29.03.2005 tarihli ve 5325 sayılı partiler kanununda değişiklik yapılması hakkında kanun ve anayasanın 89 uncu ve 104 üncü maddeleri gereğince cumhurbaşkanınca bir daha görüşülmek üzere geri gönderilme teskeresi (s.s.876)
İstanbul Milletvekili · CHP
Genel Kurul, 92. Birleşim · 3. yasama yılı · 29 Nisan 2005 · 846 kelime · yaklaşık 4 dakikalık okuma
Kaynak göster
Hasan Aydın (CHP), 29 Nisan 2005 tarihinde TBMM Genel Kurulu, 92. Birleşim oturumunda konuştu (gündem: 29.03.2005 TARİHLİ VE 5325 SAYILI PARTİLER KANUNUNDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASI HAKKINDA KANUN VE ANAYASANIN 89 UNCU VE 104 ÜNCÜ MADDELERİ GEREĞİNCE CUMHURBAŞKANINCA BİR DAHA GÖRÜŞÜLMEK ÜZERE GERİ GÖNDERİLME TESKERESİ (S.S.876)); konuşma 846 kelime.
Hasan Aydın (CHP, İstanbul). “29.03.2005 tarihli ve 5325 sayılı partiler kanununda değişiklik yapılması hakkında kanun ve anayasanın 89 uncu ve 104 üncü maddeleri gereğince cumhurbaşkanınca bir daha görüşülmek üzere geri gönderilme teskeresi (s.s.876)”. TBMM Genel Kurulu, 92. Birleşim tutanağı, 29 Nisan 2005. Vekilpedia: https://vekilpedia.com/konusma/hasan-aydin-22-2-2005-04-29-29-03-2005-tarihli-ve-5325-sayili-partiler-kanununda-degisiklik-yapilm (erişim: 1 Kasım 2026).
Konuşmanın tam metni
HASAN AYDIN (İstanbul)Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; önce bir üzüntümü ifade edeyim: Burada oturan her milletvekili ortalama 80 000 seçmeni temsil etmektedir. Eğer bir milletvekili arkadaşımız, kalkıp burada "üç beş milletvekili", "milletvekili transferleri", "milletvekilinin yardımdan ötürü hortumlamaları" sözcüğünü kullanıyor ise, bunu doğru bulmuyorum, bunu yanlış buluyorum, Meclisin saygınlığına gölge düşürdüğü kanaatindeyim. Ben, bu düşünceye teessüf etmeyi bir görev biliyorum. Böyle milletvekilleri varsa, şanssız bir biçimde kazaen buraya gelmişlerse, onlara da teessüf ediyorum; ama, daha da önemlisi, böyleleri varsa, onları milletvekili yapanlara da iki kere teessüf ediyorum. Öncelikle bunu düzelteyim.
Değerli arkadaşlarım, işin tekniği konuşuluyor, işin biçimi konuşuluyor. Ben, partisini bırakmış bir milletvekili değilim; Cumhuriyet Halk Partisinin milletvekiliyim. Cumhuriyet Halk Partisinin milletvekilisiniz; ama, Cumhuriyet Halk Partisi Grup yönetiminin düşüncelerinin tersine hangi nedenle söz söylüyorsunuz derseniz, Cumhuriyet Halk Partisinin programında, yani, ben, parti programına bağlı... Cumhuriyet Halk Partisinin programı, partilerin programları, genel başkanlarını, milletvekillerini tümden bağlarlar. Örgütlü toplumu ve çokpartili çoğulcu demokratik sistemi savunan CHP'nin, yaşamın her alanında siyasallaşmasını; siyasetin, toplumun katmanları arasında yaygınlaşmasını, siyasî partilerin ülkenin her yöresinde etkinlik kazanmasını öngörür. Cumhuriyet Halk Partisi, 1982 Anayasasının, siyasal partilerin yapılanma, örgütlenme ve çalışma koşullarının getirdiği çoğulcu demokrasinin doğal gelişimini engelleyen tüm katmanların kaldırılmasını amaçlar. Bunun için konuşuyorum.
Değerli arkadaşlarım "2 kere aldın, 1 kere aldın, 3 kere aldın, 3 milletvekili gitti, 4 milletvekili gitti..." Kötü örnek emsal değildir; kötü milletvekili de iyi milletvekilinin emsali değildir. Adalet ve Kalkınma Partisi kurulduğu zaman bir tüzük yapmıştı ve ben okumuştum; çok güzel bir tüzüktü, demokratik bir tüzüktü. Zaten hep böyledir; liderler, güç oluşturmak istedikleri zamanlar toplumun müthiş cazibe merkezi olacak tüzükleri, programları oluştururlar; işleri bittikten sonra, sayısını bilmiyorum, bazı arkadaşlar "5 kere" diyor, bazıları "10 kere" diyor, Adalet ve Kalkınma Partisinin tüzüğü değiştirildi. Şimdi, bu tüzük buradayken, buraya gelmiş olan milletvekili, o tüzüğü beğendiği için burada olan milletvekili, o tüzük şu ya da bu şekilde değiştirildiği zaman "hayır, ben bu yolda değilim" dediğinde ne hakla küçümseyebiliriz! Bu, bütün siyasal partiler için böyle.
Şimdi, 1 kere aldınız, 2 kere aldınız. Sayın Fatsa, bakınız, siz 2 kere aldınız. Partiniz kapanmadan önce 1 kere aldınız, partiniz kapatıldıktan sonra 1 kere daha aldınız.
