranlara, yüzde 2 000'lere, hatta yüzde 5 000'lere, yüzde 7 500'lere çıkmıştır.

Ülkemizde siyasal istikrarı bozan, malî piyasaları allak bullak eden krizler, tarım ürünlerinin fiyatlarını düşürmüş ve çiftçimizi, köylümüzü bugüne kadar yaşamadığı ölçüde büyük bir sıkıntıya düşürmüştür. Anılan krizler, ülkemizde her kesimi ciddî şekilde etkilemekle birlikte, en ağır tahribatı tarım kesimi üzerinde yapmıştır. Ayrıca, 2000, 2001 ve 2002 yıllarında, olumsuz iklim koşullarının da etkisiyle, tarımsal üretimde ciddî anlamda verim ve kalite düşüklüğü yaşanmıştır. Ekonomik krizlerle boğuşan çiftçimiz, aynı zamanda üretimde yaşanan verim ve kalite düşüklüğü sebebiyle ek bir darbe daha almıştır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; tarım sektörü, ülkemizin ekonomik ve sosyal gelişmesinde önemli katkılarda bulunmaktadır; ancak, uzun yıllar ekonominin temel unsuru olan tarım sektörünün Türkiye ekonomisi içindeki azalan nispî payını, son yıllarda, gelişme önceliği gösteren sanayi, ticaret ve hizmet sektörü almıştır.

Her şeye rağmen, bugün, ulusal gelirimizin yaklaşık yüzde 14'ünü ve istihdamın yaklaşık yüzde 40'ını oluşturan tarım sektörü, gıdaların üretimi ve beslenmeyle doğrudan ilgilidir. Tarım sektörü, millî gelire katkısı ve sanayi sektörüne sağladığı hammadde ve sermaye yanında, sağlıklı çevrenin oluşması ve korunmasını sağlamaktadır; ayrıca, ekolojik dengenin kurulması ve sürdürülebilirliği açısından, tüm ülke halkını ilgilendirmesiyle, ekonomik ve sosyal bir sektör olma özelliğini, halen korumaktadır.

Tarım politikaları, geniş bir etki alanına sahip olması nedeniyle, ülkelerin, ekonomik, sosyal ve siyasî politikalarının önemli parçalarından biridir.

Tarım sektörü, yapısı gereği, dünyanın hiçbir ülkesinde, tamamen piyasa koşullarına bırakılmamakta, devlet desteği gerekli kılınmaktadır. Bu desteğin, ülkelere göre amaç ve araçları farklılıklar göstermekle birlikte, nihaî hedef, üreticilere adil ve yeterli bir yaşam standardının sağlanmasının yanı sıra, tüketicilere, uygun fiyat ve kalitede yeterli ürün arzının garanti edilmesidir. Bunun yanında, artan nüfusun beslenme ihtiyacının karşılanması, üretimde riskin azaltılması, tarımda çalışan nüfusa yeterli ve düzenli gelirin temin edilmesi, kırsal kesimin kalkındırılması, sanayi sektörünün hammadde ve sermaye ihtiyacının karşılanması, doğrudan veya dolaylı olarak ihracata destek verilmesi ve benzeri sebeplerle tarım sektörü, bugün, dünyanın her yerinde desteklenmektedir.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ülkemiz, sahip olduğu tarımsal üretim alanını, maalesef, arzu edilen üretim kapasitesine ve verimliliğine yönlendirememiştir. Bunun sebeplerinin başında, tarım sektörünün üzerindeki nüfus baskısını dengeleyecek ölçüde tarımsal işletmelerin nitelik ve nicelik olarak geliştirilememesi gelmektedir.

Günümüzde, bütün dünyada olduğu gibi, ülkemizde de, tarım alanlarının artırılması âdeta imkânsızdır. Bu nedenle, mevcut tarımsal alanlarda üretimi artırmaya yönelik olarak ar-ge çalışmaları ve teknolojik donanım konusunda çiftçilerimize sürekli destek sağlanmaya çalışılmaktadır. Bu çerçevede, büyük sıkıntılar içinde olduğunu bildiğimiz, hatta aynı sıkıntıyı birlikte yaşadığımız çiftçimize, 2003 yılı bütçe döneminde destek olmak üzere, başta prim ödemeleri için, bir önceki yılda 194 trilyon lira kaynak aktarılırken, 2003 yılında, hükümetimiz, bunu, bütün olumsuz koşullara rağmen, 264 trilyon liraya çıkararak -ödenek ayırarak- bir önceki yıla göre yüzde 39 artış sağlamıştır.

Yine, hayvancılık destekleri, bir önceki yıl 75 trilyon lira olarak gerçekleşirken, 2003 yılında, hükümetimiz, 176 trilyon lira ödenek ayırarak, yüzde 135 artış sağlamıştır.

Ayrıca, doğrudan gelir desteği için de, bütçede, 1 katrilyon 610 trilyon lira ödenek ayrılmıştır.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; konuşmamın başında da ifade ettiğim gibi, tarım sektörü, ülkemizde lokomotif sektörlerden biridir. Hükümetimiz, kurulduğu günden bugüne kadar, bütün kesimlerin sorunlarına eğildiği gibi, gerçekten, bugüne kadar -ülkemizin genel olarak yaşadığı ekonomik sıkıntılar da gözönünde bulundurulduğunda- önceki dönemlerde ihmal edilen çiftçimize ve köylümüze ciddî manada destek vermiştir ve destek vermeye devam edecektir.

Şöyle hatırlayacak olursak, çiftçimize verilen bütün olumsuz şartlara rağmen... Hükümet, tarımsal sulamada 400 000 çiftçimizin enerji borçlarını, uzun yıllardır birikmiş olan enerji borçlarını yeniden yapılandırarak, 21 ay gibi bir zaman dilimine taksitlendirmiştir ve faizleri kaldırarak, TEFE'ye endeksli olarak bu borçları yeniden yapılandırmıştır.

Diğer taraftan, pancar üreticisi için, bizden önceki dönemde planlanan, kotaların daraltılması, ekimin daraltılması... Geldiğimizde önümüzde bulduğumuz pancar üreticisinin mağduriyetini gidermek için, bütün sıkıntılara rağmen, Hazineden ek 300 trilyon lira kaynak aktarılmıştır.

Yine, kamuoyunda da merakla beklenen çiftçimize ucuz mazot projesindeki destekleme, şu anda, dağıtılmaya başlamıştır. Çiftçimizin kullandığı mazotta yüzde 35 indirim getirilmiştir.

Bunun yanı sıra, tütünde, fındıkta, çayda, daha önce alınan kararlar gereğince hiç mümkün olmayan; ancak, ani kararlarla bu üretimi yapan çiftçilerimizi mağdur eden yapılanmayı yeniden gözden geçirerek, yeni bir geçiş sürecini hazırlamak bakımından, bütün bu ürünleri üreten çiftçilerimize de destek verildiği hepimizin malumudur.

Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; ülkemizde, çiftçimizin, gerçekten finansal açıdan desteklenebilmesi için başvurabileceği iki kaynak vardır; biri Ziraat Bankası, diğeri ise tarım kredi kooperatifleridir. Her iki kurumumuz da, yıllardır, çiftçimizi, köylümüzü tarımsal kredilerle desteklemeye çalışmaktadır; ancak, her iki kurumca da çiftçiye verilen tarımsal krediler, konuşmamın başında ifade ettiğim, üreticimizin iradesi dışında gelişen krizler ve olumsuz iklim koşulları nedeniyle sorunlu hale gelmiştir.

Bu nedenle, çiftçimizin üretimini aksatmadan bu kurumlara olan gecikmiş borçlarının ödenebilir hale getirilmesi için, tarımsal kredilere özgü yeni bir çözüm yolunun bulunması zorunlu hale gelmiştir.

Görüştüğümüz tasarıyla, Ziraat Bankasından, 31 Ocak 2002 tarihinden önce tarımsal kredi kullanan 210 000, tarım kredi kooperatiflerinden, 1 Mayıs 2003 tarihinden önce tarımsal kredi kullanan 690 000 olmak üzere; toplam 900 000 civarında çiftçimiz, yapacağımız düzenlemeden yararlanacaktır.

Bu düzenlemeyle yapılacak değişikliğe bir göz atacak olursak, tarım kredi kooperatiflerinin, 2002 yılı sonu itibariyle, toplam 1 katrilyon 31 trilyon TL faiz tahakkuk ettirilmemiş alacağı bulunmaktadır. Kooperatiflerin, vadesi geçmiş tarımsal kredi alacaklarını yürürlükteki kurum mevzuatına göre faizlendirmesi durumunda, üreticinin borcu katlanarak büyüyecek ve ödenmesi mümkün olmayan meblağlara ulaşılacaktır, bugün olduğu gibi.

Hepimizin bildiği üzere, dört beş ay önce, bu kurumlar, çiftçimizi takibe başladılar, ödenmeyen bu kredi borçlarıyla ilgili olarak; ancak, hükümetimiz, yayımlamış olduğu bir genelgeyle icra işlemlerini durdurmuş ve bugün, Yüce Parlamentonun önüne, çiftçilerimizin bu ağır yükünü ortadan kaldırmak için, bu düzenlemeyi getirmiştir.

Getirilen düzenleme sayesinde, çiftçilerimiz, tarımsal kredi borçlarını ödeme imkânına kavuşmakla birlikte, yeniden, tarımsal kredilerden faydalanabilecek bir duruma gelecektir. Bu sayede, köylümüz ve çiftçimiz, tarlasını ve bahçesini ekmeye, traktörünü, makinesini çalıştırmaya ve üretmeye daha büyük bir aşk ve şevkle devam edecektir. Tarımsal kredi borçlarının yeniden yapılandırılmasıyla birlikte, doğrudan gelir desteği uygulaması ve dekar başına -biraz önce ifade ettiğim- 8 litre olarak baz alınan mazot girdisinin yüzde 35'i tutarında yapılan destekleme, yine, hükümetimizin, köylümüze, çiftçimize bakış açısını ortaya koymaktadır.

AK Parti İktidarıyla birlikte, tarım sektörüne, üreticiye, çiftçiye sadece ekonomik gözle bakma anlayışı ortadan kaldırılmaktadır; çünkü, tarım, ülkemizde çok geniş bir kitleyi ilgilendiriyor ve bu durum, sektöre sosyal bakış açısının daha öncelikli olmasını zorunlu kılıyor. Ayrıca, gelişmiş ülkeler de dahil olmak üzere, bütün dünyada tarım nasıl destekleniyorsa, ülkemizde de sınırları en uygun şekilde çizilmek kaydıyla, köylümüz, çiftçimiz desteklenmeye devam edilecektir. Yakın zamana kadar tarıma reva görülen üvey evlat muamelesi, AK Parti İktidarıyla son bulmuş olacaktır. Atılan bu adımlar, verilen bu destekler, bunun en büyük ispatıdır.

Değerli arkadaşlarım, tabiî, bütün sektörlerimizde olduğu gibi, ülkemizin bütün kesimlerinde olduğu gibi, gerçekten, Türk çiftçisi de çok zor durumda; ancak, ülkemizin geldiği süreç ve şu an içinde bulunduğumuz ekonomik şartlar göz önünde bulundurulduğu zaman, gerçekten, AK Parti İktidarı, bütün kesimlere olduğu gibi, çiftçimize de şefkatle yaklaşarak sorunlarını çözmek için samimî bir gayret içerisindedir. Elbette, eksikler vardır, daha iyisini yapmak mümkündür; ancak, ülkemizin içinde bulunduğu ekonomik şartlar hepimizce malumdur.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz tasarı komisyonda incelenirken, tabiî, muhalefet mensubu değerli milletvekili arkadaşlarımızın da çok kıymetli önerileri oldu; biz, teşekkür ediyoruz. Gönül ister ki, gerçekten, o önerileri de dikkate alarak düzenlemeler yapabilelim; ancak, biraz önce de ifade ettiğim gibi, bazen, mevcut mevzuat çerçevesinde, bazen de, ülkenin içinde bulunduğu mevcut şartları dikkate alarak düzenleme yapmak zorundasınız. Aksi takdirde, popülist yapılan düzenlemelerin sonucunda ülkemizin bugün geldiği durum, hepimiz tarafından çok iyi bilinmektedir. Ben, komisyon çalışmalarında, değerli muhalefet mensubu çalışma arkadaşlarımızın verdiği katkılardan dolayı da kendilerine teşekkür ediyorum.

Değerli arkadaşlarım, özellikle tarımsal kredi borçlarının faizleri silinsin, anapara dondurulsun talepleri sık sık dile getirilmiştir; ancak, değerli arkadaşlar, bu düzenlemeden faydalanmak isteyen çiftçilerimizin faiz borçları zaten siliniyor; ancak, anaparanın dondurulması konusunda ciddî bir sıkıntı karşımıza çıkıyor. Anaparanın bugüne getirilmesi konusunda, hakkaniyet ve adalet ölçülerinin dışına taşmadan bir çözüm getirmeye çalışıyoruz. AK Parti olarak, anaparaya, tarımsal kredilere uygulanan getiri oranı veya Devlet İstatistik Enstitüsü tarafından tespit edilen tarım sektörüne ilişkin Toptan Eşya Fiyat Endeksi (tarımsal TEFE) yıllık ortalama artış oranından çiftçi lehine olanın uygulanması esasını öneriyoruz. Bu durum, ülkemizin içinde bulunduğu zor mevzuattan kaynaklanmakla birlikte, diğer taraftan, borcunu gününde ve zamanında ödeyen çiftçilerimizin devletimize olan güven duygusunu zedelememe anlayışından kaynaklanmaktadır.

Değerli milletvekilleri, anaparaya tarımsal TEFE uygulaması, daha önce tarımsal sulamada da uygulandı. Bu noktada biraz sonra vereceğim örnekle, çiftçimize bu tasarıyla getirmek istediğimiz faydanın, katkının ne olduğunu, sizlerin ve kamuoyunun takdirlerine sunacağım. Konuya bir örnekle açıklık getirmek gerekirse; 2000 yılında kullandırılan 1 000 000 000 TL'lik tarımsal kredi için, çiftçimiz, bugün itibariyle, yürürlükteki mevzuata göre 7 331 000 000 TL ödemek durumunda kalacaktır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

53 konuşma daha · 5 Haziran 2003

53 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook