İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 78. BİRLEŞİM · ÇARŞAMBA

Yükseköğretim kurmları teşkilatı kanununda değişiklik yapılması hk.(s.s.1067)

Hamza Albayrak

Amasya Milletvekili · AK Parti

Genel Kurul, 78. Birleşim · 4. yasama yılı · 22 Mart 2006 · 843 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma

Kaynak göster

Hamza Albayrak (AK Parti), 22 Mart 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 78. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: YÜKSEKÖĞRETİM KURMLARI TEŞKİLATI KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HK.(S.S.1067)); konuşma 843 kelime.

Hamza Albayrak (AK Parti, Amasya). “Yükseköğretim kurmları teşkilatı kanununda değişiklik yapılması hk.(s.s.1067)”. TBMM Genel Kurulu, 78. Birleşim tutanağı, 22 Mart 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/hamza-albayrak-22-2006-03-22-yuksekogretim-kurmlari-teskilati-kanununda-degisiklik-yapilmasi-hk-s (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

HAMZA ALBAYRAK (Amasya)Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşülmekte olan 1067 sıra sayılı Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısıyla ilgili, bu tasarının geneli hakkında söz almış bulunuyorum; sözlerime başlamadan önce, sizleri ve bizleri izleyen aziz milletimizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum.

Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; bu kanun tasarısı 5 maddeden ibaret olup, bu tasarıyla, Kadir Has Üniversitesi bünyesindeki Tıp Fakültesi, Florence Nightingale Hastanesi Hemşirelik Yüksekokulu, Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu ve Sağlık Bilimleri Enstitüsü ile yeni kurulan Fen ve Edebiyat Fakültesi, Türk Kardiyoloji Vakfına ait olan ve ismi "İstanbul Bilim Üniversitesi" olarak tadat edilen yeni bir üniversite kurulmuş oluyor. Değerli arkadaşlar, bu üniversite, şüphesiz ki, Anayasamızın 130 uncu maddesine göre, 2547 sayılı YÖK Yasasında değişiklik yapan bir kanunla kuruluyor. İşte bu tasarı da bu kanunu içeriyor.

Değerli arkadaşlar, yükseköğretim, Türkiyemizde, pahalı olan, maliyeti oldukça yüksek olan, neredeyse maliyetinin tamamı devlet tarafından karşılanan bir öğretimdir. Elbette ki, sizlerin de katkısıyla, 22 nci Dönemde, bu Yüce Meclis, bütçe hazırlanırken, eğitime vermiş olduğu önceliği hep sürdüregelmiştir. Dolayısıyla, ilk defa, 2003'te, 2004'te, 2005'te ve 2006 bütçesinde, eğitime ayrılan pay birinci sırayı almıştır. Yeterli midir; elbette ki, dünyadaki gelişmiş ülkelere göre bu yeterli değildir; ama, katedilen mesafe çok önemlidir.

Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; içerisinde bulunduğumuz 21 inci Yüzyıl bilgi çağıdır, eğitim çağıdır. Dolayısıyla, duyulan ihtiyaç da, bilgili, ilgili, analitik düşünebilen, sorgulamaya açık nesilleri yetiştiren özerk üniversitelere olan ihtiyaçtır. Bu bağlamda, Türkiye genelindeki mevcut vakıf üniversiteleri, hakikaten, Türk eğitim sistemine çok olumlu katkılar vermişlerdir.

Şunu huzurlarınızda belirtmek isterim ki, dinî öğretimimizin ilk emri olan "oku" emri çok iyi sorgulanmalı ve günümüzde de, bütün problemlerin çözüm kaynağının eğitim olduğu, hiç ama hiç hatırdan çıkarılmamalıdır.

Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; bugün üniversitelerimizin dünya üniversiteleri arasındaki nitelik ve nicelik açısından karşılaştırılması, değerlendirilmesi, maalesef, hiç iç açıcı değildir. Dünyadaki üniversiteler arasında, Türkiye'deki mevcut üniversiteler turuncu derecededir. Bu mevcut durumun da, eğitimdeki nitelik ve niceliğin ön plana çıkarılarak, bir an önce daha üst seviyelere çıkarılması gerekmektedir. Elbette ki, bugün yükseköğrenim gençliği, Atatürk'ün Türk Gençliğine Hitabesinde geçen o özdeyişleri çok iyi kavramalı, yine bugünün Türk gençliği, Atatürk'ün Gençliğe Hitabesine aynı cümlelerle, aynı kelimelerle cevap olarak, "Türk Gençliğinin Atatürk'e Cevabı" başlığını taşıyan Emekli Albay Dursun Yaşa'nın "Türk Gençliğinin Atatürk'e Cevabı"nı da hiç unutmamalı. Bu düsturları da şiar edinmelidir.

Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; Türkiye'de örgün ve yaygın eğitim kapsamında anaokulları, ilköğretim, ortaöğretim ve yüksekokulda okuyan öğrenci sayımız yaklaşık 20 000 000 civarındadır. Bu, komşularımız dahil, dünyadaki bütün ülkelerin oldukça çoğunluğunun nüfusundan daha yüksek bir rakama baliğ olmuştur. Dolayısıyla, Türkiye'nin eğitimle olan problemleri, bu katılımcıların daha doğrusu bu öğrencilerin çokluğuyla da kendini önplana taşımaktadır.

Bir taraftan, yüksekokulda okuyan öğrencilere Yurtkur -yani, Yükseköğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu Genel Müdürlüğü- katkı ve öğrenim kredisi olmak üzere iki kredi vermekte ve bunların barınma ihtiyacını da karşılamaktadır.

Şunu huzurlarınızda iftiharla söylüyorum ki, bugün, Yükseköğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu Genel Müdürlüğünden öğrenim kredisi ve katkı kredisi talep edip de alamayan hiç ama hiç kimse yoktur. Talep eden herkese, önkoşulsuz, öğrencinin bire bir taraf olması ve ilgili evrakı Yükseköğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumuna sunması ve bir taahhütname imzalamasıyla, Kredi ve Yurtlar Kurumunun barınma, beslenme, eğitime katkı ve öğrenim kredilerinden her yüksekokul öğrencisi faydalanmaktadır.

Değerli arkadaşlar, yükseköğrenimimizin güncel sorunu şudur: Eğitim kurumlarımız herhangi bir sorgulama sınırlamasına tâbi tutulmamalıdır. Yükseköğrenimde okuyan gençlerimiz özgürce sorgulama yapabilmeli ki, mucit ruhlu olsunlar, başarılı olsunlar. Hatırlarsanız, dünya kurulduğunda beri, gökyüzündeki cisimler hep yere düşüyor; ama, Newton'un o elmanın başına düşmesini sorgulamasıyla yerçekimi kuvveti bulunmuştur.

Değerli arkadaşlar, sorgulamaya sınır koymazsanız, öğrenimi ezbercilikten ve "izm" tacizciliğinden kurtarırsanız, elbette ki, çok başarılı buluşlara, patentlere, millet olarak elbirliğiyle imza atarız; ancak, günümüzde birtakım kişi ya da kuruluşlar, potansiyel vehimlerle korkulu rüyalar görüp, hep suçlular icat etmektedir. Onun içindir ki, yine suyun basıncını bulan, sorgulamayla suyun basıncını bulan Einstein "atomu moleküllerine ayırmayı başardım; ama, birtakım kişilerdeki önyargıyı yok edemedim" demektedir.

Değerli arkadaşlar, önyargıların yok edilmesinin çözümü de, eğitim ve öğretim kurumlarındaki kaliteden geçmektedir. Dolayısıyla, hepimiz, her zaman "gelecek gençlerle gelecektir"i hiçbir zaman unutmamalıyız. Elbette ki, gençlere, eğitim ve öğrenim noktasında, var olan bireysel, toplumsal ve kamusal bütün imkânlarımızı, onlara, hiç ama hiç kısıtlama yapmadan sunmalıyız.

Bu arada, yüksekokul öğrencilerimizin muhatap oldukları bir yanlış sorunun da, huzurlarınızda altını çizmek istiyorum. Çeşitli yazar ya da çizerler, öğrencilerle muhatap olduklarında "boş zamanlarınızda ne yapıyorsunuz" sorusunu soruyorlar.

Değerli arkadaşlar, Türk gencinin, hele hele yüksekokul öğrencisinin asla boş zamanı olmaz, onların olsa olsa serbest zamanı olur, o serbest zamanı da, elbette ki birtakım sosyal ve kültürel etkinliklerle değerlendirirler.

Değerli arkadaşlar, sizlere ve bizlere düşen en büyük görevlerden bir tanesi şu: Türkiye'deki YÖK'ü; yani, Yükseköğretim Kurulunu dünya standartlarına, Avrupa Birliği kriterlerine uygun, özgürlükçü, şeffaf, katılımcı, hiç ama hiç sınır getirmeyen, ülke menfaatlarını ön planda tutan, vatanperver ve sevgi kahramanları olarak öğrenci yetiştiren kurumlar haline dönüştürmeliyiz.

Dolayısıyla, ben içtenlikle talep ediyor ve inanıyorum ki, YÖK Yasasını çıkarmak, bu, 22 nci Dönem Yüce Meclise nasip olacaktır. İnşallah, bu Yüce Meclis, bir konsensüsle YÖK Yasasını çıkaracak ve Türkiye'de eğitim ve öğrenim özgürlüğünün önü tamamen açılacaktır. Elbette ki, eğitim ve öğretim, cumhuriyetimizin bekasına, vatanımızın bölünmez bütünlüğüne, aziz milletimizin birlik ve beraberliğine katkı verecektir diyor; tekrar, gelecek, gençlerle gelecektir diyor; bu kanunun hayırlı ve uğurlu olması dileğiyle, hepinizi içtenlikle selamlıyor, saygılar sunuyorum. (AK Parti sıralarından alkışlar)

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

22 konuşma daha · 22 Mart 2006

22 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook