İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 110. BİRLEŞİM · SALI

Genel Kurul konuşması

Hakkı Ülkü

İzmir Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 110. Birleşim · 2. yasama yılı · 6 Temmuz 2004 · 951 kelime · yaklaşık 5 dakikalık okuma

Kaynak göster

Hakkı Ülkü (CHP), 6 Temmuz 2004 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 110. Birleşim oturumunda konuştu; konuşma 951 kelime.

Hakkı Ülkü (CHP, İzmir). “Genel Kurul konuşması”. TBMM Genel Kurulu, 110. Birleşim tutanağı, 6 Temmuz 2004. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/hakki-ulku-22-2004-07-06 (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA HAKKI ÜLKÜ (İzmir)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 616 sıra sayılı Belediyeler Kanunu Tasarısının 17 nci maddesi üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi adına söz almış bulunmaktayım; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Bu madde, bir tek satırla yazılmış olan; ama, önemi çok büyük olan bir madde. Maddede deniliyor ki: "Belediye meclisi, belediyenin karar organıdır ve ilgili kanunda gösterilen esas ve usullere göre seçilmiş üyelerden oluşur."

Şimdi, buradan yola çıkarak, geçmişe yönelik olarak bakıldığında, yasa çıkarma tekniğinde bazı öneriler olmuş; örneğin, geçmiş yasama döneminde. "Eğer, bir ülkede kanun çıkararak o ülkenin sorunları halledilmiş olsa, yeryüzünde sorunlu hiçbir toplum ve hiçbir devlet kalmaz. Demek ki, mesele, sadece kanun çıkarmak değil, kaliteli kanun yapmaktır. Yasama Meclisi olarak bizim dikkat etmemiz gereken husus, nasıl olursa olsun bir kanunu çıkarmak değil, değiştirmeye çalıştığımız kanundan daha mükemmelini yapmaktır ve toplumun ihtiyaçlarını uzun süre karşılayacak bir tasarıyı yasalaştırmaktır. Mesela, 1580 sayılı Belediyeler Kanunu gibi. Bu kanun da, uzunca bir süredir toplumun ihtiyaçlarını karşılıyor. Dolayısıyla, bizim, bunca yıldır gündemde olan ve toplumun bir ölçüde ihtiyacını karşılayan bir kanunu değiştirirken, ondan daha modern, daha çağdaş, daha problemleri çözen bir tasarıyı getirmemiz gerekir."

Bu sözler, 18 Kasım 1999 tarihinde bu kürsüden şimdiki Adalet Bakanı Sayın Cemil Çiçek tarafından söylenilmiş olan sözlerdir. Peki, önümüze gelen bu tasarı böyle mi?

Bu tasarıyı hem İçişleri Komisyonunda hem de Plan ve Bütçe Komisyonunda birçok arkadaşımızın ve kuruluşun katkı ve görüşleriyle bu aşamaya getirmiş bulunuyoruz. Biraz daha gerilere gidersek, bu tasarının bu hale gelmesi için, geçmişten bu yana, Bakanlığın, belediye birliklerinin, sendikaların, üniversitelerin, baroların, meslek odalarının ve diğer birçok demokratik kitle örgütünün de uğraş verdiği ve en son Türk Belediyeler Birliği tarafından belki de yirmisekizincisini tartıştığımız taslaklardan birisi de budur diyebiliriz. Nihayet diyebiliriz; ama, doğrusunu söylemek gerekirse, 1580 sayılı Yasa 163 maddeden ibaretti, bu yasa da 89'u esas, 8'i geçici olmak üzere 97 maddenin bir araya gelmesinden başka çok fazla bir şey ifade etmeyen bir yasa diye düşünülebilir. Çünkü, belediye başkanlarının istemi ile burada üzerinde durduklarımız arasında çok fazla bir bağıntı yok. Belediye başkanlarının ne istediklerini biraz sonra 19 uncu maddede söz aldığımda sizlere madde madde sıralayacağım; ama, onu bir kenara bırakarak şunları söylemek istiyorum: Belediyecilik yirmidört saat görev yapılması gereken önemli bir mevkidir. Çünkü, bir belediye başkanı 7 kocalı Hürmüz'den beterdir. Olayın teknik yönü bir tarafa, belediye başkanlığı, İçişleri Bakanlığı ve ona bağlı olan genel müdürlük ve müdürlükleri, valilikleri ve kaymakamlıklarıyla, Bayındırlık Bakanlığıyla ona bağlı müsteşarlık, genel müdürlük ve müdürlükleriyle, Çevre ve Orman Bakanlığıyla, onun il müdürlükleriyle, Maliye Bakanlığı ve ona bağlı olan genel müdürlükler, müdürlükler ve hatta şefliklerle, Adalet Bakanlığıyla ve ona bağlı savcılıklar ve hâkimlerle, Kültür Bakanlığı ve ona bağlı olan müdürlükleri ve özellikle de SİT kurullarıyla, Çalışma Bakanlığı ve ona bağlı olan SSK'yla, sendikalarla, diğer demokratik kitle örgütleriyle, muhtarlıklarla ve akla gelmeyen birsürü dernek ve kuruluşlarla muhataptır. Bu nedenle, belediye başkanlarının birçoğu, bizim bu konuştuğumuz şimdiki dile aşina değillerdir. Onlar, günlük, somut yaşadıklarından yola çıkarak, sorunların çözümünü de somut olarak isterler. Zaten, yasaların yapılmasının nedeni nedir ya da niçin yapılır yasalar; o beldede, o ülkede halkın refahını artırmak, daha iyi bir yönetim, işsizlik ve yoksulluğa çare bulmak ve genişletilmiş demokrasi için.

Kesinlikle kimseyi eleştirmek için söylemiyorum. Şimdi, bırakalım 5 000 metreleri, 10 000 metreleri veya pergelleri de, Türkiye'de yerel yönetimler nasıl olmalıdır, belediyecilik deyince ne anlıyoruz, kentleşme için ne yapmak gerek? Bu konuda, tasarının kendi anlayışı çerçevesinde, elbette maddeler var; ama, biz, bu bağlamda, ülkenin tümünün belediyelik olmasını ve bunun için de "alan yönetimi" adı altında yeni bir yönetim biçimini öneriyoruz; çünkü, metrelerle uğraşıldığında aksaklıklar çıkıyor.

Hele göç alan bir kentin belediye başkanı iseniz, kent, o dediğiniz metreler yüzünden kuşatılıyor, saçaklar oluşuyor, sağlıksız yerleşim başlıyor. Eğer, sanayi kentiyseniz, çarpık sanayileşme kendini gösteriyor. Eğer, organize sanayi bölgesi içerisindeyseniz, Sanayi Bakanlığının çıkarmış olduğu organize sanayi bölgesi yönetmeliklerine göre, yönetimlerine giremiyorsunuz ya da ne bileyim, referandum yapsanız soruşturmaya uğruyorsunuz, toplantı yapıp halkla görüşlerinizi paylaşmak isteseniz, toplantı ve gösteri yürüyüşleri hakkındaki yasalara göre dava açılabiliyor. Bakanlıklarla eşgüdüm halinde çalışmak alabildiğine zor; çünkü, partizanca davranılıyor; imzasız bir mektup başınıza iş açabiliyor, aylarca mahkemelere gidip geliyorsunuz memurlarınızla birlikte, bütün bu işlerin altından kalkamıyorsunuz.

Şimdi, burada, Sayın Bakan, katılımcılıktan dem vurdu konuşmalarında; tabiî ki, son zamanlarda çokça moda olan ve kulağa da hoş gelen, katılımcı demokrasi, performans yönetimi, saydamlık, şeffaflık gibi kavramları da dile getirdiler. Bunlara katılmamak mümkün değil; ama, bunlar yeni şeyler değil.

Hatırlarsanız, İstanbul'da, 1996 yılında, İnsan Yerleşimleri Konferansı (Habitat) adı altında toplantılar yapıldı. Bu toplantılardan sonra "İstanbul Deklarasyonu" adı altında bir bildiri yayımlandı; üstelik, epeyce de uzun. Bu bildirinin "Yerel yönetimlerin ve onların birliklerinin/ağlarının ademimerkezîleştirilmesi ve güçlendirilmesi" başlığı altındaki "yapılacak işler" bölümünün maddeleri içerisinde, sadece memurların performans ölçütlerini değil, aynı zamanda "kamuya ait malların ve kamu hizmetlerinin sunum, işletim ve bakımı, halkın gereksinimlerinin sağlanması ve kentlerin malî ve diğer potansiyellerinin değerlendirilmesi alanlarındaki yenilikçi uygulamalar hakkında cinsiyete, yaşa ve gelir düzeyine göre ayrıştırılmış bilgilerin toplanması, bunların karşılaştırmalı analizlerinin yapılması ve elde edilen bilgilerin yayılması yoluyla yerel yetkililerin başarı ve performansını artırmalı" denilmektedir.

Yine bir başka maddesinde, "halk katılımı" ve "kentli bağlılığı" kavramları geliştirilmiştir. İşte, burada da, yerel düzeyde gereksinmeleri yanıtlayabilen geniş tabanlı katılım ile saydam ve hesap verebilen yönetimler gündeme getirilmektedir. Politika, program ve projelerin uygulanmasında, kaynak seferberliğinden mahalle tabanlı eylem planlaması dahil olmak üzere, katılımcı mekanizmaların kurulması ve güçlendirilmesi önerilmektedir.

Yerel yönetimlerin ve sivil toplumun katılımını Habitat gündeminde etkin uygulama olarak sunan yetkililer "yerel yönetimler, semt kuruluşları ve sivil toplum kuruluşlarının eğitim, sağlık, yoksulluk, insan hakları, sosyal bütünleşme, altyapı, yaşam kalitesinin iyileştirilmesi, yardım ve rehabilitasyon alanlarında güçlendirilmesine ve politikaların üretilmesine, uygulanmasına yapıcı bir biçimde katılabilir kılınmasını gerektirmektedir" diyerek, bu amaçla, bir dizi kuruluş ve onlara bağlı alanları da saydıktan sonra, semtleri ve mahalleleri de katarak, işçi sendikalarını, adil koşullar altında iş olanakları yaratılmasına, eğitim, sağlık ve diğer temel yerleşmelerin gerçekleştirilmesine ve bunların kolaylaştırılmasına, ekonomik ortamın geliştirilmesine katkıda bulunmaya teşvik ederek, akademik kurumların...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

43 konuşma daha · 6 Temmuz 2004

43 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook