Tarımsal üretici birlikleri kanunu tasarısı ile tarım, orman ve köyişleri komisyonu (s.s.617)
Muğla Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 107. Birleşim · 2. yasama yılı · 29 Haziran 2004 · 1.740 kelime · yaklaşık 9 dakikalık okuma
Kaynak göster
Fahrettin Üstün (CHP), 29 Haziran 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 107. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: TARIMSAL ÜRETİCİ BİRLİKLERİ KANUNU TASARISI İLE TARIM, ORMAN VE KÖYİŞLERİ KOMİSYONU (S.S.617)); konuşma 1.740 kelime.
Fahrettin Üstün (CHP, Muğla). “Tarımsal üretici birlikleri kanunu tasarısı ile tarım, orman ve köyişleri komisyonu (s.s.617)”. TBMM Genel Kurulu, 107. Birleşim tutanağı, 29 Haziran 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/fahrettin-ustun-22-2004-06-29-tarimsal-uretici-birlikleri-kanunu-tasarisi-ile-tarim-orman-ve-koyisl-2 (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA FAHRETTİN ÜSTÜN (Muğla)Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 3 üncü maddedeki konuşmamda, Türkiye arıcılığı üzerindeki görüşlerimi belirtmiştim; fakat, orada birtakım eksiklikler oldu. Bal ihracatında gerekli önlemleri almadığımız takdirde, en kısa sürede Avrupa Birliği bal ihracatımıza da engel koyacaktır.
Pamuk üreticisinin durumu da iyi değildir. Maalesef, üreticimiz, pamuğunu ekebilmek için tefecinin eline düşmüş durumdadır. Yüksek maliyetler, düşük fiyatlar ve desteklemelerin çok yetersiz kalmasıyla pamuk üreticisinin diğer ülkelerin çiftçileriyle rekabet edebilme olanağı kalmamıştır. Yaklaşık 800 000-900 000 ton arasında olan yıllık rekolteye rağmen, dışarıdan pamuk ithal edilmesi, başka ülke çiftçisini desteklemekten başka bir şey değildir. Pamuk üreticisi, pamuğunu satmadan tefeciden aldığı parayla yaşam savaşı vermektedir.
Ülkemiz, petrolden sonra, en fazla dövizi bitkisel yağlara -zeytin, ayçiçeği, soya, kanola yağı gibi- ödediği halde, yukarıda adı geçen bitkisel ürünleri desteklemede son derece yetersizdir. İthalat için ödenen dövizin yıllara yayılarak destekleme olarak ödenmesi, ekilebilir alanların artması zamanla ülkemizi net ihracatçı durumuna getirecek ve alanda önemli bir döviz kazancımız olacaktır.
Çiftçinin ürettiğinin fiyatı daima düşmekte, satın aldığı her şeyin fiyatı ise artmaktadır. Örnek verecek olursak; gübre fiyatlarındaki artış, traktör fiyatlarındaki artış, yem fiyatlarındaki artış, ziraî ve hayvansal ilaçlardaki artış. Ayrıca, traktörle ilgili bir hususu belirtmek istiyorum. Bugün, bir çiftçi, Ziraat Bankası kredisiyle traktör alabilmesi için, 100 dönüm araziyi kullanır halde -ya tapulu olacak ya da sözleşmeli olacak- olması lazım; ama, Türkiye'de çiftçilerin elindeki arazi yapısının üçte 2'si 18 dönüm ve altındadır. Bunun da bir an önce düzeltilmesinde yarar vardır.
Değerli arkadaşlarım, Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 45 inci maddesinde "Devlet, tarım arazileri ile çayır ve meraların amaç dışı kullanılmasını ve tahribini önlemek, tarımsal üretim planlaması ilkelerine uygun olarak bitkisel ve hayvansal üretimi artırmak maksadıyla, tarım ve hayvancılıkla uğraşanların işletme araç ve gereçlerinin ve diğer girdilerinin sağlanmasını kolaylaştırır.
