29.03.2005 tarihli ve 5325 sayılı partiler kanununda değişiklik yapılması hakkında kanun ve anayasanın 89 uncu ve 104 üncü maddeleri gereğince cumhurbaşkanınca bir daha görüşülmek üzere geri gönderilme teskeresi (s.s.876)
Bayburt Milletvekili ·
Genel Kurul, 92. Birleşim · 3. yasama yılı · 29 Nisan 2005 · 860 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma
Kaynak göster
Ülkü Gökalp Güney, 29 Nisan 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 92. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 29.03.2005 TARİHLİ VE 5325 SAYILI PARTİLER KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUN VE ANAYASANIN 89 UNCU VE 104 ÜNCÜ MADDELERİ GEREĞİNCE CUMHURBAŞKANINCA BİR DAHA GÖRÜŞÜLMEK ÜZERE GERİ GÖNDERİLME TESKERESİ (S.S.876)); konuşma 860 kelime.
Ülkü Gökalp Güney (Bayburt). “29.03.2005 tarihli ve 5325 sayılı partiler kanununda değişiklik yapılması hakkında kanun ve anayasanın 89 uncu ve 104 üncü maddeleri gereğince cumhurbaşkanınca bir daha görüşülmek üzere geri gönderilme teskeresi (s.s.876)”. TBMM Genel Kurulu, 92. Birleşim tutanağı, 29 Nisan 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/ulku-gokalp-guney-22-2005-04-29-29-03-2005-tarihli-ve-5325-sayili-partiler-kanununda-degisiklik-yapilm (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
ÜLKÜ GÖKALP GÜNEY (Bayburt)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Burada, bugün, Sayın Reisicumhur tarafından siyasî partilere yapılan yardımın kesilmesini öngören 16 ncı maddenin iadesiyle ilgili, bu madde ve bu siyasî partilerden kesilecek yardımın üzerinde konuşmak istiyorum. Ancak, sözlerime başlamadan, iki tespitimi sizlerle paylaşmak istiyorum.
Birincisi, çarşamba günü, burada, Meclisin çalışmalarıyla ilgili konuşurken, her gün Danışma Kurulu kararı, grup kararı getirilmesinin Meclis çalışmalarını engellediğini, bozduğunu, düzeni bozduğunu, milletvekili arkadaşlarımızın hazırlanamadığını ifade etmiş, hele hele, cumartesi günü çalışmamızın da ne kadar yanlış olduğunu buradan ifade etmiştim. Zamanım kısa, onun üzerine gitmek istemiyorum. Dün, yine, bir Danışma Kurulu kararıyla, yine, kanunlarda değişiklik yapıldı. Yine, hangi kanunun öne geleceği, arkaya geleceği son dakikada belirlendi; bu da yine yanlıştır; ama, mutluyum, hiç olmazsa, cumartesi günü çalışmanın zorluklarını burada ifade ettiğim zaman, demek ki, haklıymışım, yarın Yüce Meclis çalışmıyor. Bu noktaya gelindiğinden dolayı mutluyum; bir.
İkincisi, değerli milletvekilleri, bu kanun üzerinde, İktidar ve Anamuhalefet Partisinin grupları adına söz almamasını yadırgadım. Onların konuşup fikirlerini burada beyan etmeleri gerekirdi. Onu yadırgayarak şu yargıya vardım: Demek ki, siz, kararınızı almışsınız "baştan bu işe biz karar verdik, biz, bu siyasî partilere bu parayı vermeyeceğiz; siz, ne konuşursanız konuşun biz bunu yapacağız" diyorsunuz. Tamam. O zaman, ben de sadece, hiç olmazsa zabıtlara geçsin, zabıtlara geçmekle birlikte, sizlerin vicdanlarına... Ve bizi dinleyen milletimizin aydınlanabilmesi için, çok kısa, birkaç özet noktaya temas etmek istiyorum.
Bu kanun niye çıkmıştır? Evvela, şunu şey yapalım; nedir bu kanunun amacı, niye çıkarmışlar bunu? Bir geriye dönelim. Burada amaç nedir; demokratik yaşamın vazgeçilmez unsurları olan siyasî partilerin bağımsızlıklarının korunması, etki altında kalmadan, çıkar gruplarının baskılarına boyun eğmeden yaşamlarını sürdürmesi için çıkarılmıştır; asıl, temel amaç budur ve Anayasamızın 68 inci maddesi de, siyasî partilere devletin yeterli düzeyde ve hakça yardım yapacağını amir. Siyasî partilere devlet yardımı yapılması, anayasal önemi yanında demokratik düzenin de bir gereği.
Yürürlükten kaldırılması öngörülen 2820 sayılı Yasanın geçici 16 ncı maddesiyle siyasî partilere yapılan yardım kapsamı daraltılmakta, seçimlerde genel oy barajını aşanlar dışında, yalnızca genel seçimlerde toplam geçerli oyların en az yüzde 7'sini alan siyasî partilere devlet yardımı yapılması olanaklı kılınmaktadır; yani, Türkiye Büyük Millet Meclisinde milletvekili bulunan diğer partiler, milletvekili sayısı ne olursa olsun, bu haktan yoksun bırakılmaktadır.
