İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 30. BİRLEŞİM · SALI

Konya milletvekili okan öksüz ve 22 arkadaşının, tuz gölündeki kirlenmenin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla anayasanın 98 inci, içtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri uyarıca bir meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/5)

Halil Ürün

Konya Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 30. Birleşim · 1. yasama yılı · 4 Şubat 2003 · 858 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma

Kaynak göster

Halil Ürün (AK Parti), 4 Şubat 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 30. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: KONYA MİLLETVEKİLİ OKAN ÖKSÜZ VE 22 ARKADAŞININ, TUZ GÖLÜNDEKİ KİRLENMENİN ARAŞTIRILARAK ALINMASI GEREKEN ÖNLEMLERİN BELİRLENMESİ AMACIYLA ANAYASANIN 98 İNCİ, İÇTÜZÜĞÜN 104 VE 105 İNCİ MADDELERİ UYARICA BİR MECLİS ARAŞTIRMASI AÇILMASINA İLİŞKİN ÖNERGESİ (10/5)); konuşma 858 kelime.

Halil Ürün (AK Parti, Konya). “Konya milletvekili okan öksüz ve 22 arkadaşının, tuz gölündeki kirlenmenin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla anayasanın 98 inci, içtüzüğün 104 ve 105 inci maddeleri uyarıca bir meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesi (10/5)”. TBMM Genel Kurulu, 30. Birleşim tutanağı, 4 Şubat 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/halil-urun-22-2003-02-04-konya-milletvekili-okan-oksuz-ve-22-arkadasinin-tuz-golundeki-kirlenm (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

HALİL ÜRÜN (Konya)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Tuz Gölü kirliliği üzerine verilen araştırma önergesinde bendenizin de imzası bulunmaktadır. Esasen, konuyla alakalı, başından beri bu kirliliği takip ve Konya'dan buraya intikal eden, bu kanala intikal eden, Tuz Gölüne intikal eden suların arıtılması konusunda, görev dönemimde de ciddî bazı çalışmalar içerisinde bulunduğum için, burada, Meclis Genel Kurulumuzu bilgilendirmek, bu hususun önemini sizlere arz etmek üzere söz almış bulunuyorum; Kurulunuzu saygıyla, sevgiyle selamlıyorum.

Benden önce söz alan değerli konuşmacılar, gerek Grubumuz adına söz alan Konya Milletvekilimiz Özkan Öksüz Bey gerek yine CHP Grubu adına söz alan Konya Milletvekili değerli arkadaşımız ve gerekse de Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcımız, konunun önemini vurguladılar. Bakanımızın ifade ettiği sözler bize umut verdi, cesaret verdi, bu konunun üzerinde durulacağını âdeta bize müjdeledi.

Benim vereceğim bilgiler şunlar olacaktır: Tuz Gölüne intikal eden sular... Aslında, başlangıçta tarımdaki sulamadan dönen sular için yapılmıştı bu kanal. Bu kanal, 135 kilometrelik bir kanal olarak Tutup Tünelinden de geçmek suretiyle 6'şar metre suyu terfi eden üç tane pompa istasyonundan toplam 18 metre yükselen sular, Tutup Tüneli kanalıyla 135 kilometrelik mesafeyi açık kanalda alarak Tuz Gölüne intikal ediyor. Esasen, yaptığımız incelemede -ben, bunun üzerine bir araştırma da yaptım öğretim üyeliğim döneminde- o dönemde buraya intikal eden çok da fazla belki bir kirlilik yok görünüyor; ancak, zaman zaman, gerek ağır metaller gerekse deterjan artıkları intikal ediyor. Yol boyunca doğal bir tasfiye, doğal bir arıtma meydana geliyor; biyolojik arıtma diyoruz biz buna; ancak, yine de bu metalik artıkların göle intikali, nüfusun artışına paralel olarak, gölü çevreleyen diğer yerleşim bölgelerindeki nüfus artışlarına paralel olarak bu kirlenme de gelecekte daha da artacak görünüyor. Bu bakımdan, buna önceden mani olmak ve bu hususta önlem almak gerekmektedir.

Tabiî, Konya'dan intikal eden atık sular için söyleyeceğimiz şudur: Konya'dan atık suları başka bir yere deşarj etme imkânı yoktur. Dolayısıyla, siz, doğal olarak, bu kanalı kullanmak zorunda kalıyorsunuz. Peki, bunun sorumlusu sadece Konya Belediyesi mi olmalıdır; hayır. Tuz, doğal ve millî bir servetimizdir ve Tuz Gölü, dünyanın belki de en büyük tuz rezervine sahip olması itibariyle, aslında bu konuyu ulusal değil belki uluslararası platforma taşır bir görüntü içindedir. Dolayısıyla, bu hususta sadece yerel yönetimi bundan sorumlu tutmak ve yerel birtakım imkânlarla bu konuyu çözmek, aslında kafî değil. Bu yüzden, biz, o dönemde, 1998'de -arkadaşlar ifade ettiler- Çevre Bakanlığını ilgilendirmekte olması, Tekel Genel Müdürlüğünü ilgilendirmekte olması, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünü ilgilendirmekte olması ve elbette büyükşehir belediyesini ilgilendirmekte olması dolayısıyla, bir konsorsiyum oluşsun, bu konsorsiyum kendi arasında meseleyi çözsün arzu ettik; çünkü, bu sular, kanal vasıtasıyla Tuz Gölüne intikal ederken yol boyunca sulamada kullanılıyor, tarım sulamasında kullanılıyor; yani, vatandaş oraya pompasını koyuyor ve kendi arazisini tarımsal amaçlı olarak buradan suluyor; halbuki, burada deterjan var ve bu deterjanla beraber tuzlar da yer aldığı için, tarım arazilerini de tehdit ediyor. Pek çok araziler, başta çok yüksek birtakım üretimler sağlarken, zamanla, tuz oluşması nedeniyle, bu tarım arazileri de elden çıkmıştır ve bunları tekrar ıslah edebilmek için, büyük bir zaman, büyük bir masraf gerekmiştir. Bu masraf ve bu zaman, elbette, bizim kendi ülke insanımızdan ve kaynaklarımızdan gidecektir. Bu bakımdan, kirliliği, kirlenme meydana gelmeden önce önlemek gerekir. Bu hususta, Bakanımıza ve bu konuda teşekkül edecek olan komisyona -mutlaka inanıyorum, Genel Kurul kabul doğrultusunda oy kullanarak bu araştırma önergesini kabul edecek olursa- ele alması lazım gelen hususla ilgili benim önerilerim var. Bunun mutlaka sürüncemede bırakılmaması lazım. Bir kere, bir konsorsiyum teşekkül ettirilebilir ve bu konsorsiyumda doğrudan doğruya büyükşehir belediyesinin yetkilendirilmesi esas olmalıdır; çünkü, bir yerel yönetimdir ve orada, arıtma tesisini işletmeyle görevli olacaktır; dolayısıyla, işin sahibi o olmalıdır; ama, kredinin bir şekilde sağlanması gerekir ve bunu da, bu konsorsiyuma dahil olacak olan kurulların, kurumların müştereken karşılaması lazım. Bizim önerimiz, belediyenin, sadece arazisiyle, arsasıyla buna katılması, diğer kurumların da bir şekilde buna katılması ve ayrıca, krediyle de bunun desteklenmesidir. Devlet Su İşleri, bu su arıtıldıktan sonra, bunu sulamada kullanabilir; çünkü, sulama amaçlı kaliteye, böyle bir standarda kavuşturulduktan sonra, bu suyu, sulama amaçlı olarak kullanmak mümkün; dolayısıyla, Devlet Su İşlerinin bu manada dahli var.

Şimdi, Tuz Gölü üzerindeki bu kirlilik, bu tehdit, aslında, moral bakımdan veya ticarî bakımdan da Tuz Gölünün, bu büyük rezervin tuz üretimini engellemektedir, pazarlama imkânlarını düşürmektedir; Tekel Genel Müdürlüğünü de bu yönü ilgilendiriyor. Siz eğer pazara inemiyorsanız, tuzu pazara intikal ettiremiyorsunuz ve bunun manileri varsa, kirlilik bunun manisi ise, bu kirliliği mutlaka önlemeniz lazım; çünkü bu, tuz üretiminden caydırmaktadır ve tuz pazarlamasından caydırmaktadır, dolayısıyla bunu önlemek şarttır.

Bu bakımdan, hem Tekel Genel Müdürlüğünün hem Devlet Su İşlerinin hem Çevre Bakanlığının tarım arazilerinin kirlenmesi sebebiyle, bu konuyla doğrudan ilgilerinin olduğunu ve bu konuya mutlaka eğilmeleri gerektiğini düşünüyorum.

Değerli arkadaşlar, bu hususta teşekkül edecek olan komisyonun süratle bu konuya çözüm getirmesi ve bunun, geçmiş dönemlerde birçok kereler bu kurula getirilen, bu konuda alınmış, ama neticede hiç de cevap verilememiş olan durumlara dönüşmemesi lazım; mutlaka artık bunun pratiğe aktarılması gerekir, uygulamaya aktarılması gerekir. Eğer, yine uygulama alanı görmeyecekse ve yine biz bunu gelip burada tekrar konuşacaksak, bu hususta büyük kayıplara uğradığımızı ben şimdiden ifade ediyorum. Ancak, umudum, ciddî manada umudum, bizim hükümetimizin bu konuya ciddî manada eğileceği hususudur, bu husus millî bir meseledir.

Ben, bu duygular içerisinde araştırma önergesine destek verilmesini huzurlarınızda talep ediyor; bu fırsatı verdiği için Değerli Başkanımıza teşekkür ediyor, kurulunuzu tekrar saygıyla, sevgiyle, muhabbetle selamlıyorum. (Alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

15 konuşma daha · 4 Şubat 2003

15 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook