Türkiye bilimsel ve teknik araştırma kurumu kurulması hakkında kanunda değişiklik yapılmasına dair kanun teklifi (s.s.877)
Adana Milletvekili ·
AK Parti
Genel Kurul, 92. Birleşim · 3. yasama yılı · 29 Nisan 2005 · 1.125 kelime · yaklaşık 6 dakikalık okuma
Kaynak göster
Recep Garip (AK Parti), 29 Nisan 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 92. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRKİYE BİLİMSEL VE TEKNİK ARAŞTIRMA KURUMU KURULMASI HAKKINDA KANUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TEKLİFİ (S.S.877)); konuşma 1.125 kelime.
Recep Garip (AK Parti, Adana). “Türkiye bilimsel ve teknik araştırma kurumu kurulması hakkında kanunda değişiklik yapılmasına dair kanun teklifi (s.s.877)”. TBMM Genel Kurulu, 92. Birleşim tutanağı, 29 Nisan 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/recep-garip-22-2005-04-29-turkiye-bilimsel-ve-teknik-arastirma-kurumu-kurulmasi-hakkinda-kanunda (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
RECEP GARİP (Adana)Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; bugün, burada, 278 Sayılı Türkiye Bilimsel ve Teknik Araştırma Kurumu Kurulması Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin geneli üzerinde şahsım adına söz almış bulunmaktayım; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Burada konuştuğumuz konu, Türkiye'nin en incitilmemesi gereken, daha evrensel hayata bakılabilecek olan, daha teknolojik hayatın hayatımıza karışmasına teşvik yapılabilecek olan bir kurumdan bahsediyoruz. Bu kurumun bilimsel tarafını incitme hakkına hiç kimse sahip değildir.
Genel anlamda baktığımızda, özellikle iki konuşmacıdan... Reha Denemeç'in konuşmalarına ben teşekkür ediyorum; Bursa Milletvekili Mustafa Özyürek Beyin ifadelerini ise, hayretle... Bir bilim adamına yakışmayacak olan birtakım yüklemelerde bulunduğunu da ifadelendirmek istiyorum.
Burada yaptığımız şey, bilimin çok daha fazla ilerlemesi ve teknolojinin hayatımıza gelmesine destek vermektir. Özellikle, Türkiye'deki demokrasinin oturması konusunda ve aile şirketi haline gelmiş olan TÜBİTAK'ın bu şirketleşmesine son vermek, ciddî noktada, dünyayla kucaklaşan, dünyanın öncü bilim adamlarından olma noktasında evrensel duyumları, söylemleri, buluşları ortaya koyabilecek anlayışları oturtmak için gece gündüz çalışması gereken bir bilim kurumundan bahsediyoruz. Onun için, burada siyasetin yapılması mümkün değil; burada daha evrensel söylemlerde bulunmamız, daha kucaklayıcı, daha sosyal dokumuzu onarıcı ifadelerde bulunmamız gerektiğini ifadelendirmek istiyorum.
TÜBİTAK'ın asıl görevi bilgi teknolojisi geliştirerek, bu teknolojiyi endüstrinin emrine vermek ve üretim oluşmasını sağlamaktır. Türkiye'de, bu ve benzer amaçlarla 1961 yılında DPT kurulmuş; 1963 yılında TÜBİTAK, 1993'te TÜBA, daha sonra KOSGEB ve 2001 yılında Teknokent Türkiye'de ulusumuzun hizmetine sunulmuştur.
Buradan bakıldığı zaman, bilimsel manada bütün bu kurum ve kuruluşlara rağmen, dünyadaki yerimizin hiç de iyi olmadığını görüyoruz.
Saygıdeğer arkadaşlar, 2002 yılı itibariyle, Japonya 125 katımız, Amerika Birleşik Devletleri 200 katımız kadar ileri teknoloji ihracı yapmıştır. Yani, 1963 yılında kurulan TÜBİTAK'ın üzerinden tam kırkiki yıl geçiyor ve bu kırkiki yıl geçtikten bu yana baktığımızda, bizim, son derece gerilerde, kendi içine kapanmış, kurumsal kimliğini tamamlayamamış, bilimin dışa açılması gereken noktada, içe dönük çalışmalarını sürdürdüğüne tanık oluyoruz.
Halen, Türkiye'nin, indekse giren bilimsel makalelere bakıldığında, dünyada 22 nci sırada olduğu da açıkça istatistiklerde görülmektedir. Şimdi, buradan bakıldığında, Türkiye'nin bilim yuvasının hangi noktalara getirildiğini de çok ciddî noktada görmemiz mümkündür.
Değerli dostlar, Türkiye'de müspet bilimlerde, araştırma ve geliştirme faaliyetlerini, ülke kalkınmasındaki önceliklere göre geliştirmek, özendirmek, düzenlemek ve koordine etmek, mevcut bilimsel ve teknik bilgilere erişmek ve erişilmesini sağlamak amacıyla, Başbakanlığa bağlı olarak kurulan Türkiye Bilimsel ve Teknik Araştırma Kurumunun 278 sayılı Kanunda belirtilen görevlerinden bazılarını aşağıda dikkatlerinize sunmak istiyorum.
Müspet bilimler alanında temel ve uygulamalı araştırma yapmak, yaptırmak, yapmayı özendirmek. Yani, ulusal, uluslararası bilimsel araştırmalar yapmak, yaptırılması için projelerin teşvik edilmesini sağlamaktır. Bu nedenle, ilk defa dönemimizde TÜBİTAK'a verilen 530 trilyon liralık bütçe, yandaşlara kullanılmak üzere değil, bilim için yatırım yapılmasını teşvik amacıyla verilmiş olan bir bütçedir; bunun, mutlak suretle alkışlanması gereken, övünülmesi gereken... Dünyayla yarışacak bilimsel, teknik araştırmalarda proje üretebilecek insanlarımızın ayağa kalkmasını, bilim yuvalarında yetişen gençlerimizin, yavrularımızın, fen liselerindeki gençlerimizin, anadolu liselerindeki gençlerimizin ve buna benzer ilim öncüsü olabilecek gençlerimizin projelerini üretmelerini sağlayabilecek yatırımlar için bu 530 trilyon lira bütçe olarak ayrılmıştır.
Türkiye'nin bilim ve teknoloji politikalarının belirlenmesinde hükümetlere yardımcı olmak. TÜBİTAK'ın görevlerinden bir tanesi bu. Dünya, teknoloji dünyasıdır. Dünyayla yarışmanın yollarından biri de, teknolojide zirvede olmak, kendi üretimimizi kendimiz sağlayacak bir teknik anlayışa, teknolojik anlayışa gelmektir. Bunun yatırımlarına destek vermeden, teknolojiyi kendi hayatınızda tanzim etmeden, bilimsel araştırmalar yapma imkânına sahip değiliz. Bilimsel araştırmaların teknolojik yeniliklere süratle dönüşebilmesi için yöntemler geliştirmek; elbette, bu dünyada, teknolojik dünyayı avucumuzun içinde bulundurmak için gece gündüz bilim insanlarına verilebilecek her türlü katkının, her türlü desteğin ve bütçeden ayrılabilecek desteğin verilmesi ve artırılmasına devam edilmesi gerektiğine inanmaktayız.
Özel sektörün, teknoloji araştırma ve geliştirmeye etkin ve ağırlıklı olarak katılımını sağlayacak programlar yapmak, Türk sanayiinin üniversite ve araştırma kurum ve kuruluşlarıyla işbirliği yapmasını sağlayacak programlar geliştirmek ve bu işbirliğinin somut hale dönüşebileceği fizikî ortamları oluşturmak, yaratma gerektirmektedir.
Askerî alanlarda da bilimsel teknolojide açılımlar için mutlak surette TÜBİTAK'ın bilim erbaplarının, insanlarının, bilim adamlarımızın mutlak surette bu ülkenin gelişmesinde stratejik araştırmalara destek vermesi gerektiğini, katkıda bulunması gerektiğini düşünmekteyiz.
Bilim adamı ve araştırmacıların yetiştirilmeleri ve geliştirilmeleri için imkânlar sağlamak, bu amaçlar doğrultusunda ödüllerle teşvik etmek, öğrenim ve öğretim sonrasında üstün başarıyla kendini gösteren gençleri izleyerek, bunların arasından seçilen deha çaplı gençlerimizin elinden tutarak, dünya çapında, geçmiş yüzyıllarımıza bakıldığı zaman, dünyaya ilim öncülerini, nasıl ki, ortaya koymuş olan bir medeniyetin çizgisinden geliyorsak, bugünkü Türk Ulusunun evlatlarının da bu amaçla kabiliyetlerini belirledikten sonra, onların, ulusumuzun yüzünü ağartabilecek projelerle dünyayla kucaklaşabilecek noktaya getirilmesi için katkılar vermek mecburiyetindeyiz.
Tüm bu amaçların yerine getirilmesinde TÜBİTAK'ın daha etkin rol oynaması gerektiğini düşünmekteyim.
Bunun yanı sıra, yasada yapılacak değişiklerle faaliyet alanının genişletilmesinin, bilimsel ve teknolojik açıdan yapılacak çalışmaları da pozitif yönde etkileyeceğini düşünmekteyim.
Öğrencilerimizin, gerçekten elinden tuttuğumuzda çok ciddî başarılar aldıklarına, uluslararası başarılara imzalar attıklarına, geçmiş dönemlerimizde, geçen yıl ve bu seneki çalışmalarda görme imkânına sahip olacağız.
Değerli dostlar, ülke stratejisinde önem ve öncelik arz eden bilimsel araştırmaların gerek kamuya yönelik ve gerekse özel sektör işbirliğiyle gerçekleştirilmesi, bu alanda atılması gereken önemli adımlardır. Kurumun, kuruluşundan günümüze dünyada gerçekleşen ve bundan sonra da gerçekleşecek olan bilimsel ve teknolojik gelişmelere uyum sağlayan bir yapıya kavuşturulması gerekmektedir.
Bu değişikliklerle TÜBİTAK'ın, dolayısıyla bilimin siyasallaşacağı iddiaları asılsızdır. Bundan önce siyasallaşmayan bilimin bundan sonra da siyasallaşmasına asla izin vermememiz gerekmektedir; bu konuda hassasiyetimiz son derece dikkat arz etmektedir. Her şeyden önce, bilim evrenseldir, siyasî bakış farklılıklarına göre farklı, çeşitli bilimler üretilemez. Bana göre, sana göre bilim olmaz, bilim nesneldir. Bilimsel çalışmaların amaçları olarak ortaya çıkan teknoloji de herkese aittir ve bütün insanlığın hizmetine sunulması gerekmektedir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKANBuyurun Sayın Garip.
RECEP GARİP (Devamla)Teşekkür ederim Sayın Başkanım.
Dolayısıyla, bilimin ve teknolojinin siyasallaşması mümkün değildir; bunu arzulayanlar beyhude uğraşırlar.
Bu doğrultuda, muhalefet partisindeki arkadaşlarımın daha aklıselim içerisinde TÜBİTAK konusuna eğilmeleri gerektiğini, bu evrensel bakışımızı, bu destekleyici unsurumuzu desteklemeleri gerektiğini düşünmekteyiz. Dolayısıyla, daha önceki dönemlerde, bir ailenin soyadını taşıyan, 7 tane soyada sahip olan TÜBİTAK'taki -aile kurumu haline gelmiş olan- 4 tane aynı soyadı taşıyan insanların, hem başkan hem eşinin çalışmış olduğu, 2 tane soyadını taşıyan ailelerin adları ve soyadları elimde bulunmasına rağmen vermek istemiyorum; bunları biliyoruz. Dün TÜBİTAK'ın durumu buydu. Bugün, TÜBİTAK daha evrensel olmak durumunda. Ciddî katkıları AK Parti İktidarı döneminde almıştır. Hükümetimiz, bu konuda son derece hassas çalışmalarını sürdürmeye devam edecektir.
Buradan halkımıza seslenmek istiyorum: Bizim, siyasallaşma gibi bir amacımız hiçbir zaman olmadı ve olmayacak. Bilimin evrensel olduğunu ifadelendirdim. Aksine, hükümetimiz, özgür düşüncenin, siyasal baskıların tarihe kötü örnekler olarak hapsedilmesini sağlayacak köklü değişimlerin gayreti içerisinde olmuştur. Bundan sonra, düşüncenin, sanatın, teknolojinin, TÜBİTAK'la ilgili, bilim insanlarıyla ilgili her türlü katkıyı vermeye... Bu arada, evrensel anlamda hakların ve hukukların kullanılması konusunda, insan haklarının ve özgürlüklerinin bana göre ve sana göre olmayacağını, yeryüzündeki bütün insanlara ait olan hakları ve özgürlükleri içerisinde barındırdığını bilmekte yarar görüyorum. Dolayısıyla, hükümetler ile özerk kuruluşlarımızı çok farklı ve zıt politikaların tarafları olarak göstermek, ülkemize zarardan ve sıkıntılar vermekten başka hiçbir şey kazandırmaz. Kaldı ki, böyle bir durum söz konusu bile değilken, bu şekilde birtakım ifadeler kullanmak, politikalar üretmek... 3 Kasımda, gereken demokratik cevabı halkımızdan aldığını düşünmekteyim.
Bu ifadelerle toparlamak istiyorum...
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
24 konuşma daha · 29 Nisan 2005