Değerli arkadaşlarım, Sayın Reisicumhur, çıkarılan Yasayı Türkiye Büyük Millet Meclisine iade etmiştir; gerekçesinde "örgütlenmesini tamamlamış olmakla birlikte seçimlere katılmamış, seçimlere katılmış olmakla birlikte yeterli oy alamamış ya da seçimlerden sonra kurulmuş ve belli sayıda milletvekilinin katılmasıyla Türkiye Büyük Millet Meclisinde temsil edilen siyasî partilerin, büyüklük ve güçlerine göre farklı oranlarda da olsa, devlet yardımıyla desteklenmeleri anayasal kuralların ve kamu yararının gereğidir" ifadesini kullanmıştır çok açık ve net bir şekilde.
Peki, ne olmuştur da Siyasî Partiler Yasasında düzenlenecek birsürü madde varken, bununla ilgili, tüm partilerin, sivil toplum örgütlerinin, üniversitelerin, toplumun her kesiminin haklı istekleri varken, sadece, 2820 sayılı Kanunun geçici 16 ncı maddesi kaldırılıyor; cımbızla, o kanunun içinden, bu çekiliyor?
Değerli milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinde kanun yapıcılar, yani, bizler, duygularımızla hareket edemeyiz, etmemeliyiz. Ettiğimiz yemin, bizi, kamu yararına, ülkemizin gelişmesini, ilerlemesini sağlayacak, hepsinden önemlisi, adil kanunlar yapmaya mecbur kılmaktadır; yoksa, günlük kızgınlıklara, küçük hesaplara, şahıslara göre kanun yapılamaz. Her yerde katılımcı demokrasiden bahseden Anamuhalefet Partisinin, böyle bir yanlışa, duygusallığa, adaletsizliğe girmesini kabullenmek mümkün değildir. Hele hele İktidarın, Avrupa Birliğine giriş sürecinde, uyum yasalarını büyük bir heyecan ve özveriyle çıkardığımız bir zamanda, parlamenter demokrasimizin vazgeçilmez bir parçası olan, şimdilik küçük sayılan partilere yapılan bu haksızlığa katılmasını, hayret ve üzüntüyle karşılıyorum.
Değerli arkadaşlarım, bu kanun Anayasa Komisyonunda görüşülürken, AK Parti Grubuna mensup değerli arkadaşlarımın oradaki ifadelerinden çok kısa başlıklar size aktaracağım: Kaldırılan bu düzenlemenin, siyasî partileri birtakım güç odaklarının elinden kurtarmak için getirildiğini, Avrupa Birliğinde 17 ülkede, seçimden aldıkları oy oranı, milletvekili sayısı veya her iki kıstası gözönüne alarak siyasî partilere para yardımı yapıldığını anlattı; Anayasa Komisyonu Başkanımız Sayın Burhan Kuzu'nun ifadesi bu.
Sayın Ersönmez Yarbay da muhalefet şerhi verdi ve muhalefet şerhinde, bu yasanın siyasî partiler arasında haksız rekabete neden olacağını belirtiyor ve özetle "herkesin düşüncelerini serbestçe söyleyebilmesi için siyasî partilere daha çok para verilmeli. Odalar Birliği yasası gelince herkes elini kaldırıyor, sermaye çevrelerinin partileri oluşuyor, sermaye çevrelerinin partisi olmasın diye bu yasa çok önemli, bunu kabullenmek mümkün değildir" diyebiliyor.
Yine, Afyonkarahisar Milletvekilimiz Hakkı Beyin ifadeleri var; o da aynı paralelde.
Arkadaşlar, demek ki, burada bunu, bir parti gözlüğü veyahut da bir parti taassubu içerisinde kabul etmememiz lazım. Bunu birlikte düşünmemiz lazım. Yaptığımız şeyin doğru olmasına evvela kendimiz inanmalıyız, kendi vicdanımızda bunun doğru olduğuna karar vermemiz lazım. Yoksa, ben kızdım, ben size işte... Yok; bunu yapmaya hiçbirimizin, hele hele Parlamentodaki milletvekillerinin, grubu olan partilerin hakları yoktur. Bunu çok iyi düşünmemiz lazım.
Şunu unutmayalım: Değerli milletvekilleri, siyasî tarihimize baktığımızda, haksızlık yapanların, adaletsiz davrananların, aldıkları kararların sonuçlarının zaman içerisinde kendilerini de mağdur ettikleri görülmüştür. Bu, bilinen bir gerçektir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKANBuyurun efendim, tamamlayın.
ÜLKÜ GÖKALP GÜNEY (Devamla)Teşekkür ederim Sayın Başkan; bitiriyorum.
Sonuç olarak, bir milletvekili olarak, bağımsız bir milletvekili olarak, hiçbir fikrin, hiçbir etkenin ve hiçbir duygunun etkisinde kalmadan önerim şudur: Akıl için yol bir. Gelin, bu yanlıştan birlikte dönelim, bu ayıbı işlemeyelim, bu haksızlığı yapmayalım. Kanunu geri çekip, bugünden geci yok, günümüze, çağımıza, toplumun isteklerine uygun, kapsamlı Siyasî Partiler Yasasını hep birlikte çıkaralım. Bu şeref, bu Meclisin, bizlerin olsun.
Hepinize saygılar sunuyorum. (Bağımsızlar, DYP ve SHP sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
24 konuşma daha · 29 Nisan 2005