29.03.2005 tarihli ve 5325 sayılı partiler kanununda değişiklik yapılması hakkında kanun ve anayasanın 89 uncu ve 104 üncü maddeleri gereğince cumhurbaşkanınca bir daha görüşülmek üzere geri gönderilme teskeresi (s.s.876)
Ordu Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 92. Birleşim · 3. yasama yılı · 29 Nisan 2005 · 884 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma
Kaynak göster
Eyüp Fatsa (AK Parti), 29 Nisan 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 92. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 29.03.2005 TARİHLİ VE 5325 SAYILI PARTİLER KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUN VE ANAYASANIN 89 UNCU VE 104 ÜNCÜ MADDELERİ GEREĞİNCE CUMHURBAŞKANINCA BİR DAHA GÖRÜŞÜLMEK ÜZERE GERİ GÖNDERİLME TESKERESİ (S.S.876)); konuşma 884 kelime.
Eyüp Fatsa (AK Parti, Ordu). “29.03.2005 tarihli ve 5325 sayılı partiler kanununda değişiklik yapılması hakkında kanun ve anayasanın 89 uncu ve 104 üncü maddeleri gereğince cumhurbaşkanınca bir daha görüşülmek üzere geri gönderilme teskeresi (s.s.876)”. TBMM Genel Kurulu, 92. Birleşim tutanağı, 29 Nisan 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/eyup-fatsa-22-2005-04-29-29-03-2005-tarihli-ve-5325-sayili-partiler-kanununda-degisiklik-yapilm (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
AK PARTİ GRUBU ADINA EYÜP FATSA (Ordu)Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.
Değerli arkadaşlar, siyasî partilere hazineden yapılan yardımın yeniden düzenlenmesiyle alakalı bir kanun teklifini görüşüyoruz. Özellikle, bu Siyasî Partiler Kanununun içerisine bu geçici maddenin nasıl girdiğini, hangi gerekçelerle girdiğini, burada konuşan arkadaşlarımız ifade ettiler, ben bunun teferruatına girmek istemiyorum; artık, hem Genel Kuruldaki arkadaşlarımız hem de kamuoyu, bu konuyu, hangi gerekçeyle bu geçici 16 ncı maddenin ilave edildiğini, enine boyuna, herkes biliyor.
Tabiî, burada siyaset yapıyoruz, yasa yapıyoruz. Her yapılan şeyin, her görüşülen şeyin lehinde konuşanlar olduğu gibi, aleyhinde de konuşanlar olabilir. Yani, bir kesim arkadaşlarımız buna evet, bir kesim arkadaşlarımız da hayır diyebilir. Evet diyenlerin de, hayır diyenlerin de kendi içerisinde tutarlı olması lazım. Yani, burada, Meclisin kürsüsüne çıkıp, böyle, tribünlere konuşmakla bu iş olmaz.
Bu yasa, kanun teklifi, bir sene önce Türkiye Büyük Millet Meclisine, muhalefet partisine mensup milletvekili arkadaşımız tarafından verilmiş, 8 Haziran 2004 tarihinde de Mecliste görüşülmüş ve Meclisin iktidar ve muhalefet partilerinin ortak kararıyla kabul edilmiş. Şimdi, buna muhalefet eden arkadaşlarımızın da, bu kararın, ortak alınan kararın altında imzası var, oyu var. Arkadaşlarımın önce bu oylarına sahip çıkması gerekir. (AK Parti sıralarından alkışlar) Eğer, siyasette tutarlılık diye bir şey varsa, yani, arkadaşlarımız öncelikle bunun Genel Kurulda kabulü noktasında vermiş oldukları karara saygı göstermeleri, o kararın arkasında durmaları gerek.
İtirazları haklıdır, değildir; kendilerine göre haklı gerekçeleri olabilir; ancak, bu maddenin uygulanmasından dolayı yaşanan başka sıkıntılar da var.
Hatırlayacaksınız; 21 inci Dönemde, yine, üç arkadaşımız bir araya gelerek bir siyasî parti kurdu. O dönemde bu Mecliste olan arkadaşlarımız veya konuya duyarlı olan arkadaşlarımız bunu bilir. hazine yardımına müracaat etti. Denildi ki: "Siz, partinizin yeteri kadar örgütlenmesi olmadığı için bu yardımı alamazsınız." Bu arkadaşlarımız, gittiler, bir başka siyasî partiye iltihak ettiler ve netice itibariyle, bu yardımı aldılar. Şimdi, ne o arkadaşlarımız var ne de o siyasî parti var.
Şimdi, değerli arkadaşlar, bakın, bu arkadaşlarımızın talebi, bir hakkı iki sefer kullanmak anlayışıdır, iradesidir. Bakın, bütün siyasî partiler, eğer, Siyasi Partiler Kanununda, Anayasada, hazine yardımı alma kriterlerini yakalamışsa, bize diyorlar ki "efendim, siz işte şu kadar trilyon hazine yardımı alıyorsunuz." Bunu neye göre alıyoruz veya muhalefet partisi veya bu hazine yardımını alan, Mecliste olmayan, Meclis dışı muhalefet partileri de, en son genel seçimde almış oldukları oy oranlarına göredir. Düşünün ki...
AHMET GÜRYÜZ KETENCİ (İstanbul)Yüzde 34'ü...
EYÜP FATSA (Devamla)- Arkadaşlar, lütfen... Lütfen... Ben, arkadaşlarımı tenkit etmek için söylemiyorum; yani, olaya karşı çıkmak veya olayı savunmak gibi... Bir gerçeği ifade etmek için söylüyorum.
Şimdi, bu yardımı talep eden arkadaşların, daha önce seçilmiş oldukları partiler, zaten, onlar adına bu yardımı alıyor. Bu, bir hakkı iki sefer istemektir.
SÜLEYMAN SARIBAŞ (Malatya)- Siz de aldınız AK Partiyi kurarken.
EYÜP FATSA (Devamla)- Haa, müsaade edin, onu da açıklayayım, müsaade edin.
SÜLEYMAN SARIBAŞ (Malatya)- Fazilet Partisi aldı, sen de aldın.
EYÜP FATSA (Devamla)Sayın Süleyman Sarıbaş, müsaade et, onu da açıklayayım.
Yani, demokratik ölçü, hakkaniyet...
SÜLEYMAN SARIBAŞ (Malatya)24 Ağustosta almadın mı sen AK Partiyi kurarken o parayı?!
EYÜP FATSA (Devamla)Müsaade edin... Müsaade edin...
Demokratik ölçü, hakkaniyet, şu bu, hak olmayan bir şeyi iki sefer talep etmekle mi ortaya çıkacaktır?! Yani, bu, doğrusunu istersen, doğru, geçerli bir savunma argümanı değil; çünkü, bu arkadaşlarımızın seçilmiş oldukları siyasî partiler zaten bu haktan faydalanıyor; bunu alıyor bunlar adına. Bunlar, hak etmedikleri bir şeyi ikinci sefer istiyorlar.
"Efendim, ittifaklar oluştu, kirli ittifaklar oluştu, Mecliste diktatorya kuruluyor" gibi şeyler, doğrusunu isterseniz, bu Meclisin mehabetiyle mütenasip ifadeler değildir. Düşüncelerimizi ifade ederiz, burada çıkarız, en açık bir şekilde, en net bir şekilde ifade ederiz; ama, bu Meclisi zan altında bırakabilecek, bu Meclisin mehabetiyle örtüşmeyecek ifadelerde bulunmak, hiçbir milletvekilinin hakkı da değildir, yetkisi de değildir.
Değerli arkadaşlar, deniliyor ki bize "efendim, siz bundan faydalandınız." Evet, biz bundan faydalandık; ama, sizin faydalanmak istediğiniz gerekçe ile bizim faydalandığımız gerekçeler aynı şeyler değil. Ben, geçen dönem bu Parlamentodaydım, benimle beraber bu Parlamentoda görev yapan arkadaşlarım var. Biz, bir siyasî partiden seçildik geldik. Biz, bir parti değiştirmedik, milletin bize vermiş olduğu oya saygısızlık etmedik, onu yok saymadık...
FARUK ANBARCIOĞLU (Bursa)İhanet etmedik!
EYÜP FATSA (Devamla)Yani, ben, onu söylemek istemiyorum; bu, bir üslup meselesidir.
Bizim Partimiz Anayasa Mahkemesi tarafından kapatıldı. Biz, 110 milletvekili bağımsız kaldık; yani, bu Meclisin çatısı altında 110 tane bağımsız milletvekili. Önümüze iki tane alternatif çıktı. Arkadaşlarımız bu iki alternatiften birini hür iradeleriyle tercih ettiler. Biz de, o gün, daha kurulmadan... Değerli arkadaşlar, bakın, siz, seçime girmiş, milletten yetki alamamış bir siyasî partinin kavgasını veriyorsunuz burada. Biz, daha kurulmadan, bakın, daha kurulmadan -seçime girmemiş, teşkilatlarını oluşturmamış- ama, muhtemel kurulacak ve Türkiye'deki kamuoyu araştırmalarında en az yüzde 25 halk desteği olan bir partiydik. Biz hayalî bir parti değildik ki!.. Hayalî bir parti değildik ki!.. (AK Parti sıralarından alkışlar) Lütfen, sap ile samanı birbirine karıştırmayalım. Aynı şeyler değil bunlar, aynı şeyler değil...
Şimdi, sonuç itibariyle, bu talebi...Yani, ben konuşmak istemiyordum; ama, arkadaşlarımızın, Grubumuzu, Partimizi gerçekten hak etmediği bir şekilde ithamları üzerine söz aldım ve sizlerle beraber paylaşmak istedim, kamuoyuyla da paylaşmak istiyorum; arkadaşlarımızın talebi aynen şudur; Anadolu'daki meşhur sözle ifade etmek istiyorum, bütün Anadolu'da bu konuşulur, denilir ki: "Bizim sofradan yemlenip, başkasının folluğuna yumurta yapmayın." (AK Parti sıralarından alkışlar) Arkadaşlar, bu talep budur; bu sofradan yemleneceksin, gideceksin, başkasının folluğuna yumurta yapacaksın!.. Milletin vermediği bir hakkı, hukukun vermediği bir hakkı, kimsenin kullanma hakkı da, yetkisi de, iradesi de yoktur.
Ben bu düşüncelerimi sizlerle beraber paylaşmak istedim; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
24 konuşma daha · 29 Nisan 2005