Türkiye bilimsel ve teknik araştırma kurumu kurulması hakkında kanunda değişiklik yapılmasına dair kanun teklifi (s.s.877)
Bursa Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 92. Birleşim · 3. yasama yılı · 29 Nisan 2005 · 445 kelime · yaklaşık 2 dakikalık okuma
Kaynak göster
Mustafa Özyurt (CHP), 29 Nisan 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 92. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TÜRKİYE BİLİMSEL VE TEKNİK ARAŞTIRMA KURUMU KURULMASI HAKKINDA KANUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN TEKLİFİ (S.S.877)); konuşma 445 kelime.
Mustafa Özyurt (CHP, Bursa). “Türkiye bilimsel ve teknik araştırma kurumu kurulması hakkında kanunda değişiklik yapılmasına dair kanun teklifi (s.s.877)”. TBMM Genel Kurulu, 92. Birleşim tutanağı, 29 Nisan 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mustafa-ozyurt-22-2005-04-29-turkiye-bilimsel-ve-teknik-arastirma-kurumu-kurulmasi-hakkinda-kanunda-2 (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
MUSTAFA ÖZYURT (Bursa)Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekili arkadaşlarım; ben, bu "sataşma" kelimesini hiç sevmiyorum, onu söyleyeyim. Adım geçtiği için, Adana Milletvekili arkadaşım, adımı vererek konuşma yaptığı için, birkaç cümleyle sözlerimi bitirmek istiyorum.
Benim bilimsel yönümden söz etti arkadaşım. 1966 mezunuyum, 39 senelik hekimim, 22 senelik de profesörüm arkadaşlar. O bakımdan, bunu, saygıdeğer arkadaşımın bilgilerine sunmak istiyorum; takdir sizin.
Değerli arkadaşlarım, deniliyor ki, biraz önceki arkadaşlarımdan bir tanesi dediler ki, "Üniversiteyle işbirliği yapılsaydı" Şu önünüzdeki teklifte, üniversitenin geçtiği bir tek üye var; "14 üyeden 1 tanesi Yükseköğretim Kurulundan seçiliyor" deniliyor.
Bununla mı, yani, bu mu işin ciddiyeti, üniversiteyle işbirliği yapalım, üniversiteyle şöyle böyle çalışalım demeniz?! Bunu nasıl ciddîye alabiliyoruz, onu anlayamıyorum... Üniversiteden 1 kişi seçiyorsunuz; onu da, Başbakan seçiyor, diyor ki: "Şunu alıyorum ve atıyorum."
Değerli arkadaşlarım, Sayın Başbakan bir konuşmasında TÜBİTAK'ı tanımlarken "12 kişiden olması, kendin pişir kendin ye, demokratik olmayan, dışa kapalı bir kurum, dışa kapalı bir süreç" diye eleştiriyor. Şimdi, bu kurulun 7'sini Başbakan kendisi seçiyor ve atıyor. Bu mu yani demokratik oluyor?! 7'sini Başbakan atıyor, o zaman demokratik oluyor da, 12 kişilik bilimsel kurulun seçtiği bilim kurulu demokratik olmuyor...
Bir konuya daha değinmek istiyorum. Hep böyle lafa geldiği zaman uluslararası, işte, evrensel laflar ediyoruz. Bakın, bunlardan uluslararası düzeyde olan söyleyebileceğim kurumlar var. Örneğin, Amerika Birleşik Devletlerindeki -Türkçe olarak söylüyorum- NSF örneğinde Amerika Birleşik Devletleri Başkanı atıyor. Biliyorsunuz, Amerika Birleşik Devletlerinde Başkan tek seçici ve tek söz sahibidir; buna rağmen, Kongrenin onayını istiyor arkadaşlar. Amerika Birleşik Devletleri Başkanı isterse savaş ilan eder, sonra Kongreden onay ister. Burada bu kurulun seçilmesinde, bu kurulu seçip, başkanını da atamasında diyor ki: "Ben, bu kişiyi atıyorum; ama, Kongreden de onay istiyorum."
Fransa'da CNRS diye geçen bir kurum var. Diğer kurum ve kuruluşlardan üyeler seçiliyor, Başkan veya Başbakan atıyor; yani, seçen, bizdeki gibi Başbakan seçip atamıyor, seçilenleri Başbakan atıyor. İtalya'da da aynı şekilde, yine, buna benzer bir örnek var.
O bakımdan, değerli arkadaşlarım, yani, bu işi inada bindirmemek lazım. Gelin, şu işi daha derli toplu yapalım. Biz bunu altkomisyonda da söyledik, dedik ki, gelin, madem, TÜBİTAK'ta bir değişiklik istiyorsunuz, eğer, gerekiyorsa bunu altkomisyonda uzun uzun tartışalım, en iyisini yapmaya çalışalım. TÜBİTAK geleceğimiz, bizim, belki TÜBİTAK'la bir işimiz olmayacaktır sizlerin veya benim; ama, bizden sonra gelen neslin, çocuklarımızın, torunlarımızın, belki, TÜBİTAK'la çok işi olacak. Onun için, bu kurumu sizlerin ellerinizle harap etmeyelim, gelin, önümüzdeki günlerde bunu tartışalım, daha iyi bir kurum haline getirelim. Tek başına siyasî iktidarın eline verirsek; yalnız, bugün siyasî iktidar sizsiniz yarın öbür gün başkası gelecektir; her gelen istediği gibi kullanır bunu.
Madem demokrasi diyorsunuz; gerçekten demokrasiye inanıyorsanız şu kurumu hakikaten demokrat bir kurum olarak oluşturalım, seçelim ve ondan sonra da alnımızın akıyla, TUBİTAK böyle bir kurum oldu diyelim.
Hepinize saygılar sunuyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
24 konuşma daha · 29 Nisan 2005