"Efendim, milletvekili gidiyor; peşinde oy götürüyor mu götürmüyor mu?" Milletvekili giderken peşinde oy götürüp götürmediğini bilmiyorum; ama, milletvekili kaldığı yerde, seçimlerde almış olduğu oyu tutup tutmadığını kimse bilmiyor. Böyle olsaydı bütün siyasal partiler her zaman Parlamentoda olacaklardı.
Şimdi, burada işin esası tehlikeli. Bir kere, Anayasanın temel hükümlerine kökten aykırı. Arkadaşım, kalktı, burada Anayasa maddelerini okuyor; ama, Anayasanın 68 inci maddesinde "siyasî partilere, devlet, yeterince, adil ve düzenli..." tam okuyamıyorum "...yardım yapar" kısmını atlıyor.
AHMET GÜRYÜZ KETENCİ (İstanbul)Hakça...
HASAN AYDIN (Devamla)Hakça!..
3 milletvekili gidecekmiş, yardım alacakmış; koşulları belli. Bu yasayı -aslında, eskiden yokmuş, nedenlerini bildiğimiz nedenle ortaya konulmuş- çıkarmak kutsalmış vesaire... Arkadaşlar, deveye sormuşlar: "Neren eğri?" "Nerem doğru ki" demiş. Bu Siyasî Partiler Yasasının tamamı eğri zaten. Eğer bu konuda samimiysek, eğer bu konuda içtenlikliysek, bir maddeyi cımbızla çeker gibi, topluma mesaj vermenin ötesinde, Türkiye'nin geleceğini inşa eden bir görev yapmakla karşı karşıya olduğumuzun sorumluluğunun bilincinde olalım.
Milletvekili arkadaşlarımız ne zaman geldi? Eğri oturup doğru konuşalım. Ne zaman iki parti bu konuda çok rahat bir mutabakat kurdu? Niye, iki sene önce gelmiş, bir sene önce görüşülmüş gelmedi de, son üç ay içerisinde, Anamuhalefet Partisi ve İktidar Partisi, istifalar gibi bir meseleyle gündeme geldi; bir siyasal oluşumun önünü kesmek için, Siyasî Partiler Yasasını düzeltmek için değil, siyasette adaleti, hukuku, eşitliği oturtmak için değil; bir endişeydi, günübirlik bir endişeydi.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
HASAN AYDIN (Devamla)Bitiriyorum Sayın Başkan.
BAŞKANBuyurun, tamamlayın efendim.
HASAN AYDIN (Devamla)Günübirlik bir endişeyle ve bence de çok doğru olmayan ve bence de, hem İktidar Partisini hem de muhalefet partisini korumaktan aciz bir tarzla, gönlünüz birlikte değilse, içtenlikli değilseniz, bu konuda inancınız tam değilse, yasayla, hukukla, idamla, sehpayla insanların beyinlerinin içini değiştiremezsiniz. Ön keserek, barikat kurarak, toplumda ortaya çıkabilecek gelişmeleri engelleyemezsiniz ve zaten böyle olduğu içindir ki, demokrasi, her türlü hilenin, her türlü endişenin ötesinde, çağdaş dünyanın bir numaralı, tek, tartışmasız sorunu olmuş. Çoğunluk büyüklüğünü şu şekilde ispat edebilir: Eğer, Parlamentoda büyük bir partiysek, bizim büyüklüğümüzün ölçüsü, en küçüğe en fazla sahip çıkma erdemini yaşayarak ortaya çıkabiliriz. Geçen dönemdeki olan partiler Parlamentoda yok; bu dönemdeki olan partiler Parlamentodayız. Peki, kim nasıl garanti edebilir ki, günün birinde, bu Parlamentodan tekrar buraya geldiği zaman, bunun gibi bir yasa çıktığında, ya, ben bu yasanın lehinde konuşmuştum; fakat, şimdi, aleyhinde konuşmak zorundayım... Erdem, öngörü, uzakgörü, iki yıl sonrasını, üç yıl sonrasını, beş yıl sonrasını hesaba katarak ortaya çıkabilecek bir duruş biçimidir. Yanlıştır ve burada, çok rahatlıkla şunu söyleyeyim: Küçük parti, yani, yüzde 10'un üzerinde olmayan partilere söyleyeyim; bu yasa döner. Bu yasanın Anayasada yasalaşması ihtimali yoktur. Bu yasa adalete, bu yasa hukuka, bu yasa Siyasî Partiler Yasasına, tepeden tırnağa, hakkaniyete, adalete ters; bir endişeyle, bir panikle, bir gereksizlikle gündeme getirilmiştir.
Bu yasa, zaten, nasıl olsa çıkacak; ama, ben, açıkçası şunu ifade etmek için çıktım: Milletvekilleri, bazen, o günkü rüzgârın etkisiyle değil de, bazen, bağlı oldukları bu değerlerle de ortaya çıkabilirler, korkusuzca fikirlerini söyleyebilirler ve tarihe iyi-kötü, küçük-büyük, virgül ya da noktalı virgül bir not düşebilirler kanaatiyle konuştum.
Hepinizi, saygıyla, sevgiyle selamlıyorum arkadaşlar. (SHP sıralarından alkışlar)
AYNI GÜN GENEL KURUL’DA
Aynı gün söz alan diğer vekiller
24 konuşma daha · 29 Nisan 2005