İçeriğe atla

22. DÖNEM · 550 SANDALYE

Ara
GENEL KURUL · 28. BİRLEŞİM · SALI

Okullara asılmak üzere fotoğrafını gönderen kültür bak.sosorusu.6/314

Hasan Aydın

İstanbul Milletvekili · CHP

Genel Kurul, 28. Birleşim · 2. yasama yılı · 16 Aralık 2003 · 597 kelime · yaklaşık 3 dakikalık okuma

Kaynak göster

Hasan Aydın (CHP), 16 Aralık 2003 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 28. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: OKULLARA ASILMAK ÜZERE FOTOĞRAFINI GÖNDEREN KÜLTÜR BAK.SOSORUSU.6/314); konuşma 597 kelime.

Hasan Aydın (CHP, İstanbul). “Okullara asılmak üzere fotoğrafını gönderen kültür bak.sosorusu.6/314”. TBMM Genel Kurulu, 28. Birleşim tutanağı, 16 Aralık 2003. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/hasan-aydin-22-2-2003-12-16-okullara-asilmak-uzere-fotografini-gonderen-kultur-bak-sosorusu-6-314 (erişim: 1 Kasım 2026).

Sade metin (Markdown) →

Konuşmanın tam metni

CHP GRUBU ADINA HASAN AYDIN (İstanbul)Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; hepinizi, saygıyla, sevgiyle selamlıyorum.

Ben, burada, bugün arkadaşlarımızın değinmiş oldukları noktaları tekrarlamanın ötesinde iki temel öğeyi işlemek istiyorum; bir tanesi devlet, bir tanesi vatandaş.

Bu yasa, Türkiye'de, Parlamento tarafından el kaldırılarak çıkarılan, "sevgili vatandaşlarım, ‘devlet güvencesi’ sözcüğü, bugüne kadar söylediğimiz zamanlar için geçerli; ama, Parlamentonun kararıyla, bundan sonra ‘devlet güvencesi’ sözcüğünü duyduğunuzda sakın inanmayın" yasasıdır.

Şimdi, değerli arkadaşlarım, vatandaşlar, elindekini, avucundakini almış, götürmüş, bankalara yatırmışlar. Benden önce konuşan arkadaşım çok ilginç bir biçimde, "750 trilyonu devlet ödesin, geriye kalan miktarını devlet üstlenmesin" derken, sanki, 9 katrilyonun içerisinde bu 750 trilyon hariç, geriye kalan miktar, Fransa'da, İngiltere'de, Bali Adalarında, herhangi bir yere de yürüyen bir para da, Türkiye Cumhuriyeti Parlamentosunu, Devletini ilgilendirmiyor gibi, inanılmaz derecede, bu kürsüde, bir sorumsuzluk ifadesi arz edebilecek bir çıkış yapabilmektedir.

MEHMET EMİN MURAT BİLGİÇ (Isparta)Sayın Başkan, sataşma var, söz hakkı istiyorum.

HASAN AYDIN (Devamla)Efendim, sataşma yok. Ben düşüncelerimi söylüyorum.

MEHMET EMİN MURAT BİLGİÇ (Isparta)Sataşma var.

HASAN AYDIN (Devamla)Sayın Başkan, konuşmama devam etmek istiyorum.

BAŞKANBuyurun, Sayın Aydın.

HASAN AYDIN (Devamla)Bu Parlamentonun temel görevlerinden bir tanesi, cumhuriyet kurulduğu tarihten bu yana, bu coğrafya üzerinde yaşayan bütün vatandaşlarımızın, bütün eksikliklerine, bütün yanlışlıklarına rağmen, devlete olan güvenlerini devam ettirmiş olmalarıdır.

Vatandaş, bankaya giderken, bir istihbarat elemanı gibi bankanın durumunu araştıracak mı? Herhangi bir vatandaşımızın böyle bir yetkisi, böyle bir imkânı var mıdır? Bütün gazetelere ilan verilmektedir, senetler alınmaktadır, tahviller alınmaktadır... Devlet, burada, ortalıkta yok. Devletin sosyal yanı ne zaman işleyecek?! Yani, devlet vatandaşını korumakla yükümlü değilse, devlet vatandaşının dolandırılmasına karşı çıkmayacaksa, devlet vatandaşının haksızlığı karşısında kendisini devreye sokmayacaksa, o devlet nasıl bir devlettir?! Bu devleti hangi kategoriye koymaktasınız?

Bir kere, bu yasa, kesinlikle, bundan önce yaşanmışlardan farklı olarak, Türkiye'de bir şeyi ortaya koymaktadır. Bakınız, benden önce konuşan milletvekili arkadaşlarımdan bir tanesi bir mudinin mektubunu okudu, ben de bir mektup okuyorum: "Bakın, sayın milletvekilleri, ben, Uzan filan tanımam, diğer banka sahiplerini de tanımam. Benim tanıdığım devlettir ve o bana kefil olmuştur. Bana, 50 milyara kadar, istediğin bankaya parayı yatırabilirsin diyen de odur. Yoksa, koskoca Türkiye Cumhuriyeti Devletine güvenmemeli miydik?" Telefonu var, adı var.”

Değerli arkadaş, vatandaş bu soruyu soruyor bize.

MEHMET ALTAN KARAPAŞAOĞLU (Bursa)Yasayı okudun mu?

HASAN AYDIN (Devamla)Biz devlete ne zaman güvenmeliyiz, bizim yapmış olduğumuz hatalar değil, devletin yapması gereken kontrolleri, devletin yapması gereken denetimleri, devletin yapması gereken görevlerini yapmamasının sorumluluğunu, hangi nedenle, hangi mantıkla, hangi vicdanla masum vatandaşa sormaktadır diye, insanlar bize sorular soracaklardır.

Teknik olarak bir yasa hazırlanıyor, buraya geliyor. Yasa hazırlanıp buraya geldikten sonra bir talimat ortaya çıkıyor, siyasal talimat; devlet iç borçlanma senetlerinin ödenmemesi talimatı. Gerekçe şu: "Türkiye İmar Bankası Türk Anonim Şirketi tarafından karşılıksız satılan devlet iç borçlanma senetlerini satın alanlar, yatırdıkları tutarları, gerek yargı yoluyla gerekse iflas masasında talep etme hakkına sahip olduğundan..." Yani, şöyle söylüyor vatandaşlara: Sevgili vatandaşlarım, siz bu hazine bonolarının sahibisiniz, bu sizin hakkınız ve zaten siz yargı yoluyla bunu alabilecek durumdasınız, iflas masasına giderseniz de bunu alabilecek durumdasınız; ancak, biz, Türkiye Cumhuriyetinin hükümeti olarak, küçük bir kurnazlık yaparak, biraz sizin tahsilatınızın gecikmesini sağlamak açısından -nasıl olsa Türkiye'de mahkemeler çok uzun bir süre yürüyor- iki sene sonra, üç sene sonrasına zaman kazanmak açısından sizi süründüreceğiz.

Arkadaşlar, elinizi vicdanınıza koyun; süründürdüğünüz insanlar kim? Yani, bu vatandaşa zulüm değil de nedir?

RESUL TOSUN (Tokat)O bonolar karşılıksız bonolar.

HASAN AYDIN (Devamla)Değerli arkadaşlarım, bu vatandaşa biz bunu nasıl yapabiliriz?! Bu vatandaş, bizi bu Parlamentoya taşıyan vatandaş değil mi?

Sadece laf atmasını biliyorsun Resul Bey. Bu son zamanlarda bir tek laf atıyorsun, başka bir iş yaptığın yok; yani, oturuyorsun orada, laf atıyorsun.

Metin TBMM tutanağından alındı; ara sözler ve başkanın uyarıları tutanaktaki gibidir. Hata bildir

AYNI GÜN GENEL KURUL’DA

Aynı gün söz alan diğer vekiller

42 konuşma daha · 16 Aralık 2003

42 konuşmanın tamamı →

Bu sayfayı paylaş

X WhatsApp Telegram Facebook