Yükseköğretim kurmları teşkilatı kanununda değişiklik yapılması hk.(s.s.1067)
Denizli Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 78. Birleşim · 4. yasama yılı · 22 Mart 2006 · 590 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma
Kaynak göster
Mustafa Gazalcı (CHP), 22 Mart 2006 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 78. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: YÜKSEKÖĞRETİM KURMLARI TEŞKİLATI KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HK.(S.S.1067)); konuşma 590 kelime.
Mustafa Gazalcı (CHP, Denizli). “Yükseköğretim kurmları teşkilatı kanununda değişiklik yapılması hk.(s.s.1067)”. TBMM Genel Kurulu, 78. Birleşim tutanağı, 22 Mart 2006. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/mustafa-gazalci-22-2006-03-22-yuksekogretim-kurmlari-teskilati-kanununda-degisiklik-yapilmasi-hk-s (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
CHP GRUBU ADINA MUSTAFA GAZALCI (Denizli)Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; görüşmekte olduğumuz 1067 sıra sayılı yeni bir vakıf üniversitesinin kurulmasına ilişkin tasarıda Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz aldım; tümünüzü saygıyla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlar, bu yasayla, İstanbul Bilim Üniversitesi adında yeni bir vakıf üniversitesi kuruluyor. Bu, bir eğitim konusu, üniversite konusu. Ne hikmetse, Millî Eğitim Komisyonuna gelmedi bu tasarı; Plan Bütçeden, doğru buraya geliyor. Birçok kez böyle oluyor. Geçen de, eğitimle ilgili bir konu Millî Eğitim Komisyonuna gelmeden getiriliyor ve iş ivedi olarak, kamuoyunda tartışmadan, üniversitelerde tartışmadan, milletvekilleri konuda bilgi sahibi olmadan, "ya bu iyi bir iş, hayırlı bir iş, alalım götürelim..." Tamam, ama tartışalım, ama konuşalım, içini dolduralım.
Şimdi, AKP adına çıkan grup sözcüsü arkadaşım, -ki, bunu Bakan da yapıyor, Plan Bütçede yaptı, Millî Eğitim Komisyonunda yaptı- üniversiteye vuruyor, vuruyor. Bir ipotek varmış, dayatma varmış, bilmen ne yerdeki bir panele bir arkadaş gelmemiş, sokak çocuklarıyla ilgili bir konuda işbirliği yapmamış; öyleyse vur üniversiteye. Vuralım… Savunma?.. Nerede o suçladığımız üniversitenin yetkilileri ya da ne konuşuyoruz biz? Millî Eğitim Bakanı kendi okul aşamalarını bırakmış, sanki, okul öncesini, ilköğretimi, ortaöğretimi çözmüş; YÖK'e karşı bir savaş, geldi geleli. Geçen gün, televizyonlarda bir açıklama, diyor ki: "Millî Eğitim Bakanı YÖK'ü kınıyor." YÖK, Millî Eğitim Bakanının yaptığı bir yönetmeliği mahkemeye götürüyor; mahkemeden de karar alıyor, açık lise konusunda olduğu gibi.
Değerli arkadaşlar, üniversite, dünyanın her yerinde bilim üreten özerk bir kuruluştur. Şimdi arkadaşlar diyorlar ki: "Dileriz bize nasip olacak, işte bir YÖK Kanunu çıkaracağız." Sizin nasıl bir yasa istediğinizi biz üç yıldır biliyoruz; yoğurdu üflememiz gerekir. Yani, tamam, YÖK'ün geçmişteki kimi merkezî yapısından biz de şikâyetçiyiz, programımıza bile yazdık. Özgürlükçü, katılımcı bir anlayışla bir yükseköğretim eşgüdümü olsun istiyoruz. Öğrenci de katılsın, öğretim üyeleri de katılsın, bilim üretsin, üniversiteler baskı altında olmasın; ama, sizin verdiğiniz ipuçları bunu mu gösteriyor sevgili arkadaşım?! Yani, 2003'ten beri getirdiğiniz yasa önerisi, yükseköğretimle ilgili yeni bir AKP yönetimi YÖK'ü yaratmak; yani, üniversiteye egemen olmak, üniversiteyi kuşatmak.
Bakın, biz, burada her şeyi bıraktık, üniversiteye girecek öğrencilerin katsayısını yasayla belirleme kalktık. Yapmadık mı bunu; yaptık. Sonra, bir açık lise yönetmeliği yaptık, açık lise ruhuna aykırı. Üniversiteyi de bitirsen, gel bana kaydol, bana kaydol; liseyi de bitirsen gel bana kaydol.
FAHRİ KESKİN (Eskişehir)Ne mahzuru var?!
MUSTAFA GAZALCI (Devamla)Danıştay durdurdu; ama, devam edildi kayıtlar. Bereket kamuoyuna açıklandı da, bir suçüstü oldu. ÖSYM, geçen gün o çocukların hakkını kaybetmemek için "gelin, ben birinci diplomalarınızı kabul ediyorum" dedi. Kimsenin de bir hak kaybı olmadı.
Değerli arkadaşlar, şunu içinize sindirin, bakın: Biz yasamayız, yasalar yapacağız tabiî; ama, üniversiteler, yalnız Türkiye'de değil, bütün dünyada özerktirler, her yönden özerktir. Hele bilimsel özerklik… Cumhurbaşkanının geçen gün 15 yeni üniversitede gönderdiği gibi, bir yönetsel özerkliği de içerir diyor; ama, biz, arkadaşlara bunu anlatamadık, ne Plan ve Bütçe Komisyonunda ne burada. Hayır, ille de 15 yeni üniversiteyi kuruyoruz, benim ölçütlerime göre kuruyoruz ve o rektörleri de biz atayacağız... 1992'de böyle olmuş. Kötü örnek örnekmiş gibi… O zaman başka Cumhurbaşkanı varmış, köprülerin altından çok sular akmış.
Burada, ikinci kez görüşmede dedik ki, yalvardık, gelin arkadaşlar, hukuk duvarına çarpmayın, üniversitelere kıymayın; gelin, altı aylığına, Yükseköğretim Kurulu, Anayasanın ruhuna uygun olarak, 130 ve 131'e uygun olarak bir rektör adayı Cumhurbaşkanı tarafından atansın, altı ay içinde seçim yapsın. Hani özerklikti?! Hayır, ille ben atayacağım onu... Peki ne oldu şimdi, ben size soruyorum, ne oldu? İkinci kez onayladığı halde, işler dondu, durduruldu; yani, 15 yeni üniversitenin rektörü atanamıyor şu anda. Sizin yüzünüzden, inat, ısrar… İta amirleri yok 15 yeni üniversitedeki öğretim üyelerinin, yurtdışına bile çıkamıyorlar şu anda.
MEHMET S. TEKELİOĞLU (İzmir)Kanun çıktı…
MUSTAFA GAZALCI (Devamla)Yani, kurucu rektör olmadan…
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
22 konuşma daha · 22 Mart 2006