Devlet, bitkisel ve hayvansal ürünlerin değerlendirilmesi ve gerçek değerlerinin üreticinin eline geçmesi için gereken tedbirleri alır" denilmektedir.
Gelişmiş ülkeler bu yönde büyük sorunları aşmışken, Türkiye gibi gelişmekte olan ülkeler ise kendi üretim planlamasını yapamamış, kendi insanını besleyecek kadar bile üretemez duruma düşürülmüş bir durumdadır. Bu durumu aşabilmek için, Türkiye, zamanla yarıştığının bilinci içerisinde bütün kaynaklarını çok iyi tanımak, bunlardan potansiyeli olan, geliştirebileceği kaynaklarını en iyi şekilde kullanarak sağlıklı bir kalkınmayı gerçekleştirmek zorundadır.
İkinci Dünya Savaşından sonra temel gıda maddeleri, stratejik bir ürün olarak hem iç hem de dış politikada ateşli silahlar olarak kullanılmaya başlanılmıştır. Toplumların sosyal ve siyasal yapılarını, davranışlarını beslenmeye ilişkin yöntemlerle değiştirmek mümkün hale gelmiştir. Yeterli ve dengeli beslenen toplum veya topluluklar yetersiz ve dengesiz beslenenleri yönetir, yönlendirir ve istedikleri biçimde şekillendirir olmuştur. Ekmek, pirinç, bulgur, patates ve nişasta bakımından zengin yiyecekler kalori değerleri çok yüksek olduğu için, ucuz enerji kaynağı olduğu için kol gücünün maliyetini de ucuzlatırlar. Bu yüzden, beyinsel gelişim gıdalar yerine ucuz ve bedensel enerji kaynağı gıdaları geri kalmış ve gelişmekte olan ülkelere empoze edilmektedir ve ediliyor. Bedensel gelişim gıdaları yerine kas gücü enerjisi için gerekli gıdalar önerilerek, bu ülkelerin gelişmeleri engellenmeye çalışılmaktadır.
Ülkemizde kişiler yeterli ve dengeli bir şekilde beslenememektedir. Ailelerin büyük çoğunluğu yetersiz hayvansal protein tüketmekte, bebek ve çocukların en az yüzde 30'unda büyüme ve gelişme geriliği bulunmakta; bu oran, kırsal kesimde yüzde 60'lara kadar çıkmaktadır.
Değerli arkadaşlarım, hayvancılık sektöründe üretim biçimi, yapısı gereği değişen ekonomik koşullara uyum sağlamakta bitkisel üretime göre oldukça farklıdır. Fiyatların yükselmesi halinde hayvan varlığını hemen artırmak, aksine, fiyatların düşmesinde de üretimi durdurmak mümkün değildir. Hayvancılıktan vazgeçilmesiyle hayvanların kesilerek yok olmasına, makro düzeyde hayvan varlığının süratle azalmasına neden olunmakta ve şartlar düzeldiğinde yerine hayvan konulması aynı kolaylıkla mümkün olmamaktadır. Halbuki, bitkisel üretimde değer kazanmayan ürün aynı yıl içerisinde yerini başka bir ürüne terk edebilmektedir. Hayvansal üretimde etkili olan birçok hastalık ürünlerin miktar ve kalitesini olumsuz etkilemekte ve ekonomik yönden büyük kayıplara neden olmaktadır. Hayvanlardan insanlara geçen hastalıklar yüzünden, insan sağlığı büyük bir tehdit altındadır. Salgın hastalıkların varlığının duyulması, hayvansal ürünlerin dışsatımını etkilemekte, ithalatçı ülkeler alımlarını hemen durdurmakta, salgın hastalığın tamamen kontrol altına alındığından emin oluncaya kadar ithalat yapmamaktadırlar.
Türkiye'nin coğrafî durumu, Asya-Avrupa Kıtaları arasındaki köprü durumu, özellikle doğu ve güneydoğudaki komşularımızda yeterli veteriner teşkilatının bulunmaması, ülkemizde bulunan veteriner teşkilatının bağımsız olmaması nedeniyle, hayvan hastalıklarının yayılması açısından, ülkemiz, önemli bir tehlike yaratmaktadır.
Özellikle şap, brusella, sığır vebası, tüberküloz, IBR gibi son yıllarda ortaya çıkan pek çok hastalık, önemli ekonomik kayba sebep olmaktadır. Sadece şap hastalığının yol açtığı verim kaybı, hastalık kaynağı ve etkilenen hayvan sayısına göre 100 000 000 ile 500 000 000 dolar arasında değişmektedir.
Türkiye, Sovyetler Birliğinden sonra dünyada sunî tohumlamayı başlatan ikinci ülke olmasına rağmen -1926 yılında başlatıldı- hayvan ıslahında gelinen nokta, istenilen ölçüde başarılı olunmadığını göstermektedir.
Hayvancılık sektörünü geliştirmek için ne yapılmalı? Hayvancılık sektörü hayvansal ürün hedefi belirlenmelidir. Hayvancılık sektörünün yapısı değiştirilmelidir. Hayvancılık sektörüne bakış değişmelidir. Kabayem açığı kapatılmalıdır. Kesif yem tüketimi artırılmalıdır. Hayvan ıslahında sunî tohumlamaya ağırlık verilmelidir. Damızlık ithalatı yerine, yerli kaynaklar tespit edilmelidir. Hayvan hastalıklarıyla mücadele daha etkin hale getirilmelidir.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye'de hayvancılıktaki mevcut duruma gelince; et fiyatları, kilogramı 6 000 000-7 000 000 liradan kesildiği halde, satışı 13 000 000 liradan başlamakta, aradaki 6 000 000-7 000 000 lira aracıya gitmektedir.
Büyükbaş ve küçükbaş hayvanlarımızın et ve süt verimleri son derece düşüktür. Kabayem kaynaklarımız, hayvanlarımızın ihtiyacını karşılayacak yeterlilikte ve kalitede değildir. Karmayem fiyatları gelişmiş ülkelere göre yüksektir.
Hayvancılık işletmeleri içerisinde büyük ölçekli işletmelerin oranı oldukça fazladır. Örgütlenme yetersizdir. Hayvan hastalıklarıyla mücadele yetersizdir. Hayvancılığa uygulanan destekleme, üretimi, gelişmiş ülkelerle rekabet şansımızı artırıcı nitelikte ve yeterlilikte değildir.
İlgisizlik nedeniyle küçükbaş ve manda üretiminde, gerek hayvan sayısı gerekse üretim açısından gerilemeler yaşanmaktadır. Ankara keçisi bunun tipik örneğidir.
Hayvancılık nasıl kalkınamaz; sütü, sudan ucuz satarak; Türkiye Cumhuriyetinin en köklü kurumlarından biri olan Veteriner İşleri Genel Müdürlüğü ve taşra teşkilatını kaldırarak; ülke hayvancılığına damgasını vurmuş haraları, ipekhaneleri, hayvancılık araştırma kurumlarını kapatarak; tarımsal üretim içerisinde hayvancılığın payını yüzde 30'ların altına çekerek; ülkenin kısıtlı dövizlerini ithal inek alacağım diye yabancılara dağıtarak; bir yandan "hayvancılıkta orta ve büyük ölçekli işletme kurmak lazım" deyip, diğer yandan vatandaşa birer ikişer hayvan dağıtarak; özelleştirme adı altında SEK'i, yem fabrikalarını ve Et ve Balık Kurumunu haraç mezat satarak; uçsuz bucaksız tarım arazilerinin sadece yüzde 5'ini yem bitkilerine ayırarak; veteriner hekimlikte uzmanlık eğitimini engelleyip, öte yandan ülke hayvancılığını geliştirsin diye parayla yabancı uzman getirerek; bilimin ve hukukun önüne meslek taassubu koyup, yönetmelikleri, talimatları kafaya göre değiştirerek; Tarım ve Köyişleri Bakanlığı merkez ve taşra teşkilatında veteriner hekim kıyımı yaparak hayvancılık kalkınmaz, kalkınamaz.
Değerli arkadaşlarım, hükümetin yaptığı son bir uygulama, Ortadoğu ve Balkanların en büyük araştırma enstitüsünü kapatmak olmuştur. Manisa Tavukçuluk Araştırma Enstitüsünün -dünyada, gelişmiş ülkelerde sayılı 10 enstitü arasında olmasına rağmen- Bakanlar Kurulunun 2004/7405 sayılı kararıyla 7.6.2004 tarihinde kapatılması sonucu meydana gelebilecek olumsuzluklar şöyledir:
Enstitü çalışmalarının candamarı SPF kümeslerde yetiştirilen hayvanlar ve SPF yumurtalarıdır; ki, bu kümesteki hayvanlar 18 hastalıktan âridir; bu kümes, dünyada ender bulunan kümeslerden birisidir. SPF yumurta ve civcivler, kanatlı aşılarının üretimi dışında kızamık, kabakulak, grip gibi beşerî aşıların üretiminde, viral hastalıkların teşhisinde, aşıların saflık ve zararsızlık testlerinde, genetik ve biyolojik denemelerde, kansere neden olan etkenlerin incelenmesinde ve onkolojik araştırmalarda, bakteri, mikroplazma, virüs yönünden temiz doku kültürleri üretme ve kullanımında, antikor formasyonunun incelenmesi gibi önemli alanlarda kullanılır. Bu yüzden, üniversiteler, özel teşhis laboratuvarları, enstitüler ve benzeri araştırma laboratuvarlarında kullanılan SPF yumurtaları üreten hazine değerindeki böyle bir kuruluşun kapatılmasıyla, bu yöndeki çalışmalara büyük bir sekte vurulacaktır; bu yanlış karardan bir an önce dönülmelidir.
Her zaman için ülkemizde büyük bir tehdit oluşturan kuduz hastalığına karşı kullanılan kuduz aşısının üretiminde de, enstitüden sağlanan SPF'li yumurtalar kullanılmaktadır. Ülkemizde kuduz hastalığı hâlâ var olmaktadır ve ülkemizin en batısı Muğla'da, bugün, kuduz hastalığı önlenebilmiş değildir.
Enstitünün sahip olduğu bu saf ırk yumurtalara, 2004 yılında Suudî Arabistan, Peru, İran, İsrail gibi birçok ülkeden, tanesi 1 dolar üzerinden talep gelmektedir. Ürdün'e ihracat uzun süre devam etmiştir. Bu yıl ise Suudî Arabistan'dan 68 000 yumurta talebi olmuş, görüşmeler hâlâ devam etmekteyken, bu karar üzerine, maalesef durmuştur. Dünyada artan talepler doğrultusunda, birçok ülkeden -İran, Afganistan, Irak, Pakistan, Suriye, Suudî Arabistan, Özbekistan gibi- bayilik talepleri gelmektedir.
Tavuk vebası, tüm dünyada büyük ekonomik kayıplara neden olan, ülke ekonomisine büyük darbe vuran ve insanlarda ölümlere sebep olan en önemli viral hastalıklardan birisidir. Hastalığın hayvanlardan insanlara bulaşması ve insanlarda ölümcül vakalara sebep olması, hastalığın önemini daha da artırmaktadır.
AI virüsü, dünyanın birçok yerinde, çeşitli kuş türlerinde mevcuttur. Özellikle göçmen su kuşları, etkenin yayılmasında ana taşıyıcıdır. Hastalığın İran, İtalya, Belçika, Hollanda, Almanya, Çin, Honduras, Şili, Kore, Vietnam, Japonya, Tayland ve ABD'de yakın geçmişte görülmesi ve tavukçuluk sektörünün global yapısı, ülkemizin önemli kuş göç yolları üzerinde bulunması nedeniyle, yapılacak çalışmalar ve alınacak sonuçlar, mücadele açısından, ülkemiz için çok yararlı olacaktır.
SPF kümesleri kapatılıp SPF yumurta üretimi bittiğinde, yalnız hayvan sağlığını değil, insan sağlığını da ilgilendiren bu tür önemli araştırmaların yapılma şansı ortadan kaldırılmış olacaktır. Böylesine stratejik görevlere sahip olan bir kurumun kapatılması, ülke için çok büyük kayıp olacaktır.
Tarım ve hayvancılığı desteklediğini iddia eden sizler, Köy, Belediye ve Tapu Kanunlarında değişiklik yaparak, ülke topraklarının yabancılara satılmasını sağlamadınız mı?! Mera Kanununda değişiklik yaparak, meraları yapılaşmaya açmadınız mı?! 560 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameyi gıda kanunu olarak çıkarırken, belli meslek gruplarını dışlayarak, halkımızın, yediğine şüpheyle bakmasına neden olmadınız mı?! Tarım Bakanlığında iki müsteşar yardımcısının fiilen görevden uzaklaştırılmasına, hemşeri ve dost atamalarına seyirci kalmadınız mı?! İstanbul Et ve Balık Kurumunu kapatmadınız mı?! Fethiye Halıcılık Üretme İstasyonunu siz kapatmadınız mı?! Toprak Mahsulleri Ofisinin, hâlâ, ülkenin birçok bölgesinde buğday alamamasının nedeni siz değil misiniz?! "1 000 köye 1 000 tarımcı" projesiyle 55 000 Tarım Bakanlığı personeline hakaret eden siz değil misiniz?! Bu "1 000 tarımcı" projesiyle göreve alınan arkadaşların çoğu kahve köşelerinde oturmaktadır.
Doğrudan gelir desteğinin 2003 yılı ikinci dilimini ödemeyen siz değil misiniz?! Altı ay içerisinde, 50 kilogramlık 1 çuval yemin 16 000 000'dan 24 000 000'a çıkmasının sebebi siz değil misiniz?! Gübre fiyatlarının övündüğünüz enflasyon rakamlarına göre ikiye katlanarak zamlanması sizin zamanınızda olmadı mı?! Süt hâlâ sudan ucuz satılmıyor mu?! İstanbul'da, geçenlerde, tavukçuluk fuarında... Teknolojinin ve Avrupa'nın yirmi otuz yıl ötesinde bulunan tavukçuluk sektörümüzde meslek taassuplarına dayanılarak beyaz et ihraç edilememesinin sebebi siz değil misiniz?! AB'de 1 süt ineğine her gün 2 euroluk destek yapılırken, siz, yılda bir kez bile bunu veremiyorsunuz. Manisa Tavukçuluk Araştırma Enstitüsünü kapatan siz değil misiniz?! Her şeyi Avrupa uyum yasalarıyla dayatan; ama, Avrupa Birliğinde verilen tarım desteklemelerini veremeyen, hatta, sözünü bile edemeyen siz değil misiniz?! TİGEM Antalya-Boztepe Tarım İşletmesi Müdürlüğünün Karakaş mevkiinde 1 800 dekar alanını uzun süreli kiraya çıkaran siz değil misiniz?! Şekerpancarı ekim alanlarını daraltan siz değil misiniz?! Bitkisel yağ üretimi için vazgeçilmez ürünler olan zeytin, pamuk, ayçiçek, soya, kanolayı yetersiz destekleyen siz değil misiniz?! Her türlü destekten yoksun olarak üretim yapan Türk çiftçisine ve köylüsüne "gözünüzü kara toprak doyursun" diyen siz değil misiniz?! Bütün bunlara rağmen hâlâ "çiftçiyi destekliyoruz" demenizi hayretle izliyorum, hayret ediyorum.
Bu yasanın ulusumuza hayırlı olmasını diliyorum, Yüce Heyeti saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
35 konuşma daha · 29 Haziran 2004